|
Asu
Sanem Kaya
Anne
Olmayı Öğreniyorum
Büyürken ebeveynlerimle ne zaman
bir iletişim sorunu yaşasam, her defasında ‘Büyüdüğümde, şu anda
hissettiğim bu duyguları; nasıl hissettiğimi unutmayacağım’diyerek
kendime söz vermiştim. Her zaman hatırlamak mümkün olmasa da şimdi
oğlumu büyütürken sözümü tutmaya çalışıyorum. Emir kipli cümleler,
çocukken de hiç hoşlanmadığım cümlelerdendi. Hafif inatçı bir
çocuksanız hele, anında söylenenin zıttını yapıyorsunuz. E her çocuk
da zaman zaman inatçılık dönemleri geçiriyor diye düşünüyorum.
Oğlumla beraber büyürken kitaplar okudum, pedogoglarla görüştüm ve
kendimi hatırlamaya çalıştım bol bol. Tüm bunların sonunda
uygulamayı seçtiğim ve en çok işime yarayan yöntemlerden birisini de
sizlerle paylaşmak istedim. Bu tamamiyle benim deneyimim olduğu ve
herkesin deneyiminin de kendine özgü olduğuna inandığım için
diyebilirim ki: ‘Deneyimlerim aşağıdadır. İlginize…’
Hayat
Kurtaran İpuçları 1
SEÇENEKLER YÖNTEMİ
Seçenekler Sunarken Hatırlamanız
Gerekenler:
Kitaplarım benim için önemli ve
özeldir. Bazen bu konuda, aşırı takıntılı davrandığımı düşünsem de
bu böyledir. Kitaplarıma özen gösteririm. Dolayısıyla, oğlumun da
evde en çok ilgisini çeken şeylerden birisi, benim kütüphanemdir.
Kitaplarımı benden izinsiz kullanmasına izin yoktur. Onlara bakarken
de dikkatli ve elinden geldiğince özenli davranmasını isterim. Benim
kitaplarıma nasıl davrandığımı gördüğü için bunun nasıl yapılacağını
bilir. Herhangi bir sorun olduğunda ise bunu büyütmeden sadece
‘Olabilir
aşkım.
Ben bile bazen bunu yapıyorum’ derim. Önceleri bu kadar hoşgörülü
yaklaşabilmek zor oldu tabi. Her zaman söylüyorum; onlar da bizim
öğretmenlerimiz diye. Bir sorun olduğunda, artık çok daha dengeli
bir şekilde durmayı başarabiliyorum. Ses tonumdan,
bakışlarıma kadar bir ‘dengede
kal!’ duruşum var. O herşeyi hissediyor ve herşeyden önce de bir
çocuk. Aynı şeyi ben de onun kitapları için yapıyorum; ben de onun
kitaplarına özenli davranıyorum. Saygı; karşılıklı. Bu ona güven
veriyor. Bazı sınırlar ve kurallar, onun kendisini güvende
hissetmesini sağlıyor. Ben tartışılamaz konularımı
belirlerken ona gerekçelerimi de açıklıyorum ve onun da beni
anladığını biliyorum. Herzaman, özellikle de gücünü denediği bu
yaşlarda, birkaç teşebbüsü oluyor. Sonuçta, gerekçelerimize ve saygı
olayına dönüyoruz biz de. Ağladığı ya da başka silahlarını kuşandığı
zamanlardaysa, dengede kalıyorum. Katı değilim. Yalnızca dengede
kalıyorum. Onun o krizlerde okşanmaya ihtiyacı olduğunu da
unutmuyorum tabi.
“Ya bunu yaparsın ya da …” şeklinde değil.
Yemek
yeme problemimiz hep oldu. Ailemin yemek yemeyen çocuk
tiplemesine karşı bir alerjisi var. Zamanında benden çok çekmişler!
Türk toplumu olarak, besili çocuk sağlıklıdır gibi değişik bir
anlayışımız var. Önceleri bu tipik kopya davranışa direnmem zor
oldu. Ne zaman ki kendimin neler hissetiğini net bir şekilde
hatırladım; oğlumun bedeninin bilgeliğine saygı gösterilmesi
gerektiğini de sık sık kendime hatırlatır oldum. Oğlumun bedeninin
istekleri, benim rehberliğim dahilinde ön planda. Yalnız onların
çocuk olduğunu da yine unutmamak gerekiyor. Yemek yemeyi, çoğu zaman
kopmuş bir biçimde oynadıkları oyunlarına tercih etmiyorlar.
