|
Yazar: Luke Skyvolkan
Gündem-Köşe Yazısı - Nisan 2008
23 Nisan Yağmuru
Malumunuz bu ay 23 Nisan
Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı kutlayacağız. Kendimden biliyorum
sevgili izleyiciler, birçok çocuk devlet denen örgütlenmenin bürokratik
sıkıcılığından ilk bu etkinlikte rahatsızlık duymaya başlayacak. Nasıl
olacak bu?
Bir
kere törende öğretmenleri onları sıraya sokacak. Gereksiz katı bir disiplin
anlayışı, çoban-sürü mantığı benimsenecek. Törene gelmek yerine evinde
uyumayı tercih edecek öğrencilere caydırıcı bir faktör olarak not verme-me-
korkusu salınacak. (Bayrama bakın hele)
Bazı yerlerde etkinlik
geç başlayacak.
Birkaç çocuk çıkacak,
anlamadıkları metinleri, dinlenmedikleri bir kitleye okuyacak. Bir sürü
çocuk sıkılacak. Düşününce ben bile sıkılıyorum sevgili izleyeciler. Minik
bedenlere içinde koca cüsseler barındıran takım elbiseler çarpacağı aklıma
gelince ben bile ürküyorum.
Düşünsenize, içinde
bir sürü sahtekâr ve rüşvetçi barındıran bir yönetim kadrosu, umurlarında
olmadığı halde Atatürk ve Cumhuriyet üzerine bir sürü ahkâm kesip bunu
önünde dikilen mecburi kitleye tıka basa yedirecek. Devamı aşağıda…
Yazı Arası
Bilgilendirme Molası
Bizim
“maydınlarımız” aydınlık değil, zifiri karanlık yaratıklar olduklarından bu
23 Nisan üzerine de “Atam, açtığın yolda…” gibi lafları bir kez daha
döndürecekler. Büyük bir insanın arkasına gizlenen küçük bir ‘şey’
olduklarından bu laflar bu zamana kadar onları baya bir idare etti. Ama
artık takınmış oldukları bu irticacı davranış biçimine düzgün ve akıcı
metinler kullanarak karşı durabilecek genç beyinli bir kitle mevcut.
.jpg)
Aşağıda, yukarıda,
devamının aşağıda olduğunu belirtmiş olduğum yazıyı okumadan önce pencereyi
açıp derin ve güzel bir nefes almanızı tavsiye ederim. Bulunduğunuz bölgede
açabileceğiniz bir pencere yoksa sizi mutlu eden bir anınızı
düşünebilirsiniz. Sizi mutlu eden bir anınız da yoksa çok şanslısınız
sevgili izleyici zira bu yazı sizin en mutlu anınız olabilir!
Aşağıların Devamı
23 Nisan Ulusal
Egemenlik ve Çocuk Bayramı vesilesiyle büyük kentlerin kimi okullarına
yurtdışından öğrenciler gelir ve bizim öğrencilerin evinde misafir edilir.
Kâinatın tek çocuk bayramına sahip ülkesi olarak, sanki şahane bir eğitim ve
imkân veriyormuş gibi davranmaktan geri durmaz, o kadar rezalet olmasına
karşın hala kimi ağızlarca “Tek çocuk bayramı bizde!”safsatasıyla övünürüz.
Bu durum içinde gelen misafirlerimize kültürümüzü filan tanıtırız.
Öğrencilerimize özenle serpiştirilen böyle misafirlerimizin olması gerçekten
çok güzel.
[Belirtmeliyim ki
geçmişte kültürümüzü tanıtırken insanlığımızın ne kadar üst seviyede
olduğunu, iyilikseverliğimizi hoşgörümüzü vurgulamak gibi bir niyet
içindeydik. Şimdi varsa yoksa ülkemizin tanıtımı. Döviz girişi, sermaye
hareketi vs. Bu noktada aynaya bakıp kendimizden utanmalıyız.(Pencereden
bakamayanlarımız için bulunmaz bir fırsat.)]
.jpg)
Böyle güzelliklerin
farkında olsa da şu Luke Skyvolkan kardeşinizin geçmiş öğrenim yıllarında
yaşadığı, dile getirip ses getiremediği bir sıkıntısı var:
Öğretmenler neden dersleri kötü öğrencileri bilhassa etkinliklerde yok
sayıyor? Biz dersleri kötü öğrenciler, neden öğretmenlerimizden Fransa’nın
Cezayir’e yaptığı muameleyi görüyoruz? Bizi neden görmezden geliyorlar? 23
Nisan Çocuk Bayramları olsun, bayrak töreni olsun, tiyatro olsun, şiir okuma
olsun… Yahu bu dersleri iyi olan adam bütün dallarda mı etkin? Dersleri iyi
olan gitsin ders çalışsın. Bıraksalar belki dersleri kötü olan birçok
öğrenci tiyatroyu çok sevip tiyatrocu olacak. Ama öğretmen ne yapar?
