|
Yazar:
Luke Skyvolkan
- Şubat
2008
Hoş Çakal
İyi bir oyunu izlemek, iyi
bir oyunu izlemektir. En tanınmış ressamlar pahalı bir badanacı olmaktan
öteye gidemezler. Şöhret olmuş müzisyenler bir çalgıcıdan ibarettirler.
Bütün
kuaförler berberdir. Tüm market sahipleri bakkaldır. Romalılar barbardır.
Kolezyum yıkılmalıdır. Domates İspanya'ya yasaklanmalıdır.
Matadorları arenalarda asmak gerekir. İngilizler kalın kafalıdır. Fransızlar
korkak ve pasaklıdır.
Almanlar sabuncudur.
Yunanlılar kendilerini İtalyan sanan Türklerdir. Topkapı Sarayı oturmayı
düşündüğüm evdir. Dişimdeki çürükten dünyayı yönetmeye karar verdiğimden
beri önüme çıkan en büyük engel böyle bir çürüğün -henüz- olmayışıdır.
Kanadalılar fok kanından iyi anlarlar. Küresel ısınma, safların inandığı bir
yalandır. Kuyruğu vardır. Saf olmayan azdır. Cevher halinde bulunan kötü
insanlar etrafımızı safmış olanlardır.
Merkezleri belirlediğimi
görüyorsun. Bol bol tatlı tüketiyorum bundan böyle. Hiç gitmedim. Hiç
fırçalamam. Kirlenmedi ve hasta olmadı.
.jpg)
Çürümesini bekliyorum.
Dünyayı yönetmeye karar verdiğimden beri o günü bekliyorum. Sarayın beni
çağırdığını duyuyorum. Yedi yıldızlı dandik otellere benzemez bak,
söylüyorum.
Gece, güzel gözlerini
yukarı kaldırdığında kaç yıldız görüyorsun? Söyle, yanına yazıyorum.
Fatih'in kılıcını gördün mü? Elimde? Düşünde? Müzede? Bir katı madde, nasıl
arkasını gösteriyor, anlamıyorum.
Hüzünlü bir şarkıyı
dinlemek bazen her şeyi unutturup sadece seni hatırlatabiliyor. Hep bir
sonraki adımı düşündüğümden bir şeyleri başlangıç aşamasında
mahvedebiliyorum. Kadere inanmak beni kurtarıyor.
Her şeyi bir kenara bıraktırıp, kendini ön plana çıkarttırabilmek nasıl bir
duygu? Beni çok mutlu ediyor.
Düşünceler matruşkalar
gibi. Parantezler hiç bitmiyor. Kör kuyularda susuzluk çeken insanlar
biliyorum. Mostar Köprüsü yıkılıyor yüreğimin. Ecyad
Kale'min üzerine petrol bazlı para fırlatılıyor. Beton duvarlar çevreliyor
Kâbe’mi. İnsanlar suskun. İnsanlar seyirci.
İnsanlar endişeli.
Farkındalar. Farkımdalar. Aralanmış perdelerden çıkan gözler üzerimde. Gir
içeri diyorlar. Burası siper. Burası vatan sana. Reddediyorum. Kanım
damarlarımda. Kanım akan sulara feda. Ellerim ekmek koksun istiyorum. Az
kaldı. Dişimdeki çürükten dünyayı yönetmeyi bekliyorum.
Görkemli panayırlarda kaybolmuş bir çocuk kadar yalnızım şimdi. Babam bir
mafyanın da babasıydı. Tüm kardeşlerim katil. Güne kokainle başlayıp barutla
devam eden tozdan bir hayat yaşadım ben. Mertliğin özel isimlerde anıtlaşıp
geri plana itildiği bir devrin devrimcisiyim.
Artık
her yer batı. Artık her yer vahşi. Şapka yerine kravat takıyor inek adamlar.
Pusulada bile görünmüyor artık doğu. Doğu dedikleri bir taş parçası. Doğu
dediklerinin hali yürekler acısı. Ben, tek dişine kadar bekleyecek bir
özgürlük savaşçısı. Duramam buralarda. Fotoğraf çekmelerine yasak koydum.
Bütün paralarda gönlünce suretini bastırabilirsin artık.
Ve gelmesi gereken zamana kadar yukarıya para atmam ben de,
gökten üç elma düştüğünde.
Hoş çakal, hoşça kal. Yap işlet devret devrini deviriyorum kendi içimde.
Sırrımı bir kaplumbağa gibi sırtımda taşıyarak gidiyorum.
Hoş çakal, hoşça kal. Gün
düşük yaptı. Sabah olmuyor gözlerimde. Yüreğime inen bu karanlık hava
dalgasıyla, alev almış bir hayvan gibi koşa koşa gidiyorum. 360 derece
prensibi. Dünya yuvarlak. Bekle, ben geliyorum.
YAZAR
HAKKINDA BİLGİ
Luke Skyvolkan,
1984 İstanbul doğumlu. Birçok spor dalıyla ilgilendi. Denize
karşı çok büyük bir sevgi duyuyor. Yaprak sarmaya bayılıyor.
Boşu boşuna hüzünlenip, sahip olunan her şeyin bir gün çöpe
gideceğini, bile bile yaşanılan olumsuzlukları kafaya
takarak hayatı kendine zindan eden insanlara üzülüyor.
Detaylı Bilgi
|