|
Yazar:
Yrd. Doç. Dr. Leyla Fetihi
Akademik
Makale,
İstanbul
- Aralık 2007
Oyun Çocuklar
için Niçin Önemlidir?
Çocuklar yapıları
nedeniyle oyun oynamayı severler. Oyun oynamaktan zevk alırlar ve bir fırsat
yakaladıklarında da hemen oynarlar. Oyun sırasında karşılaştıkları zorluklar
onları cezbeder. Çocuklar oyun oynamayı neden sever? Çünkü; oyun içten
güdülüdür yani kimse onlara ne yapmaları veya nasıl yapmaları gerektiğini
söylemez. Eğer yetişkin oyuna uygun olmayan şekillerde katılır veya onu
yapılandırırsa o etkinlik oyun olmaktan çıkar, etkinliğe karşı ilgi azalır.
Oyunun
önemi konusunda şu noktalar üzerinde durulabilir:
“4 yaş grubu için olan
sınıfın bir köşesi tıp merkezi olarak düzenlenmişti. Eldivenler, steteskop,
not defteri, kurşun kalem konulmuştu. Selda hasta için reçete yazmaya
başlamıştı. Hastanın kaç gün ilaç alması gerektiğini yazıyordu. Rakamları
teker teker yazıyordu. Bu sırada bir başka doktor olan Rana öğretmene gelir
ve reçetenin üzerine neler yazması gerektiğini bilmediğinden şikayet eder.
Öğretmen, reçetenin üzerine doktorun ismini yazmasının gerektiğini söyler.
Rana harıl harıl kendi ismini reçeteye yazmaya başlar. Daha sonrada yazmak
istediği diğer şeyleri de reçeteye yazmaya başlar.”
Bu
örnekteki Selda ve Rana yeni bir etkinlik yapmayı seçmişlerdi: reçete
yazmak. Fakat her çocuk etkinliği kendi yetenek seviyelerine uygun olarak
yapmayı seçerler. Selda reçeteye sayıları yazarken, Rana kendi ismini ve
diğer isimleri yazmayı seçti. Fakat her iki çocukta, daha evvel
bildiklerinden veya denediklerinden farklı, yeni bir durumla karşılaştılar.
Yetişkin farklılık için fırsat sağladı ama çocukların kendisi
karşılaştıkları problemi çözdüler, yani bildiklerini yeni bir duruma
uyarlayabilmek. Çocuklar meraklıdır. Yeni şeyleri araştırmayı severler.
Karmaşayı, zorlukları severler. Şaşkınlık, sürprizler hoşlarına gider (Gottfried,
1985).
Selda ve Rana’nın
yaptıkları yazma işlemi karmaşık bir davranıştır ve çeşitli motor, kognitif,
sosyal-duygusal yetenekler gerektirir. Ortam çocukların yeteneklerine göre
etkinlik yapabilmelerinin sağladı. Baskı yoktu. Çocuklarda çok zor veya çok
kolay bir etkinlikle karşılaşıp öfke (kızgınlık) duymadılar. Öğretmende
çocukları olumsuz değerlendirmedi. Bu örnek, kendinden (içten)-güdülü oyunun
yararlarını belirten bir örnektir.
Oyun da çocukların
kendisi gönüllü olarak, isteyerek detaylaştırır, karmaşık hale sokar.
Şöyle
bir deney yapın: değişik şekil ve renkteki blokları çocuklara verin ve neler
olduğunu gözlemleyin. Çocuklar belki kendine özgü detaylı bir klasifikasyon
sistemi geliştirecek (bulacak) ve blokları ona göre ayıracaklardır. Veya
bloklarla oldukça detaylı bir dizayn oluşturabilirler. Bu tür bir
içten-güdülü etkinlik, çocuklara tüm kırmızı blokları bir yere, tüm sarı
blokları bir yere ayırmalarını söylemekten çok daha değerlidir.(Rogers ve
Sawyers, 1988).
Diğer bir görüşe görede
oyun çevreyi kontrol etme yollarından biridir. Oyun sayesinde çocuklar şunu
öğrenirler: “etrafımda bir şeylerin olmasına veya değişmesine sebep
olabiliyorum.” (Piaget, 1963).
Çocuklar sebep-sonuç
ilişkilerini anlamaya başlarlar ve kendi davranışlarının sorumluluklarını
almaya başlarlar. Çocuğa hassa çevre ve yetişkinler
olmadığı zaman, çocuk
umutsuzluk içinde vazgeçer. Bunun sebebi de çevrelerinde çok az ya da hiç
bir etkilerinin olmadığını hissetmeleridir. Çocukların kendilerine olan
saygıları ve başarı-duyguları da olumsuz etkilenir (Connell, 1985; Harter,
1983).
