|
Yazar: Luke Skyvolkan
Savaş
Terden sırılsıklam
olmuş saçlarını parmaklarıma doladım ve ağzımdan ses çıkarmaya kaldığım
yerden devam ettim.
"Emin misin?"
Çıkardığım sese karşı
verdiği tepkiler belirliydi. Zeki olmalıydı. Söylediklerimi anlıyordu.
.jpg)
"Evet."
deyiverdi. Sesi titriyordu. Fark ediyordum. Çünkü benim ki titremiyordu.
Ellerimi bu şekilde tutmamın
yakınlaşmamıza bir fayda sağlamayacağını düşündüm ve saçlarının
parmaklarımın arasından kaymasına izin verdim.
Öylece bekledim. Yüzünde son söylediğine
karşılık vermemi bekleyen bir ifade vardı.
"Neden?" dedim.
"Madem..."dedi. Cümlenin devamını
dinlemeden tahmin etmiştim. Tamamlamasına fırsat vermeden elimi sol eline
götürdüm ve ucu kafasına doğru bakan delikli çeliğin, üzerine bastığımız
toprak parçasına bakmasını sağladım. Her şey istediğim gibi gidiyordu. Tek
çaresi bendim.
Titreyen sadece sesi değildi. Gözleri de
titriyordu. Hatta vücudu da. Bir an için yatakta da titreyip titremeyeceğini
merak ettim. Tam merakımı gidermek üzere ağzımı açıp içinden anlaşılabilir
bir ses çıkaracaktım ki cümlesine kaldığı yerden devam etti. Geç kalmıştım.
Bir sonraki merak akımını beklemekten başka çarem yoktu.
"Madem... Ölüyoruz. Bu, sonu her ne
olursa olsun benim için bir işkenceden farksız. Çirkinleşmek istemiyorum.
Güzelliğimden vazgeçmek istemiyorum. Yaşlanmak istemiyorum. Bunu
kabullenemiyorum. Anlıyor musun? Kabullenemiyorum.Bıktım!"
Şiirsel bir konuşma yapmıştı. Sesi bir
alçalıp bir yükseliyordu. Vurgularına dikkat etmişti. İlkokulda başarılı bir
öğrenci olmalıydı.
"Aferin."dedim. Avuçlarım birbirine
çarpıyordu.
"Ne?"dedi.
"Madem..."dedim. "Böyle düşünüyorsan.
Vursaydın ya kendini."
Sanki biri bütün duygularımı çekip benden
almıştı. Düşüncelerimi suratına çarpmaktan hiç kaçınmıyordum. Duygusal
handikapı umrumda değildi. İşin garip yanı ben de böyle bir insan değildim.
Artık vücudu cansız bir manken kadar
hareketsizdi. Bir an için yatakta da böyle hareketsiz kalıp kalamayacağını
merak ettim. Tam merakımı gidermek üzere ağzımı açıp içinden anlaşılabilir
bir ses çıkaracaktım ki cümlesine kaldığı yerden devam etti.Yine geç
kalmıştım. Bir sonraki merak akımını beklemekten başka çarem yoktu. Kendimi
gelenle değil de gelecek olanla tatmin etmeye alışıktım.
Gözlerine baktım. İçinden yaş çıkarırken
bir şeyler anlatmanın peşindeydi. Ve yakalamıştı. Anlamıştım. Belli etmedim.
Gözümde bir ağızla bir çift gözün düet
yaptığı bir sahneden farksızdı.
"Korkuyorum."dedi. Sesine diyafram
kasındaki kasılmanın etkisi sinmişti.
"Kimden?"dedim.
"Ölmekten."dedi.
Yalan söylediğini ve benimle beraber
olmak istediğini düşündüm.
"O zaman doğur."dedim."Bütün ölümlere
karşı koy. Savaş!"
Onu anladığımı anlamıştı.
Daha çok ağlamaya başlayıp bana sarıldı.
Elleriyle omuzlarımdan başlayarak bütün sırtımı taradı. Kendimi olayları bu
şekilde yorumladığım için uzaylı gibi hissediyordum. Haksız da sayılmazdım.
Dünya uzayın içinde yer aldığına göre ben de bir uzaylıydım. Uzaysız olmak
imkânsızdı.
Boynuna öpücüklerimle masaj yapmaya
başlamıştım. Bunca sene o kafayı taşımanın bir ödülü olmalıydı. Yorucu bir
işti o kadar sene ağırlık kaldırmak. Öpüyordum ben de. Tebrik ediyordum.
Yaklaşık bir yıl geçmişti. Ve ben onu bir
kanguruya benzetiyordum. Zaten hamile kadınları hep biraz kanguruya
benzetmişimdir.
Saate baktım ölüme karşı geliştirdiğimiz
savaşçının yenilmesine yaklaşık seksen yıl kalmıştı. Biran önce "Çıksa"
diyordum."Geç kaldı artık".
Ama o hala bir insanın içinde kalmakta
ısrarlıydı. Çok şey kaçırmadığının düşünüyor olmalıydı.
Belki o da anlamıştı öleceğini."Çıkmam"
diyordu.
Herkes kadar katildi.
Öldürmeye annesiyle başlamıştı.
Adını Savaş koydum.

YAZAR
HAKKINDA BİLGİ
Luke Skyvolkan,
1984 İstanbul doğumlu. Birçok spor dalıyla ilgilendi. Denize
karşı çok büyük bir sevgi duyuyor. Yaprak sarmaya bayılıyor.
Boşu boşuna hüzünlenip, sahip olunan her şeyin bir gün çöpe
gideceğini, bile bile yaşanılan olumsuzlukları kafaya
takarak hayatı kendine zindan eden insanlara üzülüyor.
Detaylı Bilgi
|