Sayı 34|TEMMUZ 2008    Anasayfa | Blog | Kurumsal | Forum | Gündem | Röportajlar | Dünya | İnsan |  Sağlık | Kültür Sanat | Çocuk | Eğitim | Çevre | Bilim

 

Tamamen gönüllülük ilkesiyle yürütülen İndigo Dergisi’ne katkı sağlamak isterseniz reklamlarımıza tıklayabilirsiniz.

Okuyucularımıza teşekkür ederiz.

 

ANNOUNCEMENT!

International Edition of Indigo Magazine is looking for columnists and editors.

click for more information

 

Indigo Community

Facebook'ta faaliyet gosteren uluslararası bir indigo network grubudur.

Katılmak icin tıklayın

 

İndigo Dergisi’ni

Açılış sayfanız yapın

 

 


 

 

Yazar: Yasin Sarı

Bir Semazen

 

Yazar: Efe Elmas

Düşen Melek

 

Yazar: Fehmi Özçelik

Zıtlık

 

Yazar: Mehmet Yapıcı

Kayıp Rüyalar

 

 

 

 

 

Yazar: Zuhal Keresteci – Mayıs 2008

Tarih Tekerrürden Kurtulsun!

Elif Şafak son romanı Siyah Süt’te şöyle diyor: “Ne çekiyorsak normallerden çekiyoruz. Faşizm kötülerin değil, normallerin eseridir. Sürüye ayak uyduran, verilen her emri sorgusuz sualsiz yerine getiren sıradan insanlar her türlü totaliterliğe açıktır.”

Bizler, hep farklı olanı bastırmaya çalışırız hayatta değil mi? Ve tarih tekerrürden ibarettir deriz; tarihi var eden, birbirinin aynısı insanı göz ardı ederek. İçimizde öylesine tuhaf düşünceler hüküm sürer ki… Yeniye kapatırız kapılarımızı, korkarız yarından, hayallerimiz yerini özlemlere bırakır, acıya doymuş bir hayat da olsa geride kalan, geçmiş en değerli olandır.

Ağaç yaşken eğilirmiş diye yaşken eğerler bizi sanki eğilmek mükemmel bir şeymiş gibi. Diz çöktürürler dogmalar karşısında. Bireyin başkaldırmaya hakkı yoktur; “bana göre” demeye hakkı varmış gibi görünse de. Eğer bunu denese bile başka bir başkaldırıyla yine bastırılan kendi olur. Doğar doğmaz hatta daha doğmadan önce başlar başkalarına benzetilme ve benzeme çabalarımız. “Yan komşunun kızında pembe bir yelek vardı, ben de kızıma aynısından yapacağım” der anneler. Kıza pembe, oğlana mavi… Sanki başka bir şey olmazmış gibi. Hele ikiz doğarsa çocuklar hepten birbirinin aynısı oluverirler. Aynı ayakkabıları giyip, aynı oyuncaklarla oynarlar. Bazen babaları bile onları ayırt etmekte zorlanır. Bu kopyalaşmaya o kadar alışırlar ki, bir gün birinin tokası mor, diğerinin eflatun olursa hüzne boğulurlar. Oysa aradaki sadece ton farkıdır. Bir müddet sonra komşunun kızı, sınıf arkadaşı, televizyondaki kız hep rakibimiz olacaktır. Kurallar da bu yönde gelişime olanak tanıyan taş duvarlar olarak çıkacaktır karşımıza. “Sadece siyah ayakkabı giyebilirsiniz, gri pantolon, gri süveter ve beyaz gömlek.” Aman Allah’ım bu sözleri yine duyar gibiyim; okul yıllarında olmalı bu; bizi fabrikadan çıkan ürünler gibi tek yapan!

