Sayı 34|TEMMUZ 2008    Anasayfa | Blog | Kurumsal | Forum | Gündem | Röportajlar | Dünya | İnsan |  Sağlık | Kültür Sanat | Çocuk | Eğitim | Çevre | Bilim

 

Tamamen gönüllülük ilkesiyle yürütülen İndigo Dergisi’ne katkı sağlamak isterseniz reklamlarımıza tıklayabilirsiniz.

Okuyucularımıza teşekkür ederiz.

 

ANNOUNCEMENT!

International Edition of Indigo Magazine is looking for columnists and editors.

click for more information

 

Indigo Community

Facebook'ta faaliyet gosteren uluslararası bir indigo network grubudur.

Katılmak icin tıklayın

 

İndigo Dergisi’ni

Açılış sayfanız yapın

 

 


 

 

Yazar: Yasin Sarı

Bir Semazen

 

Yazar: Efe Elmas

Düşen Melek

 

Yazar: Fehmi Özçelik

Zıtlık

 

Yazar: Mehmet Yapıcı

Kayıp Rüyalar

 

 

 

 

 

Asu Sanem Kaya

Tanrıların Evi

Muson Mevsiminde Uttaranchal

Delhi - Rishikesh - Delhi - Netala - Gangnani -Gangotri - Dharali - Rishikesh - Haridwar -Rishikesh - Delhi rotasında kutsal bir yolculuk… 

Himalayalar’da bir gece, yağmur bardaktan boşanırcasına yağarken çoşmuş Gangeji’nin sesi kulaklarımda, karanlığın tam ortasında, dua ettim ben. O gece, nedenli/ nedensiz ağlarken ‘Himayalar’ımın ruhu, ruhumda olsun!’ dedim. O gece; Himalayalar’ımın ruhunu, ruhuma aldım… 

Himalayalar’ın Uttaranchal Bölgesi, geçmişten günümüze bir çok bilgeye, büyük öğretmene, kargaşadan uzakta derin sessizliğinde, doğanın gizemlerini çözmeleri için ev sahipliği yapmış. Uttaranchal’da göğe değen tepelerin altında soluduğunuz her nefeste, burada doğan saf düşüncelerin Tanrısal titreşimlerini hissediyorsunuz, bulutların üzerinde yürüyorsunuz. ‘Kutsal Ana’ Gangaji’nin (Ganj Nehri) doğduğu Uttaranchal Bölgesi, aynı zamanda bir tapınaklar, aşramlar bölgesi. Büyük kuraklım zamanlarında Tanrı, dünyaya devasal nehir Gangeje’yi hediye etmeye karar vermiş. Ama bu nehir o kadar büyükmüş ki onu dünyaya indirmek imkansızmış. Bunun üzerine Tanrı Şiva, nehri içmiş ve çok ufak bir kısmını bir kulağından dünyaya akıtmış. İşte Gangeji’nin Tanrı Şiva’nın kulağından dünyaya indiği; doğduğu yer Goumukh da bizim izlediğimiz yolun hedef noktası olarak bu bölgede bulunuyor. 

Delhi’de, yaklaşık altı buçuk saatlik bir uçak yolculuğundan sonra ilk indiğimizde sımsıcak, nefes almakta bile zorlandığımız bir hava karşıladı bizi. Havaalanında, heryerde yapamayacağımız döviz bozdurma işlemini yaptık hemen. Hindistan’ın para birimi; Rupi. 1 Dolar yaklaşık 41-44 Rupi arasında işlem görüyor. Jiplerimize ve sevgili hocamız Nv. Raghuramji’yle buluştuğumuz o ilk an, görülmeye değer bir cümbüş yaşandı. Merkez olarak seçtiğimiz Rishikesh’e doğru hareket ettik. Yol yaklaşık 6 saat sürüyor. Şöförümüz sürekli kaybolduğu için aynı yolları defalarca dolaştıktan sonra sabaha karşı Rishikesh’te bir süre merkez tutacağımız Swami Danyanandra Saraswati Aşram’a varıyoruz. 

