|
Yazar:
Yrd. Doç. Dr. Leyla Fetihi
Akademik
Makale,
İstanbul
- KASIM 2007
Oyun ve Çocuklar
Süreç
mi Sonuç mu?
Bir etkinliğin “oyun” olarak
tanımlanabilmesi için, bazı özelliklere sahip olması gerektiğini belirtir.
Bu özellikler şöyle sıralanabilir:
•
Oyun hoş ve eğlencelidir.
•
Oyun belli bir amaca
ulaşmak için harcanan bir çaba değildir.
•
Oyun, onu oynayan
tarafından serbestçe seçilir, zorunlu değildir.
•
Oyun, oynayanın etkin
katılımını gerektirir.
Çocuklar,
seçimini kendilerinin isteyerek yapmış oldukları etkinlikleri oyun olarak
kabul etmektedirler. Ayrıca çocuklar, bir etkinliğin kontrolüne daha çok
sahip oldukça, o etkinliği oyun diye adlandırmışlardır.
Oyun için gereken istek,
içten gelir ve oyun dıştan konulmuş katı kurallardan arındırılmıştır. Oyunda
önemli olan süreçtir, sonuç değil.
Eğer bir çocuk, hangi
etkinliği yapmak istediğine, o etkinliği nasıl ve hangi türde materyallerle
yapacağına kendisi karar veriyorsa ve çocuk oynuyorken, yetişkin için
çocuğun etkinliği yaşaması çocuğun o etkinliği güzel ya da çirkin doğru ya
da yanlış yapmasından daha önemli ise ancak o zaman çocuğun uğraştığı
etkinliğe “oyun” denilebilir.
Çocuklarla
oynarken öncelikle çocukların ancak yaparak, deneyerek, yaşayarak
öğrendikleri unutulmamalıdır. Çocuk için kalıcı öğrenme deneyimleri,
kendisinin düşünüp, karar verdiği, yaptığı ve sonuçlarını kendisinin gördüğü
etkinlikler sonucu olmaktadır. Bu düşünüşten yola çıkarak bizler,
yetişkinler olarak kendimizi “acaba çocuklarımız bir etkinliği ne kadar
doğru ya da yanlış, güzel ya da çirkin yapıyorlar“ endişesinden arındırmaya
çalışmalıyız. Unutmayalım ki gelişim, ancak bir deneme yanılma süreci
sonucunda oluşmaktadır. Çocukların yaptığı, yetişkinlere komik ya da saçma
gelebilecek olan hareketler, onlar için oldukça değer taşıyan, anlamlı ve
önemli öğrenme yollarıdır.
Yetişkinlerin dikkat
etmesi gereken noktalardan biri de şudur; Çocuklar deneyerek öğrensinler
derken, onları tamamen başıboş bırakalım denmemektedir. Bunun tam tersi
olarak onları, sıkı kontroller altında tutalım da denmemektedir. Burada
vurgulanmak istenen, çocuklara destekleyici ve kontrolü onlarla paylaşıcı
bir ortam sağlamaktır. Böyle bir ortamda, çocukların görüşleri, güçlü
noktaları, ilgileri, ihtiyaçları yetişkin için oldukça değerlidir. Burada
yetişkin, çocuğu düzenli olarak gözlemler. Amaç, etkinlikler için çocukları
zorlamak yerine, onlarla bir arkadaş olarak ilişkiye girmek ve yardıma
ihtiyaçları olduğunda onlara destek olmaktır. Önemli olan, çocuklara karşı
duyarlı bir yetişkin olmaya çalışmaktır.
Çocuklara
karşı duyarlı bir yetişkinin özellikleri şöyledir:
•
Çocuklara “duyarlı“
yetişkin, çocukların oyununa katılmak için fırsatlar arar. Çocukların
oyununa katılan yetişkin, oyunu değiştirmeye çalışmaz. Önemli olan, çocuklar
gibi ve onların hızına uygun olarak oynayabilmektir.
