Sayı 34|TEMMUZ 2008    Anasayfa | Blog | Kurumsal | Forum | Gündem | Röportajlar | Dünya | İnsan |  Sağlık | Kültür Sanat | Çocuk | Eğitim | Çevre | Bilim

 

Tamamen gönüllülük ilkesiyle yürütülen İndigo Dergisi’ne katkı sağlamak isterseniz reklamlarımıza tıklayabilirsiniz.

Okuyucularımıza teşekkür ederiz.

 

ANNOUNCEMENT!

International Edition of Indigo Magazine is looking for columnists and editors.

click for more information

 

Indigo Community

Facebook'ta faaliyet gosteren uluslararası bir indigo network grubudur.

Katılmak icin tıklayın

 

İndigo Dergisi’ni

Açılış sayfanız yapın

 

 


 

 

Yazar: Yasin Sarı

Bir Semazen

 

Yazar: Efe Elmas

Düşen Melek

 

Yazar: Fehmi Özçelik

Zıtlık

 

Yazar: Mehmet Yapıcı

Kayıp Rüyalar

 

 

 

 

 

Haluk Tunç İlker

DeğiŞİM Şimdi.

İnsanın, çevresini ve yaşamını arzu ettiği şekle sokması, yine kendine, düşünce ve duygularına bakması ile mümkündür. Kendini değişime açmayan, yeniye direnen pek çok insan tanıdım yakın çevremde. Değişim kalıbının sevgiye dönüşmesi, her çeşit yargının, korkunun, değersizliğin hayatımızdan çıkması için bir başlangıçtır. Ve anahtar: Niyet ve Niyetin Sürekliliğidir.

Hayatıma iki farklı dönemde giren Okan Bey de, bu gözle görülmeyen direnç çemberi ile birlikte dolaşıyordu. Yeni olan her şey çemberin dışında kalıyor ve hayat eskisi gibi devam ediyordu onun için.

O, işyerinin en kıdemli çalışanıydı. On sekiz senedir aynı pozisyonda, aynı masa ve sandalyede benzer projelerde görev almış; işyerinin çalışma kurallarını, üretim sistemini o kurgulamıştı. Patronuyla ve çalışanlarla olan ilişkilerini hep belirli bir çizgide tutmuştu. Belki de bu yüzden, bu ofiste herkes ona, "Okan Bey" diye hitap ediyordu; yaşına duyulan hürmetten çok, bu, personelle onun arasında kurulamayan yakınlığın bir sonucuydu.

Değişimin imkansız olduğuna olan inancı, ofisi herkes için bir hapishaneye çevirmişti. Her gün, bir adım bile ileri gitmeksizin, neşesiz, umutsuz bir ruh halinde akşam olsa da eve gitsek diye bekliyordu. Teknolojinin gelişimi, anlayışların değişmesi, çevreyle birlikte yeni gelen personelin beklentileri, tüm bunlar, her açıdan, onu ve ofisi değişime zorluyordu.

Bu değişimin mimarı, bir bahar günü, Okan Bey’deki şifreleri çözen o ağaç olmuştur. Bir ağaç...

İşte o gün, öğle paydosunda, hastanenin arkasındaki boş araziye ikinci gidişimizdi. Tek başına olanca ihtişamıyla bizi karşıladı Üçdal. Şimdi Üçdal’ın adını ve yarattığı değişimi burada çalışan herkes biliyor. Ona bu ismi Okan ağabey verdi. Oysa, kışın, benim Üçdal’la ilgili anlattığım her şeyi, bir çılgınla konuşuyormuşcasına dinliyordu; ‘Kuru bir ağaç işte’ demişti, ‘Ne bekleyebilirsin bir ağaçtan’.

İlk ziyaretimizde ağacın dallarına takılı duran uçurtmadan baharda eser yoktu. Okan ağabeyin ağaçla ilgili ilk fark ettiği şey de o uçurtma olmuştu. Değişim diye başladığım o uzun konuşmayı tam da bu farkındalığın bana verdiği cesaretle sürdürebildim. Bu sadece bir ağaç değil demiştim, bu zamanın kayıt defteri, bu yaşamın yaşlı, sessiz tanığı, Gaia’nın akciğeri ve ağaç deyip geçtiğimiz bu canlı değişimin en durağan göstergesi. Genellikle insanların gözlerinin içine bakarak konuşurum ama bu kez Okan Bey’in tepkilerini umursamadan durmaksızın kendi içime bakarak konuşmuştum. Ben dediğimi hatırlıyorum bu ağaçla konuşabiliyorum onu duyabiliyorum; bana, iki gövdenin birleşiminden ve üç ana daldan oluştuğunu söyledi. Dibinde oturup soluklanan çok insan olmuş ama uzun ve yatay dalında sallanan, üzerine tırmanan çocukların dışında onunla ilgilenen çok az kişi tanımış. Tam 73 yaşındaymış ve bir dalı iki kış önce kurumuş. Köklerinin toprağın üzerine çıkan kısmında bir kalp ve içerisinde C ve A harflerinin kazılı olduğunu; C harfinin, bu kış tamamıyla silinmesinden sonra bir aşkın bittiğinden endişe duyduğunu hissettirdi bana; Okan Bey dedim; yalan söylemiyorum. Bu şöyle bir şey : Başka bir bilince onun izniyle dahil olmak. Bakın dediğimi hatırlıyorum kazılı harfi göstererek; bu dalında da 5 yıl önce kurbanlık bir koyun varmış, şu ipi görüyor musunuz. Aslında ben bile şaşırıyordum söylediklerime ancak içimden peşi sıra çıkıyorlardı işte.

