Sayı 36|EYLÜL 2008    Anasayfa | Blog | Kurumsal | Forum | Gündem | Röportajlar | Dünya | İnsan |  Sağlık | Kültür Sanat | Çocuk | Eğitim | Çevre | Bilim

Share Facebook


Tamamen gönüllülük ilkesiyle yürütülen İndigo Dergisi’ne katkı sağlamak isterseniz reklamlarımıza tıklayabilirsiniz.

Okuyucularımıza teşekkür ederiz.

 

DUYURU!

Gazeteciliğe

hevesli misiniz?

İndigo Dergisi, muhabir ve editörler aramaktadır. Detaylı Bilgi

 

ANNOUNCEMENT!

International Edition of Indigo Magazine is looking for columnists and editors.

click for more information

 

Indigo Community

Facebook'ta faaliyet gosteren uluslararası bir indigo network grubudur.

Katılmak icin tıklayın

 

İndigo Dergisi’ni

Açılış sayfanız yapın

 

 


 

 

Sonbahar

Yazar: Yasin Sarı


Zamanla Dans

Yazar: Fehmi Özçelik


Ahh Sevgili Aşkın Çok Güzel

Yazar: Hale Karaarslan

 

 

 

 

 

Yazar: Üstün Öngel

Psikiyatrik Suistimalin Bilinmeyen Tarihi

"Dokuzumda çaldılar beni. Şimdi on ikiyim. Yeter! Hayatımı verin geri!..."

E.A.’ya yaşatılanlar, psikiyatrinin kurum olarak başlangıcından bugüne değişen formlarda ama aynı insafsızlıkla insana reva gördüklerinin tek bir kişide –bir çocukta– karşımıza çıkmış hali.

Geçen ay, Adana Ekrem Tok Ruh Sağlığı Hastanesi’nde devam eden insanlık dışı uygulamalar medyaya yansıdı. Star TV’de Deşifre programında, gizli kamera ile kaydedilmiş görüntüler birkaç hafta üst üste yayımlandı. Dehşet görüntüleriydi her biri. Sürekli dayak yiyenler, hakarete uğrayanlar, toplu ve çıplak halde hortumla yıkananlar ve daha sayısız yürek daraltan görüntü. Psikiyatrik suistimalin bitmeyen tarihini yazanları haklı çıkaran uygulamalardı bunlar.

Bunların içinde özellikle dikkatimizi çekmesi gereken bir görüntü ise 11 yaşında bir çocukla ilgiliydi. Çocuğa zorla, dayakla ilaç içiriliyordu. Hakarete ve şiddete maruz kalıyordu çocuk. Programı hazırlayanlar da, konuyu tartışanlar da, çocuğun karşılaştığı şiddete odaklandılar sadece. Oysa bundan önce o çocuğun neden orada olduğunu sormak gerekiyordu: Bir ruh sağlığı hastanesi bir yetişkin için bile uygun değilken, bir çocuğun böyle bir hastaneye yatırılması nasıl olabiliyor?

 

Karanlık bilim

E.A. şimdi 12 yaşında. Toplamda bir yıldan fazla üç ayrı hastanede tutulmuş. Sadece ilaç verilmiş, hiçbir yardım sunulmamış. E.A. ilk kez psikiyatriste götürüldüğünde 9 yaşındaymış ve başlangıçtan itibaren ona verilenler bir yetişkini bile hayalete çevirecek ağır ilaçlar.

Yatırıldığı iki ayrı hastanede iki kez EKT (elektroşok) vermeye de yeltenmişler. Kalbi delik doğmuş ve 5 yaşında kalp ameliyatı geçirmiş olmasının belki de ilk kez yararını görmüş, bu sayede EKT yapılmamış E.A.’ya.

Yetişkinlere bile EKT yapılması doğru değilken, 10 yaşında bir çocuğa yapmaya kalkışmalarına şaşıranlar olacaktır mutlaka… Şaşırmayın, yeryüzünün bu en karanlık “bilimi” böyle bir şey işte. E.A.’nın maruz kaldığı uygulamalar, halının altına süpürülenlerin sadece bir kısmı, inanın. Yaşananlardan hepimiz sorumluyuz üstelik. Yıllarca bu uygulamalara karşı üç maymunu oynadığımız için sorumluyuz. Nasıl ki yakın bir geçmişte 17 aylık bebeğe tecavüz edilmesi, o rezilliği yapanlar kadar taciz ve tecavüzlerin varlığını inkâr etmeye devam eden bir toplumun da utancı ise, E.A.’ya yaşatılanlar da öyle.

E.A.’nın sorunu neydi ki, aylarca hastanede tutulmuş, EKT girişimiyle karşılaşmış, bu ağır ilaçlar verilmiş, diye sorabilirsiniz, şaşırmaya devam ederek. İlk kez TV’de görüntüleri izlediğimde (E.A.’nın yüzü gösterilmemişti), E.A.’nın “zihinsel bir engeli” olduğu tahmininde bulunmuştum. Olsa olsa, ağır zihinsel engel altındaki bir çocuğu, ailesi çaresizlik içinde hastaneye teslim etmiştir, demiştim.

