Sayı 36|EYLÜL 2008    Anasayfa | Blog | Kurumsal | Forum | Gündem | Röportajlar | Dünya | İnsan |  Sağlık | Kültür Sanat | Çocuk | Eğitim | Çevre | Bilim

Share Facebook


Tamamen gönüllülük ilkesiyle yürütülen İndigo Dergisi’ne katkı sağlamak isterseniz reklamlarımıza tıklayabilirsiniz.

Okuyucularımıza teşekkür ederiz.

 

DUYURU!

Gazeteciliğe

hevesli misiniz?

İndigo Dergisi, muhabir ve editörler aramaktadır. Detaylı Bilgi

 

ANNOUNCEMENT!

International Edition of Indigo Magazine is looking for columnists and editors.

click for more information

 

Indigo Community

Facebook'ta faaliyet gosteren uluslararası bir indigo network grubudur.

Katılmak icin tıklayın

 

İndigo Dergisi’ni

Açılış sayfanız yapın

 

 


 

 

Sonbahar

Yazar: Yasin Sarı


Zamanla Dans

Yazar: Fehmi Özçelik


Ahh Sevgili Aşkın Çok Güzel

Yazar: Hale Karaarslan

 

 

 

 

 

Yazar: Uzay Gökerman - Aralık 2007

İstanbul Üçüncü Köprüyü Kaldırmaz!

Geçtiğimiz Kasım ayı ortalarında gazetelere yansıyan bir haber hemen alarm zillerinin çalmasına neden olmalıdır.

Haberi okuyoruz…

3. köprü Sarıyer-Anadolu Kavağı'na

ANKARA Milliyet
Ulaştırma Bakanlığı'nın trafik yoğunluğunun fazla olduğu bölgelerde yapılmasını planladığı 6 yeni otoyolun güzergâhı belli oldu. Yeni otoyollar, İstanbul ve Çanakkale boğazları ile körfeze birer köprü yapımını da kapsıyor. İstanbul'da yapılacak 3. köprü için ağırlıklı olarak Sarıyer - Anadolu Kavağı güzergâhı üzerinde duruluyor.

Ulaştırma Bakanlığı'na bağlanan Karayolları Genel Müdürlüğü, 15 bin kilometre bölünmüş yol hedefine ulaşmak için çalışmalarını hızlandırdı. Bu kapsamda, 6 yeni otoyol yapımı planlandı. Gelecek yıl ihale edilmesi planlanan Boğaz'a 3. köprünün karayolu tüp geçişi projesi nedeniyle kuzeyden geçmesi benimsendi. Bakanlığın, Fatih Sultan Mehmet Köprüsü'nün kuzeyinden geçmesini planladığı üçüncü köprü için ağırlıklı olarak Sarıyer-Anadolu Kavağı güzergâhının üzerinde durduğu ifade edildi. Yap-İşlet-Devret (YİD) modeline göre yapılacak ihale sürecinin 4–5 ay alması, proje kapsamındaki köprü ve otoyol yapımın yaklaşık 36 ay sürmesi bekleniyor. Maliyeti 20 milyar doları aşacak otoyolların tümü YİD yöntemiyle yapılacak. Belirlenen otoyol projelerinden en az ikisinin gelecek yıl hayata geçirilmesi planlanıyor. Otoyolların, ülkenin üç büyük kenti İstanbul, Ankara ve İzmir’i daha güvenli bir ulaşım ağı ile birbirine bağlaması hedefleniyor. 6 otoyol, ülkenin batısında inşa edilecek. Kuzey Marmara Otoyolu adı verilen güzergâh ise Adapazarı’ndan başlayarak, İzmit üzerinden İstanbul Boğazı’na yapılacak 3. köprü ile Avrupa yakasına geçecek ve Kınalı (Tekirdağ) ayrımına kadar sürecek. Bu otoyolun uzunluğu 342 kilometre olacak.[1] 

 

Önceki yazılarımda da üzerine basa basa vurguladığım şeyi bir kere daha yineleyeceğim. İstanbul’un görece çok eskilerinden gelen bir aileye mensup olduğumdan bu şehre çakılan her çivi yüreğimi yerinden oynatıyor.

Birincisi yapılırken çok küçüktüm. Hatırlıyorum, heyecanlanıyordum. Sabırsızlıkla üzerinden geçeceğim anı bekliyordum.

İkinci yapılırken üniversitede okuyordum, olaya mühendislik detayı olarak bakıyordum. Tam o zamanlar ne büyük bir çevre felaketi yaratacağının farkında değildim. Bence kimse değildi; etkilerini çevre yolları ortaya çıkınca görebildik. Şehir kendisini ikiye katladı. Daha da büyüdü. Bugün artık içinde yaşanılması bile imkânsız bir hal aldı. Üstelik plansız ve programsız olduğundan her yapı birbirinin ardına eklenen çirkinlikler abidesini andırdı.

En küçük yağmurda insanlar işlerine gecikiyorlar, sulu kar yağdığında yarım günü yollarda geçiriyorlar; kar düştüğündeyse birçok kişi sabah çıktığı evine ancak ertesi gün varabiliyor. Bunu dünya üzerinde büyük bir ihtimalle sadece İstanbul şehri yaşatabiliyor insanlara.

Bu İstanbul’un suçu mu?  Asla! Onu bu hale biz getirdik.

Üçüncüsü bu şehri yok edecektir. İstanbul, İstanbul olmaktan tamamen çıkacaktır. Tarif edilen güzergâh İstanbul’a can veren ormanların bulunduğu bir alanı kaplıyor. İkincisinin ormanlara ne yaptığını biliyoruz. İster istemez bir gecekondulaşma, sonra arazi mafyası, 2B krizi vs… Yepyeni kentsel dönüşüm projelerine ihtiyaç duyulacak, artık bu şehri yönetebilmek için merkezi devletten bağımsız özerk bir hükümet kurulması gündeme gelecek. Belediye yetemeyecek çünkü.