 

RISHIKESH, Azizlerin ve Bilgelerin Tapınağı

Söylenenlere göre Raibhya Rishi, burada adanmışlıkla yoğun ve zor bir arınma süreci geçirmiş ve Tanrı ona ‘Hrishikesh’ olarak kendini göstermiş. Bundan sonra da bölge, Rishikesh olarak adlandırılmış. Himalaya’ların eteklerinde kurulu kent, neredeyse sadece aşram ve tapınaklardan oluşuyor. Gangaji’nin ortasından kimi zaman çoşkun, kimi zaman sakin sakin aktığı kentin her iki yakasını iki köprü birleştiriyor. Köprünün üzerinden yürüyerek bisiklet ya da motosikletle geçebiliyorsunuz. Şehri dolaşmak için en uygun araç olan Taktaklar ise köprülerden geçemiyorlar. Taktaklar; üstü hariç her tarafı açık, motorlu, küçücük arabalar. Taktaklarla bir yerden bir yere 40-50 Rupi’ye gidebiliyorsunuz. Kentte bol bol meditasyon, yoga yapabileceğiniz mekanlar bulabilir eğer yeterli süreniz de varsa çeşitli eğitimlere katılabilirsiniz. Bizim kaldığımız Swami Danyanandra Saraswati Aşram, oldukça sakin ve temiz bir yer. Kişi başı yemek dahil konaklama ücreti olarak yaklaşık 25 Dolar ödedik. Sıcak suyu var. Odalar oldukça sade ve genelde iki kişilik. Giderken yanınıza mümkünse çarşafınızı, havlunuzu ve diğer temizlik malzemelerinizi alın. Bu tip malzemeler orada çok zor bulunuyor ve fiyatları da oldukça yüksek. Hindistan’da bu tip ihtiyaçlar lüks tüketime giriyor. Suyu, temizliğiniz ya da meyve ve sebzeleri yıkamak için kullanabilirsiniz. Yine de bünyeleri hassas olanların, yanlarına, eczanelerde satılan su temizleyici solüsyonlardan almalarını tavsiye ederim. İçeceğiniz suyu ise mutlaka ‘satın’ alın. Aldığınız suyun kapağının ‘kapalı’ olduğundan da emin olun. 1 litre suyun fiyatı 12 ile 20 Rupi arasında değişebiliyor. Gün içinde terleyerek çok su kaybettiğiniz için bol bol su tüketmeniz gerekiyor.  

Hindistan’da halkın büyük bir kısmı vejetaryen olduğu için özellikle de bu bölgede, restoranlarda et ve et ürünleri bulmak imkansız. Yemekler oldukça baharatlı. Süt ve süt ürünleriyle yapılan yemek ve tatlıları arkadaşlarım çok beğendiler. Kendimi bildim bileli vejetaryen olduğum halde, sıcaktan ve yemek konusundaki mızmızlığımdan, yemeklerden pek tatmadım. Orada kaldığım süre boyunca, saolsunlar, arkadaşların getirdiği kuru meyva ve kuru yemişlerle ve bol suyla yaşadım. Bir de mango suyu var tabi. Mangoyu bir de Hindistan’da yemelisiniz. Restoranlarda küçük porsiyolarla, birkaç çeşit yemeği bir arada getiriyorlar. Genelde elle yemek yendiği için kaşık, çatal isteğinizi belirtmeniz gerekiyor. Elle yemek yemeyi denemek isterseniz de sağ elinizi kullanmanızı öneririm. Zira sol elle yemek yemek görgü kurallarına aykırı burada. İyi bir yemeği, içecekler dahil 100 Rupi’ye yiyebiliyorsunuz. Sokakta adım başı kurulmuş tezgahlardan ise çok çeşitli egzotik meyvaları kolaylıkla bulabiliyorsunuz. Muzun altı tanesi 10 Rupi, mangonun büyüklerinin tanesi 5 Rupi, normal boylarının kilosu ise 10-15 Rupi arasında değişiyor. İçmek ya da yemek için dükkanlardan bir şey satın alırken son kullanma tarihlerine çok dikkat etmelisiniz. Zira hemen hemen hepsinin son kullanma tarihleri geçmiş oluyor. Bisküvi almak için girdiğim tüm dükkanlarda şaşırarak: ‘Ama bunların son kullanma tarihleri geçmiş!’ diyerek satıcıya gösterdiğimde, bu duruma satıcının benden daha çok şaşırdığını gördüm. Sanırım bu konuya neden takıldığımı bile anlamadılar! 