Oysa tahminimde yanılmıştım, E.A.’nın hiçbir zihinsel engeli yoktu. “Yoktu” diyorum, zira bu ilaçları almaya devam ettiği takdirde bir zihinsel engelliye dönüşecek; şimdi de zaten bunun kıyısında.

E.A.’ya yaşatılanlar, psikiyatrinin, kurum olarak başlangıcından bugüne değişen formlarda ama aynı insafsızlıkla insana reva gördüklerinin tek bir kişide –bir çocukta– karşımıza çıkmış hali, diyebiliriz.

 

Çalınan hayat

E.A., kan uyuşmazlığı yaşayan bir anne-babanın doğurduğu ikinci çocuk. İlk çocukları ölü, E.A. ise kalbi delik doğmuş. Ama yaşamış, yaşama tutunmuş ve 5 yaşında kalp ameliyatı olmuş. Sülalenin ilk torunu E.A., ilk erkek torunu. Haliyle el üstünde tutulmuş. Beş yaşındaki ameliyata kadar ve ameliyat sonrası aşırı korunmuş, bir dediği iki edilmemiş.

Dokuz yaşında ilkokul üçüncü sınıftayken, okul rehberlik servisinin yönlendirmesi ile bir piyasa psikiyatristine götürülmüş. Önce “hiperaktivite” teşhisi konmuş. Birkaç ay geçtiğinde, bu psikiyatristin verdiği hiperaktivite ilacı (ki bu ilaç özellikle kalp yetmezliğine yol açarak çocukların ölümüne sebep olan sicili en bozuk ilaçlardan biri), çocuğun “hırçınlığına” ve “sınıftaki uyumsuzluğuna” çare olmamış. Herhangi bir ilacın belirtilen bu sorunları çözmesi zaten olası değil. Sonra teşhis, “atipik psikoz” olarak değiştirilmiş ve ağır bir başka ilaca, “şizofreni” dedikleri şeyi sözde tedavi etmek için yetişkinlere verdikleri bir ilaca başlanmış. Bu da bir işe yaramamış. Nasıl yarayabilir ki? İnsanı hayalete dönüştürmekten başka işlevi olmayan bir ilaç bir “çocuğun” sorununu nasıl çözebilir ki?

Ardından E.A. yine bir piyasa psikiyatristine, bu kez bir çocuk psikiyatristine götürülmüş. Bu duyarsız psikiyatristin eliyle de Çukurova Üniversitesi Hastanesi Psikiyatri Kliniği’ne yatırılmış (yetişkinlerin yatırıldığı bir klinik bu; zaten çocuklara özel herhangi bir yer yok). İlk EKT yapma girişimi burada olmuş. Üç ay yatmış üniversite kliniğinde. Sonra İstanbul’a, Balıklı Rum Hastanesi’ne götürülmüş, ailenin bütçesini aşan masraflar edilerek. Balıklı’da yatışı uzun olmamış, ama orada da ikinci EKT girişimiyle karşılaşmış. Bu arada, teşhis de “atipik psikoz”dan, “şizofreni”ye dönüşmüş. Hastane turunun sonunda ise Adana’da Ekrem Tok Ruh Sağlığı Hastanesi’ne kapatılmış. Önce iki ay, ardından dokuz ay orada tutulmuş. TV’de izlediklerimiz, bu dokuz ayın sonuna doğru çekilen görüntüler.

 

E.A.’yı kurtarmak

Anne-baba tükenmiş ve üç yıllık ağır suistimalin ardından çare arıyor.

E.A. şu an ailesiyle birlikte. Aldığı ağır ilaçlar yüzünden konuşma yetisini kaybetmiş halde, sözel iletişim kurulamıyor E.A. ile. Zira bu ilaçlar zihni baskılıyor, nörolojik sisteme hasar verecek düzeyde olumsuz etkiler yaratıyor. Kısa süre içinde ilaçlardan kurtarılmaz ise, E.A.’nın geri dönüşü çok zor olacak. Aile ilaçların yol açtığı büyük sorunların farkında ve çocuklarının bir an önce akranları gibi okula, toplumsal hayata dönmesini arzu ediyor. E.A.’nın şu an altıncı sınıfta olması gerekiyor, ama beşinci sınıfı bitirememiş durumda; yani iki yıllık kaybı var.

Aile, kuruculuğunu ve yönetim sorumluluğunu üstlendiğim ve birkaç aydır faaliyette olan Psikolojik Yardım Derneği’ne ulaştı ve yardım etmemizi istiyor. Dernek olarak tereddütsüz E.A.’ya yardımı üstleneceğiz. Ancak önümüzde çok büyük bir güçlük var: E.A.’nın akranlarının arasına dönmesini sağlayabilmemiz için, önce en kısa sürede aldığı bu ağır ilaçlardan kurtarılması gerekiyor. Ancak bunu, E.A. ailesiyle birlikteyken yapabilmemiz çok zor, imkânsıza yakın. Zira, aile, ilaçların kesilmesiyle ortaya çıkabilecek olumsuzlukları göğüsleyebilecek halde değil.

