Sayı 36|EYLÜL 2008    Anasayfa | Blog | Kurumsal | Forum | Gündem | Röportajlar | Dünya | İnsan |  Sağlık | Kültür Sanat | Çocuk | Eğitim | Çevre | Bilim

Share Facebook


Tamamen gönüllülük ilkesiyle yürütülen İndigo Dergisi’ne katkı sağlamak isterseniz reklamlarımıza tıklayabilirsiniz.

Okuyucularımıza teşekkür ederiz.

 

DUYURU!

Gazeteciliğe

hevesli misiniz?

İndigo Dergisi, muhabir ve editörler aramaktadır. Detaylı Bilgi

 

ANNOUNCEMENT!

International Edition of Indigo Magazine is looking for columnists and editors.

click for more information

 

Indigo Community

Facebook'ta faaliyet gosteren uluslararası bir indigo network grubudur.

Katılmak icin tıklayın

 

İndigo Dergisi’ni

Açılış sayfanız yapın

 

 


 

 

Sonbahar

Yazar: Yasin Sarı


Zamanla Dans

Yazar: Fehmi Özçelik


Ahh Sevgili Aşkın Çok Güzel

Yazar: Hale Karaarslan

 

 

 

 

 

Haber: Asu Sanem Kaya

Sağlık Haberleri, İstanbul

Makrobiyotik Beslenme

Hayata bütünsel bakan bir beslenme şekli ile gelen sağlık

Mischio Kushi’nin makrobiyotik beslenme düşüncesinin temelini, doğal tedavi yöntemleriyle birlikte bedene, gerekli olan araçlar yani dengeli, doğal ve bütünsel besinler verildiği takdirde, beden kendi kendini tamir edebilir anlayışı oluşturur. Bu düşünceye göre, bedensel olarak ortaya çıkan hastalıklarda da ilk olarak nedenlere ve sonuçlara bakılmalıdır. Hastalığın esas nedeni yok edilmeyip sadece hastalığın ilerlemesi ya da hafifletilmesiyle ilgilenirsek elde edilecek sonuçlar da geçici sonuçlar olacaktır.  

Makrobiyotik beslenmenin ne olduğunu anlamak için öncelikle temellerine göz atmamız gerekir. Bir hastalığı incelerken, makrobiyotik beslenme, nedensel yaklaşım ilkesiyle yola çıkar. Nedensel yaklaşımda, rahatsızlığın kaynağı tespit edilerek hastanın beslenmesindeki zararlı maddeler azaltılıp çıkartılarak tedavi uygulanır. Doğulu hekimler binlerce yıldır, hastalığın nedenini araştırırken öncelikle, hastanın beslenmesiyle ilgilenmişler ve bunu hastalığın kökenine inmek için kullanmışlardır. Besinlerin, bedensel ve zihinsel durumumuzu nasıl etkilediğini açıklayan bu doğal tedavi yöntemi ilk olarak Çin’ de doğmuş ve Japonlar sayesinde gelişmiş, tanınmıştır.  

Bu beslenme sistemi, zihin, beden ve besin arasındaki karşılıklı ilişki ve etkileşimi kapsar. Beslenmemize dahil ettiğimiz bazı besinlerin sağlığımız üzerindeki olumlu ya da olumsuz etkilerini net bir şekilde belirler. Sistem, çeşitli yiyecek ve içeceklerin tüketimi ve emilimini izleyen sürelerde, bedende gerçekleşen değişimleri gözlemleyerek oluşturulmuştur. 

Doğanın bütün döngülerinde var olan yin/ yang (dişil/ eril) prensibi, doğal olarak besinleri de etkiler. Kimi besinler yin, kimi besinler de yang etkilerine daha çok maruz kaldıkları için maruz kaldıkları döngünün özelliklerinde olurlar. Bununla birlikte, her bir besinin hem yin hem de yang özelliği vardır. Bu iki özellik herşeyde olduğu gibi besinlerde de her zaman birlikte bulunurlar. Çünkü yin/ yang; zıtlıkların bütünlüğü, dengesidir. Besinlerdeki bu yin etkilerle, yang etkilerin baskınlık derecesi ise makrobiyotik beslenme açısından, besini, yin ya da yang olarak tanımlamaya yarar. 

Şimdi yin ve yang olarak tanımlanan besinlerin bazı ortak özelliklerine bir göz atalım. 