Mahalle dükkanlarında satılan meyva sularını kapalı kutuda ya da şişede olsa bile almanızı tavsiye etmiyorum. Yine alıştığımız ve bildiğimiz manada çay bulmanız da zor. Hindistan’da çay istediğinizde, çayınız direk olarak süt ve şeker katılmış olarak geliyor. ‘Sade çay’ derseniz, varsa eğer ve şanslıysanız tabi, bildiğimiz manada çay içebilirsiniz. Sütlü çay, İngilizlerden kalma bir alışkanlık. Aynı dönemlerden kalma bir başka ilginç şeyse; Hindistan’da hemen hemen herkesin İngilizce’yi bir şekilde konuşabiliyor olması. Dil konusunda çok problem yaşamıyorsunuz yani. Alışveriş yapmak için seçenekleriniz çok. Rishikesh serbest bölge olduğu için vergiler çok düşük. Bu yüzden de alışverişinizi diğer şehirlerden çok daha uygun fiyatlar olduğu için buradan yapmanızı tavsiye ediyorum. Rishikesh değerli ve yarı değerli taş cenneti diyebilirim. Benim gibi kristallere düşkün biriyseniz hele, cennet ayaklarınızın altında demektir. Oldukça uygun fiyatlara, değerli taşlar satın alabilirsiniz. Takılar, heykeller, süs eşyaları ve kumaşlar da çok ucuzlar. Fiyatları size ne kadar uygun gelirse gelsin, alacağınız şey için mutlaka pazarlık yapın. Eğer çok alışveriş yapmışsanız hediye bile veriyorlar. Hediyenizi istemeyi unutmayın zira parasını, indirim yaptırmış olsanız bile zaten ödemiş oluyorsunuz! Kristallerin fiyatları 400 Rupi’den başlıyor. Fiyatları kristallerin temizliğine ve büyüklüğüne göre değişiyor. Kristali satın alırken elinize aldığınızda soğuk olmasına dikkat edin. Saflığını anlamanız için en basit yöntem bu. Ya da kalbinizin sesine kulak verin ve sizi çağıran taşı alın. Benim en çok satın aldığım şey kitap oldu. İngilizce kitaplar çok. Çeşitli aşramlarda ve kitapçılarda bol seçenek var. İlginç olansa; kitapların basıldıkları ülkelerden çok daha ucuz fiyatlarda bulunabilmesi. Kitapların arasında kaybolurken, lütfen dönüşte fazladan vereceğiniz kargo ücretini de kendinize sık sık hatırlatmaya çalışın. Aşağı yukarı tüm satıcılar başlangıçta yüksek fiyat söyleseler bile çok dürüstler. Fazla para verdiğinizde paranızı direk iade ediyorlar. Kendimi kaybettiğim bir kitapçıda, 33 Dolar yerine 330 Dolar ödemeye kalktığımda, çocuğun dehşetle açılmış gözlerle: ‘Madam napıyorsunuz?’ deyişiyle kendime geldim örneğin. Siz siz olun, aşırı sıcağın, yorgunluğun ve açlığın kafanızı karıştırmasına izin vermeyin. Para, kimlik, pasaport gibi gibi değerli şeylerinizi taşımak için küçük bir askılı çanta ya da bel çantası kullanmanızı öneririm. Aslında, yanınızda değerli hiçbirşey getirmemeniz daha akıllıca olur. 

Alışverişe çıkarken takı takmamaya özen gösterin. Çünkü bu, satıcıya sizin alım gücünüzle ilgili iyi bir fikir veriyor. Beni Delhi havaalanına ilk inişimden itibaren en çok şaşırtan şey, insanların çok sakin ve huzurlu olmalarıydı. Çok fakirler. Bir çoğu oldukça sağlıksız koşullarda yaşıyorlar ve buna rağmen mutlular! Kaldığım onca süre boyunca orada, sinirli ya da bağıran çağıran tek bir insan görmedim. Bu sessizliği zaman zaman bozan tek şey yoldaki araçların korna sesleri. Bu sese de bir süre sonra alışıyorsunuz zaten. Araçların neden sürekli korna çaldığınıysa, Himalaya tırmanışı sırasında, yolda gördüğümüz bir tabela sayesinde anladık. ‘Ben geliyorum, yana çekil!’ demek için Hindistan’da korna çalmak bir trafik kuralı. Şehirlerarası da eski jiplerle ya da otobüslerle seyahat edebiliyorsunuz. Jip fiyatları, gidilecek mesafeye göre değişiyor ve otobüslere göre çok daha rahat ve konforlular. Şehirlerarası otobüsle seyahat etmeye karar verirseniz, otobüs saatlerine ve klimalı olup olmadıklarına dikkat etmelisiniz. İstanbul’daki en yoğun hatlarda ve en yoğun saatlerdeki belediye otobüslerinin genel durumunu düşünerek Hindistan’da otobüsle seyahat etmenizin ne manaya geleceğini, gözünüzde canlandırabilirsiniz sanırım. 

