|
Yazar: Luke Skyvolkan
Bir Aşkı
Kovalamak Gibisi
Kırım’dan
gelirim Kanije’ye çıkarım ama dönüp dolaşacağım yer yine Caddebostan’dır.
Gitmesek de görmesek de içip içip, için için ağlamasak da Bosna’daki
insanlar bizi ilgilendirir.
Sevgi kimi zaman geğirmek gibidir. “Hö!”
diyince geçer. Aşk kavuşamamaktır. Kavgalar en fazla 3 dakika sürer. Hız
arttıkça zaman yavaşlar. Maddenin 3 hali falan yoktur. Atomların %99’u
boşluktur. Ve insan bu boşlukların anlamlaştırılmış halidir. Ve binbir türlü
hali vardır. Bir insan öldüğünde 21 gram verir. Bir insan hapşırdığında
vücudundaki her şey o anlığına durur. Hiçbir şey geriye dönmez. Hiçbir şey
eskisi gibi olmaz.
İnsan
nankördür. İnsan kördür. Önündekini göremez. Hiçbir şey göremez. Hiç kimse
hiçbir şey göremez. Yukarıdan bakıldığında karıncalar gibiyizdir. Pişmanlık
duyulmaz. Pişmanlık yaşanır. Hissedilir. Damarlarında akar. Karaciğerini
parçalar. Vücudundaki her şey o an durur. Hapşırasın gelir; hapşıramazsın.
Ölmek istersin; ölemezsin. Zamanı geri çevirmek istersin. Bir işe
yaramazsın.
Bazen bazı şeylerin boku çıkar. Bir
bayram olmasını beklersin. Bayramlıklarını giymek ve aynaya bakmak, onları
koyduğun başucunda saçlarını okşamalarını hissetmek, tatlı tatlı rüyalar
görmek istersin. İstersin ki uyandığında sabahın güzel ışıkları perdenin
arasından odana vursun.
Hatta
bazen seni bekleyen güzel bir kahvaltıyı bekletmek gibisi yoktur. Fasulye
ağacı çıksın istersin tam o anda. Bulutlara çıkmak istersin. Ormanda
şirinleri evcilleştirmek, altın yumurtlayan tavuğun yumurtasını çalan bir
çocuk olmak...
Bazen bazı şeyleri düşünmek bazen çok
mutlu bir hüzün verir insana. Bazen birini sevme ihtiyacı duyarsın. Bazen
birinin seni sevmesini istersin. Bazen canın hiçbir şey istemez. İnsanın bin
bir türlü hali vardır. İnsan bir şeyin özetidir.
Hepimiz
insanızdır. Bir bebekle katil olmak arasındaki çizgide fink atacak kadar ve
bir aşkı kovalayacak kadar ve bir görmemişliği hayal edip sevecek kadar
insan... Gözlerimizi görmeyebiliriz. Dudaklarımız hiç birbirine değmemiş
olabilir.
Gerisin geriye gidecek ve zamana ters
olacak yavaşlıkta, sessiz kalışlarla yoğrulmuş sıkıntılı ve ne denileceğini
bilmeyen bir halde oturmuşluğumuz olmasa da komikliklere tanıklık edip
gülebiliriz. Her şeye gülebiliriz. Ellerimi tutabilirsin. Suya atlarız.
Şehirden yüzerek kaçarız. Her insanın garip intihar tasarıları vardır,
bilirsin.
Biz körfezin sularında yüze yüze intihar ederiz. Arkamızda bizi
cüzdanlarımızdan tanırlar. Üzerimizden yıllar cuntalar faşizm geçmez.
Tedavülden kalkmış madeni paralar geçmez. Ve depozitolu bir beden olmayız
hiç olmazsa.
Hiçbir şey üretmeyiz. Biz bu dünyaya
yaşamaya geldik çünkü. Biz buraya sevmeye geldik. Biz buraya ölmeye geldik.
Benimle öl demiyorum sana. Beni sev de demiyorum. Yaşa benimle. Bir hapşırık
kadar… Bir sarılış kadar... Bırakmak istemediğin bir dudak kadar yaşa.
YAZAR
HAKKINDA BİLGİ
Luke Skyvolkan,
1984 İstanbul doğumlu. Birçok spor dalıyla ilgilendi. Denize
karşı çok büyük bir sevgi duyuyor. Yaprak sarmaya bayılıyor.
Boşu boşuna hüzünlenip, sahip olunan her şeyin bir gün çöpe
gideceğini, bile bile yaşanılan olumsuzlukları kafaya
takarak hayatı kendine zindan eden insanlara üzülüyor.
Detaylı Bilgi
|