Sayı 35|AĞUSTOS 2008    Anasayfa | Blog | Kurumsal | Forum | Gündem | Röportajlar | Dünya | İnsan |  Sağlık | Kültür Sanat | Çocuk | Eğitim | Çevre | Bilim

 

Tamamen gönüllülük ilkesiyle yürütülen İndigo Dergisi’ne katkı sağlamak isterseniz reklamlarımıza tıklayabilirsiniz.

Okuyucularımıza teşekkür ederiz.

 

DUYURU!

Gazeteciliğe

hevesli misiniz?

İndigo Dergisi, muhabir ve editörler aramaktadır. Detaylı Bilgi

 

ANNOUNCEMENT!

International Edition of Indigo Magazine is looking for columnists and editors.

click for more information

 

Indigo Community

Facebook'ta faaliyet gosteren uluslararası bir indigo network grubudur.

Katılmak icin tıklayın

 

İndigo Dergisi’ni

Açılış sayfanız yapın

 

 


 

 

Yazar: Can Duman

Suskun ve Keskin

 

Yazar: Yasin Sarı

Sirius Burada

 

Yazar: Fehmi Özçelik  

Oyun

 

Yazar: Mehmet Yapıcı

Sen Yoktun

 

Yazar: Can Duman

Bilinmezin Sensizi

 

 

 

 

 

Yazar: Luke Skyvolkan

Gündem-Köşe Yazısı - Nisan 2008

23 Nisan Yağmuru

Malumunuz bu ay 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı kutlayacağız. Kendimden biliyorum sevgili izleyiciler, birçok çocuk devlet denen örgütlenmenin bürokratik sıkıcılığından ilk bu etkinlikte rahatsızlık duymaya başlayacak. Nasıl olacak bu?

Bir kere törende öğretmenleri onları sıraya sokacak. Gereksiz katı bir disiplin anlayışı, çoban-sürü mantığı benimsenecek. Törene gelmek yerine evinde uyumayı tercih edecek öğrencilere caydırıcı bir faktör olarak not verme-me- korkusu salınacak. (Bayrama bakın hele)

Bazı yerlerde etkinlik geç başlayacak. 

Birkaç çocuk çıkacak, anlamadıkları metinleri, dinlenmedikleri bir kitleye okuyacak. Bir sürü çocuk sıkılacak. Düşününce ben bile sıkılıyorum sevgili izleyeciler. Minik bedenlere içinde koca cüsseler barındıran takım elbiseler çarpacağı aklıma gelince ben bile ürküyorum.

Düşünsenize, içinde bir sürü sahtekâr ve rüşvetçi barındıran bir yönetim kadrosu, umurlarında olmadığı halde Atatürk ve Cumhuriyet üzerine bir sürü ahkâm kesip bunu önünde dikilen mecburi kitleye tıka basa yedirecek. Devamı aşağıda…

Yazı Arası Bilgilendirme Molası

Bizim “maydınlarımız” aydınlık değil, zifiri karanlık yaratıklar olduklarından bu 23 Nisan üzerine de “Atam, açtığın yolda…” gibi lafları bir kez daha döndürecekler. Büyük bir insanın arkasına gizlenen küçük bir ‘şey’ olduklarından bu laflar bu zamana kadar onları baya bir idare etti. Ama artık takınmış oldukları bu irticacı davranış biçimine düzgün ve akıcı metinler kullanarak karşı durabilecek genç beyinli bir kitle mevcut. 

Aşağıda, yukarıda, devamının aşağıda olduğunu belirtmiş olduğum yazıyı okumadan önce pencereyi açıp derin ve güzel bir nefes almanızı tavsiye ederim. Bulunduğunuz bölgede açabileceğiniz bir pencere yoksa sizi mutlu eden bir anınızı düşünebilirsiniz. Sizi mutlu eden bir anınız da yoksa çok şanslısınız sevgili izleyici zira bu yazı sizin en mutlu anınız olabilir!

