Sayı 36|EYLÜL 2008    Anasayfa | Blog | Kurumsal | Forum | Gündem | Röportajlar | Dünya | İnsan |  Sağlık | Kültür Sanat | Çocuk | Eğitim | Çevre | Bilim

Share Facebook


Tamamen gönüllülük ilkesiyle yürütülen İndigo Dergisi’ne katkı sağlamak isterseniz reklamlarımıza tıklayabilirsiniz.

Okuyucularımıza teşekkür ederiz.

 

DUYURU!

Gazeteciliğe

hevesli misiniz?

İndigo Dergisi, muhabir ve editörler aramaktadır. Detaylı Bilgi

 

ANNOUNCEMENT!

International Edition of Indigo Magazine is looking for columnists and editors.

click for more information

 

Indigo Community

Facebook'ta faaliyet gosteren uluslararası bir indigo network grubudur.

Katılmak icin tıklayın

 

İndigo Dergisi’ni

Açılış sayfanız yapın

 

 


 

 

Sonbahar

Yazar: Yasin Sarı


Zamanla Dans

Yazar: Fehmi Özçelik


Ahh Sevgili Aşkın Çok Güzel

Yazar: Hale Karaarslan

 

 

 

 

 

Asu Sanem Kaya

Anne Olmayı Öğreniyorum 

Büyürken ebeveynlerimle ne zaman bir iletişim sorunu yaşasam, her defasında ‘Büyüdüğümde, şu anda hissettiğim bu duyguları; nasıl hissettiğimi unutmayacağım’diyerek kendime söz vermiştim. Her zaman hatırlamak mümkün olmasa da şimdi oğlumu büyütürken sözümü tutmaya çalışıyorum. Emir kipli cümleler, çocukken de hiç hoşlanmadığım cümlelerdendi. Hafif inatçı bir çocuksanız hele, anında söylenenin zıttını yapıyorsunuz. E her çocuk da zaman zaman inatçılık dönemleri geçiriyor diye düşünüyorum. Oğlumla beraber büyürken kitaplar okudum, pedogoglarla görüştüm ve kendimi hatırlamaya çalıştım bol bol. Tüm bunların sonunda uygulamayı seçtiğim ve en çok işime yarayan yöntemlerden birisini de sizlerle paylaşmak istedim. Bu tamamiyle benim deneyimim olduğu ve herkesin deneyiminin de kendine özgü olduğuna inandığım için diyebilirim ki: ‘Deneyimlerim aşağıdadır. İlginize…’

 

Hayat Kurtaran İpuçları 1

SEÇENEKLER YÖNTEMİ 

Seçenekler Sunarken Hatırlamanız Gerekenler: 

  • Tartışılabilir konularla, tartışılamaz konularda açık ve net olun.

Kitaplarım benim için önemli ve özeldir. Bazen bu konuda, aşırı takıntılı davrandığımı düşünsem de bu böyledir. Kitaplarıma özen gösteririm. Dolayısıyla, oğlumun da evde en çok ilgisini çeken şeylerden birisi, benim kütüphanemdir. Kitaplarımı benden izinsiz kullanmasına izin yoktur. Onlara bakarken de dikkatli ve elinden geldiğince özenli davranmasını isterim. Benim kitaplarıma nasıl davrandığımı gördüğü için bunun nasıl yapılacağını bilir. Herhangi bir sorun olduğunda ise bunu büyütmeden sadece ‘Olabilir aşkım. Ben bile bazen bunu yapıyorum’ derim. Önceleri bu kadar hoşgörülü yaklaşabilmek zor oldu tabi. Her zaman söylüyorum; onlar da bizim öğretmenlerimiz diye. Bir sorun olduğunda, artık çok daha dengeli bir şekilde durmayı başarabiliyorum. Ses tonumdan, bakışlarıma kadar bir ‘dengede kal!’ duruşum var. O herşeyi hissediyor ve herşeyden önce de bir çocuk. Aynı şeyi ben de onun kitapları için yapıyorum; ben de onun kitaplarına özenli davranıyorum. Saygı; karşılıklı. Bu ona güven veriyor. Bazı sınırlar ve kurallar, onun kendisini güvende hissetmesini sağlıyor. Ben tartışılamaz konularımı belirlerken ona gerekçelerimi de açıklıyorum ve onun da beni anladığını biliyorum. Herzaman, özellikle de gücünü denediği bu yaşlarda, birkaç teşebbüsü oluyor. Sonuçta, gerekçelerimize ve saygı olayına dönüyoruz biz de. Ağladığı ya da başka silahlarını kuşandığı zamanlardaysa, dengede kalıyorum. Katı değilim. Yalnızca dengede kalıyorum. Onun o krizlerde okşanmaya ihtiyacı olduğunu da unutmuyorum tabi. 

