Sayı 37|EKİM 2008         Reklam | Anasayfa | Blog | Kurumsal | Gündem | Röportajlar | Dünya | İnsan |  Sağlık | Kültür Sanat | Çocuk | Eğitim | Çevre | Bilim

Share Facebook


Tamamen gönüllülük ilkesiyle yürütülen İndigo Dergisi’ne katkı sağlamak isterseniz reklamlarımıza tıklayabilirsiniz.

Okuyucularımıza teşekkür ederiz.

 

DUYURU!

Gazeteciliğe

hevesli misiniz?

İndigo Dergisi, muhabir ve editörler aramaktadır. Detaylı Bilgi

 

ANNOUNCEMENT!

International Edition of Indigo Magazine is looking for columnists and editors.

click for more information

 

Indigo Community

Facebook'ta faaliyet gosteren uluslararası bir indigo network grubudur.

Katılmak icin tıklayın

 

İndigo Dergisi’ni

Açılış sayfanız yapın

 

 


 

 

Sonbahar

Yazar: Yasin Sarı


Zamanla Dans

Yazar: Fehmi Özçelik


Ahh Sevgili Aşkın Çok Güzel

Yazar: Hale Karaarslan

 

 

 

 

 

Yazar: Luke Skyvolkan

Bir Aşkı Kovalamak Gibisi

Kırım’dan gelirim Kanije’ye çıkarım ama dönüp dolaşacağım yer yine Caddebostan’dır. Gitmesek de görmesek de içip içip, için için ağlamasak da Bosna’daki insanlar bizi ilgilendirir.

Sevgi kimi zaman geğirmek gibidir. “Hö!” diyince geçer. Aşk kavuşamamaktır. Kavgalar en fazla 3 dakika sürer. Hız arttıkça zaman yavaşlar. Maddenin 3 hali falan yoktur. Atomların %99’u boşluktur. Ve insan bu boşlukların anlamlaştırılmış halidir. Ve binbir türlü hali vardır. Bir insan öldüğünde 21 gram verir. Bir insan hapşırdığında vücudundaki her şey o anlığına durur. Hiçbir şey geriye dönmez. Hiçbir şey eskisi gibi olmaz.

İnsan nankördür. İnsan kördür. Önündekini göremez. Hiçbir şey göremez. Hiç kimse hiçbir şey göremez. Yukarıdan bakıldığında karıncalar gibiyizdir. Pişmanlık duyulmaz. Pişmanlık yaşanır. Hissedilir. Damarlarında akar. Karaciğerini parçalar. Vücudundaki her şey o an durur. Hapşırasın gelir; hapşıramazsın. Ölmek istersin; ölemezsin. Zamanı geri çevirmek istersin. Bir işe yaramazsın.

Bazen bazı şeylerin boku çıkar. Bir bayram olmasını beklersin. Bayramlıklarını giymek ve aynaya bakmak, onları koyduğun başucunda saçlarını okşamalarını hissetmek, tatlı tatlı rüyalar görmek istersin. İstersin ki uyandığında sabahın güzel ışıkları perdenin arasından odana vursun.

Hatta bazen seni bekleyen güzel bir kahvaltıyı bekletmek gibisi yoktur. Fasulye ağacı çıksın istersin tam o anda. Bulutlara çıkmak istersin. Ormanda şirinleri evcilleştirmek, altın yumurtlayan tavuğun yumurtasını çalan bir çocuk olmak...

Bazen bazı şeyleri düşünmek bazen çok mutlu bir hüzün verir insana. Bazen birini sevme ihtiyacı duyarsın. Bazen birinin seni sevmesini istersin. Bazen canın hiçbir şey istemez. İnsanın bin bir türlü hali vardır. İnsan bir şeyin özetidir.

Hepimiz insanızdır. Bir bebekle katil olmak arasındaki çizgide fink atacak kadar ve bir aşkı kovalayacak kadar ve bir görmemişliği hayal edip sevecek kadar insan... Gözlerimizi görmeyebiliriz. Dudaklarımız hiç birbirine değmemiş olabilir.

