|
Yazar:
Tuğçe Lale
– Haziran 2008
Okul Öncesi
Eğitimi Nedir?
.jpg)
Okul
öncesi eğitimi veren kurumlarda
anne-babaların en çok öğrenmeye ihtiyaç duydukları şey “Okul Öncesi
Eğitiminin ne olduğu” oluyor. Aileler, Türkiye’de son 20 yıldır güncel
olarak duydukları ve gördükleri bu eğitim hakkında araştırma yapmadan,
kulaktan dolma bilgilerle bu kurumlara gelip çocuklarını kaydetmek
istiyorlar. Hatta aileler bu kurumlarda kimlerin çalıştığını, nasıl bir
eğitim verildiğini bile bilmiyorlar. Her anne ya da babanın amacı kendi
istediği gibi bir çocuk yetiştirmek olarak gözleniyor. Bazı aileler
çocuğun fiziksel olarak gelişmesine, çok yemek yiyip çok uyumasına dikkat
çekerken, bazı aileler sadece matematik zekasına dikkat çekiyorlar. Bunun
dışında temizliğe özen gösteren aileler olduğu gibi iletişiminin, sosyal
becerilerinin, üst düzeyde olmasını bekleyen aileler de görülüyor. Sonra,
bazı anne-babalar el becerilerinin, somut sonuçlar elde edilen çalışmaları
istedikleri gibi “En iyi ol!” mesajını çocuklarına aksettirmektedirler.
Sanki gerçekten her şeyin en iyisinin sadece bir tane olabileceği gibi!
Bu
böyle uzayıp gitmektedir. Böyle istekleri olan anne-babaların bu şekilde
düşünmelerindeki temel neden “Bilinçaltlarındaki çeşitli psikolojik,
olumsuz, yaşantılardır!” Bunun yansıması çocuklarına olan tutumlarından
başlayıp her türlü insan ilişkisinde gözlenmektedir. Anne-babalar
kendilerini tatmin edip psikolojilerini rahatlatırken bir çocuğun geleceğini
etkileyen, yetişkinlikteki sorunlarının kaynağının temelini attıklarının
farkında değillerdir. İşte bu noktada “Okul Öncesi Eğitimin ne olduğu?”
“Çocukların nasıl geliştiklerini ve neyi geliştirebileceklerini anlamaya
çalışmak” en temel ve yol gösterici bilgidir.
Çocukların fiziksel ve
genetik olarak getirdikleri becerilerin, çevrenin katkısıyla, yetişkinliğin
temelindeki eğitimi “Okul Öncesi Eğitim”dir. Okul
Öncesi Eğitimi oldukça kapsamlıdır, bilişsel, sosyal, duygusal ve fiziksel
gelişim alanlarını kapsadığı gözlenirken; yapılan araştırmalar sonucu,
duygusal zekanın ortaya çıkması ve çoklu zeka kuramlarının gelişmesiyle
gelişim alanları zenginleşmiştir. Ayrıca ahlak, kişilik ve cinsel gelişim
hakkında yapılan araştırmalar sonucu, hazırlanan çalışmalar Okul Öncesi
Eğitimi güçlendirmektedir. Bu noktada ortalama olarak her yaşta ve her
yönüyle gelişmesi beklenen davranışlar ortaya konmuştur. Tabii ki her
çocuğun kendine ait bir gelişim süreci ve hazır bulunuşluk dönemi vardır.
“Çocuğu doğru bir şekilde tanımak ve bu tanıdığınız yönlerini geliştirmek”
temel kuraldır. Anne, baba veya eğitimcilerin istedikleri gibi çocukları
yetiştirmek son derece zararlı ve çocukların kişiliklerini karıştıran
bir durumdur. En kötüsü de psikolojilerinde zincirleme, geri dönüşü
olmayan tahribatlar yaratmasıdır! Ayrıca bu çocuklar toplumda mutsuz,
tüketici, çevresini de kendisi gibi gören yetişkinler olarak topluma zarar
verirler.
Çocuklar anne karnına
düştükleri andan itibaren kendi doğrularını algılayıp uygulamaya
başlarlar.
Anne-babaların
kendi kaygıları, çocuğu güçsüz ve her an yardıma
ihtiyaç duyduğunu düşünmeleri nedeniyle çocuklarına karşı yanlış tutum ve
davranışlar yansıtmaktadırlar. Sonucunda da çocuklarının gelişemedikleri
becerilerini ya görürler ya da görmezden gelirler!
Ancak çocuk dünyadaki
en güçlü varlıktır. Dünyaya geldikleri andan itibaren beyin aktif olarak
her yöne doğru hızla çalışmakta ve kolaylıkla öğrenmektedir. Okul öncesi
eğitimcileri bunun farkında oldukları için çocuklara sorumluluklar verip
güven duyarak yaklaşırlar. Sonucunda da “Öğretmenim sizin söylediğiniz
şeyleri burada yapıyormuş ama bizim evde söylediklerimizi kesinlikle
yapmıyor!” yorumu anne-babalardan sıklıkla gelmektedir. Okul öncesi eğitim
çocukların kendilerini ifade etmelerine fırsat tanıdığı gibi keşfedecekleri
yönlerini de fark ettirir. Bu anlamda çocukların çevresindeki herkesin,
anne-baba-tüm yetişkinlerin, çocuklara güvenip onları
desteklemeleri gerekmektedir.
Ailelerin,
öğretmenlerin, yöneticilerin ve çocukla yaşayan herkesin “Okul öncesi
eğitimini” tanıyıp anlayarak uygulaması gerekmektedir.
Toplumumuzda sağlıklı, mutlu ve üretken yetişkinlerin olması için
çocuklardaki cevheri ortaya çıkaran “Okul öncesi eğitimi” öğrenmek her
yetişkinin çocuğuna olan borcudur.
Mutlu çocuklar, sağlıklı
yetişkinlerle güzel olaylar ve yaşantılar gerçekleştirmenizi diliyorum.
YAZAR
HAKKINDA BİLGİ
Tuğçe
Lale, 1981 İstanbul doğumlu. 2002 yılından beri öğretmenlik
yapıyor. İstanbul ve İzmir’de öğretmenliğin yanısıra Kocaeli’nde
anaokulu müdürlüğü yaptı. 2005 yılından beri Özel İstanbul Amerikan
Lisesi Çocuk İnceleme Merkezi’nde öğretmenlik yapıyor. Otizm
sendromu üstüne eğitim aldı.
Detaylı bilgi
|