  • Sunacağınız seçenekler olumlu olsun.

        “Ya bunu yaparsın ya da …” şeklinde değil.

Yemek yeme problemimiz hep oldu. Ailemin yemek yemeyen çocuk tiplemesine karşı bir alerjisi var. Zamanında benden çok çekmişler! Türk toplumu olarak, besili çocuk sağlıklıdır gibi değişik bir anlayışımız var. Önceleri bu tipik kopya davranışa direnmem zor oldu. Ne zaman ki kendimin neler hissetiğini net bir şekilde hatırladım; oğlumun bedeninin bilgeliğine saygı gösterilmesi gerektiğini de sık sık kendime hatırlatır oldum. Oğlumun bedeninin istekleri, benim rehberliğim dahilinde ön planda. Yalnız onların çocuk olduğunu da yine unutmamak gerekiyor. Yemek yemeyi, çoğu zaman kopmuş bir biçimde oynadıkları oyunlarına tercih etmiyorlar. Seçenekler burada devreye giriyor işte. O zaman ona, ufacık bir tehdit hissettirmeden, birkaç seçenek sunuyorum. Çocuklar tehdit dedektörü gibiler. Ufacık bir tehditin sonucu, umursanmamanıza ve güç denemelerine hedef olmanıza kadar varıyor. Bunun yerine, yemek çeşitlerinde seçenekler sunabilirsiniz ya da yemekten sonra bir süre birlikte oyun oynamayı önerebilirsiniz. İnanın çok işe yarıyor.  

  • Kabul edilebilir seçenekler sunun. İyi ya da kötü seçenekleri önüne koyup doğru olanı seçmesini beklemeyin ve mümkün olan bir seçenek sunun.

Halihazırda sevmediği  bir çeşit yemek seçeneği, sizin tüm yapmaya çalıştıklarınızı temelden sarsabilir. Oğlum bunu direk bir tehdit olarak algılıyor. Bu güvenini de sarsıyor. Unutmayın aranızda aşağı yukarı bir anlaşma var ve onlar da bunun çok farkındalar. Anlaşmanız saygıya dayanıyor. O sırada hazırlayamayacağınız bir yemeği de önermeyin. Onu seçerse ne olacak sanıyorsunuz?  

  • Bir ‘hayır’ cümlesinin ardından, iki ‘evet’ cümleniz olsun.

Gün içerisinde ‘Hayır’ cümlelerinden bolca kullanmak durumda kaldığım oluyor. Anne- baba olarak yanıbaşınızda ‘Hayır’ cümlelerinden iki kat daha fazla ‘Evet’ cümlesi bulundurmanız gerekiyor.

Evdeki açık renk halımın üzerinde, bolca ve rengarenk desenler oluşmaya başladığında: ‘Çocuktur yapar’ lar da beni rahatlatmaya yetmedi. ‘Salonda elma suyu içemezsin ama su içebilirsin. (En azından leke bırakmıyor) Ya da elma suyunu mutfakta içebilirsin.’ örneklemesi ise hayatımı kurtardı.

  • Seçenekleriniz hoşuna gitmediyse, çocuğunuzun bir seçenek sunmasını önerin. (Size de uygun olmalı tabi ki…)

