|
Jan Tober ile Bir Görüşme
Röportaj: Rick MARTIN
Büyük üstat öğretmen 2000
yıl önce söyle dedi: "Çocuklara ne mutlu. Bu çocuklar, tüm dünyayı sevgi yoluna
döndürecek rehberler olacak."
Birçok insan için günümüzün
çocuklarında çok özel bir şeyin bulunduğu yeni bir haber değildir. Bu durum bir
süredir devam etmektedir. Bu modern çağ fenomeninin öncüleri "öncülerinin" yirmi
yıl gibi uzun bir zaman önce dogmaya başladığını söyleyenler var. Gordon Michael
Scallion gibi fütüristler yıllardır onların gezegenimize gelişinden söz
etmekteydi, ve Scallion onları Mavi Çocuklar olarak isimlendirmekteydi. İnsan
bedeninin aurasını görme yeteneğine sahip Nancy Ann Tappe ise onlara indigolar
adini vermişti.
Bu "süper çocukların"
mevcudiyeti ne anlama geliyor? Onların mesajları ne? Şimdi burada olmalarının
amacı ne? Bu sadece hayal ürünü bir fikir mi, yoksa bir realite mi? İndigolar
nedir, ve onları İndigo yapan nedir?
Bu görüşmeyi ayarlamak
birkaç ay aldı, ama en sonunda bu büyüleyici konuyu ele alan "İndigo Çocuklar"
adlı çok ilgi çeken kitabın iki yazarından biri olan Jan Tober ile görüşebildim.
İndigo Çocuklar bence her ana babanın, öğretmenin ve okul yöneticisinin okuması
gereken bir kitap. Eğer sizin de ele avuca sığmaz, "çok hareketli bir çocuğunuz
varsa, eğer sizin çocuğunuza da Dikkat Eksikliği (ADD) ya da hiperaktiflik
(ADHD) teşhisi konmuşsa, o zaman bu kitabı mutlaka okuyun! O her kütüphanede
bulunması gereken bir kitaptır.
Kuşkusuz, bir buçuk saatlik
görüşme sırasında bu konuyu ancak yüzeysel olarak ele alabildik. Ama, eğer siz
dünya için hiçbir umudun olmadığını düşünüyorsanız, bu öykü kesinlikle size umut
ve cesaret verecektir! Şimdi Jan Tober ile bu olağanüstü, merak uyandırıcı,
güçlü, kışkırtıcı ve sık sık da sabır tüketici “yaşlı” çocuklar konusunu
konuşalım.
Martin:
Temel bir tanımlamayla başlayalım. İndigo Çocuk tam olarak nedir?
Tober:
Bize doğru gelen tanımlama şudur: İndigo Çocuk yeni ve olağandışı psikolojik
nitelikler, ve genelde görülmemiş davranış kalıpları sergileyen bir çocuktur.
Martin:
Siz “İndigo Çocuklar” terimine nasıl ulaştınız?
Tober:
İndigo Çocuklar terimi bu çocukların çevresindeki aura renginden gelir. 1970’den
beri tanıdığım arkadaşım Nancy Ann Tappe 1982’de ‘Yaşamımızı Renk Yoluyla
Anlama’ isimli bir kitap yayınladı. O bu kitapta bu çocukları İndigo Çocuklar
olarak isimlendiriyor ve onlar hakkında bilgi veriyordu.
Nancy Ann Tappe rengi nasıl
görmekte? Bu ne kadar doğru bir görüştür? Nancy’ye, iki nörolojik sisteminin
kesiştiği teşhisi konulmuştu, ve bu onun insan aurasını görebildiği bir durum
yaratıyor. O bir Kirlian fotoğraf makinesi gibi, elektromanyetik alanları,
renkleri ve frekansları görüyor. O harika bir insan ve olağanüstü bir danışman
ve öğretmendir.
Nancy yıllar önce felsefe
doktorası üzerinde çalışırken yeni doğan bazı çocukların bir başka aura rengine
sahip olduğunu fark etti. O, 1980’den itibaren doğan çocukların yüzde 80’inin
İndigo olduğunu söylüyor. Ve 1995’ten beri, bu yüzde burada ne olup bittiğine
bakmamızı gerektirecek kadar çok yükseldi.
Gezegene yeni bir Üstatlar
kuşağının geldiğini görüyoruz; onlara “Yıldız Çocuklar”, “Mavi Çocuklar”
deniyordu, ve şimdi, Nancy’nin çalışmasından ötürü, onlara “İndigo Çocuklar”
deniyor. Onlar bizim gelecek için umudumuzdur.
