|
Yazar:
Hale Karaarslan
Şeb-i Arûz ve
Hz. Mevlana
Her gün bir yerden göçmek ne
iyi bulanmadan donmadan akmak ne hoş. Her gün bir yere konmak ne güzel.
Dünle beraber gitti cancağızım, ne kadar laf varsa düne ait simdi yeni
şeyler söylemek lazım.
Yaşamını "Hamdım, piştim,
yandım" sözleri ile özetleyen Hz. Mevlâna, 30 Eylül 1207 yılında,
Afganistan sınırları içerisinde yer alan Horasan yöresinde, Belh şehrinde
doğmuş, 17 Aralık 1273 günü Hakk'a kavuşmuştur.
734’üncü
olum yıldönümü sebebiyle düzenlenen çeşitli etkinliklerle anılıyor.
“Ölüm
günüm, düğün günümdür” tabirini kullandığı, dostuna kavuştuğunu ve ebedi
vuslata erdiğini belirtmek için düğün gecesi anlamına gelen “Şeb-i Arûz“,
anma törenleri olarak adlandırılmaktadır. Onun düşüncesinde ve fikirlerinde
ölüm hiçbir zaman yokluk olarak kabul edilmemektedir. "Ölümümüzden sonra
mezarımızı yerde aramayınız!
Bizim mezarımız ariflerin gönüllerindedir"
diyerek gönüllerdeki ölümsüzlüğe ve kalbe dikkat çekmiştir.
Hz.
Mevlâna, "Herkes ayrılıktan bahsetti, bense
vuslattan" ifadesiyle de
ölümün ayrılık değil kavuşmak olduğuna dikkat
çekmiştir. Allah Kuran’da haber veriyor. "Her nefis ölümü tadacaktır. Sonra
ancak bize döndürüleceksiniz"
Allah’a, yani özüne
döndürülen bir ruh için yokluk manasında kullanılan ölüm ifadesi, nasıl
bağdaştırılabilir ki?
Şems’ten
ayrılık onu çok üzmüştü, ama sonunda Onu kalbinde bularak arayışını terk
etti. Bu halini şu beyitle dile getirerek sevgi ile ulaşılacak mertebelerden
haber vermiştir.
“Beden bakımından ondan
ayrıyım ama bedensiz ve cansız ikimiz de bir nuruz.
Ey arayan kişi! İster Onu
gör, ister Beni.
Ben
O’yum, O da Ben.” Burada
tarif edilen hal, tasavvuf edebiyatında sevenlerin
birbirinde yok olma hali olan “fenâ halidir. ”Hz. Mevlâna, şikâyet edilen
ayrılıkların çaresinin, “aşk” olduğunu da haber vermiştir.
Mevlana Celaleddin Rumi
değişimin önemini su sözlerle ifade etmiş:
Her gün bir yerden
göçmek ne iyi,
Bulanmadan donmadan
akmak ne hoş,
Her gün bir yere
konmak ne güzel.
Dünle beraber gitti
cancağızım,
Ne kadar laf varsa
düne ait
Şimdi yeni şeyler
söylemek lazım.
Hz. Mevlâna’nın çağrısı:
Allah’ın kulları için sürekli açık tuttuğu tövbe kapısınadır. Başka mana
aramaya gerek yoktur. Ve Mevlâna’nın o güzel çağrısı:
Gel! Ne olursan ol,
yine gel...
İster kâfir ol, ister
ateşe tap, ister puta...
İster yüz kere tövbe
etmiş ol, ister yüz kere bozmuş ol tövbeni...
Bizim kapımız
umutsuzluk kapısı değil, nasılsan öyle gel.
Onun
çağrısı Hakka, Hakikate, Doğruluğadır. “Geçmişteki halin ne olursa olsun, bu
hal seni ümitsizliğe düşürmesin, tövbe etmek kaydıyla, yani eski haline
dönmemek üzere gelmek istersen bu kapı sana açıktır” mesajını vermiştir.
Onun büyük bir İnsanı
Kâmil olduğu anlatılmalıdır. Hz. Mevlâna’nın “Şeb-i Arûz” günü vesilesiyle,
onun dünya görüşleri insanlığa aktarılmaya çalışılsa da, daha çok
çalışmaların ve projelerin yapılması, çocuklarımıza küçük yaştan başlayarak
tanıtabilmemiz, anlatabilmemizin yollarını bulabilmeyi diliyorum
gönüllerimize. Tanıdıkça, onu anlamamız belki daha kolaylaşacaktır.
Hz.
Mevlana’nın vasiyeti:
Ben size, gizli ve aleni,
Allah’tan korkmanızı,
az yemenizi, az
uyumanızı, az söylemenizi,
günahlardan çekinmenizi,
oruç tutmaya ve namaz
kılmaya devam etmenizi,
daima şehvetten
kaçınmanızı,
halkın eziyet ve cefasına
dayanmanızı avam ve
sefihlerle düşüp
kalkmaktan uzak bulunmanızı,
kerem sahibi olan salih
kimselerle
beraber olmanızı vasiyet
ederim.
Hayırlısı, insanlara
faydası dokunandır.
Sözün hayırlısı da az ve
öz olanıdır.
Hamd, yalnız tek olan
Allah’a mahsustur.
Tevhid ehline selam
olsun.”
YAZAR
HAKKINDA BİLGİ
Hale Karaarslan,
1964 doğumlu, Marmaris'te yaşıyor. İndigo Türkiye grubu
yöneticisi. EMF Dengeleme Tekniği uygulayıcısı. Profesyonel
olarak resimle ilgileniyor. İndigo Dergisi'nde Yazı İşleri
Müdürü ve Yayın Danışmanı olarak görev yapıyor.
Detaylı bilgi
|