Ne yazık ki benzeme, benzetilme, kopyalama çalışmaları burada da son bulmuyor. İş hayatı da tek tipleştiriyor bireyleri, gerçekten birey olabildikleri düşünülürse! Beyaz önlüklüler, mavi yakalılar, kumaş pantolonlular, siyah ayakkabılar. Televizyondaki kız, komşunun kızı, ikiz kardeş… İkiz, üçüz, sonsuz… Görünümlerin tek tipleştirilmesinden sonra, düşünceler de tek tipleştirilir, farklı düşünceler yasaklanır, kınanır, gülünç diye adlandırılır… Bir insan eğer herkes gibiyse, klonlanmışsa, suya sabuna dokunmuyor, düzenin içinde yaşayıp akıyorsa ve yok olup unutulmaya yüz tutmuşsa normaldir! Normal insan sürüye ayak uydurur, ölümüyle adı unutulur, yok olmaya ve hatırlanmamaya mahkûmdur. Normal insan Şafak’ın da dediği gibi her emri sorgusuz sualsiz yerine getirendir. Televizyondaki kızın aynadaki yansıması, sınıf arkadaşının beynindeki dalgalar gibidir. Ve sıradan her insan, totaliterliğe açıktır. Evet, biz ne çekiyorsak normallerden ve farklı olanı bastırmaya çalışanlardan çekiyoruz. Farklılığa izin vermek tarihi tekerrürden kurtaracaktır. Farklıysanız farkınızla onur duyun ve hiçbir şeye aldırış etmeden bildiğiniz yolda ilerleyin…

Tarih tekerrürden kurtulsun!


YAZAR HAKKINDA BİLGİ

Zuhal Keresteci, 1981 Edirne doğumlu. 2003 yılında Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik bölümünden mezun olduktan sonra Trakya Üniversitesi Kamu Yönetimi bölümünde “Politik Pazarlama” konulu bir tez hazırlayarak yüksek lisansını tamamladı.

Detaylı Bilgi


 

2008 © indigodergisi.com


Daha hızlı internet ve sayfaların en iyi görüntüsü için alttaki kutuya tıklayarak Firefox’u yüklemenizi tavsiye ederiz.

 


Gönüllülük ilkesiyle yürütülen İndigo Dergisi’ne katkı sağlamak isterseniz reklamlarımıza tıklayabilirsiniz.

 

YAZILAR

Tanrının Zerrecikleri


Manyetik Kent Manisa


Mars’a Yaklaşan Meteor


1 YTL Ver 1 Film Çekeyim


Kuantum Sıçraması


“Şekilsel” Türbanın Yozlaşması


Client ile Yüzde Yüz Müşteri Memnuniyeti


Türk Dil Yurdu Projesi


Fransa’nın Kuzey Şehri "Lille"


İndigo Nörolojisi


Okul Öncesi Eğitim Kurumlarında Ahlâk


Futbolcu Robotların Büyük Gösterisi


Açmazlarda Özgür Seçimler 


Sylvia Plath


İndigoların Gizli Dünyası


Zamanı Böldük ‘Yeni Yıl’ dedik


Savaş


Bir Kente Ait Olmak-2


Nasıl Görmek İstiyorsanız O Şekilde Bırakınız


Bu Gerçek Sevgi Mi?


En Son Ne Zaman Doğdun?


Sevgiliye Mektuplar


Düşlerimdeki Yaşam - 6


Bir Gül’ün Yaprakları


Pasur!


Korku Tüneli


Acı Kahve, Kar ve Tarçın


Arka Sokaklar


Rhiannon


Bizim Kavgamız


Okyanus


Bahane


denemelerneyseo


Diğer Sen

f


Anasayfa   Blog    Kurumsal   Reklam   Arşiv   Arama   İstatistikler   Forum   Bağlantılar   Röportajlar

Gündem      Dünya   İnsan   Sağlık   Kültür Sanat   Çocuk   Eğitim   Çevre   Bilim   Astroloji   Duyurular    İndigo

 

2005-2008 © İndigo Dergisi

İndigo Dergisi, FSEK ve TCK uyarınca koruma altındadır.

Yazar adı ve yazı linkini kaynak göstermek suretiyle alıntı yapabilirsiniz.

Dergimiz en iyi 1280x800 pikselde görüntülenir.

İçerik Politikası | Kurumsal | Reklam

Son Güncelleme:  4 Temmuz 2008 TSİ 08:30