Aşağıların Devamı

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı vesilesiyle büyük kentlerin kimi okullarına yurtdışından öğrenciler gelir ve bizim öğrencilerin evinde misafir edilir. Kâinatın tek çocuk bayramına sahip ülkesi olarak, sanki şahane bir eğitim ve imkân veriyormuş gibi davranmaktan geri durmaz, o kadar rezalet olmasına karşın hala kimi ağızlarca “Tek çocuk bayramı bizde!”safsatasıyla övünürüz. Bu durum içinde gelen misafirlerimize kültürümüzü filan tanıtırız. Öğrencilerimize özenle serpiştirilen böyle misafirlerimizin olması gerçekten çok güzel.

[Belirtmeliyim ki geçmişte kültürümüzü tanıtırken insanlığımızın ne kadar üst seviyede olduğunu, iyilikseverliğimizi hoşgörümüzü vurgulamak gibi bir niyet içindeydik. Şimdi varsa yoksa ülkemizin tanıtımı. Döviz girişi, sermaye hareketi vs. Bu noktada aynaya bakıp kendimizden utanmalıyız.(Pencereden bakamayanlarımız için bulunmaz bir fırsat.)] 

Böyle güzelliklerin farkında olsa da şu Luke Skyvolkan kardeşinizin geçmiş öğrenim yıllarında yaşadığı, dile getirip ses getiremediği bir sıkıntısı var:
Öğretmenler neden dersleri kötü öğrencileri bilhassa etkinliklerde yok sayıyor? Biz dersleri kötü öğrenciler, neden öğretmenlerimizden Fransa’nın Cezayir’e yaptığı muameleyi görüyoruz? Bizi neden görmezden geliyorlar? 23 Nisan Çocuk Bayramları olsun, bayrak töreni olsun, tiyatro olsun, şiir okuma olsun… Yahu bu dersleri iyi olan adam bütün dallarda mı etkin? Dersleri iyi olan gitsin ders çalışsın. Bıraksalar belki dersleri kötü olan birçok öğrenci tiyatroyu çok sevip tiyatrocu olacak. Ama öğretmen ne yapar?

Gelir, sınıfa tiyatro oyunu oynatır. Bu sayede velilere karizmasını atan öğretmen attığı karizmayı da arkasına alarak dersleri iyi olan, sevdiği çocuğu başrole koyar. Siz de notlarınız kötüyse en iyisinden dekor rolünü üstlenir ve başroldeki arkadaşınızı sahneden izleme ayrıcalığını elde edersiniz!

Bu dersleri iyi olan çocuğa ülke de yönettirirler. Sanki ülke yöneticiliği derslerdeki başarıdan geçiyor da… Bir çocuk gelir, başbakanın filan koltuğuna oturtulur. Herkes şefkat abidesi kesilir ve çocuğun ufacık yüzüne yayvan ve mandalara yaraşır bir ifadeyle bakar.

Gazeteciler “Hadi yönet!” der. Çocuk da önceden gazı almış, bilmiş bilmiş konuşma yapmaktadır.

Dersleri iyi ve kötülere takınılan tavırdaki hatanın bir sürü yavruyu olumsuz etkilediğini neden kimse görmüyor? Kaç maydınımız bu konuya değindi acaba

Neresinden bakarsak bakalım bu ülkede bir çocuk bayramı kavramı var fakat kutlanılan bir bayram yok. Zaten bu ülkede bayram kutlandığı filan yok. Belirli günler var. O günlere has belirli davranış biçimleri otomatik, heyecandan yoksun biçimde işliyor.

Ben bir kardeşiniz olarak zorla sıraya sokulan, konuştuğunda adı tahtaya yazılan birçok yavruyu, öğretmen sıfatıyla gezme cüretini gösteren kimi et parçalarının zulmünden kurtarmak için her 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı öncesinde enteresan planlar yaparım. Mesela birinde topunu alıp başka bir gezegene yerleştirme fikrim vardı. Her şeyi de düşünmüştüm. Fakat böyle bir gezegeni bulamayışım gibi ufak bir eksiğim tüm planı baştan düşünmeme sebep oldu. O gün bu gündür bu çocukları nasıl kurtarabilirimi düşünür dururum.

Ne Yapalım Luke!

Öğretmen denilen kimi evrendaşların neler yapıp yapmayacağı üzerine bir şey söylemek yersiz. Velilerimize biraz ilgili olmak, kimi öğretmenlerimize iyi bir insan olmak düşüyor.