Biz odağı elimizden geldiği
kadar pragmatik tutmaya çalışıyoruz, çünkü dışarıda küçük bedenlerde bulunan ve
çoğu durumda, ana-babalarından daha çok şey bilen çok yaşlı ruhlarla başa
çıkmaya çalışan birçok ana-baba var!
Peki, ana-babalar bu konuda
ne yapabilir? Alternatifler hakkında bazı fikirleri olan
metafizikçiler/ana-babalar var. Ancak, ana-görüş dünyasında, onların bizim
kitabımız ve yayınlanacak olan birkaç kitabın dışında nereye başvurabileceğini
bilmiyorum.
Martin:
Size bir sürü standart sorunun sorulmuş olduğundan eminim, ve benim sorularımın
o kadar standart olup olmayacağından emin değilim. Hemen bazı derin veçhelere
girme k istiyorum. Ama önce merak ettiğim bir şeyi soracağım.: bu kitap
yayınlandığından beri aldığınız karşılığın yoğunluğu sizi şaşırtıp bunalttı mı?
Tober:
Evet ve hayır. Her zaman insan mükemmel bir zamanlamaya sahip bir şeyin
ortasındayken aldığı karşılık onu biraz şaşırtıp bunaltabilir.
Martin:
Güzel bir yanıt.
Tober:
Çocuklarla ilgili bu bilgi bana 70’li yılların ortasında, Nancy ile
karşılaştığım dönemde sezgisel olarak geldi, o sırada Nancy’nin de bu bilgiyle
yakından ilgili olduğundan, Nancy İndigo Çocuklardan pek söz etmiyordu. Ancak,
ben o sırada çocukların bana gelip kim olduğunu, buraya neden geldiğini,
ana-babasının kim olduğunu, ve onlarla arasındaki karmik ilişkiyi anlattığı
rüyalardan uyandıktan sonra değişik bebeklere ve küçük çocuklara çekildiğimi
görüyordum. Onların gözlerine bakıyor, orada bu küçük bedenli yaşlı ruhları
görüyordum. Sonra çevremdeki arkadaşlarıma, “Çocuklarda bir farklılık
dikkatinizi çekiyor mu?” diye soruyordum. Ve onlar, “Eh, biraz...” diyordu.
Ben bunun bu dünyada bulunma
nedenlerimizden biri olduğunu biliyordum. Ve Lee ile birlikte yaptığımız
çalışmadan, bunun kesinlikle onun misyonunun da bir parçası olduğunu biliyordum.
Bu açıdan, kitaba aldığım karşılık beni şaşırtmamıştı. Bunun yapılması
gerektiğini biliyordum. Sanki çok güçlü iki el beni yaşamımın o anına doğru
itiyordu. Ve sonra, özellikle son dört yıldır dünyayı dolaşırken, görüştüğümüz
birçok ana-baba, çocuk bakıcısı ve öğretmen bazı çok olağandışı yaşlı ruhlarla
çalıştığını kabul ediyor ve bu sürecin onları nasıl bunalttığını anlatıyordu. Ve
ana-babalar, “Ne yapmamız gerekiyor?” diye soruyordu. Onlar çocuklarının okul
sistemiyle başa çıkmasına nasıl yardımcı olabileceğini de soruyordu. Durum
onları o kadar çok bunaltıyor ve ilgilerini o kadar çok çekiyordu ki, kitabı
yayınladığımızda onun zamanının gelmiş olduğunu biliyorduk!
Martin:
Bu konuda yeni bir kitap yayınlamayı düşünüyor musunuz?
Tober:
Ah, evet. Hay House yayınevi bizden bu konuda ikinci bir kitap hazırlamamızı
istedi. Ayrıca okurlarımızın bizimle Kryon Web-Sitesi vasıtasıyla temas
kurabileceklerini de bildirmek isterim.
Martin:
Kryon nedir?
Tober:
Kryon Web-Sitesi
Martin: Bu İndigo
Çocuklar Web-sitesinden farklı bir Web-Sitesi mi?
Tober:
Ah! (güler) Bu sizin için bütünüyle başka bir röportaj konusu. Siz hiç Kryon
kitaplarını duydunuz mu?
Martin:
Hayır.
Tober:
Lee ve ben İndigo Röportajlarında bu konudan pek söz etmeyiz, çünkü İndigo
kitabı ana-görüş kamuoyunu hedeflemektedir. Biz yardıma ihtiyacı olan ve
çocuklarına Ritalin ilacını vermeye zorlanan o ana-babalara yardım etmek
istiyoruz. Ne demek istediğimi anlıyor musunuz?
Kryon’a gelince: Lee ve Ben
tüm dünyayı dolaşıp -Üstat bir melek olan- Kryon’un öğretileri hakkında
konuşuyoruz. Son üç yıldır Birleşmiş Milletler’de de konuştuk. Lee, Kryon’a
kanallık yapıyor, ve ben de Kryon grubunun dişi veçhelerine kanallık yapıyorum.