Burada bir sürü istekle karşılaşıyorsunuz. Oğlumla dışarı çıkacaksak ve süremiz de kısıtlıysa hazırlanmamız sırasında, genelde, evde bir panik havası oluşuyor. Dengemi azcık kaybettiğim zamanlarda hep olduğu gibi oğlum için oyun başlıyor o anda. Perde açılıyor, jönümüz pelerinini savurarak sahneye çıkıyor. Özene bezene hazırladığım her giysi kombinasyonunu red ediyor. Gözlerindeki muziplik, ben eğer daha da dengesizleşmeye; paniklemeye başlarsam, yüksek sesli haykırışlara dönüşüyor. O zaman seçimi onun yapmasını istiyorum. Tabi seçim ona kaldığında, oldukça uygunsuz kıyafetler de ortaya çıkabiliyor. Örneğin; sırf beyblade hastalığından ötürü, kışın ortasında kısa kollu beyblade tişörtlerini giymek istemesinden tutun da, özgür ruhluğunu ve saflığını dünyaya haykırmak istercesine, hiçbirşey giymeden çıkmak gibi seçenekleri önüme koyuveriyor. Öğretmen o. Daha fazla paniklediğim her bir an için daha yaratıcı, zorlayıcı seçenekleri de oluyor tabi. Yan gözle beni izlemesinden anlıyorum ki eğitim başladı anniş. ‘Annem bu kez dengeye ne kadar sürede dönecek? Bahisler açıldı…’ Bu tip durumlarda, oğlumun benle çalışış yöntemlerini çözmeye başladığımdan beri (Evet! Evet; ben daha zekiyimJ) oyun başladı diyorum sürekli olarak kendime. Ondan seçeneklerini arttırmasını istiyorum. Dikkatini ve odağını konudan uzaklaştırdığında ise önerilerde bulunuyorum yumuşakça. Ben yavaş yavaş dengeye gelirken o da dengeleniyor. Sonunda ‘Seçeneklerini tamamlamak için şu kadar süren kaldı’ diyerek hatırlatmamı da yapıyorum. İsterse bu seçim hakkını, başka bir zamanda da kullanabileceğini de söylüyorum. Seçenekler yöntemiyle kazanan da kaybeden de yok. Mutluyuz


Yararlanılan Kaynak:

Dr. Jane Bluestein, "Anababaların Yapması ve Yapmaması Gerekenler"

 

 


EDİTÖR HAKKINDA BİLGİ

Asu Sanem Kaya 1976 doğumlu. İstanbul’da yaşıyor. Çeşitli okullar ve merkezlerde, yoga eğitmenliği yapıyor. EMF (Elektromanyetik Alan Dengeleme Tekniği) Master in Practice ve Usui Reiki Master olarak çalışmalarını sürdürüyor. Oğlu, işi, kitapları ve müzik, en büyük neşe kaynağı.

Detaylı bilgi için tıklayın


HABERLER

 

 

Bu Bir Bilim Kurgu Filmi Değil!

Tarihi Değerler Dökülüyor!


Televizyon, Kadim Mitolojiler ve Aydınlanma


Avrupa Birliği Sürecinde Türkiye: Kültür


Öğretmeye Cüret Eden Kişi, Öğrenmeyi Asla Bırakmamalıdır


Ney Yolculuğu


İstanbul’da Saklı Bir Cennet: ZEYREK


Şeker mi, Tatlandırıcı mı?


Horlama Sorun Olmaktan Çıkıyor


Bir Zamanlar Normaldik


Nisan Yagmurlari


Bir Mekân: Lounge & Kitchen


Nisan Kitapları

 

KOSE YAZARLARI

Çiğdem Aksoy

Korku, Korkulanı Gerçekleştirir


Rüya Yüksel

Kendi korku ve endişeleri içinde kaybolmuş anne ve babalar, çocuklarınız neredeler? Sorun nerede?


Meltem Bingöl

Siyah - Beyaz


Haluk Tunç İlker

Mandallarda Asılı Anılar


Sibel Tugal

Ne Güzeldir Çocuk Olmak


Uzay Gökerman

Entropi


Mahmut Şaylıkay

Siyahın Esmeri


Banu Kangal

Siz Hiç Havaalanında Kayboldunuz Mu?


Asu Sanem Kaya

Anne Olmayı Öğreniyorum 


Gürhan Faik Yeğit

K'nın Öyküsü


Ü.Gülsüm Bülbül

Yuvama İndigo Bir Çocuk Geldi

f


Anasayfa   Blog    Kurumsal   Reklam   Arşiv   Arama   İstatistikler   Forum   Bağlantılar   Röportajlar

Gündem      Dünya   İnsan   Sağlık   Kültür Sanat   Çocuk   Eğitim   Çevre   Bilim   Astroloji   Duyurular    İndigo

 

2005-2008 © İndigo Dergisi

İndigo Dergisi, FSEK ve TCK uyarınca koruma altındadır.

Yazar adı ve yazı linkini kaynak göstermek suretiyle alıntı yapabilirsiniz.

Dergimiz en iyi 1280x800 pikselde görüntülenir.

İçerik Politikası | Kurumsal | Reklam

Son Güncelleme:  8 Eylül 2008 TSİ 01:00