|

Share Facebook
Tamamen gönüllülük ilkesiyle
yürütülen İndigo
Dergisi’ne katkı sağlamak isterseniz reklamlarımıza tıklayabilirsiniz.
Okuyucularımıza teşekkür ederiz. |
|
DUYURU!
Gazeteciliğe
hevesli misiniz?
İndigo
Dergisi, muhabir ve editörler aramaktadır.
Detaylı Bilgi |

|

Yazar: Hale Karaarslan |
| |
arşiv |
Sayı 10 | Temmuz 2006
sayı 10 | temmuz 2006 |
sayı 10 | temmuz 2006 |
sayı 10 | temmuz 2006
|
Beyrut’tan
Ayrılırken...
20 Haziran 2006 Salı
günü Beyrut’ta barış vardı. Yüz binlerce insan gündelik yaşantısını
sürdürüyordu. Çocuklar sokakta oynayabiliyordu. Gençler gülebiliyor,
yaşlılar ömürlerinin son çeyreğinde gelmiş olan huzurun tadını
çıkarabiliyordu.
Roger Waters, yıllar önce çıktığı bir
Ortadoğu gezisinde yaşadığı bir anıyı şarkı yapmıştı. Şarkı sözlerine göre
henüz 17 yaşında. Genç bir müzisyen... Sırtında gitarı, cebinde beş kuruş
olmadan çıktığı bu yolculuğu otostopla devam ettirmek zorunda kaldığını
öğreniyoruz, sonra. Beyrut’ta Arap bir ailenin misafiri olacakları gece
böyle başlıyor. Roger Waters politikanın, siyasetin, din, ırk ayrımının
olmadığı insani bir ilişkiyi anlatıyor; ama ona gösterilen, öğretilen ya da
bizim yaşamış olduğumuz ön yargıları da düşünmeden edemiyor. Böylece
muhteşem bir şarkı ortaya çıkıyor. Kuruçeşme Arena’da şarkının eşliğinde
arka plandaki karikatür sunumu bizi öykünün neredeyse bir parçası haline
getiriyordu. Yazar: Uzay Gökerman |
|
Diyarbakırlı Çocuklar Tatilde
Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Çocuk Koordinatörlüğü, yoğun
göçle başlayan ve tiner, bali, kapkaç gibi olumsuzluklarla
anılan Diyarbakır’daki dezavantajlı çocukların
toplumsallaşmasını sağlamak üzere bir adım daha attı.
“Artık Çocuklar Gülümseyecek” projesi çerçevesinde bu yıl
kentteki yoksul ve dezavantajlı 50 bin çocuğa ulaşmayı
hedefleyen belediye, Maden’in Gezin Belgesi’nde Hazar Gölü
kenarında bir Çocuk Yaz Kampı kurdu. Gruplar halinde bir hafta
çocuklara tatil yaptıran belediyeye, başta Eğitim Sen olmak
üzere kentteki sivil toplum örgütleri de destek verdi.
Haber: Mahmut Şaylıkay
|
|
|
|
Sadece
Duyarlı Olmak Yetmiyor!
Dünya
global ekonomik verilerine göre, bugün yaklaşık iki milyar insan
günde 1 Dolar harcama standardı ile yıllık 365 dolar gelirle
hayatta kalmaya çalışmaktadır.
Yüreği tertemiz Dubaililerin
yine bir dediğini iki etmez batılı dostlarının önerdiği yeni
proje 3 adet Palm Adası ve bir dünya haritası. Bu projeler
denizin doldurulmasıyla gerçekleştiriliyor. Yılın üç günü yağmur bile
yağmayan çölün ortasına yapay kar yağdırıp, kayak pisti
kurmanın felsefi açıklamasını bugün yaşasaydı ne Sokrates,
Platon, Aristo, ne Hegel, ne de Marks yapamazdı.
