|
Haber:
Zuhal Keresteci
Çocuk Gelişimi Haberleri, Edirne
Medyanın Şekil Verdiği Çocuk
Bir
bebek… Kurulan düşlerin gözbebeği… “Kız mı, erkek mi? Eli ayağı düzgün
olsun!” söylemleri… İlk duyuş kalp atışlarını, ilk tekmeler… İlk fotoğraf,
ultrason görüntüleri… İlk heceler be, ba, de, da… Önce “Baba dedi”
haykırışları… İlk emekleyiş, ilk kırıp dökmeler… Çocukluğa ilk adım, ilk
doğum günü… İlk okul, ilk aşk, ilk zorlanışlar… İlk sorular “Büyüyünce ne
olacaksın?”… Cevap: “öğretmen-doktor”…
Çocukların ilkleri hiç değişmiyor kurulan düşlerden ilkokula değin…
Değişiklik ne ilk aşkta ne de zorlanışlarda… Yalnızca tercihleri değişiyor
onlar geleceğe adım attıkça… “Ne olmak istiyorsun?” sorusuna “Ünlü olmak
istiyorum” cevabını veriyorlar, medyanın büyülü dünyasına hayranlıklarını
ortaya koyarak… Ya oyun oynamak yerine televizyon izliyorlar ya da
oyunlarına televizyonda gördüklerini taşıyorlar… Peki ebeveynler ne yapıyor?
Çocukların çok masum görünen bu hayranlıklarının önemini ve şiddetini
hissedebiliyorlar mı?
Tüketim
kültürüne erken yaşta uyum sağlayan çocuklar insan hayatının da umarsızca
tüketilebileceğini öğreniyorlar. Bazen pokemon olup uçmaya bazen de Saddam
olup intihara kalkışıyorlar. Çünkü çocuklar… Doğruyla yanlışı ayırt
edemiyorlar ve bunun ayırdına varamadıkları gibi her bilgiye
kolayca
ulaşabiliyorlar. Böylece çocuklar bitmek bilmeyen şiddet ve istismara maruz
kalıyorlar.
Ülkemizde istismar, şiddet ve ihmal prevalansı sürekli artış gösteriyor. Bu
artış medyanın yanı sıra genellikle ataerkil otoriteye sahip aile yapısından
kaynaklanıyor. Yani istismar, şiddet ve ihmal öncelikle ailede başlıyor.
Medyanın da desteğiyle çocuğun tüm yaşamını kuşatıp, ona şekil veriyor…
Şayet onlar pokemon ya da Saddam olup hayatlarına son vermedilerse…
Ataerkil aile yapısında çocuğa öğretilmeye çalışılan boyun eğicilik,
fiziksel cezalandırma, utandırma ve ayıplama gibi duygusal kontrol
yöntemleri çocuk istismarına verilebilecek örnekler. Medyada ise istismar
farklı boyutlara ulaşıyor. Çünkü medya çocuğa çok şey öğretiyor.
Gördüklerinden etkilenen çocuklar gördükleri şeyin niteliğine uygun bazı
davranışlarda bulunuyor. Saddam’ın idamının ardından birçok ülkede kendini
asarak intihar eden çocuklar gibi. Bu sadece Saddam olayına özgü bir şey
değil üstelik. Düğünlerde sıkılan kurşunlardan sıkan çocuklar, filmlerdeki
gibi teklifini kabul etmeyen kızı öldürmeyi aşkın büyüklüğü sananlar…v.s.
Çocuk
istismarını elbette ki sadece şiddet içeren yayınlarla sınırlamak mümkün
değil. Ancak istismar söz konusu olduğunda medyanın olumsuz etkileri gözardı
edilemiyor…
Demek
istediğim şu ki; hemen hemen hepimiz bir bebek hayal ediyoruz. Kurduğumuz
düşlerin gözbebeği oluveriyor bir anda. Sonra onu avuçlarımıza alınca bir
süre sonra sahip olduğumuz her şey gibi onun da değerini eskisi gibi bilmez
oluyoruz. Bazen iş bazen de başka şeylerin hırsı daha üstün geliyor
tercihlerimiz arasında. Ne şekli versen alacak, ham, duru beyinleri medyayla
özellikle de televizyonla baş başa bırakıyoruz. “Bizi işimizden alıkoymasın
da ne yaparsa yapsın!” Bir süre sonra ünlü olmak isteyen, şiddet uygulayan,
“Babam öyle diyo”, “Light Selami” gibi medyanın insan hayatına yerleştirdiği
kalıpları kullanan; “Yoksa beni beğenmiyor musun?” deyip Gaffur’a benzemeye
çalışan, belki sizin bile adını bilmediğiniz ürünleri isteyen ve ileride
“coach potatoes” olmaya aday obez çocuklar olup çıkıveriyorlar. Oysa onun
varlığını hayal ederken onu böylesine ihmal etmeyi hiç düşünmemişken…
İşte
biz, hepimiz böyle bir nesil yetiştiriyoruz… Hayatta başarılara dair ün
kazanmışlara özendiremezken; günlük ilişkiler yaşayan, parıltılı kostümlerle
çocukların ideallerini yönlendiren yapay karakterlere özendiriyoruz onları…
Onları henüz kazanmışken kaybetmeye terk ediyoruz… Bu kaybedişler bazen
zaman alırken bazen ansızın can yakabiliyor…
İhmal,
şiddeti de istismarı da doğuruyor… İhmal ailede başlıyor. Çocuklarınızı
ihmal etmeyin…Medya birtakım düzeltmelere gitmiyorsa, reyting uğruna
çocuklardan vazgeçiyorsa, çocuklarınıza siz sahip çıkın!
Biraz
sevgi ve ilgi! Canınız yanmasın!
YAZAR
HAKKINDA BİLGİ
Zuhal
Keresteci, 1981 Edirne
doğumlu. 2003 yılında Marmara Üniversitesi İletişim
Fakültesi Gazetecilik bölümünden mezun olduktan sonra Trakya
Üniversitesi Kamu Yönetimi bölümünde “Politik Pazarlama”
konulu bir tez hazırlayarak yüksek lisansını tamamladı.
Detaylı Bilgi
|