Sayı 35|AĞUSTOS 2008    Anasayfa | Blog | Kurumsal | Forum | Gündem | Röportajlar | Dünya | İnsan |  Sağlık | Kültür Sanat | Çocuk | Eğitim | Çevre | Bilim

 

Tamamen gönüllülük ilkesiyle yürütülen İndigo Dergisi’ne katkı sağlamak isterseniz reklamlarımıza tıklayabilirsiniz.

Okuyucularımıza teşekkür ederiz.

 

DUYURU!

Gazeteciliğe

hevesli misiniz?

İndigo Dergisi, muhabir ve editörler aramaktadır. Detaylı Bilgi

 

ANNOUNCEMENT!

International Edition of Indigo Magazine is looking for columnists and editors.

click for more information

 

Indigo Community

Facebook'ta faaliyet gosteren uluslararası bir indigo network grubudur.

Katılmak icin tıklayın

 

İndigo Dergisi’ni

Açılış sayfanız yapın

 

 


 

 

Yazar: Can Duman

Suskun ve Keskin

 

Yazar: Yasin Sarı

Sirius Burada

 

Yazar: Fehmi Özçelik  

Oyun

 

Yazar: Mehmet Yapıcı

Sen Yoktun

 

Yazar: Can Duman

Bilinmezin Sensizi

 

 

 

 

 

Yazar: Yrd. Doç. Dr. Leyla Fetihi

Akademik Makale, İstanbul - KASIM 2007

Çocuklarla İlişkilerimizde Teşvik ve Önemi

Günlük yaşantımızda çocuklarımızla birlikteyken şu tür ifadeler kullanabiliyoruz:           

“Aferin!”, “Bravo doğrusu!”, “Harika bir iş becerdin!”, “Süper!” gibi ifadeleri çocuklarla iletişim halindeyken kullanıyoruz. Pek çok yetişkin, yukarıda sözü edilen ifadelerin yararlı olduğuna inanarak, bunları sıklıkla kullanmayı tercih etmektedir.

Kamii’e (1984) göre, bu tür ifadeler çocuğun neyin doğru, neyin yanlış olduğuna kendisinin karar vermesi yeteneğinin gelişmesine yardımcı olmaz, çocukta bir tür bağımlılığa yol açar. Çocukta otorite olarak kabul edilen yetişkinin sürekli olarak kendisine neyin doğru ya da yanlış, neyin iyi ya da kötü olduğunu söylemesi gibi bir beklentiye neden olur. 

Chandler (1981), Hitz ve Driscoll’a (1988) göre, eğer otorite kişi çocuğu olumlu yargılayabiliyorsa, olumsuz da yargılayabilir. Bu durum, çocukta kaygı doğurabilir, bağımlılığa davet eder, kendine güvenmeye, kendini yönetmeye, kendini kontrol etmeye olanak vermez. 

Brophy’e (1981) göre, bu tür ifadeler çocuğun kendini değerli hissetme duygusunu yok edebilir ve çocuğun bağımsızlık mücadelesini olumsuz etkiler. 

Ohanian’a (1982) göre, “Senin dinleyiş şeklini beğendim” gibi ifadeler, çocuklarda öfke duygusuna neden olabilmekte, ayrıca çocuklar, çok küçük yaşlardan başlayarak bu tür ifadelerdeki samimiyetsizliği anlayabilmektedirler (Tompkins, 1991). 

Hiç bir çocuk her zaman iyi, her zaman hoş, her zaman akıllı olamaz. Çocuklar kendilerine yöneltilen olumsuz değerlendirmeleri önlemek için zor işleri denemeye kalkışmak istemeyeceklerdir (Tompkins, 1991). 

Teşvik, harcanan çabaya veya yapılan işin özelliklerine odaklaşan olumlu bir cevaptır (Tompkins, 1991). Teşvik ifadelerinin özelliklerine baktığımızda; teşvik belirlidir, örneğin, “Görüyorum ki resminde pek çok kırmızı renk kullanmışsın”  gibi. Burada çocuğun yaptığı resmin belirli bir özelliğinin vurgulandığını görüyoruz. 

Teşvik, bitmiş “ürüne” değil, “sürece” odaklaşır. Bu noktada şöyle bir örnek verebiliriz; çocuk öğretmenine bir “uzay gemisi” yaptığını söylüyor. Öğretmen de “Peki uzay gemisini nasıl yaptın bana anlat” diyor. Bu örnekte öğretmen, kullandığı ifade ile uzay gemisi yapma sürecine olan ilgisini, çocuğa açıkça belirtmiş oluyor. 

Teşvik çocuklar arasında “kıyaslamayı” ve “yarışı” önler. Örneğin; merdivenleri çıkmayı öğrenmekte olan çocuğumuza “Dün, merdivenin üçüncü basamağına kadar çıktın, bugün tepeye kadar çıktın” şeklinde bir ifade kullanabiliriz. Burada görüldüğü gibi çocukları birbiri ile kıyaslamak veya bir yarış ortamına sokmak yoktur. Sadece çocuğun yaptığı şeyin üzerinde durulmaktadır.  

Teşvik, çocukları “oldukları gibi kabul etmektir.” Teşvik aracılığı ile çocuklara yaptıklarının önemli olduğu ve bunun kendi kişilik değerleriyle hiç bir ilişkisi olmadığı mesajını verebiliriz. Teşvik sayesinde, çocuklar, yanlışlar yapabileceklerini ve bu yanlışlıklardan da çok şeyler öğrenebileceklerini anlayacaklardır. Böyle bir ortamda yetişen çocuk, ileride risk almaktan korkmayan bir yetişkin olabilecektir. 