Gerisin geriye gidecek ve zamana ters olacak yavaşlıkta, sessiz kalışlarla yoğrulmuş sıkıntılı ve ne denileceğini bilmeyen bir halde oturmuşluğumuz olmasa da komikliklere tanıklık edip gülebiliriz. Her şeye gülebiliriz. Ellerimi tutabilirsin. Suya atlarız. Şehirden yüzerek kaçarız. Her insanın garip intihar tasarıları vardır, bilirsin. Biz körfezin sularında yüze yüze intihar ederiz. Arkamızda bizi cüzdanlarımızdan tanırlar. Üzerimizden yıllar cuntalar faşizm geçmez. Tedavülden kalkmış madeni paralar geçmez. Ve depozitolu bir beden olmayız hiç olmazsa.

Hiçbir şey üretmeyiz. Biz bu dünyaya yaşamaya geldik çünkü. Biz buraya sevmeye geldik. Biz buraya ölmeye geldik. Benimle öl demiyorum sana. Beni sev de demiyorum. Yaşa benimle. Bir hapşırık kadar… Bir sarılış kadar... Bırakmak istemediğin bir dudak kadar yaşa.


YAZAR HAKKINDA BİLGİ

Luke Skyvolkan, 1984 İstanbul doğumlu. Birçok spor dalıyla ilgilendi. Denize karşı çok büyük bir sevgi duyuyor. Yaprak sarmaya bayılıyor. Boşu boşuna hüzünlenip, sahip olunan her şeyin bir gün çöpe gideceğini, bile bile yaşanılan olumsuzlukları kafaya takarak hayatı kendine zindan eden insanlara üzülüyor. Detaylı Bilgi


HABERLER

 

 

Manyetik Takla Olası Mı ?


Cumhuriyet, Başkanını Seçiyor


Düşmeyen Gündem Küresel


Isınma

Genetiğimizle mi Oynanıyor?


İnsanı Değiştirecek Genetik Keşif


Süt Gerçekten Besleyici mi?


Sen Bir Meleksin


Tarlabaşı'nda Yaşamak


"7 Ağaç" Anlamlı Hediye


Cinsellik ve Toplumsal Ahlâk


26. Uluslararası İstanbul Film Festivali


Dolmabahçe'nin Fotoğrafları


Hayal Gücünüzün Sınırlarını Zorlayın


Hallac-ı Mansûr'u Anlamak


Neva Makamında Bir Nuck Muay


İndigo Anna

 

denemeler

neyseo

 

KÖŞE YAZARLARI

Arbil Çelen

Deliceleri Kesmeli Mi?


Burcu Özgeçen

Yaratıcı Gücümüzü Kabul Etmek


Luke Skyvolkan

Bir Aşkı Kovalamak Gibisi


Burçin İvren

Okuyanlarıma Sesleniş


Beyaz Özbalçık

Pozitivizmin Kadın Üzerindeki Etkileri


Didem Çivici

Savrul Gitsin


Burcu Akar

Düşünce Yansıması Hayatlar


İdil Soyseçkin

Bir Yazı


Burcu Özgeçen

Her ‘An’ Sonsuz Seçimler Barındırır


Funda Umut Pakkal

Esas Kurtuluş(?)


Didem Çivici

Mavi


Burcu Özgeçen

Varlığımın Şimdiki Zaman Hali

f


Anasayfa   Blog    Kurumsal   Reklam   Arşiv   Arama   İstatistikler   Forum   Bağlantılar   Röportajlar

Gündem      Dünya   İnsan   Sağlık   Kültür Sanat   Çocuk   Eğitim   Çevre   Bilim   Astroloji   Duyurular    İndigo

 

2005-2008 © İndigo Dergisi

İndigo Dergisi, FSEK ve TCK uyarınca koruma altındadır.

Yazar adı ve yazı linkini kaynak göstermek suretiyle alıntı yapabilirsiniz.

Dergimiz en iyi 1280x800 pikselde görüntülenir.

İçerik Politikası | Kurumsal | Reklam

Son Güncelleme:  7 Ekim 2008 TSİ 09:00