Seçenekler burada devreye giriyor işte. O zaman ona, ufacık bir
tehdit hissettirmeden, birkaç seçenek sunuyorum. Çocuklar tehdit
dedektörü gibiler. Ufacık bir tehditin sonucu, umursanmamanıza ve
güç denemelerine hedef olmanıza kadar varıyor. Bunun yerine, yemek
çeşitlerinde seçenekler sunabilirsiniz ya da yemekten sonra bir süre
birlikte oyun oynamayı önerebilirsiniz. İnanın çok işe yarıyor.
Halihazırda
sevmediği bir çeşit yemek seçeneği, sizin tüm yapmaya
çalıştıklarınızı temelden sarsabilir. Oğlum bunu direk bir tehdit
olarak algılıyor. Bu güvenini de sarsıyor. Unutmayın aranızda aşağı
yukarı bir anlaşma var ve onlar da bunun çok farkındalar. Anlaşmanız
saygıya dayanıyor. O sırada hazırlayamayacağınız bir yemeği de
önermeyin. Onu seçerse ne olacak sanıyorsunuz?
Gün içerisinde ‘Hayır’
cümlelerinden bolca kullanmak durumda kaldığım oluyor. Anne- baba
olarak yanıbaşınızda ‘Hayır’ cümlelerinden iki kat daha fazla ‘Evet’
cümlesi bulundurmanız gerekiyor.
Evdeki açık renk halımın
üzerinde, bolca ve rengarenk desenler oluşmaya başladığında:
‘Çocuktur yapar’ lar da beni rahatlatmaya yetmedi. ‘Salonda elma
suyu içemezsin ama su içebilirsin. (En azından leke bırakmıyor) Ya
da elma suyunu mutfakta içebilirsin.’
örneklemesi
ise hayatımı kurtardı.
Burada bir sürü istekle
karşılaşıyorsunuz. Oğlumla dışarı çıkacaksak ve süremiz de
kısıtlıysa hazırlanmamız sırasında, genelde, evde bir panik havası
oluşuyor. Dengemi azcık kaybettiğim zamanlarda hep olduğu gibi oğlum
için oyun başlıyor o anda. Perde açılıyor, jönümüz pelerinini
savurarak sahneye çıkıyor. Özene bezene hazırladığım her giysi
kombinasyonunu red ediyor. Gözlerindeki muziplik, ben eğer daha da
dengesizleşmeye; paniklemeye başlarsam, yüksek sesli haykırışlara
dönüşüyor. O zaman seçimi onun yapmasını istiyorum. Tabi seçim ona
kaldığında, oldukça uygunsuz kıyafetler de ortaya çıkabiliyor.
Örneğin; sırf beyblade hastalığından ötürü, kışın ortasında
kısa kollu beyblade tişörtlerini giymek istemesinden tutun da, özgür
ruhluğunu ve saflığını dünyaya haykırmak istercesine, hiçbirşey
giymeden çıkmak gibi seçenekleri önüme koyuveriyor. Öğretmen o. Daha
fazla paniklediğim her bir an için daha yaratıcı, zorlayıcı
seçenekleri de oluyor tabi. Yan gözle beni izlemesinden anlıyorum ki
eğitim başladı anniş. ‘Annem bu kez dengeye ne kadar sürede dönecek?
Bahisler
açıldı…’ Bu tip durumlarda, oğlumun benle çalışış yöntemlerini
çözmeye başladığımdan beri (Evet! Evet; ben daha zekiyimJ)
oyun başladı diyorum sürekli olarak kendime. Ondan
seçeneklerini arttırmasını istiyorum. Dikkatini ve odağını konudan
uzaklaştırdığında ise önerilerde bulunuyorum yumuşakça. Ben yavaş
yavaş dengeye gelirken o da dengeleniyor. Sonunda ‘Seçeneklerini
tamamlamak için şu kadar süren kaldı’ diyerek hatırlatmamı da
yapıyorum. İsterse bu seçim hakkını, başka bir zamanda da
kullanabileceğini de söylüyorum. Seçenekler yöntemiyle kazanan da
kaybeden de yok. Mutluyuz
Yararlanılan
Kaynak:
Dr. Jane
Bluestein, "Anababaların Yapması ve Yapmaması Gerekenler"
EDİTÖR
HAKKINDA BİLGİ
Asu
Sanem Kaya
1976 doğumlu.
İstanbul’da yaşıyor. Çeşitli okullar ve merkezlerde, yoga
eğitmenliği yapıyor. EMF (Elektromanyetik Alan Dengeleme Tekniği)
Master in Practice ve Usui Reiki Master olarak çalışmalarını
sürdürüyor.
Oğlu, işi, kitapları ve müzik, en büyük neşe kaynağı.
Detaylı bilgi için tıklayın
|