Sayı 36|EYLÜL 2008    Anasayfa | Blog | Kurumsal | Forum | Gündem | Röportajlar | Dünya | İnsan |  Sağlık | Kültür Sanat | Çocuk | Eğitim | Çevre | Bilim

Share Facebook


Tamamen gönüllülük ilkesiyle yürütülen İndigo Dergisi’ne katkı sağlamak isterseniz reklamlarımıza tıklayabilirsiniz.

Okuyucularımıza teşekkür ederiz.

 

DUYURU!

Gazeteciliğe

hevesli misiniz?

İndigo Dergisi, muhabir ve editörler aramaktadır. Detaylı Bilgi

 

ANNOUNCEMENT!

International Edition of Indigo Magazine is looking for columnists and editors.

click for more information

 

Indigo Community

Facebook'ta faaliyet gosteren uluslararası bir indigo network grubudur.

Katılmak icin tıklayın

 

İndigo Dergisi’ni

Açılış sayfanız yapın

 

 


 

 

Sonbahar

Yazar: Yasin Sarı


Zamanla Dans

Yazar: Fehmi Özçelik


Ahh Sevgili Aşkın Çok Güzel

Yazar: Hale Karaarslan

 

 

 

 

 

Yazar: Uzay Gökerman  – Mayıs 2008

Türkiye 1 Mayıs Eşiğini Aşmalıdır!

1 Mayıs İşçi Bayramı işçi sınıfının uluslararası birlik, mücadele ve dayanışma günüdür. Dünyanın birçok ülkesinde resmi bayram olarak kutlanmaktadır. Ülkemizde ilk olarak 1923 yılında Amele Bayramı olarak kutlanmış olan 1 Mayıs (yazının yazıldığı günlerde) Türkiye'de “hâlâ” resmi bir bayram statüsünde değildir.

Türkiye’de 1 Mayıs günleri bırakın bayram olmayı neredeyse herkesin aklını kaybettiği bir gün olarak hatırlanır ya da anılır oldu. 

Dünyanın bütün normal düzen süren ve "demokratik" ülkelerinde olağan koşullar altında büyük bir bayram havasında kutlanıyor. Özellikle eski sosyalist bloğunda 1 Mayıs'ın hâlâ özel bir yeri var.

Ülkemiz ise bu 1 Mayıs eşiğini aşamıyor. Bir türlü otuz yıl önce gördükleri kâbusun etkisinden çıkamıyor, birileri.

İşte bu nedenle de "demokrasi" dediklerinde inandırıcı olup olmadıklarına kuşku ile yaklaşılıyor. Kimin ve ne için demokrasi talep edildiğini anlamakta güçlük çekiyoruz.

“Tarafların” Taksim Israrı

Günler, haftalar önce Türkiye'nin sayılı işçi sendika birlikleri, konfederasyonlar; Taksim'de kutlama yapmak istediklerini bildirmişlerdi.

Bu istek de yoktan var olmuş da değildir. Kimileri için, "ne oluyor kardeşim, nedir bu Taksim ısrarı?" tutumu olabilir. Elbette 1977 yılında olanlar yaşanmasaydı.

Taksim'in işçi sınıfı için özel bir önemi vardır. Bu önem, yıllar öncesinde, 1970'li yıllarda işçi sınıfının içinde bulunduğu eylemselliklerin somutlaşmasıydı. İşçi sınıfı özellikle '70-80 arası hem çok güçlü, hem de hareketliydi. Gücünü her fırsatta ortaya koyuyor, düzene kafa tutuyor, bir anlamda da mücadeleyi öğreniyordu, hakkını alabiliyordu.

Hakkını alabilmek kuşkusuz (birileri için) korkutucu bir gerçeklikti. Bundan yüz yıl önce sanayileşmiş batı ülkelerinde başlayan işçi sınıfı hareketinin son halkasıydı Türkiye'de olanlar. O mücadele tarihi olmasaydı, insanlar mahkûm edildikleri düzende yaşamaya devam etselerdi, bugün 12-13 yaşındaki çocuklar günde 14-16 saat en ağır koşullar altında çalışmaya zorlanacaktı. Hiçbir sosyal hakka sahip olmayan emekçi kesim en düşük düzeyde ücretle ve tıkıştırıldıkları mahallelerde yaşamaya devam edeceklerdi.

"Bugün durum çok mu farklı?" diye soranlar olacaktır.

Kuşkusuz birileri hâlâ o günün koşullarında yaşamlarını sürdürüyorlar. İstanbul'un içinde neredeyse taş devri koşullarında yaşayan insanlar var. Sadece İstanbul değil, Avrupa'nın birçok büyük şehrinde sokakta yaşayan evsiz yoksul insanlar kışın soğuğunda donarak ölebiliyorlar.

1 Mayıs işçi sınıfı için, emekçi için önemli bir tarihtir. Konuyu, sol, sosyalizm bağlamında algılayanlar için kuşkusuz "anlamsızdır."

Ama hak dediğimiz şey günün birinde mutlak suretle bu emekçi, işçi, çalışan sınıf için tutunacağı yegâne şey olarak durmaktadır.

