Sayı 36|EYLÜL 2008    Anasayfa | Blog | Kurumsal | Forum | Gündem | Röportajlar | Dünya | İnsan |  Sağlık | Kültür Sanat | Çocuk | Eğitim | Çevre | Bilim

Share Facebook


Tamamen gönüllülük ilkesiyle yürütülen İndigo Dergisi’ne katkı sağlamak isterseniz reklamlarımıza tıklayabilirsiniz.

Okuyucularımıza teşekkür ederiz.

 

DUYURU!

Gazeteciliğe

hevesli misiniz?

İndigo Dergisi, muhabir ve editörler aramaktadır. Detaylı Bilgi

 

ANNOUNCEMENT!

International Edition of Indigo Magazine is looking for columnists and editors.

click for more information

 

Indigo Community

Facebook'ta faaliyet gosteren uluslararası bir indigo network grubudur.

Katılmak icin tıklayın

 

İndigo Dergisi’ni

Açılış sayfanız yapın

 

 


 

 

Sonbahar

Yazar: Yasin Sarı


Zamanla Dans

Yazar: Fehmi Özçelik


Ahh Sevgili Aşkın Çok Güzel

Yazar: Hale Karaarslan

 

 

 

 

 

Yargısız İnfaz

Tuğba Kavas

Zihnimi fark edip izlemeye başladığım zaman hayretler içinde kalmıştım. Sayamadığım kadar düşünce durmadan akıyordu. Beş sene önceki bir olay hala zihnimde dönüyor, olayı hala kritik ediyordum inatla. Alakasız, direkt iletişimde olmadığım insanlar hakkında düşünceler; gelecek hakkında düşünceler, olaylar, eşyalar, mekânlar, sürüp gidiyor. Bunlardan çok azı şimdi, şu an da işime yarıyordu. Düşünsenize uyandığınız anda başlıyor zihin uyuyana kadar uzun bir süre hiç durmadan devam ediyor. Kocaman bir gürültü ve karmaşa; aynı zamanda kontrolsüz. Bu gürültünün büyük çoğunluğu kendini ve başkalarını yargılamaktan ibarettir. Şimdiki durumumla, yaşantımla ilgili bir ilgi, alaka, çözüm, geçerlilik teşkil etmiyordu. Yani neredeyse yüzde doksan beşi gereksizdir. Evet, hayretler içinde kalmıştım. İnsanı hasta yapan, yaşlandıran en önemli, en güçlü unsur olduğunu fark ettim yargılamanın...

Başkalarının düşünceleri ve davranışları bize uymadığı için mahkûm ediyoruz. Mahkûm etmeye şiddetli şekilde ihtiyaç duyuyoruz. Yargısız infaz en katısından. Kocaman bir yargı, eleştiri, sınırlama tokmağını indiriyoruz kafalarına, kafalarına. Çünkü bu kendimizi saklamanın en kolay yoludur. Aslında başkasına indirdiğin her tokmak kendi kafanı deler. Yargıladığın, kabul etmediğin düşünce ve davranış şekli itiraf etmekten korktuğun kendinsindir. İfade etmekten korktuğun kendin; toplum bilincine aykırı, başkalarına göre belki sapıkça adlandırılmış düşüncelerin; içindeki eksikliklerin; endişelerin; karabasanların bir başkası tarafından ifade edilip, ortaya çıkarılınca saldırırsın; yani yargılarsın. Bu durumda kendini eleştirip, kendine kızıp, kendini yargılıyorsundur. Yargısız infaz yargının en katı şeklidir kısaca. Eh bunu da yaşamımızın her anında yaptığımız aşikâr.

Bütün bu yargılama sürecinin varlığı kendini sevmemekten, kendini olduğun gibi kabul etmemekten, içinden geldiği gibi olmak için kendine izin vermemekten doğuyor. Kendini sevip, kendini olduğun gibi kabul edip, özgürce olmaya izin verip, kendini yargılamadığın zaman başkaları içinde aynı şeyi yapmış olursun. Özgürleşmiş ve özgürleştirmiş olursun. Çok basit gibi görünen gücü büyük olan koşulsuz sevgi bu, en derininden.