Haftanın en az bir günü e-posta kutumuza düşen Afrika
görüntülerinin arasında bir parça ekmek için bekleşen insanların
fotoğraflarına hüzünle ve acımayla, “Ah ne yazık” diyerek,
duyarlılık göstermek yetmiyor. Bu bir slogan haline gelebilmeli.
|
|
|
|

|
Hayallerdeki İnsan Hakları
Günümüze kadar süre gelmiş onca insan hakları bildirgesi ve
evrensel beyannamelere rağmen işlenen ihlaller neticesinde tüm
dünya ülkeleri hep bir ağızdan aynı şeyleri haykırmışlardır:
“Ülkelerimiz temelinde insan hak ve özgürlüğü bulunan olgular
temelinde kurulmuştur.”
|
|
Küreselleşme ve Krizler
Son yıllarda yaşanan krizlere
göz atarsak önümüze küresel kaynaklı yüzlerce çöküşe neden olmuş
kriz felaketleri çıkar. Piyasada varolan güçlere olan büyük
inancın, yaşanacak krizleri göz ardı ettiği ve toplumun
ilahlaştırma politikası ile her yapılanın iyi olduğu kanısı,
çöküş zeminleri hazırlamıştır.
|
|
Niye
Kadının İnsan Hakları?
“Neden kadın hakları veya insan
hakları değil de kadının insan hakları?” sıkça sorulan bir soru.
“Kadın hakları” yerine “kadının insan hakları” terimini
kullanırken vurgulamak istediğimiz çok önemli bir nokta var.
Biz kadın hakları
savunucuları olarak kadın haklarının insan hakları bütününden
ayrı tutulmasına karşı çıkıyoruz. Zira kadınların talep ettiği
pek çok hak aslında kadınlara özgü ayrıcalıklı haklar değil;
erkek-kadın, yaşlı-çocuk, her insanın doğuştan sahip olması
gereken haklar.
|
|
Üniversite:
Girmek Mi, Çıkmak Mı Daha Zor?
Öğrenci ÖSS’de istedikleri
bir fakülteye girmek için kan ter içinde kalırken, üniversiteler
ise yeni mezunlarını diploma törenleriyle uğurlamaya çalışıyor.
Bir yandan yenilere altyapı ve ümit sağlayamıyor üniversiteler,
diğer yandan gidenlerin beklentilerini karşılamıyor diplomalar.
İlköğretimden başlayan ve sınava yönelik ezbere dayalı anlayışla
gelecek kuşakların yetiştirilmesi olası gözükmüyor.
|
|
Açlık Çoğunluktadır
Batman’da
yaşayan 60 yaşındaki Ömer Ayçın, Batman Toprak Mahsulleri
Ofisinin önünden geçen kamyonlardan dökülen tahıl tanelerini
toplayarak kışlık yiyecek ihtiyacını karşılıyor. Ömer Amca ‘Bunu
yaparken utanıyorum ama başka çarem yok’ diyor.
|
|
Caz'a
Bakış
Klasik anlamda, caz ilk kez
köleleştirilen bu siyah insanların, uygar dünyaya taşıdıkları
geleneklerinden doğmuştur. Cazın en önemli türü olan “Blues”
dediğimiz şey bizim sosyolojik anlamda adlandırdığımız, “kır ile
kent hayatı arasına sıkışmış, acı çeken insanın müziği”
arabesktir. Bizim anladığımız anlamda arabeskle temelde aynıdır;
ama biçimde, ifade ediş tarzında çok çok çok farklıdır.
|
|
Japon
Kültürü ve Café
Bunka
Naturel orkide ve gül kokularına
karışan yeşil çay kokusu ile sevimli mi sevimli bir Japon garson
tarafından karşılanıyorum. İçeri giriyorum ve geleneksel
Japon müziği beni dinginlikle kuşatıyor.
Ayakkabılarımı çıkartıp
orijinal tatami odasındaki yer sandalyesine bırakıyorum kendimi.
