Yazar: Asu Sanem Kaya

Arayışlar, Yollar Üzerine 

Taaa nerelerden, eksiklik duygusunu temel alarak geldik buralara. Tamamlanmaya itilişimiz, en temel kodlanmış güdümüzden kaynaklı: Eksiklik duygusuyla tetiklenen arayış güdüsü. Ruhsal - öyle deniyor yaJ- yola girmiş olanların geneline baktığımda, bir derin darbe senaryosu yaşamışlar hayatlarının bir bölümünde. O dibe vuruşlarla harekete geçen güdüyse arayışları olmuş. Hayatta bir şekilde doyuma ulaşan ya da ulaştığı yanılsamasını yaratan biri, böylesi bir dibe vuruş yaşamış olan kimseden daha güçlü bir arayış güdüsüne sahip olamaz. ‘Daha fazlası olmalı’ duygusunun bileyleyicisi, aslında ‘Kaybedecek artık neyim kaldı ki?’ dedirten dibe vuruş deneyimleridir. Tüm bağlarından kurtulup aslında hiçbir zaman, hiçbir şeye sahip olmadığını gören insan, o zaman ‘Ben neden buradayım? Ben kimim?’ demelere başlıyor. Yola giriş diyorum ben buna.

Arayış bir güdüden başka bir şey değil. Bu ister bilinçli bir tam olma hali yolunda, isterse de biçare sonuçsuz sorgulamalar, yargılamalar yolunda ilerleyişlerle olsun; arayış, bir dibe çakışla başladı genelde. Bana hep ‘Sen benim neler yaşadığımı bilmiyorsun’la başlayan, hayat özetleri konuşmaları gereksiz gelmiştir. Bize göre her birimizin acısı, üzüntüsü, aşkı, aldanışları, yanlışları, hastalıkları diğerimizinkilerden daha çoktur çünkü. Dayanılması, aşılması çok zor olan olaylardan geçmişizdir hep. Bizim acımız, hep daha fazladır diğerlerininkine göre. Oysa, tabi ki bana göre; herkes kendi dünyayı algılama kapasitesine göre yaşar kendi acısını. Senin acınla benim acım tabi ki aynı olamaz. Benim acıyı da duygu da dünyayı da algılayış biçimim seninkinden farklıdır çünkü. Herkes kendi dünyasının efendisi ve başrol oyuncusudur.

Yarattığımız, zaman zaman kapana kısılıp kaldığımız dünyalarımızda efendi yerine köle olmak; görünende daha kolay, görünmeyende ise daha öğretici olduğu için seçimimizdir. ‘Ben ne yapabilirim ki?’lerle kendi sorumluluklarımızı başkasına, hatta yarattığımız bir inanç varsa da inancımızın en tepesindekinin yazgısına atfederiz. İnançlarımızı, Tanrımızı, tüm algılayabildiklerimize getirebildiğimiz yorumlarla bizler yaratıyoruz. Esas yaratıcı bizleriz! Bazen aynı bilince sahip diğerlerini buluyor, topluluklar oluşturuyoruz. O topluluklar içinde bile Tanrı inancı tanımlaması, bireyden bireye farklılıklar gösteriyor. Benim yarattığım imajda Tanrı; yargılamayan, sorgulamayan, cezalandırmayanken eşimin, dostumun sevgilimin yarattığında Tanrı; ara sıra tüm sevgisine rağmen hesap sorabiliyor, ödül-ceza sistemini işleme koyabiliyor.