YANG

YİN

Küçük, yoğun

Büyük, yayılmış

Sert

Yumuşak

Kuru

Nemli, sulu

Koyu kıvamlı, ağır

Hafif

Tuzlu, keskin

Tatlı, ekşi

Yuvarlak

Uzun

Sıkı yapılı

Gevşek yapılı

Potasyumu düşük

Potasyumu yüksek

Soğuk havada yetişir

Sıcak havada yetişir

Sodyumu fazla

Sodyumu düşük

Yin ve yang prensibini, doğanın tüm döngülerinde ve doğada rahatlıkla tespit edebileceğimizi söylemiştik. Aşağıdaki tabloda yine, yin ve yang özelliği gösteren canlıların ortak özelliklerini bulabilirsiniz. 

YANG CANLILAR

YİN CANLILAR

Hareketli

Durağan

Saldırgan

Edilgen (Pasif)

Hızlı

Yavaş

Besinlere geri dönecek olursak örneğin karpuz yin bir besindir. Aşırı karpuz tükettiğimizde yin özellikleri; durağanlık, pasiflik ve yavaşlık davranışları sergileriz. Yine yang özellikleri fazla olan bir besini fazla tükettiğimizde de yang özellikleri gösteririz. Bedenimiz denge ister. Hem bedensel hem zihinsel hem de duygusal bütünlüğümüz dahilinde baktığımızda, bizlerin gerçek doğası denge, uyum ve bununla beraber var olan mutluluk ve huzur halidir. Bu dengeyi sağlayabilmek için belki de kullanabileceğimiz en basit yöntem, beslenme şeklimizde bu dengeye uygun davranmaktır. Aşırı yin ya da aşırı yang besinlerle beslenmek yerine, hem yin hem de yang özelliğini dengeli bir şekilde barındıran ‘ılımlı’ besinlerle beslenmeye başladığımızda, beden de kendi kendini toparlamaya ve tedavi etmeye başlar. Böylece, bedende başlayan bu uyum ve denge hali, zihinsel ve duygusal alanlarda da kendini, pozitif yönde, ortaya koyabilir. 

Aşırı yin ve yang besinlerle beslenme sonucunda oluşan bazı hastalıklar: 

Aşırı Yin Beslenme

Aşırı Yang Beslenme

Lösemi

Sarılık

Menenjit

Gut

Kolit

Oniki Parmak Bağırsağı Ülseri

Şeker Hastalığı

Akciğer Kanseri

Astım

Kalın Bağırsak Kanseri

Cilt Kanseri

Kas Erimesi

Aşırı Duyarlılık

Öfke

Sinirlilik

Paranoya

 

Sistemin temelindeki bu sınıflandırmaya daha dikkatli göz attığımda, sistemin kişisel deneyimlerime çok uyduğunu farkettim. Örneğin; aşırı yağlı ve tuzlu peynir tükettiğimde (yang), ister istemez bunu normalden biraz daha fazlaca domates, salatalık (ılımlı besinler) vb yiyerek dengelemeye çalışıyormuşum. Yani aslında, beden dengeye gelmeyi kendisi istiyor ve ondan gelen sinyalleri alabilecek kadar ona kulak verebildiğimizde bilgeliğini konuşturuyor. Tabi bu bedensel farkındalığı her zaman koruyamıyoruz. Bu yüzden bana göre, bu sistemin temel bazı kurallarını bilmek çoğu zaman hem duygusal hem de bedensel çöküşlerden bizi koruyacaktır. 

Makrobiyotik beslenme sistemi için besinin ana temeli kadar yenme ve pişirilme şekli de önemlidir. Makrobiyolojiye göre hastalıklar, aşırı yin ya da aşırı yang beslenmekten kaynaklanıyor. Bu yüzden yiyecekler dikkatlice seçilmeli, pişirilmeli ve yeterince çiğnenerek tüketilmelidir. Yapılan araştırmalar, kimyasal katkı maddeleri eklenmiş besinlerle beslenen, anormal kişilk ve davranış özellikleri gösteren çocukların, doğal besinlerle beslenmeye geçtikten sonra bu davranışlarının, gözle görülür bir biçimde düzeldiğini gösteriyor. Ruhsal durumumuz bedenimize bağlı. ‘Ne yersen osundur’ çok bilinen bir deyiştir. Yediğimiz besinleri önce bedenimize, sonra ruhumuza katıyoruz. Aynı besin hem bedenimizi hem de ruhumuzu besliyor yani aslında. Sağlıklı bir yaşam sürmek, genç kalmak ve de sağlıklı yaşlanmak için illaki tonlarca para harcamamıza gerek yok. Tüm bunlar için yediklerimize, içtiklerimize dikkat etmek ve aldığımız besinlerin özlerini, özümüze kattığımızı hatırlamak yeterli sanırım. Dengeli besinlerle beslenmek gibi çok temel bir yaşamsal ihtiyacın, tüm bedensel katmanlarımızda uyum ve dengeyi sağlarken bizim bu bütünlüğümüzün, ailemize, çevremize ve hatta tüm dünyaya dengeyi ve huzuru getirebileceğine inanıyorum. Bizler kocaman bir bütünün, dengede kalmaya çalışan parçalarıyız ve birbirimizle sıkı bir etkileşim içerisindeyiz. Bu yüzden de birimizde meydana gelecek olan gerçek doğaya; dengeye, huzura ve mutluluğa dönüş hepimizi mutluluğa taşıyacaktır.