Çocuklarla ilişkimizde teşviki kullanma yolları: 

Çocukların oyunlarına katılalım: Yetişkinin, oynamakta olan çocukların oyunlarında rol alması demek, davranışlarıyla çocuklara, yaptıklarının değerli olduğu ve kendisi tarafından kabul edildiği mesajını vermesi demektir ki bu da teşviktir. 

Çocukların çabalarını ve yaptıklarını tarif etmelerini sağlayalım: Örneğin; “Ne kadar güzel bir resim” yerine “Bana resmini biraz anlatır mısın?” ifadesi kullanılabilir. Bu tür bir ifade yoluyla çocuğu yaptığı resmi anlatmaya yüreklendirmekteyiz. Burada herhangi bir yargılama yoktur. 

Yorumlarımızla, çocukların yaptıklarını/görüşlerini kabul edelim; Örneğin “Aferin” yerine, “İlk defa bu yap-bozu doğru yaptığını görüyorum. Gerçekten onun üzerinde uzun zaman çalıştın” diyebiliriz. Bu tür bir yorum, çocukla yetişkin arasındaki konuşmayı başlatmada ve sürdürmede olumlu bir rol oynayacaktır. 

Geleceğin kendine güvenen, bağımsız, yardımlaşan, atılımcı yetişkinlerini yetiştirebilmek için teşviki günlük hayatımızda daha fazla kullanalım... 


Kaynaklar:

Brophy, J.E. (1981). Teacher Praise: A functional analysis, Review of Educational Resarch, 51(1) 5-32.

Chandler, T.A (1981), What’s wrong with sucess and praise?. Aritmetic Teacher, 29 (4), 10-12.

Hitz, R.,& Driscoll, A. (1988). Praise or encouragement? Young Children, 6-14.

Kamii, C. (1984). Viewpoint: Obedience is not enough. Young Children, 39(4) 11-14.

Tompkins, M. (1991). In praising less. Extensions 6(1) 1-8.

Oyun ve Çocuklar Kasim, 2007


YAZAR HAKKINDA BİLGİ

Leyla Fetihi, Marmara Üniversitesi, Okulöncesi Eğitimi Ana Bilim Dalı, Öğretim Üyesidir. Boğaziçi Üniversitesi, Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Bölümü Lisans derecesi aldı. Boğaziçi Üniversitesi, Okul Öncesi Eğitimi Bölümü Yüksek Lisans derecesi aldı. High/Scope Educational Research Foundation (Ypsilanti, Michigan, A.B.D), High/Scope Okul Öncesi Eğitim Programı eğitimi aldı. Marmara Üniversitesi, Örgütsel Davranış (Organizational Behavior) Bilim Dalı Doktora Derecesi  aldı. leylafetih@hotmail.com


HABERLER

 

 

Çıkarlarını Düşünmeyenler Unutulacaktır!


Aydının Duruş Yeri Sorunu


İslam'ın Devlet Talebi Var Mıdır?


“Sosyal Kare” Basamaklarıyla Tam Demokrasi’ye Yönelmek


Belçika’da Kurulamayan Hükümete Sivil Tepki


Gerçek Vatan Sevgisi Aslında Hangisi?


Stonehenge’in Sırrı


Dünya Dışı Varlıklarla İletişim Kurmayı Öğrenme


Çocuklarla İlişkilerimizde Teşvik


Grip Aşısının Tam Zamanı


Vücudunuzun Suya İhtiyacı Var


Stres, Beyin ve Tedavi Yöntemleri


Hastalıkların Ruhsal Sebepleri


Kendine Zarar Verme Davranışı 


Çocukerkil Ailenin Reisi Olmak


Kozmik Bilim Açışından Oruç

 

denemeler

neyseo

 

KÖŞE YAZARLARI

Adnan Çelik

Aldatmak Aldanmaktır


Levent Altaş

Arı vız vız vız... 


Volkan Burnaz

Hoşçakal


Buse Doğan

Öz’ün Ruhla Dansı 


Hale Karaarslan

Kara Delikler ve Sevgi


Didem Çivici

Sonbahar’ı Karşılarken


Burçin İvren

Karanlık Sokaklarımdan


Can Duman 

Elbette Varlığım Elimde Yokken Yokluğum Kadar Varlık’ım… 


Didem Çivici

Rüzgâra Dokunmak... 


Didem Çivici

Kuyu


Rüya Yüksel

Olan Olmakta Dostum, Sen Telaş Etme!


Zuhal Keresteci

Bir Mendil Hediye Et Bu Bayram 


Eray Çetinkaya

Sönmüş Izgarada Laf Çevirmek


Tuğçe Karaarslan

Huzura Çıkan Yolum

f


Anasayfa   Blog    Kurumsal   Reklam   Arşiv   Arama   İstatistikler   Forum   Bağlantılar   Röportajlar

Gündem      Dünya   İnsan   Sağlık   Kültür Sanat   Çocuk   Eğitim   Çevre   Bilim   Astroloji   Duyurular    İndigo

 

2005-2008 © İndigo Dergisi

İndigo Dergisi, FSEK ve TCK uyarınca koruma altındadır.

Yazar adı ve yazı linkini kaynak göstermek suretiyle alıntı yapabilirsiniz.

Dergimiz en iyi 1280x800 pikselde görüntülenir.

İçerik Politikası | Kurumsal | Reklam

Son Güncelleme:  18 Agustos 2008 TSİ 01:00