Sayı 36|EYLÜL 2008    Anasayfa | Blog | Kurumsal | Forum | Gündem | Röportajlar | Dünya | İnsan |  Sağlık | Kültür Sanat | Çocuk | Eğitim | Çevre | Bilim

Share Facebook


Tamamen gönüllülük ilkesiyle yürütülen İndigo Dergisi’ne katkı sağlamak isterseniz reklamlarımıza tıklayabilirsiniz.

Okuyucularımıza teşekkür ederiz.

 

DUYURU!

Gazeteciliğe

hevesli misiniz?

İndigo Dergisi, muhabir ve editörler aramaktadır. Detaylı Bilgi

 

ANNOUNCEMENT!

International Edition of Indigo Magazine is looking for columnists and editors.

click for more information

 

Indigo Community

Facebook'ta faaliyet gosteren uluslararası bir indigo network grubudur.

Katılmak icin tıklayın

 

İndigo Dergisi’ni

Açılış sayfanız yapın

 

 


 

 

Sonbahar

Yazar: Yasin Sarı


Zamanla Dans

Yazar: Fehmi Özçelik


Ahh Sevgili Aşkın Çok Güzel

Yazar: Hale Karaarslan

 

 

 

 

 

Haber: Zuhal Keresteci

Çocuk Gelişimi Haberleri, Edirne

Medyanın Şekil Verdiği Çocuk

Bir bebek… Kurulan düşlerin gözbebeği… “Kız mı, erkek mi? Eli ayağı düzgün olsun!” söylemleri… İlk duyuş kalp atışlarını, ilk tekmeler… İlk fotoğraf, ultrason görüntüleri… İlk heceler be, ba, de, da… Önce “Baba dedi” haykırışları… İlk emekleyiş, ilk kırıp dökmeler… Çocukluğa ilk adım, ilk doğum günü… İlk okul, ilk aşk, ilk zorlanışlar… İlk sorular “Büyüyünce ne olacaksın?”… Cevap: “öğretmen-doktor”…

Çocukların ilkleri hiç değişmiyor kurulan düşlerden ilkokula değin… Değişiklik ne ilk aşkta ne de zorlanışlarda… Yalnızca tercihleri değişiyor onlar geleceğe adım attıkça… “Ne olmak istiyorsun?” sorusuna “Ünlü olmak istiyorum” cevabını veriyorlar, medyanın büyülü dünyasına hayranlıklarını ortaya koyarak… Ya oyun oynamak yerine televizyon izliyorlar ya da oyunlarına televizyonda gördüklerini taşıyorlar… Peki ebeveynler ne yapıyor? Çocukların çok masum görünen bu hayranlıklarının önemini ve şiddetini hissedebiliyorlar mı?

Tüketim kültürüne erken yaşta uyum sağlayan çocuklar insan hayatının da umarsızca tüketilebileceğini öğreniyorlar. Bazen pokemon olup uçmaya bazen de Saddam olup intihara kalkışıyorlar. Çünkü çocuklar… Doğruyla yanlışı ayırt edemiyorlar ve bunun ayırdına varamadıkları gibi her bilgiye kolayca ulaşabiliyorlar. Böylece çocuklar bitmek bilmeyen şiddet ve istismara maruz kalıyorlar.

Ülkemizde istismar, şiddet ve ihmal prevalansı sürekli artış gösteriyor. Bu artış medyanın yanı sıra genellikle ataerkil otoriteye sahip aile yapısından kaynaklanıyor. Yani istismar, şiddet ve ihmal öncelikle ailede başlıyor. Medyanın da desteğiyle çocuğun tüm yaşamını kuşatıp, ona şekil veriyor… Şayet onlar pokemon ya da Saddam olup hayatlarına son vermedilerse…

Ataerkil aile yapısında çocuğa öğretilmeye çalışılan boyun eğicilik, fiziksel cezalandırma, utandırma ve ayıplama gibi duygusal kontrol yöntemleri çocuk istismarına verilebilecek örnekler. Medyada ise istismar farklı boyutlara ulaşıyor. Çünkü medya çocuğa çok şey öğretiyor. Gördüklerinden etkilenen çocuklar gördükleri şeyin niteliğine uygun bazı davranışlarda bulunuyor. Saddam’ın idamının ardından birçok ülkede kendini asarak intihar eden çocuklar gibi. Bu sadece Saddam olayına özgü bir şey değil üstelik. Düğünlerde sıkılan kurşunlardan sıkan çocuklar, filmlerdeki gibi teklifini kabul etmeyen kızı öldürmeyi aşkın büyüklüğü sananlar…v.s.

