Sayı 35|AĞUSTOS 2008    Anasayfa | Blog | Kurumsal | Forum | Gündem | Röportajlar | Dünya | İnsan |  Sağlık | Kültür Sanat | Çocuk | Eğitim | Çevre | Bilim

 

Tamamen gönüllülük ilkesiyle yürütülen İndigo Dergisi’ne katkı sağlamak isterseniz reklamlarımıza tıklayabilirsiniz.

Okuyucularımıza teşekkür ederiz.

 

DUYURU!

Gazeteciliğe

hevesli misiniz?

İndigo Dergisi, muhabir ve editörler aramaktadır. Detaylı Bilgi

 

ANNOUNCEMENT!

International Edition of Indigo Magazine is looking for columnists and editors.

click for more information

 

Indigo Community

Facebook'ta faaliyet gosteren uluslararası bir indigo network grubudur.

Katılmak icin tıklayın

 

İndigo Dergisi’ni

Açılış sayfanız yapın

 

 


 

 

Yazar: Can Duman

Suskun ve Keskin

 

Yazar: Yasin Sarı

Sirius Burada

 

Yazar: Fehmi Özçelik  

Oyun

 

Yazar: Mehmet Yapıcı

Sen Yoktun

 

Yazar: Can Duman

Bilinmezin Sensizi

 

 

 

 

 

Yazar: Zuhal Keresteci

Fotoğraf Karelerindeki Çocuk! Beni Affet!

“Peşinden sürükleyen bir giz adını bulamadığım… Geceler boyu uykusuz gecelere mahkûm eden… Kır saçlı bir adam var karşımda… Karşısında tecrübesiz bir kız…

Ilık bir yaz yağmuru yağıyor bugün… Düşlerim ıslanıyor… Kafesine sığamayan bir beden… Hem ürkek hem çekingen… Hayalinde biri… Adını söylemeye korkuyorum… Unutmalıyım, biliyorum…” (Eylül, 2007)

Yine Ayten Alpman’ı dinliyorum şu an… Yine “Söyle buldun mu aradığın aşkı” diyor… Kulağımda o güzel ses, anlamlı sözler; kalbim buruk… Aklımda o çocuk… Günlerdir gözümün önünden gitmeyen görüntüsüyle sanki onun da kalbi bana küs, bana sırt dönmüş… Gözlerindeki mana… Kirli saçları, buğulu gözleri, küskün tavrı… Beni affet çocuk… Elini tutmadığım, gözlerine uzun uzun bakmadığım, seni anladığım halde anlamamış gibi davrandığım için beni affet! 

Bir damla gözyaşı öder mi borcumu… Günlerce aklımı meşgul eden düşünceler… Bir kâse sıcak çorba… Borcumu öder mi? Hem bir daha seni bulur muyum? Neredesin çocuk?

*** 

Kim bilir kaç kez mendil satan bir çocuğun fotoğrafına rastlamışızdır. Kim bilir baskülle para kazanmayı bekleyen kaçına, otomobillerin arasında tehlikenin farkına varmaksızın, oyun oynarcasına cam silmeye çalışan diğerlerine… Karanlık çökmemişken şehrin üstüne aramızdayken, geceleri bir köşede büzülüp yatan çocuklar… Kimilerine tiner çekerken rastlarken, kimilerinin de hiç farkına varamamışız hayata kapanan gözlerimizle… 

Fotoğraf çekmeye meraklı olanlarımız kim bilir onların kaç fotoğrafını eklemiştir albümlerine… Çamura bulanmış kıyafetleri, batık elleri, tozlu ayaklarıyla “Abla n’olur”, “Abi n’olur” deyişlerine kaç kez kulak tıkamıştır. Acı veren görüntüler dile getirilirken defalarca, acıya karşı duyarsızlaştığımızın kanıtı olmuştur sokakların çocukları… Katılaşan kalbimizin göstergesi bir o kadar da… Neden diye sormadan, toplumdan dışladığımız çocuklardan bazen ürkmüş bazen de söylemesi bile utanç veren tiksinti hissine kapılmışızdır…  

Hâlbuki şanslarını kazanmak uğruna düşmüşlerdi belki de yollara… Kaybettikleri şansın peşinden iz sürüyorlardı… Bir varmışla başlayan masalda kırmızı başlıklı kızı ağına düşürmeye çalışan kurtla karşı karşıya kalmışlardı muhtemelen… Korkuyu unutmaya, soğuk gecelerde ısınmaya çalışıyorlardı tinerle… Önce köprü altı çocuklarıydılar, şimdi ise sokakların çocukları… Belki bir montları olsaydı… Yağmurdan koruyacak minik bir çatıları… Rüzgârı geçirmeyecek dört duvarları olsaydı… Bir de paylaştıkları bir sevgileri olsaydı… O zaman belki tineri sevmeyeceklerdi bu kadar. Okuyabilselerdi diledikleri kadar, kitapları olsaydı… Belki şiir yazabilselerdi, kalemleri olsaydı, yazmayı seveceklerdi tinerden daha çok… Üşümeselerdi, bir sobaları olsaydı, rutubet de koksa bir yastıkları olsaydı… O zaman, belki…   