Her şey ama her şey; görebildiğimiz, göremediğimiz, inandığımız, hissettiğimiz, kendi kendimize yazıp çizdiğimiz ve oynadığımız kocaman bir oyundan ibaret. Bu oyunu ya da senaryoyu yazanlar olarak buradaki algılayışlarımızla, mihenk taşları koymuşuz seçtiğimiz yollarımıza. Bu mihenk taşlarına da yolculuğun ilk aşamasında, arayış güdüsünün kodunun aktivasyonunu sağlayan bir dibe vuruş senaryosu çiziktirmişiz. Dibe vuruş senaryolarını da aynı olay ve koşullar için öyle sonsuz olasılıklarla yazmış ya da onaylamışız ki bir de… Of , off… Her dibe vuruş senaryosunun, seçimlerle şekillenen sonsuz olasılıkları var. Her neyse, seçim sonucunda, seçtiğimiz bir dibe vuruş senaryosunu yaşamaya başladıktan sonra yola giriyoruz. Arayışlarımızı ‘Kimim? Neden? Nasıl?’larla taçlandırılarak başka bir senaryonun içinde var olmayı seçiyoruz bir nevi.

Artık kendini, gerçeği arayan insan olarak yürüyoruz ruhsal dediğimiz yolda. Gerçeği arayan; yaratımında Tanrı inancını yaratmış insan olarak kimi zaman düşerek ve kimi zaman kalkarak ilerliyoruz adım adım. Bazen, ilerlememiz için gerekli olan salınımlar için es’ler verdiğimizde, hafiften dibe vuruşlara gönderme yaparcasına, sendeliyor, sersemliyoruz. Es’ler geçip yoldaki bir sonraki adım için gerekli olan salınım yaratıldığında ise daha bir kamçılanmış olarak devam diyoruz. Ruhsal deyip ayırdığımız yollarımıza; rehberlerimizle, her sendelememize verdiğimiz ya da verilen cevaplarla, kah gülerek kah ağlayarak devam ediyoruz. Yollar farklı farklı evet ama gidilecek tek bir yer varJ Gidilecek yeri ya da varılacak noktayı, ben ancak kendi algılayış ve bilinç seviyeme göre adlandırabilir ya da hatta adlandıramam bile. Ama o başlangıç ve de sonsuz olanın bütün olduğu ya da hiçliğin ya da hepliğin olduğu noktaya varışım; benim yollarımın sonudur. Ben ona Kaynak derim, zaman zaman Allah, zaman zaman Tanrı, zaman zaman Ben... Değişir işte. Tüm bu yolları yaratırken değişmeyense, amacım ve o derin arzumdur: Bildiğim ama bilmeme rağmen sözlere dökemediğime gidişim ve özlemimle, yolculuğumu neşe, ışık ve sevgiyle yapmak. Sırasıyla benim yolculuğum: Arayışımı başlatan bir dibe vuruş senaryosu, yola giriş, yolu fark ediş, yola inanış, yola teslimiyet ve sadece ve sadece Kaynak olarak adlandırabildiğime bağlılık ve inançla gelen var oluş halleriyle devam deyişimden ibarettir.

Bu şu anda olduğum yerdir aslında sadece. İlerlemede ya da gerilemede son yok ki; son yok ki! Arayış öyle güçlü bir güdü ki nasıl tatmin olacak bilemiyorum şu an ki bilincimle. Geldiğim dediğim, şu sınırladığım bedende bile yorumlarımla oluşturduğum algılayışımla, hissettiğimle bir olduğumda tekrar; sanırım o zaman gerçek kararımı, seçimimi yapabileceğim: Devam mı, tamam mı? Şu sınırlandırmayı seçtiğim ve ruh dediğimle ya da o her neyse o işte, her zaman devam, hep devam. Son da başlangıç da hiç olmadı ki. Yollarımı zaman zaman karanlıkla, zaman zaman ışıkla biçimlendirdim; karanlık ya da ışık dediğimi de aslında kendimin yaratmış olduğunu fark edebilmek için. Özümü hiçbir zaman inkâr edemedim ama ben. Tüm deneyimlemeyi seçtiklerimde Öz’ü aradım, Öz’e yol almayı seçtim. Ben’lerin, sen’lerin, biz’lerin, bir’lerin şekiller yarattığı oluş biçimlerinde, bilirim ki hep Öz’ü gördüm bir şekilde. Koşullu, koşulsuz sevgi ayrımlarına girmeden, bir Öz’e saygı ya da sevgi dediğimiz diyorum. Ben insanım; insan olmaya çalışıyorum ve umarım bir gün olurum. Eşime, dostuma, sevgilime, çocuğuma, yanımdan geçene, geçmeyene, sokaktaki kediye, balkonumda salınan ağacıma her bakışımda gördüğüm; o Öz dediğim.  