Çocuk istismarını elbette ki sadece şiddet içeren yayınlarla sınırlamak mümkün değil. Ancak istismar söz konusu olduğunda medyanın olumsuz etkileri gözardı edilemiyor…

Demek istediğim şu ki; hemen hemen hepimiz bir bebek hayal ediyoruz. Kurduğumuz düşlerin gözbebeği oluveriyor bir anda. Sonra onu avuçlarımıza alınca bir süre sonra sahip olduğumuz her şey gibi onun da değerini eskisi gibi bilmez oluyoruz. Bazen iş bazen de başka şeylerin hırsı daha üstün geliyor tercihlerimiz arasında. Ne şekli versen alacak, ham, duru beyinleri medyayla özellikle de televizyonla baş başa bırakıyoruz. “Bizi işimizden alıkoymasın da ne yaparsa yapsın!” Bir süre sonra ünlü olmak isteyen, şiddet uygulayan, “Babam öyle diyo”, “Light Selami” gibi medyanın insan hayatına yerleştirdiği kalıpları kullanan; “Yoksa beni beğenmiyor musun?” deyip Gaffur’a benzemeye çalışan, belki sizin bile adını bilmediğiniz ürünleri isteyen ve ileride “coach potatoes” olmaya aday obez çocuklar olup çıkıveriyorlar. Oysa onun varlığını hayal ederken onu böylesine ihmal etmeyi hiç düşünmemişken…

İşte biz, hepimiz böyle bir nesil yetiştiriyoruz… Hayatta başarılara dair ün kazanmışlara özendiremezken; günlük ilişkiler yaşayan, parıltılı kostümlerle çocukların ideallerini yönlendiren yapay karakterlere özendiriyoruz onları… Onları henüz kazanmışken kaybetmeye terk ediyoruz… Bu kaybedişler bazen zaman alırken bazen ansızın can yakabiliyor…

İhmal, şiddeti de istismarı da doğuruyor… İhmal ailede başlıyor. Çocuklarınızı ihmal etmeyin…Medya birtakım düzeltmelere gitmiyorsa, reyting uğruna çocuklardan vazgeçiyorsa, çocuklarınıza siz sahip çıkın!

Biraz sevgi ve ilgi! Canınız yanmasın!


YAZAR HAKKINDA BİLGİ

Zuhal Keresteci, 1981 Edirne doğumlu. 2003 yılında Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik bölümünden mezun olduktan sonra Trakya Üniversitesi Kamu Yönetimi bölümünde “Politik Pazarlama” konulu bir tez hazırlayarak yüksek lisansını tamamladı. Detaylı Bilgi


HABERLER

 

 

Beyin Dili Nöroterapi


Dünya Dışı Yaşam


Mutlak İktidar


Demokrasi Üzerine Bir Derleme


"Gündemimiz Çok Sığ"


Su Kıtlığı Mücadelesine Çağrı


Eğitime Gönüllü Desteği


Medyanın Şekil Verdiği Çocuk


Twixt


Bir İnsan Yaratıyoruz


Sürü ve Yetkeci Çobanlar


Çok Bilinmeyenli Dönemeçler


Eşcinsellere Eşit Hak ve Özgürlükler


Kuantum Anlayışı ile Maddeden Enerjiye


“Hiperaktif Oğlum”

 

denemeler

neyseo

 

KÖŞE YAZARLARI

Zuhal Keresteci

Bugün ve Sanki


Hale Karaarslan

Sevgi En Derinlerimde


Burcu Akar

Gerçek Kimliğimiz Tanrısallık-2


Gürhan Faik Yeğit

Kılavuzluk ve Eğitmenlik


Can Duman

Rüzgârın Hoyratlığında Mağrur Bir Yaprak Gibi Olabilmek


Buse Doğan

Sensizliğin Erguvan Hali


Didem Çivici

Martı


Rüya Yüksel

Günahlarımla Sevaplarımla Aldım Başımı Gidiyorum


Vokan Burnaz

Kristal Elma


Didem Çivici

Unicorn'a Atıf


Volkan Burnaz

Ayrılış

f


Anasayfa   Blog    Kurumsal   Reklam   Arşiv   Arama   İstatistikler   Forum   Bağlantılar   Röportajlar

Gündem      Dünya   İnsan   Sağlık   Kültür Sanat   Çocuk   Eğitim   Çevre   Bilim   Astroloji   Duyurular    İndigo

 

2005-2008 © İndigo Dergisi

İndigo Dergisi, FSEK ve TCK uyarınca koruma altındadır.

Yazar adı ve yazı linkini kaynak göstermek suretiyle alıntı yapabilirsiniz.

Dergimiz en iyi 1280x800 pikselde görüntülenir.

İçerik Politikası | Kurumsal | Reklam

Son Güncelleme:  8 Eylül 2008 TSİ 01:00