Meditasyonlar yaptırıyorum. Birlikte dengeleme yapıp grup enerjisinin
değişmesine yardımcı oluyoruz. Bu yıl sadece Fransa ve Belçika’da iki günde dört
bin insana hitap ettik. Bu hayret verici bir şeydi! Çalışmalarımız temelde
“realitemizi biz kendimiz yaratırız” fikri çevresinde merkezlenir, bu kesinlikle
yeni bir kavram değildir, ama bizim işimiz insanların güçlerine yeniden
kavuşmasına, güçlerini hatırlamasına yardımcı olmak için bu bilginin tekrar
tekrar geldiği temiz kanallar olmaktır.
Martin:
Konu dışı bir şey ama aklıma gelmişken sorayım, siz Paul Dong ve Thomas E.
Raffill tarafından yazılan Çin’in süper Psişikleri adlı kitabı duydunuz mu?
Tober:
Bu Drunvalo Melchizedek’in sözünü ettiği kitap değil mi?
Martin: Evet.
Tober:
İnsanlar bize bu konuda mektuplar gönderiyor, ve Drunvalo seminerlerinde bizim
kitabımızı tanıtıyordu. O harikulade bir öğretmen.
Martin: Evet, öyle.
Tober:
Ve biz bu süper-psişiklerin hepsinin İndigo olduğu yönünde bilgiler alıyoruz.
Martin: Ben de öyle
düşünmüştüm. Ve aynı şeyin her ülkede vuku bulduğunu, ama kimsenin bu konuda bir
kitap yazmadığını, bu yazarların da sadece Çin’deki çocukları seçtiğini
düşünüyorum.
Tober:
Çin (ve özellikle Asya) çok ilginçtir. Nancy Tappe’e göre, şimdi Singapur’da
doğan çocukların hepsi İndigo’dur. Singapur, Çin’e yakın bir bölgedir. 1998’de
Singapur’da çok önemli bir seminer yaptık ve Kryon orada açılan bir kapıyı
anlattı. Nancy bana söz konusu bilgiyi ben ona bu kapıdan söz etmeden önce
verdi. Lee’nin benim, daha seminere başlamadan önce, bulunduğumuz alanın
enerjisini temizlemek için epey çalışmamız gerekti.
Martin:
Bu anlamlı geliyor.
Tober:
Bu yolculuk bizim için birçok yönden zorlayıcıydı, ama bu temizliği ve semineri
yaparak hareketin bir kısmının odaklanmasına, İndigo çocukların oraya gelmesine
yardımcı olduğumuzu bildiğimizden çok ödüllendiriciydi de.
Bu üstatların sağ-beyinli
bireyler olarak sol-beyinli bir dünyaya gelmesi... temelde bizim başa çıkmaya
çalıştığımız şey budur. Aslında, onlar sağ ve sol beyinleri bütünleşmiş
ruhlardır, ve bununla biz eskisinden daha fazla sağ-beyinli bilinci, yani
gelişmiş sezgiyi vs. deneyimliyoruz.
Martin:
Bu çaba gerektiren bir durum olmalı.
Tober:
Sanırım siz de bunu bizim kadar işitiyorsunuzdur, ama biz tam bu zamanda dünyaya
gelen Tanrısal Dişi enerjiden söz ediyoruz. (adeta, son üç bin yıl Tanrı’nın
“nefes verişi” olmuştur, ve şimdi biz Tanrıça’nın “nefes alışına” geçiyoruz)
Martin:
Bunların yanı sıra, sizinle Dikkat Eksikliği (ADD) ve hiperaktiflik (ADHD)
şeklindeki yanlış teşhisler, ve bu çocukları uyuşturmak için kullanılan Ritalin
ilacı hakkında da konuşmak istiyorum. Siz bu ilaçla uyuşturulan, ve sizin
kanınızca yanlış teşhis konulan birçok indigo ile karşılaştınız mı?
Tober:
Ben bir sezgisel danışman olarak çalışıyorum. Danışmanlık yaptığım kişilerin
çoğu çocuklarına Ritalin vermiyor. Onlar doğal olarak başka alternatiflere
başvuruyor. Ancak, daha geniş bir kesit içeren bazı dinleyici gruplarımızda,
dinleyicilerin, kendileri bu yolu onaylamasa da, “Görümcemin çocuğu, yeğenim,
komşumun çocuğu bu ilacı kullanıyor” dediği oluyor. Onlar, kendilerini öyle
olmasa da başka İndigo ana-babalarını, bakıcılarını, v öğretmenlerini tanıyor.