Anlat desen anlatamam ki sevgili. Geldiğimiz de döndüğümüz de birdir sadece. Gerisi yorumdur; oyundur ancak. Şekillerini seçtiğimiz, maskelerle, kostümlerle renklendirdiğimiz bir oyun… 

İçimdeki sonsuzluktan, içindeki sonsuzluğa; seni saygıyla, sevgiyle, neşeyle, aşkla selamlıyorum. Kavramların, yorumların, yolların farklılığı ne anlam ifade eder ki aslında? Kalbine değdiğimi biliyorum; belki tek bir kelime, belki de tek bir cümlede. Geldiğimiz dediğimden ya da inanarak yarattığımızdan ya da inanmadığımızı da yarattığımızdan geldik ve O’na dönüyoruz. 

Kaynak’tan geldim, Kaynak’a dönüyorum. 

Namaste 

Yıldızlı bir gecede, ağacımla sohbetleştiğimiz balkonumun kapısı sonuna kadar açıkken ve kulaklarımda o çok sevdiğimi dinlerken dolup taştığımda, bedenim kendi yağmuruyla arınırken yazmıştım bu satırları. Ne söylediğimi, ne söylemek istediğimi bile düşünmeden, hissettiğim o yoğun aşkla sadece yazmıştım. O, en kendimiz olduğumuz anlarda söylediğimiz sözlerin, hissettiklerimizin, yazdıklarımızın, çizdiklerimizin, yarattıklarımızın kutsallığına inanırım kalpten. Uygundur dediğimde, gözler önüne sermeyi seçtiğim, yüreğimin biraz dellenmiş halidir paylaştıklarım: Yollarımıza neşe olsun diye…


YAZAR HAKKINDA BİLGİ

Asu Sanem Kaya 1976 doğumlu. İstanbul’da yaşıyor. Çeşitli okullar ve merkezlerde, yoga eğitmenliği yapıyor. EMF (Elektromanyetik Alan Dengeleme Tekniği) Master in Practice ve Usui Reiki Master olarak çalışmalarını sürdürüyor. Oğlu, işi, kitapları ve müzik, en büyük neşe kaynağı. Detaylı Bilgi


HABERLER

 

 

Foton Kuşağı Etkisi


Ne Zaman Bitecek Bu Öykü


Çekin Ellerinizi Bu Topraklardan 


Şu Barış Dedikleri


Özel Askerlerin Savaşları


Üçüncü Dünya’dan Gelen “Kafa Vuruşu”


Mardin, Tarih Kokan Memleket


Zamane İstanbulu


Geçmiş Yaşamlara Yolculuk


Troid Rahatsızlıklarına Dikkat!


Hayatımıza "Katkıda Bulunan" Besinler


Sessizlik


Retreat


Bir Daha Asla


Evrim-Yaradılış Yanılsaması


Tatilden Anladığımız Ne?

 

KOSE YAZARLARI

Uzay Gökerman

Hayatımı Nasıl Yaşanılır Hale Getireceğim?


Rüya Yüksel

Anın Farkındalığındaki Mucizelerinize Tanık Olmak


Arbil Çelen

Biz, Mutluluk Seyyahları...


Can Duman

Değişimin Değiştiremedikleri


Burcu Özgeçen

Karanlık-Aydınlık, Sevgi-Nefret, Işık-Gölge


Burak Kaan Kızılkan

Aşk, Aşk, Evet Aşk. 


Çiğdem Aksoy

Yaşamak İçin Azalmak


Asu Sanem Kaya

Arayışlar, Yollar Üzerine


Mahmut Şaylıkay

Ey Hayat!