O gün pek çok şeyden konuştuk Okan Bey’le: Tepedeki kuş yuvasından, karıncaların izlediği yolun mantıksallığından, doğada tam 90 derecenin bulunma olasılığından, yaprak çapının kök çapına eşit oluşundan, çiçeklenmeden, yaprak dökümünden, kokulardan, mevsimlerden ve tabi değişimden. Bu ağaç bana şunu söyledi dedim son olarak: Ben hep buradaydım ve yine de bugün, benim için dünden farklıdır. Sanırım Okan ağabeydeki değişimi tetikleyen bu şifreydi. O günden sonra pek çok kez geldik Üçdal’daki değişimleri gözlemlemeye. Ayakkabılarımızı ve çoraplarımız çıkartıp oturuyorduk dibine. Bir keresinde Kim bilir dedi Okan ağabey, Üçdal da bizdeki değişimin farkındadır.

 

UMUT

Hani, yeşil, maviydi, derin,

Hani temiz, engindi deniz!

Nerededir?

Hani, o bulut bulut,

Kuşak kuşak, gök, ışık!

Hani, demin buradayken umut;

Unuttun,…şimdi nerededir?

(Temmuz ’91)

 


 

DOĞUM

Benim mum olup yanmamı bekler,

Şaşkın, omzuma konan ikiz melekler.

Ne bir baltanın sapı,

Ne bir yuvaya kapı,

Ne de paspas!

Ne bir sorumluluk yüklenmişliğim var,

Ne de bir eylem.

Ben ve görkemli gövdem,

Hazırlan yaşamı göğüslenmeye.

Sancıların geçici olacak.

Bugünler, yarına gebe.

(Temmuz ’98)

 


 

ZİNCİR

Yek, bugündü dün

Dü, yarın.

Hızlı, ani, yok gibi.

Yeni doğan güne eş,

Güneş, güle güle derken düne,

Ölüme bakın;

Doğuma ne yakın…

 

An çok derin,

Durun,

Doğuma bakın.

(Temmuz ’99)

 


YAZAR HAKKINDA BİLGİ

Haluk Tunç İlker, 1969 İstanbul doğumlu. Mimar, Feng-Shui danışmanı. Şiir ve çocuk masalı çalışmaları, onun için, içsel denge arayışının ve barışa özleminin yansımaları.

Detaylı Bilgi


HABERLER

 

 

Sinop'ta Nükleer Santral?


Nükleer Enerji Kazaları


Çocukları Vurmayın!


Şiddet


Duygusal Vampirler Geliyor...


Kitap Okumak Onların da Hakkı


Kardeşini Seç


Ritalin Dosyası


Çocuklarınızın Geleceği Sizin Elinizde


Zamane İstanbul'u


Muson Mevsiminde Uttaranchal


Afrika'nın Altın Sesi: Salif Keita


Müzik Haberleri


Masajla, Rahatsızlıklara Son


Güneş Tutulması, Dünyadaki İndigolar, Küresel Barış ve Türkiye


İstanbul Tiyatro Festivali Başlıyor


Mayıs Nane'leri (astroloji)


Renkler

 

 

KÖŞE YAZARLARI

Burcu Özgeçen

Sevgi, Uyanış, Varlık


Günyüz Keskin

İntar


Funda Umut Pakkal

Gençler Nereye Koşuyor?


Uzay Gökerman

Ruh Üzerine


Haluk Tunç İlker

DeğiŞİM Şimdi.


Rüya Yüksel

Kaosu yaşamak


Didem Çivici

Yaşam Nefesi


Günyüz Keskin

Ertelenmiş Vakitler


Mahmut Şaylıkay

Güneşe Yolculuk


Uzay Gökerman

Belki üstümüzden bir Ay geçer...


Mukaddes Öztürk Odacı

Ruh Eşime

f


Anasayfa   Blog    Kurumsal   Reklam   Arşiv   Arama   İstatistikler   Forum   Bağlantılar   Röportajlar

Gündem      Dünya   İnsan   Sağlık   Kültür Sanat   Çocuk   Eğitim   Çevre   Bilim   Astroloji   Duyurular    İndigo

 

2005-2008 © İndigo Dergisi

İndigo Dergisi, FSEK ve TCK uyarınca koruma altındadır.

Yazar adı ve yazı linkini kaynak göstermek suretiyle alıntı yapabilirsiniz.

Dergimiz en iyi 1280x800 pikselde görüntülenir.

İçerik Politikası | Kurumsal | Reklam

Son Güncelleme:  4 Temmuz 2008 TSİ 08:30