Kitabımızda Ritalin
üretimindeki artışın yüzdesini vermiştik: “Son sekiz yılda Ritalin üretimi yedi
kat arttı,ve bunun yüzde doksanı Birleşik Devletler’de tüketildi.” Son birkaç
yıldaki gidişat açıktır: ADD ya da ADHA teşhisi konmuş çocuklara Ritalin
reçetesi yazılmasının oranı 1989’da yüzde 55’ken, bu oran 1996’da yüzde 75’e
çıkmıştır. Ve bizce gerçek yüzde bundan da yüksektir.
Ne olmaktadır? Olan şu ki,
biz Dünya’ya gelen yeni varlıklarla, yeni bir paradigmayla karşı karşıyayız.
Onlar sol beyinli olmanın onurlandırıldığı, sağ beyinli olmanın –ki bunlar
sanatçılar, müzisyenler, dansçılar, ressamlar, yazarlar ya da yaratıcı
düşünürlerdir- pek onurlandırılmadığı sol-beyinli bir topluma geliyor. İndigolar
ise sağ ve sol beyni bütünleştirmiştir, ve onlar bizim bu beyin-yarıküreleri
konusunda dengeye kavuşmamıza yardım edecektir.
Böylece, onlar sol-beyinli
bir dünyaya gelmektedir. Onlar burada onur ve şans elde edebilmek, gerçekten
saygı görebilmek için o eski sisteme uymaya çalışmak zorundadır. Bu rujlar,
Üstatlar olarak, gerçeği bilmekte ve bizim sağ-beyin tarzını onurlandırmaya
doğru ilerlediğimizi bilmektedir, ve onlar bu tarzın önemli bir parçasıdır.
Böylece, onlar eski tarza
uymayacaktır. Onlar burada bir misyon yaşamı için bulunmaktadır, ve bu çok
önemli bir bildirimdir. Onlar burada bir misyon yaşamı için bulunmaktadır! Onlar
burada eski tarza uymak için bulunmamaktadır. Biz burada onları anlamak,
onlardan öğrenmek, ve onların bize yeni bir varoluş biçimini öğretmesine izin
vermek için bulunuyoruz.
Sorunuza geri dönersek:
Onlar yeni ve farklı olduğundan, doktorlar nereye başvuracak? Öğretmenler nereye
başvuracak? Onlar hiperaktif görünen, düşük bir dikkat süresine sahip olan,
kuyrukta bekleyemeyen çocuklarla karşı karşıya. Tüm bu rahatsızlık belirtileri
yumurta mı tavuktan, yoksa tavuk mu yumurtadan çıkar sorusuna uyuyor. Yani,
hangisi önce gelmiştir: ADD mi, yoksa ADD’li çocuk mu? Bu bir kalıp tipine
uymaktadır. Onlar bu konuda ne yapılacağını bilmemektedir.
Eğer Ritalin bir
rahatsızlığı iyileştirseydi, durum farklı olurdu. Ben tıbbi bir tartışmaya
girmek istemiyorum ama, belki biraz daha fazla çalışmayı gerektiren birçok iyi
alternatif vardır, ve çocuğunuz bu çalışmaya değer!
Eğer Ritalin ilacı
iyileştirseydi, iyiydi. Ama iyileştiremiyor. O sadece bir yara bandı gibi
belirtileri bastırıyor. Kaçınılmaz bir biçimde, bu çocukların bu ilacı bırakıp
yaşam deneyimleriyle başa çıkması gerekecek. Ve bu arada uyuşturularak yitirilen
zaman ne olacak?
İndigo oluşumuyla karşı
karşıyayız. İndigo Üstatlar, buraya bir misyonla gelip şöyle diyor: “Biz bu
gezegenin şu ya da bu yolla Tanrısal Dişi’ye geçmesine yardım edeceğiz. Biz bunu
dünyaya gelip bir sevgi örneği oluşturarak yapacağız. Siz bize nasıl
davranacağınızı öğreneceksiniz, ve bunu öğrenirken birbirinize de sevgiyle
davranmayı öğreneceksiniz.” Yani, bu tüm bunların en önemli sonucudur. Biz
İndigo Çocuğu nasıl seveceğimizi, onunla nasıl birlikte olacağımızı, ve onu
nasıl iyileştireceğimizi öğrendiğimizde, birbirimize de en yüksek düzeyde nasıl davranacağımızı öğrenmekte
olacağız. Onların bize öğretmekte olduğu şey budur.
THE SPECTRUM GAZETESİ
Ocak 2001
Kaynak: İndigo Çocuklar: Yeni Çocuklar
Geldiler! Lee Carroll & Jan Tober
|