Oysa, onlar akşam karanlığı bastırınca gidecek bir evlerinin olmayışına hayıflanmaktan bile vazgeçmişlerdi. Hayat böyle bir şey mi yoksa değil mi bir fikirleri olmamalıydı… Hayattan bir beklentileri de… Başka insanlar gaddar olmalıydı mutlaka onlara göre… O çocuğa göre ben de gaddar olmalıydım… Ne acı!  

En büyük zevkleri tiner ya da bally çekmek değil halüsinasyonlar görmek olmalıydı… Olmayan güzelliklerin yanı sıra çirkin olan her şeyi unutmak olmalıydı… Yok olmak ve var olmak bir olmalıydı… O çocuk beni de unutmak istiyor olmalıydı… Yalvaran bakışlarına cevap vermediğim için… Ona kapılarımı açmadığım, sıcacık bir banyoda yıkamadığım, sıcak bir çorba pişirmediğim, bir anne şefkatiyle başını okşamadığım için… Beni unutmak istiyor olmalıydı… Ondan korktuğum, gözlerimi gözlerinden kaçırdığım için… Onun küçük bir çocuk olduğunu unuttuğum için beni unutmak istiyor olmalıydı…

*** 

Elini tutmadığım, gözlerine uzun uzun bakmadığım, seni anladığım halde anlamamış gibi davrandığım için beni affet çocuk!


YAZAR HAKKINDA BİLGİ

Zuhal Keresteci, 1981 Edirne doğumlu. 2003 yılında Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik bölümünden mezun olduktan sonra Trakya Üniversitesi Kamu Yönetimi bölümünde “Politik Pazarlama” konulu bir tez hazırlayarak yüksek lisansını tamamladı. Detaylı Bilgi


 

HABERLER

Dördüncü Dünyaya İtilen İnsanlık


“Türkiye’de Yapılacak En İyi İş Komisyonculuktur!”


Brüksel Notları


Beyin Dalgalarının Gizemi


Dişi Enerji Yeniden Doğuyor


Fotoğraf Karelerindeki Çocuk!

Beni Affet!


Oyun ve Çocuklar


Tanrının Nefesi "Ozon"


EMDR ile Hayatınıza Yeni Bir Yön


Galata’da Sanat Var!


Korkaklar Aşksız Gömülür


Üçüncü Hareket Yasasına Hazırlıksız Tepkiler


Uluslararası Hegel Kongresi


Umulmayan, İmkansız Değildir


Tasavvuf ve Aşk


Sana Verdiği "Tek Şey" Her An Gidecekmiş Hissidir


Aydınlanma ve Ateş Böcekleri!


Dünyanın En Eski Aşk Şiiri


İstanbul, Ah İstanbul


Düşlerimdeki Yaşam Bolum 4


Mutluluk


Ateş Et Korkak, Yalnızca Bir İnsan Vuracaksın


Teklif


Dönüşüm

 

denemeler

neyseo

 

KÖŞE YAZARLARI

Meliha Başal

Artistlik Yarışmasının Şarkıları


Adnan Çelik

Aşk ve Yalnızlık


Merve Şen

Bulutlar Beyazdır


Tuğçe Karaarslan

Öz


Boran Savran 

Şiir Yazmak Yaşamak Demektir


Didem Çivici

“Tanrı Yağmurdadır” 


Buse Doğan

Gözlerini Gözlerimden Ayırma Hiç


Hale Kararslan

Uçup Gidiyorum


Tuğba Yaman

Hasret


Volkan Burnaz

Ayın Karanlık Yüzü


Eray Çetinkaya

Seni Unuttukça Seveceğim


Burcu Özgeçen

İnsan Olmak


Didem Çivici 

Kapı

f


Anasayfa   Blog    Kurumsal   Reklam   Arşiv   Arama   İstatistikler   Forum   Bağlantılar   Röportajlar

Gündem      Dünya   İnsan   Sağlık   Kültür Sanat   Çocuk   Eğitim   Çevre   Bilim   Astroloji   Duyurular    İndigo

 

2005-2008 © İndigo Dergisi

İndigo Dergisi, FSEK ve TCK uyarınca koruma altındadır.

Yazar adı ve yazı linkini kaynak göstermek suretiyle alıntı yapabilirsiniz.

Dergimiz en iyi 1280x800 pikselde görüntülenir.

İçerik Politikası | Kurumsal | Reklam

Son Güncelleme:  18 Agustos 2008 TSİ 01:00