Yaşamla - ölüm, öylesine doğal bir biçimde içiçelerki burada; yan yanalar, koyun koyunalar… İlk kez Delhi’den Rishikesh’e gelirken, yolda düşündüm bunu. Aslında, düşünmekle de kalmadım, tüm hücrelerimde hissettim. Burada insanlar, an be an, yaşamayı ya da ölmeyi seçiyorlar, büyük bir rahatlık, doğallık ve huzurla adeta. Böylesi bir trafikte direksiyon sallayan şöförlerin hepsi, bana göre her daim nirvanadalar zaten. Trafikte, gayet rahat ve doğal bir şekilde, diğer arabalarla milimetrik sıyırmalardayken: ‘Tamamdır bu sefer; selam sana ey ölüm!’ derken aynı anda, resmen yeniden doğduğunuzu hissederek: ‘Vay, yaşıyoruz!’ şaşkınlığı ve sevinciyle çocuklar gibi şen oluveriyorsunuz. En büyük döngümüz, yaşam ve ölüm bile Hindistan’da uyum içindeler, bütünleşmişler, dengedeler; aynı anda varlar ve aynı anda yoklar! Sırf bu nedenle, burada Tanrı’yı hissetmemek olanaksız aslında. Yol manzaraları hem çok ilginç hem de çok neşeli: Anayolun kenarında, bir leğende yıkanan insanlar, tam yolun dibinde, yatağını çekmiş uyuyanlar, hızla ilerleyen arabaları, kamyonları takmadan yolun ortasında öylece durup ne yapmak istediğine karar vermeye çalışan inekler… 

Giysi olarak yanınızda, mevsime ve gideceğiniz bölgeye bağlı olarak bir şeyler getirmelisiniz. Yalnız mevsim ne olursa olsun, yanınızda mutlaka bir yağmurluk ve şemsiye bulundurun! Hindistan’da kadınlar renk renk sariler (ülkenin geleneksel giysisi) giyiyorlar. Tarla da çalışırken bile cıvıl cıvıl renklere bürünmüş kadınlar görüyorsunuz. Erkekler ise daha alıştığımız tarzda giyiniyorlar. Şahsen, siyah ya da koyu renk giysi hiç görmedim. Gökkuşağı bile şartlardan bağımsız olarak burada; Hindistanlı kadınların sarilerinde yeryüzüne inmiş sanki. Zaten Hindistan’da ne zaman yeryüzünde, ne zaman gökyüzünde olduğunuzu anlayamıyorsunuz bile. 

Görmeniz gereken bir yer de; Swami Sivananda’nın kurmuş olduğu aşram. Enerjisini de kütüphanesini de muhteşem buldum. Rishikesh’e 25 km uzakta olan başka bir aşram ise, yüzyıllardır çeşitli Swami’lerin (Swami, kendini adamış olan din adamlarına verilen bir çeşit ön ad) meditasyon yapıp yaşadıkları, daha sonra da tapınak haline getirilmiş doğla bir mağra. Merdivenlerden aşağıya, mağraya inmeye başladığım ilk andan itibaren, omurgamda hissettiğim ve dalga dalga tüm bedenimi saran, muazzam bir enerjisi var buranın. Burada halen öğrencilere eğitim veriliyor. Çok özel bir ağaç olan banyan ağacını da ilk kez, yine burada gördüm. Banyan ağacı belli bir büyüklüğe ulaştıktan sonra dalları yere iniyor ve ağacın her bir yere inen dalı, kökleniyor. Öyle güzel ve özel ki gözlerinizi alamıyorsunuz. 

Rishikesh’te sayısız aşram ve tapınak var. Tavsiyem, ayağınıza en rahat ayakkabılarınızı geçirin ve şehrin merkezinden itibaren, yol boyunca ilerleyin ve adım başı gördüğünüz her tapınağa da girin. Hepsi birbirinden farklı ve özel. Bir akşam, sevgili hocam Raghuramji, bir gece önce yapmış olduğumuz sohbet üzerine, görmeyi çok istediğim Krishna Tapınağı’na götürdü bizi. Burası oldukça temiz ve gerek kabartmaları, gerekse resimleriyle olağanüstü şekilde dizayn edilmiş bir yapı. Akşam orada yapılan tören çok güzeldi. Tam gün batımında, mantralar eşliğinde, turuncular içindeki Swami’lerle şarkılar söylendi, dans edildi. Kapı girişindeki kocaman çanı, tapınağa girerken ve çıkarken çalıyorsunuz. Evrene ben buradayım sinyalimi yollamak için çana çocuksu bir neşeyle asılırken en güzel dileklerimi de yollamayı ihmal etmedim. O akşam törende hepimiz çoştuk, söylememe gerek var mı bilmiyorum. O gezi boyunca gördüğüm en temiz ve lüks restorana da sahip olunca, bu tapınağı mutlaka görün derim ben. Son gece yemeğimizi o restoranda yerken pencereden izlediğimiz Gangeji, herbirimizde derin bir İstanbul ve Boğaz özlemi yarattı.