İstanbul’un trafiğini en fazla çeken şehirlilerden biriyim. Günümün neredeyse 3,5 saatini yollarda geçiriyorum. Her dakika alternatif yollar arıyoruz kendimize. Şehrin boşluklarında geziniyoruz, sabah işimize, akşam evimize dönerken. Ancak asla bir üçüncüsünü düşünemiyorum. İkincisi trafiği rahatlatmadığı gibi üçüncüsü de dördüncüsüne ihtiyaç duyuracaktır, dördüncüsü, beşincisine…

Bu şehre yapılmış iki köprü de çirkinlik abidesi. Birbirinin ikizi metal yığın. Estetikten bir gram beslenmemiş. Üçüncüsünün de bu ikisine benzeyeceğini hemen tahmin edebiliriz. Çünkü daha önce de sözünü ettiğim gibi bu şehrin bir mimarı yok. Bu şehre vizyon verecek bir gözü yok, sanat yönetmeninden yoksun bir şekilde yönetiliyor.

Her ikisi de belki kademeli olarak yenilenmeli. Yenilenirken alternatif ulaşım yöntemleri eklenmeli. Teknik olarak mümkün mü bilmiyorum; ancak bu köprülerin üzerine neden hala demiryolu eklenmediğini kendi kendime soruyorum. Üçüncü köprüyü planlamak yerine bu iki köprünün rehabilite edilmesine de kafa yorulmalı.

Bir kere bu şehrin taşıdığı uluslararası transit kara taşımacılığı hemen sınırlandırılmalı.

Hâlihazırda İstanbul için çok büyük bir Marmaray projesinin devam ettiği, paraların akıtıldığı şu günlerde üçüncü proje köprü fikrini ortaya atmayı, üstelik bunun bütçesini, projesini yerini tartışıyor olmayı anlayabiliyor değilim.

Bu şehir iki köprüyü kaldıramadı; üçüncüyle kendisini ortadan kaldırır.

Bu köprü olayı Paris, Prag, Budapeşte ya da Viyana’dakilerle kıyaslanacak bir şey değildir. Ne bir kültür ne de gelişmişlik ifadesinin karşılığıdır. Aksine bu şehre böylesi çirkinlikle örülmüş çelik yapılar kurmak giderek daha da yozlaşıyor olduğumuzun ilanı olacak.

 


[1] Milliyet http://www.milliyet.com.tr/2007/11/15/son/soneko02.asp


YAZAR HAKKINDA BİLGİ

Uzay Gökerman 1969, İstanbul doğumlu. Makine Mühendisi olarak çalışıyor. Profesyonel iş yaşamının dışında roman, öykü, makale, araştırma, köşe yazıları, serbest denemeler şeklinde çalışmaları var. 2001 yılından beri yoga, meditasyon, spiritüel konular üzerine yoğunlaşarak yazıyor. İndigo Dergisi'nde başyazar olarak görevini sürdürüyor. Detaylı bilgi


 

HABERLER

Nükleer Yasa Kabul Edildi


İstanbul Üçüncü Köprüyü Kaldırmaz!


Yüzyılın Müzik Kralı: Elvis Presley


Güney Amerika’daki Gizli Şehir


Küresel Isınmaya Dur Diyebilirsiniz!


Bir Cevabım Var


Kornea Nakli ve Göz Sağlığı


Tanrı’nın Nefesi "Ozon"


İndigo Çocuklar:

Ateş Altındaki Konu!


Oyun Çocuklar için Niçin Önemlidir?


Akran Arabuluculuk


Aşkın ve İhanetin Kimyası


"Tanrı Okulları Kuralım"


Işıktan Hızlı Eylemsiz Özgürlükler


Aşk Çocuğu


Birbirimizi Bağlayan Ağlar

ve Facebook


Engelli Vatandaşlar Evde Çalışabilecek


Bir Yoksulluk, Bir Varsıllık, Bir Ölüm


Dil İllüzyonları


Meşru Müdafaada Etik İkilemler


Olasılıkların Olasılığı

 

denemeler

neyseo

 

KÖŞE YAZARLARI

Meliha Başal

Teneke Tıngırtısı


Tuğba Yaman

Tık Tık! Kim O? Mutluluk 


Uzay Gökerman

Yanlış Yalnızlık Çağında


Didem Çivici

Ya Mevla’m!


Buse Doğan

Dali, Deli, Dahi


Merve Şen

Zaman Zaman


Türker Ercan

Su Perisi


Nilgün Doğan

Düşlerimdeki Yaşam-5


Volkan Burnaz

Bir Gün


Didem Çivici

Melek Yolu


Didem Çivici

Noel: Işığa Özlem

f


Anasayfa   Blog    Kurumsal   Reklam   Arşiv   Arama   İstatistikler   Forum   Bağlantılar   Röportajlar

Gündem      Dünya   İnsan   Sağlık   Kültür Sanat   Çocuk   Eğitim   Çevre   Bilim   Astroloji   Duyurular    İndigo

 

2005-2008 © İndigo Dergisi

İndigo Dergisi, FSEK ve TCK uyarınca koruma altındadır.

Yazar adı ve yazı linkini kaynak göstermek suretiyle alıntı yapabilirsiniz.

Dergimiz en iyi 1280x800 pikselde görüntülenir.

İçerik Politikası | Kurumsal | Reklam

Son Güncelleme:  8 Eylül 2008 TSİ 01:00