Sayı 36|EYLÜL 2008    Anasayfa | Blog | Kurumsal | Forum | Gündem | Röportajlar | Dünya | İnsan |  Sağlık | Kültür Sanat | Çocuk | Eğitim | Çevre | Bilim

Share Facebook


Tamamen gönüllülük ilkesiyle yürütülen İndigo Dergisi’ne katkı sağlamak isterseniz reklamlarımıza tıklayabilirsiniz.

Okuyucularımıza teşekkür ederiz.

 

DUYURU!

Gazeteciliğe

hevesli misiniz?

İndigo Dergisi, muhabir ve editörler aramaktadır. Detaylı Bilgi

 

ANNOUNCEMENT!

International Edition of Indigo Magazine is looking for columnists and editors.

click for more information

 

Indigo Community

Facebook'ta faaliyet gosteren uluslararası bir indigo network grubudur.

Katılmak icin tıklayın

 

İndigo Dergisi’ni

Açılış sayfanız yapın

 

 


 

 

Sonbahar

Yazar: Yasin Sarı


Zamanla Dans

Yazar: Fehmi Özçelik


Ahh Sevgili Aşkın Çok Güzel

Yazar: Hale Karaarslan

 

 

 

 

 

Yazar: Uzay Gökerman

İstanbul, Ocak 2008

Nasıl Görmek İstiyorsanız O Şekilde Bırakınız

“Nasıl görmek istiyorsanız o şekilde bırakınız.”

‘Hayata dokunmak’ diye bir tabir vardır ya; çoğu zaman teğet geçiyor, zaman zaman ıskalıyor; kiminde de hiç önemsemiyoruz. Bu nedenle de sayısız açılmış hesap ve her hesabın kendine göre devam eden (kısır) döngüsü (bir başka ifade biçimiyle de karması) var. Tamamlamadan, arkasını düşünmeden, hesap etmeden sürekli eylem içindeyiz.

“Yaşarken hesap mı yapalım?”

Kuşkusuz vurgumuzu bu bahsin içinde oluşturmuyoruz. Koşulsuz ve bir nehir gibi akarak yaşamak bizim için her şeyden önemli. Birçoğumuzun koşulsuz olamadığı bir hayatın içinde olduğunu da biliyoruz.  Üstelik her birimizin ayrı ayrı şartları var. Bu şartlar her adımda diğeriyle çatışıyor, geriye savaş sonu görüntüleri kalıyor.

Doğa öğreticidir, ilham kaynağıdır, yol göstericidir. Ancak sosyal yaşamın, insanın doğa yasalarından çok farklı bir varoluş olduğu da bir gerçek. Nehrin akışının yatağına temas ettiği yüzeyle olan ilişkisinden söz etmeye çalışıyorum, beraberinde götürdükleri, gelip geçtiği yerde yaptığı değişikliklerden.

Girişte yazmış olduğum cümleyi nerede okuruz genellikle?

Tuvalet kapılarının hemen arkasına yapıştırılmış bir şekildedir. Toplu yaşamın getirdiği bir zorunluluktur. Herkes ıslak hacim olarak geçen tuvalet-banyosunu evinin en temiz köşesi olarak korumaya itina gösterir. Tuvalet en mahrem yerdir. Mahremiyetimizle örülmüş bir ruha sahiptir. Bir başkasının gelip o kutsallığı kirletmesine asla tahammül edemeyiz. Ancak bir gerçek daha vardır o da bir başkasının mahremiyetine, kutsallığına, tuvaletine karşı bir o kadar acımasız ve vurdumduymaz tavrımızdır. Geride ne bırakıyor olduğumuzu bilmeden kapıyı çekip çıkarız o hacimden.

İşte bu nedenle herkesin kullandığı ortak tuvaletlerin kapısına, aynasına, görülür bir yerlerine mutlaka yapıştırılır o cümle.

Demek ki, gerçekten çekip gidiyoruz. Kaçarcasına akıyoruz.

Birçok insanın hayatına girip, onların bütün kutsallığını yok ederek ya da en azından zarar vererek çıkıp gittiğimiz gibi.

Bir süre sonra o insana ihtiyacımız olduğu ve onun kapısından içeri girdiğimizde bazen toplu kullanımdaki bir tuvaletin kirli görüntüsüne bakarken hissettiğimiz duyguyu uyandırır şekilde buluruz. Onu o hale nasıl getirdiğimizi kapı çarparken hemen unutmuşuzdur. Bir de mazeretimiz vardır ya; “hafıza-i beşer nisyan ile malûldür” nihayetinde, tonla eleştirilecek şey bulur zihnimiz hemen orada.