Bunların büyük bir kısmının farkındaydım yaşamım boyunca. Zihnimi izlemeye başladığımda yaşamımda var olmuş herkesin aslında ben olduğumu, benim içimdeki bir oluşu, duyguyu, sevmeyi, sevilmeyi; sevmediğim ve korktuğum taraflarımı, eksikliklerimi bana yansıtmak için karşıma çıktığını hissederek fark etmek; bunun ötesinde kabul etmek bir hayli beni zorladı. Bunları bilmek, anlamak çok kolaydır. Zorlayıcı olanı kabul edip uygulamak da... Tamamen kaçtığımız şey bu, daha doğrusu korktuğumuz şey diyeyim.

Yalnız bir şeyi belirteyim: yargılamakla olanı ifade etmek arasında fark var. Bir başkasının düşünceleri, yaşam durumu, davranışı bize uymayabilir. Bu durumda sadece farklıdır. Bu farklılık bizi rahatsız ediyorsa, öfkelendiriyorsa, kabul edilemiyorsa, sıfatlar yakıştırıyorsak, yargıyı yaratmış oluyoruz. İşte bu durumda içimize dönüp bize hangi veçhemizi yansıttığını bulup, kabul edersek rahatsızlığımız biter; özgürleşiriz; hafifleriz.

Zihni izlemeye başladığında, bütün bu kaostan kurtardığında, yaşamı tadıyorsun. Dinlemeyi öğreniyorsun. Hazzı tadıyorsun. Sevinci, sevgiyi hissediyorsun. Var oluşla bütünleşiyorsun. Kendinle, insanlarla, dünyayla Bir’liği deneyimlemeye başlıyorsun. Hepimize kolay gelsin…


YAZAR HAKKINDA BİLGİ

Tuğba Kavas 1975, Antalya doğumlu. İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi İşletme Bölümü mezunu. kavastugba@yahoo.com


HABERLER

 

 

Ne Yapmalı?

Eşcinsellik Dosyası

Anjelika Akbar İle Bir Söyleşi

Müzik Terapi ve Türk Müziğiyle Tedavi

Gen Haritası Tamamlandı

Dubai'nin Kuleleri

Çocuklarımızdan beklentilerimiz onları zorluyor

Yeni Çocukların Bilimi: İkinci Bölüm

Kristallerle Gelen Şifa

Kuşbakışı: Ruh ve Cinsellik

Yoga Sınıfı'nda Bu Ay

Alternatif Eğitim Sempozyumu

Editörün Seçtikleri

Aralık ayı Astroloji Yorumları

Babam ve Oğlum: Ağlatan Film

Dönüşümün 7 Simyası

Aşka Göçebedir Sonbahar!

 

KÖŞE YAZARLARI

Uzay Gökerman

Beklenti Fenomeni


Rüya Yüksel

Hayat Eğlenceli Bir Oyundur Aslında


Meltem Bingöl

Aşk Ölmez Biz Ölürüz


Haluk Tunç İlker

Kabul


Funda Umut Pakkal

Gün boyunca kaç gölgeniz var?


Gürhan Faik Yeğit

Hedeflerimize Ulaşmamız için İşleyen Çabasız Güç


Doruk Oğuz

Farkındalık Notları


Tuğba Kavas

Yargısız İnfaz


Deniz Onur 

O Bir Şey İçmez


Meriç Tuncer

Bizi Fütüristler Mi Kurtaracak? 


Burak Kaan Kızılkan   

Sağırlar, Kaçanlar ve Gerçek Rehber

Google
 
Web indigodergisi.com

f


Anasayfa   Blog    Kurumsal   Reklam   Arşiv   Arama   İstatistikler   Forum   Bağlantılar   Röportajlar

Gündem      Dünya   İnsan   Sağlık   Kültür Sanat   Çocuk   Eğitim   Çevre   Bilim   Astroloji   Duyurular    İndigo

 

2005-2008 © İndigo Dergisi

İndigo Dergisi, FSEK ve TCK uyarınca koruma altındadır.

Yazar adı ve yazı linkini kaynak göstermek suretiyle alıntı yapabilirsiniz.

Dergimiz en iyi 1280x800 pikselde görüntülenir.

İçerik Politikası | Kurumsal | Reklam

Son Güncelleme:  8 Eylül 2008 TSİ 01:00