Çocuklar
seçim yapmayı öğrendikçe ve seçimlerinin sorumluluğunu kabul ettikçe,
hayatları üzerindeki kontrolleri de o derece artacaktır. Oyun, çocukların
deneme-yanılma
yoluyla öğrenmelerine olanak sağlar.
Nedim’in anne-babası ona
2 yaşından itibaren yüzme dersleri aldırmaya başladılar. Bu dersler 4 yaşına
kadar devam etti. Her
seferinde Nedim daha fazla rezistans (tepki) gösteriyor, kesinlikle yüzmeyi
öğrenmiyor, denize bile girmek istemiyordu. Tek sevdiği alçak suda
oynamaktı. 5 yaşına geldiğinde ebeveynleri artık bu işten vazgeçtiler ve sığ
suda arkadaşlarıyla oynaması için ona izin verdiler. Kısa bir süre sonra
Nedim suda oynamaktan gerçekten büyük bir zevk almaya başladı. Daha sonra
yüzen arkadaşlarını taklit etmeye başladı. Birkaç gün içerisinde de derin
suda artık yüzebiliyordu. (Rogers ve Sawyers, 1988).
Burada da çocuğun kontrol
duygusuna sahip olması ve yetenekleri ve ilgilerini bağdaştırabilmek
önemlidir. Başarıyı yaşayan çocuklar deneyimleri tekrarlamak istemekle
kalmayacak, yeni ve daha zor şeyler denemek içinde istekli ve cesaretli
olacaklardır. (Harter, 1978, 1981; MacTurk, Vietze, Mc Carthy, Mc Quiston ve
Yarrow, 1985).
Oyun
çocuklara başarı için fırsatlar verir. Oyunda çocuklar neyin yapılıp, neyin
yapılamayacağını öğrenene kadar inatla denerler. Oyunda minimum ceza vardır.
Bu inatla deneme yetişkinlikte de devam eder. Çocuklara gelişimsel olarak
uygun deneyimlerin yaşatılmaması, ilgi, istek, amaçlarının önemsenmemesinin
sonucu öfke, başarısızlık ve öğrenmeye karşı ilgi eksikliği olacaktır. “Eğer
çocukların öğrenmelerini istiyorsak, oynamalarına izin vermeliyiz.” Oyunda
çocuklar kendi hızları ve istekleri, kendilerine göre öğrenme fırsatları
bulurlar (Gottfried, 1985). Çocuklara içten-güdülü etkinlikler doğal bir
memnuniyet verir (Gottfried, 1985). Çocuklardan motivasyon geldiğinde,
etkinliğin kendisinden hoşlanırlar. Bu da bir kere daha oyunun değerini
(önemini) gösterir.
Çocuklar
için oyun-öğrenme ve iş’in bir farkı yoktur. Çocuklar oynadıkları zaman
öğrenirler ve her dakikasından zevk alırlar. Çocukların öğrenmek için sonsuz
merakları, istekleri vardır. Ancak yetişkinlerin yanlış tutumları nedeniyle
bu istek, merak giderek azalır. “İşini bitirdikten sonra oynayabilirsin.”
şeklinde bir ifade çocuklara öğrenme ile çalışmanın birbirinin zıttı
etkinlikler olduğunu öğretir. Bu tür içten-güdülü etkinlikleri, ödevleri
bitirmek için ödül olarak kullanmak, çocuklara öğrenme ve iş’in
dıştan-motivasyon gerektirdiğini öğretir.
İçten-motivasyonlu
bir davranışı teşvik etmek için övgü ve ödüllere gerek yoktur (Leeper,
Greene ve Nisbett, 1973). (Bunun sonucuda sadece bir ödül almak amacıyla
birşey yapmaktır.) Gottfried, Smith ve Vollstedt (1985)’e göre; içten gelen
motivasyon oyunun bir sonucudur.
Kaynak:
Rogers, C.S. ve Sawyers, J.K. (1988). Play in the
Lives of Children. USA: NAEYC Publications.

Oyun ve Çocuklar: Süreç
mi Sonuç mu?
Kasim, 2007
Çocuklarla İlişkilerimizde Teşvik
Ekim, 2007
YAZAR
HAKKINDA BİLGİ
Leyla
Fetihi,
Marmara
Üniversitesi, Okulöncesi Eğitimi Ana Bilim Dalı,
Öğretim Üyesidir.
Boğaziçi Üniversitesi,
Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Bölümü Lisans derecesi aldı.
Boğaziçi Üniversitesi, Okul Öncesi Eğitimi Bölümü Yüksek
Lisans derecesi aldı. High/Scope Educational Research
Foundation (Ypsilanti, Michigan, A.B.D), High/Scope Okul Öncesi Eğitim
Programı eğitimi aldı. Marmara Üniversitesi, Örgütsel
Davranış (Organizational Behavior) Bilim Dalı Doktora Derecesi aldı.
leylafetih@hotmail.com
|