Oh!”

Çağımızın bireyi rüştünü ancak bir başkasının varlığının, özgürlüğünün, kutsallığının, ruhunun üzerinde ispat etmeyi adam olmak gibi algılıyor. Sağlıklı, kişilikli duruş tarzının bu olduğu anlaşılsın isteniyor.

Böyle bireylikten, bencillikle donanmış; sadece kendi çıkarını düşünen, yararcı felsefeye inanmış, özgürlükler(!) aşığı, bu nedenle kendine “çok liberal etiketi” yapıştırarak ayakta tek başına duran evrim görmüş yeni insan doğmuş oluyor.

Ama bir türlü tatmin olmayan, huzursuz, mutsuz, sığ varoluşuyla bile eksiklik duygusu yaşayan, bu duygusuyla da etrafındaki herkesi sömüren “yeni insan” akış gösterdiği dere yatağını sürekli kirletiyor, peşi sıra gelenlerin yaşayamayacağı bir ortamın varoluşuna neden oluyor.

***

Ve en kahredici olanı da aşklarda yaşanılanı…

İnsanların hayatlarına sürekli bir yanlış olarak girip, o hayatları alt üst ederek, arkasını düşünmeksizin yaşama alışkanlığı.

Bir daha aynı şekilde bulamayacağımız şekilde kırdığımız “kutsal” kalpler.

Temiz tutalım yüreğimizin derinliğinde yatan o saf ruhu ve yine temiz tutalım yüreğini çalarak içine girdiğimiz her sevgiyi, bir sonraki zamanda nasıl görmek istiyorsak öyle yanmasını sağlayarak bırakalım o şuleyi, söndürmeden, üzerine su dökmeden…


Fotoğraflar:

Dave Nitsche

Jarek Kubicki

Michael Anderson


YAZAR HAKKINDA BİLGİ

Uzay Gökerman 1969, İstanbul doğumlu. Makine Mühendisi olarak çalışıyor. Profesyonel iş yaşamının dışında roman, öykü, makale, araştırma, köşe yazıları, serbest denemeler şeklinde çalışmaları var. 2001 yılından beri yoga, meditasyon, spiritüel konular üzerine yoğunlaşarak yazıyor. İndigo Dergisi'nde başyazar olarak görevini sürdürüyor. Detaylı bilgi


 


 


 

YAZILAR

Tanrının Zerrecikleri


Manyetik Kent Manisa


Mars’a Yaklaşan Meteor


1 YTL Ver 1 Film Çekeyim


Kuantum Sıçraması


“Şekilsel” Türbanın Yozlaşması


Client ile Yüzde Yüz Müşteri Memnuniyeti


Türk Dil Yurdu Projesi


Fransa’nın Kuzey Şehri "Lille"


İndigo Nörolojisi


Okul Öncesi Eğitim Kurumlarında Ahlâk


Futbolcu Robotların Büyük Gösterisi


Açmazlarda Özgür Seçimler 


Sylvia Plath


İndigoların Gizli Dünyası


Zamanı Böldük ‘Yeni Yıl’ dedik


Savaş


Bir Kente Ait Olmak-2


Nasıl Görmek İstiyorsanız O Şekilde Bırakınız


Bu Gerçek Sevgi Mi?


En Son Ne Zaman Doğdun?


Sevgiliye Mektuplar


Düşlerimdeki Yaşam - 6


Bir Gül’ün Yaprakları


Pasur!


Korku Tüneli


Acı Kahve, Kar ve Tarçın


Arka Sokaklar


Rhiannon


Bizim Kavgamız


Okyanus


Bahane


denemelerneyseo


Diğer Sen

f


Anasayfa   Blog    Kurumsal   Reklam   Arşiv   Arama   İstatistikler   Forum   Bağlantılar   Röportajlar

Gündem      Dünya   İnsan   Sağlık   Kültür Sanat   Çocuk   Eğitim   Çevre   Bilim   Astroloji   Duyurular    İndigo

 

2005-2008 © İndigo Dergisi

İndigo Dergisi, FSEK ve TCK uyarınca koruma altındadır.

Yazar adı ve yazı linkini kaynak göstermek suretiyle alıntı yapabilirsiniz.

Dergimiz en iyi 1280x800 pikselde görüntülenir.

İçerik Politikası | Kurumsal | Reklam

Son Güncelleme:  8 Eylül 2008 TSİ 01:00