•
Çocuklar, ilgilerine,
ihtiyaçlarına, yaşadıkları deneyimlere uygunluk gösteren etkinliklerle
uğraşmak isterler. Yetişkinin bu konuda duyarlı olması ve çocukların ilgi,
ihtiyaç, gelişim düzeylerine uygun etkinlikler sağlanması gerekir. Böyle bir
yetişkin tutumu ile çocuğa verilen mesaj şudur; “Senin ilgilerin,
ihtiyaçların, bireysel özelliklerin benim için önemlidir.“
•
Duyarlı bir yetişkinle
çocuk arasındaki iletişime bakıldığında, konuşmaların, karşılıklı bir
alışveriş biçiminde olduğunu görülür. Yetişkinin konuşma miktarı ile çocuğun
konuşma miktarı arasında, bir eşitlik, bir denge söz konusudur.
Yetişkin, çocuk
bir
problemle karşılaştığında ona, bu problemi çözebilmesi için zaman tanır.
•
Duyarlı
bir yetişkin, çocukların başarma duygusunu yaşayabilmeleri için, onlara çok
kolay ya da çok zor gelen etkinlikler sağlamamaya çalışır. Yetişkinin bunu
yapabilmesi için çeşitli yaş gruplarındaki çocukların gelişim özellikleri
ile ilgili bilgisinin olması gerekir.
•
Çocuklarla oynarken,
önemli olan noktalardan biri de onlarla aynı fiziksel seviyede olmaktır.
Onlar yerde oturarak oynuyorlarsa, yere oturup onlarla oynamak, konuşurken,
onlarla yüz yüze olup, göz kontağı kurmaya çalışmak gibi.
•
Çocuklarla oynarken,
onların bize saçma veya garip gelebilecek açıklamalarını, görüşlerini
kınamadan, yargılamadan kabul etmemiz önemlidir. Bu kural, çocuklar
materyallerle oynarken de geçerlidir. Bize saçma ya da komik gelebilecek bir
resim yapabilirler. Ancak önemli olan bir
çocuğun herhangi bir
etkinliği yaparken yaşadıklarıdır. Bizim için çocukların yaşadıklarının
önemli olduğunu, onların
yaptıklarını, söylediklerini, kısacası onları oldukları gibi
kabul ederek iletebiliriz.
Sağlıklı
yetişkinler olabilmeleri için,
bugün çocuklarla olan ilişkilerimiz önem taşımaktadır. Yazıda paylaşmaya
çalıştığım noktaları, çocuklarla oynarken yerine getirmeye çalışmak, bu
yönde atılmış yapıcı adımlardan biri olacaktır. Hep birlikte sağlıklı
nesilleri yetiştirmek için el ele verelim.
Kaynaklar:
- Garvey, C. (1977). Play.
Massachusetts: Harvard University Press.
- Hohmann, M., Banet, B.& Weikart,
D.P. (1979). Young children in action. Ypsilanti, Michigan: The High/Scope
Press.
- Mc Donald, B. (1987).
Commnication. Extensions, 1(3), 1-8
-
Powell, A. (1990). Be responsive.
Extensions, 5(2), 1-8Rogers, C.S.&
-
Sawyers, J.K. (1988) Play in the
lives of children. Washington D.C.:NAEYC.
- Singer, D.S.& Revenson, T.A.
(1978). A Piaget primer : How a child thinks. Canada: Penguin Books.

Çocuklarla İlişkilerimizde Teşvik
Ekim, 2007
YAZAR
HAKKINDA BİLGİ
Leyla
Fetihi,
Marmara
Üniversitesi, Okulöncesi Eğitimi Ana Bilim Dalı,
Öğretim Üyesidir.
Boğaziçi Üniversitesi,
Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Bölümü Lisans derecesi aldı.
Boğaziçi Üniversitesi, Okul Öncesi Eğitimi Bölümü Yüksek
Lisans derecesi aldı. High/Scope Educational Research
Foundation (Ypsilanti, Michigan, A.B.D), High/Scope Okul Öncesi Eğitim
Programı eğitimi aldı. Marmara Üniversitesi, Örgütsel
Davranış (Organizational Behavior) Bilim Dalı Doktora Derecesi aldı.
leylafetih@hotmail.com
|