Gelir, sınıfa tiyatro
oyunu oynatır. Bu sayede velilere karizmasını atan öğretmen attığı karizmayı
da arkasına alarak dersleri iyi olan, sevdiği çocuğu başrole koyar. Siz de
notlarınız kötüyse en iyisinden dekor rolünü üstlenir ve başroldeki
arkadaşınızı sahneden izleme ayrıcalığını elde edersiniz!
Bu dersleri iyi olan
çocuğa ülke de yönettirirler. Sanki ülke yöneticiliği derslerdeki başarıdan
geçiyor da… Bir çocuk gelir, başbakanın filan koltuğuna oturtulur. Herkes
şefkat abidesi kesilir ve çocuğun ufacık yüzüne yayvan ve mandalara yaraşır
bir ifadeyle bakar.

Gazeteciler “Hadi yönet!”
der. Çocuk da önceden gazı almış, bilmiş bilmiş konuşma yapmaktadır.
Dersleri iyi ve kötülere
takınılan tavırdaki hatanın bir sürü yavruyu olumsuz etkilediğini neden
kimse görmüyor? Kaç maydınımız bu konuya değindi acaba
Neresinden bakarsak
bakalım bu ülkede bir çocuk bayramı kavramı var fakat kutlanılan bir bayram
yok. Zaten bu ülkede bayram kutlandığı filan yok. Belirli günler var. O
günlere has belirli davranış biçimleri otomatik, heyecandan yoksun biçimde
işliyor.
Ben bir kardeşiniz olarak
zorla sıraya sokulan, konuştuğunda adı tahtaya yazılan birçok yavruyu,
öğretmen sıfatıyla gezme cüretini gösteren kimi et parçalarının zulmünden
kurtarmak için her 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı öncesinde
enteresan planlar yaparım. Mesela birinde topunu alıp başka bir gezegene
yerleştirme fikrim vardı. Her şeyi de düşünmüştüm. Fakat böyle bir gezegeni
bulamayışım gibi ufak bir eksiğim tüm planı baştan düşünmeme sebep oldu. O
gün bu gündür bu çocukları nasıl kurtarabilirimi düşünür dururum.
Ne Yapalım Luke!
Öğretmen denilen
kimi evrendaşların neler yapıp yapmayacağı üzerine bir şey söylemek yersiz.
Velilerimize biraz ilgili olmak, kimi öğretmenlerimize iyi bir insan olmak
düşüyor.
Bayramlar devlet
bürokrasisini taşımamalı. Taşısa bile bunu çocuklara hissettirmemeli.
O tarih için gerçekten eğlenceli etkinlikler düzenlenmeli.
Mesela pikniğe gidilmeli. Çocukların birbirlerine
hediye alması filan da sağlanabilir.
.jpg)
Şu anda bu 23 Nisan
Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı kurtaran en büyük şey içinde bayram
lafının geçiyor olması. Şayet bir çocuksanız ve içinde kulağınıza harikulade
gelebilecek oluşumların bulunduğu cümleleri kuruyorsanız, mucizelere inanan
bir birey olarak olay çok dandik olsa bile gece yatmadan önce kendinizi
bayramlık bir hale sokabiliyorsunuz. Bu da zaten çocuk olmanın güzel yanı.
Kuşkusuz Mustafa Kemal,
gerçekten buna inanmış ve çocuklara bir bayram hediye etmişti. Kim bilir o
olsa belki çocuklar için bu bayram böyle sıkıcı bir hal almazdı.
Fakat unutmayalım ki bir günü özel kılan bizim irademizdir.
Tüm bu olumsuzluklara karşın pek sevgili çocuk sahibi izleyenler 23 Nisan
Çocuk Bayramı’nı çocuğunuza bir bayram olarak sunmak biraz da sizin
elinizde.
Tüm çocukların ve çocuk
kalanların bayramı kutlu olsun! Mustafa Kemal ve tüm iyi eğitimcilere selam olsun!
YAZAR
HAKKINDA BİLGİ
Luke Skyvolkan,
1984 İstanbul doğumlu. Birçok spor dalıyla ilgilendi. Denize
karşı çok büyük bir sevgi duyuyor. Yaprak sarmaya bayılıyor.
Boşu boşuna hüzünlenip, sahip olunan her şeyin bir gün çöpe
gideceğini, bile bile yaşanılan olumsuzlukları kafaya
takarak hayatı kendine zindan eden insanlara üzülüyor.
Detaylı Bilgi
|