Bayramlar devlet bürokrasisini taşımamalı. Taşısa bile bunu çocuklara hissettirmemeli. O tarih için gerçekten eğlenceli etkinlikler düzenlenmeli. Mesela pikniğe gidilmeli. Çocukların birbirlerine hediye alması filan da sağlanabilir.

Şu anda bu 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı kurtaran en büyük şey içinde bayram lafının geçiyor olması. Şayet bir çocuksanız ve içinde kulağınıza harikulade gelebilecek oluşumların bulunduğu cümleleri kuruyorsanız, mucizelere inanan bir birey olarak olay çok dandik olsa bile gece yatmadan önce kendinizi bayramlık bir hale sokabiliyorsunuz. Bu da zaten çocuk olmanın güzel yanı.

Kuşkusuz Mustafa Kemal, gerçekten buna inanmış ve çocuklara bir bayram hediye etmişti. Kim bilir o olsa belki çocuklar için bu bayram böyle sıkıcı bir hal almazdı. Fakat unutmayalım ki bir günü özel kılan bizim irademizdir. Tüm bu olumsuzluklara karşın pek sevgili çocuk sahibi izleyenler 23 Nisan Çocuk Bayramı’nı çocuğunuza bir bayram olarak sunmak biraz da sizin elinizde.

Tüm çocukların ve çocuk kalanların bayramı kutlu olsun! Mustafa Kemal ve tüm iyi eğitimcilere selam olsun!


YAZAR HAKKINDA BİLGİ

Luke Skyvolkan, 1984 İstanbul doğumlu. Birçok spor dalıyla ilgilendi. Denize karşı çok büyük bir sevgi duyuyor. Yaprak sarmaya bayılıyor. Boşu boşuna hüzünlenip, sahip olunan her şeyin bir gün çöpe gideceğini, bile bile yaşanılan olumsuzlukları kafaya takarak hayatı kendine zindan eden insanlara üzülüyor. Detaylı Bilgi


 

2008 © indigodergisi.com


Daha hızlı internet ve sayfaların en iyi görüntüsü için alttaki kutuya tıklayarak Firefox’u yüklemenizi tavsiye ederiz.

 


Gönüllülük ilkesiyle yürütülen İndigo Dergisi’ne katkı sağlamak isterseniz reklamlarımıza tıklayabilirsiniz.

 

YAZILAR

Tanrının Zerrecikleri


Manyetik Kent Manisa


Mars’a Yaklaşan Meteor


1 YTL Ver 1 Film Çekeyim


Kuantum Sıçraması


“Şekilsel” Türbanın Yozlaşması


Client ile Yüzde Yüz Müşteri Memnuniyeti


Türk Dil Yurdu Projesi


Fransa’nın Kuzey Şehri "Lille"


İndigo Nörolojisi


Okul Öncesi Eğitim Kurumlarında Ahlâk


Futbolcu Robotların Büyük Gösterisi


Açmazlarda Özgür Seçimler 


Sylvia Plath


İndigoların Gizli Dünyası


Zamanı Böldük ‘Yeni Yıl’ dedik


Savaş


Bir Kente Ait Olmak-2


Nasıl Görmek İstiyorsanız O Şekilde Bırakınız


Bu Gerçek Sevgi Mi?


En Son Ne Zaman Doğdun?


Sevgiliye Mektuplar


Düşlerimdeki Yaşam - 6


Bir Gül’ün Yaprakları


Pasur!


Korku Tüneli


Acı Kahve, Kar ve Tarçın


Arka Sokaklar


Rhiannon


Bizim Kavgamız


Okyanus


Bahane


denemelerneyseo


Diğer Sen

f


Anasayfa   Blog    Kurumsal   Reklam   Arşiv   Arama   İstatistikler   Forum   Bağlantılar   Röportajlar

Gündem      Dünya   İnsan   Sağlık   Kültür Sanat   Çocuk   Eğitim   Çevre   Bilim   Astroloji   Duyurular    İndigo

 

2005-2008 © İndigo Dergisi

İndigo Dergisi, FSEK ve TCK uyarınca koruma altındadır.

Yazar adı ve yazı linkini kaynak göstermek suretiyle alıntı yapabilirsiniz.

Dergimiz en iyi 1280x800 pikselde görüntülenir.

İçerik Politikası | Kurumsal | Reklam

Son Güncelleme:  18 Agustos 2008 TSİ 01:00