Havanın sakinliği üzerime oturmaya başlıyor ve ben bir çay
seromonisine yavaş yavaş hazır hale geliyorum. Cafe Bunka'dayız. |
|
Şifa Niyetine: Edirne Sultan II. Bayezid Külliyesi Darüşşifası
Yaşadığımız ülkeyi sadece büyük
şehirlerden, İstanbul-Ankara-İzmir’den ibaret sanmak ne büyük
hata! Bu toprakların her köşesi farklı bir türkü söylüyor oysa.
Kimi cıvıl cıvıl bir çeşitlilik yaratırken kimi de soluk
alınacak bir köşe sunuyor bizlere.
Osmanlının bir asırlık başkenti Edirne devlete payitahtlık
ettiği günden bu yana hep şifanın, huzurun ve yenilenmenin
başkenti olmuş. Öyle ki padişah Sultan II. Bayezid içerisinde
tüm Osmanlı ülkesince meşhur “darü’ş-şifa”nın da yer aldığı
meşhur külliyesini bu şehre inşa ettirmiş.
|
|
İçimizdeki
Çocuğu Öldürmeyelim!
Size bir tiyatro oyununu tanıtacağım. Bu oyun, oyuncularından
dolayı diğer oyunlara benzemiyor. Çünkü bu oyunu sergileyenler
İstanbul'daki bir ilköğretim okulunun hem öğrencileri ve
velileri, hem
öğretmenleri ve okul yöneticileri hem de okul hizmetlileri.
Hiyerarşi
olmaksızın herkes uyum içinde. Hem eğleniyorlar hem de harika
bir oyun sergiliyorlar. Herkes çok mutlu, özellikle de çocuklar.
Duyarsız ve hoşgörüsüz
topluma dikkat çekiliyor. Hayatın yoğunluğunda robotlaşan
yaşamlarda kaybolan sevgileri, birliktelikleri, paylaşımları ve
öldürülen içimizdeki çocuğu anlatıyor. |
|
Müzik
ve Teknoloji
Galatasaray ITM
Müzik teknolojisi son
zamanlarda adını giderek daha fazla duymaya başladığımız bir
alan. Bu alanda eğitim veren kurumların sayısı da artmakta. Bu
kurumlardan biri de Galatasaray İletişim Teknoloji Müzik
Akademisi. Galatasaray Itm’in kurucusu ise yıllardır bu işle
uğraşan Süden Pamir.
|
|
Obezite
ve Sağlıklı Beslenme
Obezite, yaşam kalitesi ve
süresini olumsuz yönde etkileyen bir hastalık olup, yüzyılımızın
en önemli sağlık sorunlarındandır.
Obezite sadece obez kişiyi
değil, çevresindekileri yani toplumu da etkileyen fizyolojik,
organik, sistemik, hormonal, metabolik, estetik, psikolojik ve
sosyal sorunlara yol açan bir hastalıktır. Prof. Dr. Kaya
Özkuş’a Obezin ne olduğunu, nasıl geliştiğini, kimleri
etkilediğini, akapunktur ile nasıl kilo verildiğini ve
nasıl zayıf kalınacağını sorduk.
|
|
Sanatın İyileştirme Gücü
"Sanat, yaranın ışığa dönüşmüş halidir."(G.B)
Günümüzde
“sanat terapisi” olarak bilinen ve çeşitli hastalıkların
tedavisinde sanatın iyileştirme gücünden yararlanmayı içeren
yeni bir uygulama hızla yaygınlaşıyor. Tarih boyunca her
coğrafyada sanatın iyileştirme gücünden çeşitli şekillerde
yararlanıldığı halde, sanat terapisi batıda ancak 1940’lı
yılların sonlarına doğru meslek olarak kabul edilmeye başladı.
|
|
Kozmik Bilinç: TEZAHÜR
Tezahür denilen olay;
yüzlerce olasılık içinde, beynin ve ruhun bütünüyle yayılan
dalgaların, sadece içinden kendine benzeyen ve tamamlayan
olasılığı, kendisine çekmesidir.