Namaste

Yararlanılan Kaynaklar:

Makrobiyotik Beslenmeye Giriş, Carolyn Heindenry, Okyanus Yayınları


EDİTÖR HAKKINDA BİLGİ

Asu Sanem Kaya 1976 doğumlu. İstanbul’da yaşıyor. Çeşitli okullar ve merkezlerde, yoga eğitmenliği yapıyor. EMF (Elektromanyetik Alan Dengeleme Tekniği) Master in Practice ve Usui Reiki Master olarak çalışmalarını sürdürüyor. Oğlu, işi, kitapları ve müzik, en büyük neşe kaynağı. Detaylı Bilgi


HABERLER

 

 

Yaşı Tarihle Eşit: Hasankeyf


Disleksi: Özel Öğrenme Güçlüğü


Arka Sokak Modacıları


Okullarda “Beyaz Bayrak” Yarışı 


Hayat Okumakla Güzel


Tuz Gölü Lağım Olmadan!


Yeryüzünün Yüzleri


Ada Vapuru’nun İçinde...


Makrobiyotik Beslenme


Besinler Neleri İçeriyor? Hangi Besin Neye Yarıyor?


ABD'deki Okullarda Gazlı ve Şekerli İçecekler Yasaklandı


Çizgi Filmler Çocukların Karakterlerini Etkiliyor


“Oyun” Filmi Ödüle Doymuyor!


Kadıköy'de Kısa Film Günleri


Sayılardan Renk, Seslerden Şekil olur


Kendini Koruma Sanatı


Muson Mevsiminde Uttaranchal (II.Bölüm)


Bir Popüler Kültür Ürünü Olarak Yoga 


Renklerle Karakter Analizi


Ateşli Beyaz Geceler (astroloji)


Sibirya'da Bütün Bir Mamut İskeleti Bulundu

 

KÖŞE YAZARLARI

Mahmut Şaylıkay

Baban Mı Var Derdin Var


Uzay Gökerman

Kıyamet Tarikatleri mi?


Didem Çivici

Ruhun Yolculuğu


Uzay Gökerman

İnanmak


Doruk Oğuz

Ey İnsan Birey!


Meltem Bingöl

Kuşlar


Rüya Yüksel

Dostluk üzerine


Burcu Özgeçen

İlişkiler üzerine... 


Burçin İvren

Bu Sana Üstat 


Çiğdem Aksoy

Her Yerde Kar Var


Burak Kaan Kızılkan

Özgürlük


Mukaddes Öztürk Odacı

Yaradan'a Yakarış


Mahmut Şaylıkay

Düşümdeki Anneme


SEÇİLMİŞ ŞİİRLER

Nebile Ayyüce KOTANCI

Yağmur KOTANCI

Seda ÖZKARAYURT

f


Anasayfa   Blog    Kurumsal   Reklam   Arşiv   Arama   İstatistikler   Forum   Bağlantılar   Röportajlar

Gündem      Dünya   İnsan   Sağlık   Kültür Sanat   Çocuk   Eğitim   Çevre   Bilim   Astroloji   Duyurular    İndigo

 

2005-2008 © İndigo Dergisi

İndigo Dergisi, FSEK ve TCK uyarınca koruma altındadır.

Yazar adı ve yazı linkini kaynak göstermek suretiyle alıntı yapabilirsiniz.

Dergimiz en iyi 1280x800 pikselde görüntülenir.

İçerik Politikası | Kurumsal | Reklam

Son Güncelleme:  8 Eylül 2008 TSİ 01:00