Bütün gezi boyunca elimden düşürmediğim yegane şeyler; su şişem ve kameram oldu. Geceler için de yanınıza bir sinek kovucu almanızı tavsiye ederim. Bizim gittiğimiz mevsim muson mevsimi olduğu halde, geceleri de sıcaklık oldukça yüksekti. Bunun için kalacak bir yer seçerken öncelikle pervanesinin olup olmadığını sorun. İlk gece, Delhi’den aşrama ilk gelişte, ertesi gün dönmeye karar vermiştim. Sonraki günlerdeyse, dönmediğim için Allah’a binlerce kez teşekkür ettim. Bazen yürüdüğünüz yolda bir dönemece geliyorsunuz. O dönemecin ardında sizi nelerin beklediğini bilemediğiniz için korkuyor, endişeleniyorsunuz. Bazen dönemeci dönmek yerine farklı bir yol seçiyor, oradan devam ediyorsunuz yolunuza. Ben oradaki dönemeçte, kendimi aşmaya karar verdiğimde, yepyeni bir hayatla ödüllendirildim…

Namaste.

 


EDİTÖR HAKKINDA BİLGİ

Asu Sanem Kaya 1976 doğumlu. İstanbul’da yaşıyor. Çeşitli okullar ve merkezlerde, yoga eğitmenliği yapıyor. EMF (Elektromanyetik Alan Dengeleme Tekniği) Master in Practice ve Usui Reiki Master olarak çalışmalarını sürdürüyor. Oğlu, işi, kitapları ve müzik, en büyük neşe kaynağı. Detaylı Bilgi


HABERLER

 

 

Sinop'ta Nükleer Santral?


Nükleer Enerji Kazaları


Çocukları Vurmayın!


Şiddet


Duygusal Vampirler Geliyor...


Kitap Okumak Onların da Hakkı


Kardeşini Seç


Ritalin Dosyası


Çocuklarınızın Geleceği Sizin Elinizde


Zamane İstanbul'u


Muson Mevsiminde Uttaranchal


Afrika'nın Altın Sesi: Salif Keita


Müzik Haberleri


Masajla, Rahatsızlıklara Son


Güneş Tutulması, Dünyadaki İndigolar, Küresel Barış ve Türkiye


İstanbul Tiyatro Festivali Başlıyor


Mayıs Nane'leri (astroloji)


Renkler

 

 

KÖŞE YAZARLARI

Burcu Özgeçen

Sevgi, Uyanış, Varlık


Günyüz Keskin

İntar


Funda Umut Pakkal

Gençler Nereye Koşuyor?


Uzay Gökerman

Ruh Üzerine


Haluk Tunç İlker

DeğiŞİM Şimdi.


Rüya Yüksel

Kaosu yaşamak


Didem Çivici

Yaşam Nefesi


Günyüz Keskin

Ertelenmiş Vakitler


Mahmut Şaylıkay

Güneşe Yolculuk


Uzay Gökerman

Belki üstümüzden bir Ay geçer...


Mukaddes Öztürk Odacı

Ruh Eşime

f


Anasayfa   Blog    Kurumsal   Reklam   Arşiv   Arama   İstatistikler   Forum   Bağlantılar   Röportajlar

Gündem      Dünya   İnsan   Sağlık   Kültür Sanat   Çocuk   Eğitim   Çevre   Bilim   Astroloji   Duyurular    İndigo

 

2005-2008 © İndigo Dergisi

İndigo Dergisi, FSEK ve TCK uyarınca koruma altındadır.

Yazar adı ve yazı linkini kaynak göstermek suretiyle alıntı yapabilirsiniz.

Dergimiz en iyi 1280x800 pikselde görüntülenir.

İçerik Politikası | Kurumsal | Reklam

Son Güncelleme:  4 Temmuz 2008 TSİ 08:30