12 Eylül askeri darbesi çalışanın elindeki bu hakkı sınırlamak üzere yapılmıştır; çok da başarılı olmuştur.

Bugün işçi sınıfı, en son 2001 krizinin ve küresel ekonominin kuşatmasıyla 70'li yılların o gösterişli ve güçlü görüntüsünün çok uzağındadır. Uzun zamandır da "hak" arama bilincinin uzağına düşmüştür. Yani bu haliyle korkulacak bir tarafı kalmamıştır. Bütün bu görüntüsüne karşın Türkiye’de her şey normalleşebilirken 1 Mayıs insanların üzerine deli gömleği giydirildiği bir gün olarak hatırlanmaktadır.

Geçen sene İstanbul’daki görüntüyü bir kere daha hatırladığımızda…

Köprülerin ana giriş noktaları tutulmuş, bazı yollar tamamen kapatılmış, okullar tatil edilmiş, şüpheli şüphesiz bütün araçlar aranmaya başlamıştı. 1970'li ve 80'li yılları yaşamayan, özellikle yeni nesil ve genç kuşak için bu görüntülerin anlaşılması tamamen imkânsızdır.

Eğer Türkiye otuz yıl sonra hâlâ fobisinden kurtulmayı beceremiyor, her 1 Mayıs olağanüstü koşullar içinde karşılanıyorsa, o gün sokağa çıkma yasaklanır ve bu kaos ortadan kaldırılabilir. Böylece, insanların üzerine gaz bombaları atarak, coplayarak, dipçikleyerek ve kovuşturmaya tutarak dünyaya rezil olduğumuz görüntüleri ortadan kaldırabilir, tutunduğumuz demokrasi yalanını da sürdürürüz.

Yok, eğer normalleşmeyi arzuluyorsak, o zaman, yıllar önce öldürülen ve failleri bir türlü ortaya çıkarılamayan arkadaşları için 1 Mayıs'ta Taksim'de olmak isteyenleri de anlayacağımız bir "anlayış" düzeyine geleceğiz.

"Taksim, İstanbul'un merkezi, orayı miting alanı yaparsak, İstanbul kilitlenir."

Öyle ya da böyle İstanbul'u birileri kilitliyor.

Bırakın zaten her spor zaferi sonrasında insanların döküldüğü Taksim Meydanı bir bayram yerine dönsün.

Bunu Türkiye'ye çok görmeyin.


YAZAR HAKKINDA BİLGİ

Uzay Gökerman 1969, İstanbul doğumlu. Makine Mühendisi olarak çalışıyor. Profesyonel iş yaşamının dışında roman, öykü, makale, araştırma, köşe yazıları, serbest denemeler şeklinde çalışmaları var. 2001 yılından beri yoga, meditasyon, spiritüel konular üzerine yoğunlaşarak yazıyor. İndigo Dergisi'nde başyazar olarak görevini sürdürüyor. Detaylı bilgi


 

2008 © indigodergisi.com


Daha hızlı internet ve sayfaların en iyi görüntüsü için alttaki kutuya tıklayarak Firefox’u yüklemenizi tavsiye ederiz.

 


Gönüllülük ilkesiyle yürütülen İndigo Dergisi’ne katkı sağlamak isterseniz reklamlarımıza tıklayabilirsiniz.

 

YAZILAR

Tanrının Zerrecikleri


Manyetik Kent Manisa


Mars’a Yaklaşan Meteor


1 YTL Ver 1 Film Çekeyim


Kuantum Sıçraması


“Şekilsel” Türbanın Yozlaşması


Client ile Yüzde Yüz Müşteri Memnuniyeti


Türk Dil Yurdu Projesi


Fransa’nın Kuzey Şehri "Lille"


İndigo Nörolojisi


Okul Öncesi Eğitim Kurumlarında Ahlâk


Futbolcu Robotların Büyük Gösterisi


Açmazlarda Özgür Seçimler 


Sylvia Plath


İndigoların Gizli Dünyası


Zamanı Böldük ‘Yeni Yıl’ dedik


Savaş


Bir Kente Ait Olmak-2


Nasıl Görmek İstiyorsanız O Şekilde Bırakınız


Bu Gerçek Sevgi Mi?


En Son Ne Zaman Doğdun?


Sevgiliye Mektuplar


Düşlerimdeki Yaşam - 6


Bir Gül’ün Yaprakları


Pasur!


Korku Tüneli


Acı Kahve, Kar ve Tarçın


Arka Sokaklar


Rhiannon


Bizim Kavgamız


Okyanus


Bahane


denemelerneyseo


Diğer Sen

f


Anasayfa   Blog    Kurumsal   Reklam   Arşiv   Arama   İstatistikler   Forum   Bağlantılar   Röportajlar

Gündem      Dünya   İnsan   Sağlık   Kültür Sanat   Çocuk   Eğitim   Çevre   Bilim   Astroloji   Duyurular    İndigo

 

2005-2008 © İndigo Dergisi

İndigo Dergisi, FSEK ve TCK uyarınca koruma altındadır.

Yazar adı ve yazı linkini kaynak göstermek suretiyle alıntı yapabilirsiniz.

Dergimiz en iyi 1280x800 pikselde görüntülenir.

İçerik Politikası | Kurumsal | Reklam

Son Güncelleme:  8 Eylül 2008 TSİ 01:00