Kuantum fiziği; her şeyin bir
dalgacık olduğunu ve onlarca olasılığı aynı anda kapsadığını
kanıtlar. Örneğin yaşantımızdaki küçük ve o üzerinde
durmadığımız tesadüfler; birer tezahür bilgeliğini taşıyan
anlamlardır oysa.
|
|
Nedir Şu Ezoterizm?
“Cevizi
kırıp içine bakmayan, kabuğun tamamını
ceviz zanneder.”
(Gazali)
Son yıllarda, belki de
özellikle 11 Eylül 2001’den sonra, genel olarak ezoterizm ilgili
değil ama daha çok ezoterik kuruluşlar ve kardeşlikler hakkında
gerçekten çok sayıda kitap çıktı, makale yazıldı, tartışmalar
yapıldı. İnsanlar bilinmeyeni bilinir kılmak için her türlü yolu
denemeye hazır hale geldiklerini gösterdiler.
|
|
Yaşanılası
Aşklar
ASTROLOJİ SERVİSİ
Bir anda benliğimizi, bedenimizi saran ateş
AŞK; yazın sıcağı gibi içimizi ısıtan, yaz yağmuru gibi birden başlayıp
birden biten, ya geriye kalan? Kimi zaman buruk bir acı, kimi
zamansa ömür boyu sürecek mutluluk.
Gittikçe şiddetini
arttıran doğa olayları; değişime direnen insanoğluna “Ben değişiyorum”
diyen, Dünyamızın uyarıları Temmuz ayında da devam edecek. Büyük buzul
çözülmeleri, tropik kasırgalar, seller, büyük yangınlar
beklenilenlerden. Önemli sayılabilecek öngörümse; San Andreas
(Kaliforniya) fay hattındaki hareketlenme. Sağlık ve tıp alanında
gelişmeler, hastalıkların özellikle kanserin tedavisinde yeni yöntemler
bulunurken yeni bilinmedik hastalıklar da açığa çıkacak. Doğa yeni
sürprizler hazırlamakta. |
|
Ruh Sohbetleri
Özge Esirgen
Birbirimize Kendimizi, Kendimize Birbirimizi Vermek
Ruhsal
bilgilerle ilgilenen bizlerin arasında gözlemlediğim bir şey
var; bazen birbirimizle yalnızca spiritüel kalıplar aracılığı
ile iletişim kuruyoruz. Çoğumuzun bu tür bilgilere ilgi
duymasının sebepleri orijinaldir. Orijinal sebeplerden kastım şu
ki; içimizden gelen veya –gelmesi gerekir diye düşünürken- bir
türlü içimizden gelmeyen bazı duygular ve tutumlar üzerine
ruhsal bilgilerde cevaplar aramaya yöneldik. |
 |
|
Can Duman
Merhaba Hayat
Merhaba
haya, yaşlı dünya, merhabta okyanuslar, merhaba topraklar,
dağlar ve ovalar, çiçekler ve kuşlar... Hepinize merhaba... Sebep
aramayın bu ölçüsüz coşkuma... İçimden geldiği gibi konuşmak
istiyorum sizlere ben... Başımdan geçenler yüzlerce yazıya konu
olabilir... Yorucu ve öğretici bir yolculuktan evime geri
döndüm. Ama tek dileğim düşüncelerimi paylaşmak, ötesini
değil...
Didem Çivici
Var Olmaya Hazır Mısın?
Yaşamı anlamlı
kılan ne? Ya da şöyle demeliyim belki de: Yaşamak nedir? Her an
sorgulamak ve düşüncelere dalmak mı; yoksa o an'da olarak
keyfine varmak mı hayatının? Elbette hayatımızı belli
zamanlarda kendimizi sorgulayarak, yaşamı değerli kıldığımızı,
isteklerimizi yönlendirdiğimizi düşünerek ilerliyor ve
ilişkilerimizi bu olgulara göre yönlendiriyoruz bir yerde.
