|
Yazar:
Tuğba Yaman
- Ocak 2008
En Son Ne Zaman
Doğdun?
İlki yirmi birinde bir
kadının korku dolu gözlerle baktığı doğum masasındaydı. 1984’ün
anti-ütopikliğini, Eylül’ün yalnızlığını, Pazartesi’lerin çekilmezliğini ve
saat 21.00 sularının gizemini giydiğim bir kavuşmaydı. İlk çocuk ve hatta
ilk torun olmanın megalomanisine kapılmadan söyleyebilirim ki sabırsızlıkla
beklenen bir buluşmaydı.
Tarihsel yolculuğuma
çıktığımda sonraki doğumlarımın kronolojisini yapabilecek kadar kanıtım
olmadığını gördüm. Kadim dostum matematiğin değerlerini çiğneyip, çekim
hissettiğim rakamların nümerolojik analizini yapıp yaşadıklarım hakkında
ipuçları elde etmeyi de doğru bulmadım. Birkaç sancılı yenilenmemi, bir iki
de baş döndürücü değişimimi etiket olarak rahatlıkla yapıştıracağım olaylar,
bir Altın Oran bulamamıştım belki ama şuna emindim: İlki sadece ilkti, tek
değil.
Şimdi, “Her gün yeni bir
başlangıç, her yeni yıl sizin yılınız” gibi safsatalara inanmayanları
görelim? Güzel. En azından bu konuda yalnız değilim.
Değişmek,
dönüşmek, yenilenmek, hayatını yenilemek, isteklerini yerine getirmek için
“Ocak”ı, “Pazartesi”yi beklemek niye? Neden her şey yarın farklı olsun
(vurguyu ‘yarın’ kelimesinin omuzlarına yüklemek maksadıyla ‘farklı olmak’
eyleminden hemen önce kullanımına dikkat!), bugünün ayrıcalığı ne? Biraz da
‘bugün’, ‘şu dakika’ ve ‘şimdi’ yüklensin sorumluluğu. Aslında böyle ahkâm
kestiğime bakmayın. “Günü yaşamak”’la tanışıklığım çok eskilere dayanmıyor.
Ama “şimdi”lerim beni “yeniden doğmak” ifadesini kullanabilir kılacak kadar
dinamik değişimler içeriyor. Yarın hangi Tuğba’nın doğacağını kestirmek
neredeyse imkânsız artık.
Şimdi, bunları hangi
Tuğba’nın yazdığını merak edenleri görelim? Güzel.. En azından benden başka
da kalemi kimin tuttuğunu bilmeyenler var.

BAŞKALAŞMA UMUDU
Yarın belki daha iyi bir
kız olarak doğarım kendi kasıklarımdan
Hatta belki gönlümün
karası bulaşır gözlerime
Tenim göğsümden gelen
süte bulanır
İlk feryadım anam kokar
Cennet kokusunu aratmadan
Yarın belki daha iyi bir
kız olarak doğarım kendi kasıklarımdan
Hatta belki beşiğimi
melekler sallar gök kubbede
İlk ninnimi rüzgâr söyler
Uykuya dalmak için
yıldızları sayarım
Kimse bilmez, saydıkça
yıldızlaşırım
Yarın belki daha iyi bir
kız olarak doğarım kendi kasıklarımdan
Hatta belki adımı yaradan
fısıldar kulaklarıma
İlk sözcüğüm “Rabb” olur
İlk adımımı bir Berat
Gecesi atarım
Kimseyi şahit etmeden
Yarın belki daha iyi bir
kız olarak doğarım kendi kasıklarımdan
Hatta belki ruhumu
temizler Rabb’im ilk nefesimde
İlk gözyaşımı rahmime
akıtırım
Yeni bir Ben’e gebe
kalırım
Kimse bilmez, ağladıkça
doğarım |