Bu koşullar altında, dernek merkezimizin (iki odalı bir apartman dairesi) bir odasını ona uygun hale getirip orada misafir etmeye karar verdik ve bu misafirlik süresini, minimum üç ay olarak belirledik. İlaçlardan arınma ve sonraki gelişmeler olumluya döndüğünde, E.A.’ya ailesiyle birlikte yardım etmeyi sürdüreceğiz. O süreçteki yardım ve desteğimizi E.A. 18 yaşına gelene kadar devam ettirme kararlılığındayız. Hep birlikte E.A.’nın yetişkin hayata salimen ulaştığını görmek istiyoruz.

Ancak bunları yapabilmemiz için, yeni kurulan ve imkânları sınırlı bir dernek olarak bizim de acilen desteğe ihtiyacımız var. Dernek Merkezinin ve ona ayıracağımız odanın, E.A’ya uygun hale getirilmesi ve ona dönüşümlü olarak 24 saat eşlik edecek kişilere hizmetlerinin karşılığını verebilmemiz için yardıma ihtiyacımız var.

Bu uzun sürecek zorlu yolculukta ilgili ve duyarlı herkesin yardım ve desteğini bekliyoruz.


Üstün Öngel: Sosyal Psikolog, http://www.ustunongel.com

Psikolojik Yardım Derneği: http://www.psikolojikyardim.org

Cemalpaşa Mah. Cevat Yurdakul Cad. Seyhan Apt.

Kat: 1 D: 6 Seyhan/ADANA Tel: 0322. 459 72 62 ; 0543 573 30 31

E-posta: uongel@cu.edu.tr

HABERLER

 

 

Yükselen Yeni Tür; Homo Violents


Her Şeyin Teorisi


İklim Dostu Bir Yaşam


Şifacı Doktor İnci Erkin


Kanser Tedavisinde Akıllı Moleküller


Balinaların Nesli Tehlikede!


İki Kültür Arasında Çocuk Yetiştirmek


Yaratıcı İmgeleme Araştırmaları


Selçuk Erdem: İyi Çocuklar Değiliz Biz!


Okumanın Dinamiği


Nükleer Yayılma


Tiyatro Sporu ve Mahşer-i Cümbüş


Psikiyatrik Suistimalin Bilinmeyen Tarihi


Çocukluk Çağı Sinüzitleri


Barış Kadıköy'deydi 


Merakla Beklenen Seçim Kampanyaları


Tarım ve Hayvancılıkta AB'ye Uyum?


Haydi Türkiye Günde Bir Yumurta


Ayrıştırma


AKM Yıkılsın Mı?

 

denemeler

neyseo

 

KÖŞE YAZARLARI

Uzay Gökerman 

Aydın Olgusu


İdil Soyseçkin

Mayıs Karnesi


Nilay Altın

Sihirli Dokunuşlar 


Burcu Akar

Anne Karnında Başlayan Öğrenilmiş Korkular -I-


Can Duman

Olmak Ya Da Olmamak


Didem Çivici

Her Şey Güzel


Arbil Çelen

Tamam O Zaman


Engin Sezen

Anne Babaların Yapageldikleri Hatalar


Melda Güngül

Ne Yapmalıyım?


Özge Esirgen

Dünya’da Büyümek 


Rüya Yüksel

Sevgiliye Mektup


Özge Gündem

AKM Yıkılırsa Sevgilimi Nerede Bekleyeceğim?


Volkan Burnaz

Burası Ne Kadar Bizsiz


Buse Doğan

Nasıl yani, anlamak için yaşamak, özlemek için yitirmek mi gerekir?


Didem Çivici

Salıncak


Eray Çetinkaya

Zaman Yaşamı Yiyor


Fırat Erdoğan

Kapatılan Köy Enstitüleri ve Açık Olan Okullarımız 

f


Anasayfa   Blog    Kurumsal   Reklam   Arşiv   Arama   İstatistikler   Forum   Bağlantılar   Röportajlar

Gündem      Dünya   İnsan   Sağlık   Kültür Sanat   Çocuk   Eğitim   Çevre   Bilim   Astroloji   Duyurular    İndigo

 

2005-2008 © İndigo Dergisi

İndigo Dergisi, FSEK ve TCK uyarınca koruma altındadır.

Yazar adı ve yazı linkini kaynak göstermek suretiyle alıntı yapabilirsiniz.

Dergimiz en iyi 1280x800 pikselde görüntülenir.

İçerik Politikası | Kurumsal | Reklam

Son Güncelleme:  8 Eylül 2008 TSİ 01:00