Çiğdem Aksoy
Kediler Krallara
Bakabilir
Her insanın farklı bir hayvana
kendini daha yakın hissetmesi, bazı hayvanlardan hoşlanırken,
diğerlerini itici bulması ya da onlardan korkması her zaman
ilgimi çekmiştir. Üzerinde hayvan resmi olan bir tişört
alacaksanız hangi hayvanın resmini seçersiniz?
Funda Umut Pakkal
Birey Olmak Çok Zor Zanaat!
Birçok düşünür ve edebiyatçı
birey için yorumlarda bulunmuştur; özellikle Batılı yazar ve
düşünürler, tek-biricik olmanın ne denli önemli olduğunu
vurgulamışlardır. Epiktetos “Kendi efendin olmadıkça özgür
olamazsın”, Emerson “Kendinden başka hiçbir şey sana huzur
veremez.” 19. yy. drama yazarı Henrik Ibsen “Dünyanın en güçlü
kişisi, en yalnız ayakta durabilendir” diyerek bu konuya ilgili
birbirine benzer görüşlerini sunmuşlardır.
Rüya Yüksel
Her Özgürlüğün İçinde Bir Tutsaklık Vardır
Yazımın
başlığı 9 yaşındaki Ege Topçu adlı bir küçük kardeşimizin
çizdiği karikatürden alıntıdır. Küçük kardeşimin sözleri ile
aşağıdaki yazıyı hazırladım sizlerle paylaşmak üzere. Çizdiği
resim de yazının sonunda... Geçtiğimiz
günlerde 50. yaş günümü kutladım büyük bir coşkuyla... Yarım
asır. Dile kolay. Çocukluğumu anımsadım, elli yaşına
gelmiş insanları düşünürdüm...
Mahmut Şaylıkay
Kars
Kadın
Eğitim
Vakfı
Neden Olmasın?
Günümüz dünyasının sürekli geçirdiği evrim sonucu insanoğlu
devamlı değişen bilgi kültürlerine karşı günün her saatinde
bilgiye ve bilginin getirdiklerine aç bir vaziyette hayatlarını
devam ettirmektedirler. Kimi zaman kütüphanelerdeki tozlu
raflarda, kimi zaman da ellerine verilen gazete parçaları ile aç
olan beyin midelerini doldurmaya çalışırlar. Tabii bu, kişiden
kişiye değişen bir doyumluluk noktasıdır.
Burçin İvren
Yaşantımdaki Küçük Bir Tezahür Öyküsü
Lisedeyken, ‘Adı Aylin’ adlı
kitabı bulmam gerekiyordu çünkü o 2 gün içinde sayısal mı seçsem
psikiyatrist olsam, eşit ağırlık mı seçsem psikolog olsam diye
düşünürken, istek duyduğum mesleğe göre bölüm seçmem
gerekiyordu. Kitap bir bayan psikiyatristin hayatını anlattığı
için, bana yolumda karar vermem hakkında yardımcı olabileceğini
düşünmüştüm.
Burçin İvren
Bir Hikaye
Yorgundu. Artık kıyısına bile
gelmediği, şu yaratmak istediği hayatın düş dünyasındaki mutlu
hayalleri, ama gerçek hayatın sıradanlığı ve tıkanmışlığı
içinde, kendisini anlamlı hissediyordu. Yeni biriyle tanışmıştı
ve onu dinlemişti. Onu dinlerken ne kadar da farklı hayatlar var
diye düşündü ve kendi hayatını yargıladı.
Işık Oyunu
Mukaddes Öztürk Odacı
Gün Ağarmadan
Mahmut Şaylıkay

neyse
o
|
|
|
|
| |
f
|