Sayı 36|EYLÜL 2008    Anasayfa | Blog | Kurumsal | Forum | Gündem | Röportajlar | Dünya | İnsan |  Sağlık | Kültür Sanat | Çocuk | Eğitim | Çevre | Bilim

Share Facebook


Tamamen gönüllülük ilkesiyle yürütülen İndigo Dergisi’ne katkı sağlamak isterseniz reklamlarımıza tıklayabilirsiniz.

Okuyucularımıza teşekkür ederiz.

 

DUYURU!

Gazeteciliğe

hevesli misiniz?

İndigo Dergisi, muhabir ve editörler aramaktadır. Detaylı Bilgi

 

ANNOUNCEMENT!

International Edition of Indigo Magazine is looking for columnists and editors.

click for more information

 

Indigo Community

Facebook'ta faaliyet gosteren uluslararası bir indigo network grubudur.

Katılmak icin tıklayın

 

İndigo Dergisi’ni

Açılış sayfanız yapın

 

 


 

 

Sonbahar

Yazar: Yasin Sarı


Zamanla Dans

Yazar: Fehmi Özçelik


Ahh Sevgili Aşkın Çok Güzel

Yazar: Hale Karaarslan

 

 

 

 

 

Haber: Asu Sanem Kaya

Çevre Haberleri, İstanbul - Aralık 2007

Küresel Isınmaya Dur Diyebilirsiniz!

İklim dostu bir yaşam sürdürerek küresel ısınmayı yavaşlatmak için bireysel olarak yapabileceğiniz birçok şey var. Şimdi her birimizin üzerine düşen sorumluluğu alma zamanı; vakit daha da geç olmadan… Bu bir çağrı; her birinize. Gündelik yaşamınızda yapabileceğiniz değişikliklerle, o kadar çok şeyi değiştirebilirsiniz ki…

Dürüst olma zamanı şimdi. Çünkü ilk başta kendinize dürüst olmadığınızda, bu sefer ki yaratımınızın sonuçları, çok daha farklı olacak. Hani bir söz vardır: “Bana dokunmayan yılan bin yaşasın!” Bu söz üzerine düşündüğünüzde, hemen nasıl da etiketi yapıştırıveriyor zihniniz değil mi? Ama işin aslı gerçekten “göründüğü gibi değil” dostlar. Yaklaşık 20 yıldır küresel ısınmaya dikkat çekmeye çalışıyor bilim insanları, çevreciler. 20 kocaman yıl… Bazılarınızın hayatı bu kadar! 20 yıldır, bangır bangır bir gerçek haber verildi hepimize. Biz ne yaptık? Kulaklarımızı tıkadık, duymazlıktan geldik! Nasılsa daha çok zamanımız var-dı-?! Şimdi saat işliyor, tik takları pek bir güçlü, zorluyor kulaklarımıza tıkadığımız pamukçuklarımızı. Havalar bir garip çünkü yaz mevsiminde kavruluyoruz, sonra bir anda donuveriyoruz. Kışlarsa pek daha bir mizah yüklü. Karşımıza ne çıkacak bu kış, bilemiyoruz! Evlerimizde sular ne zaman kesilecek korkusuyla, damacanalar, bidonlar dolduruyoruz. Su sıkıntısı baş gösterdiğinde, haber bültenlerimiz, nihayet birkaç bağıran, hesap soran insan bulmanın keyfiyle(!) yayınlar yapıyor. ((!) açıklamasıdır: Büyük merakımdır; reyting almak uğruna ya da ağlayan, bağıran, içler acısı durumda olan, kızgın insanların daha çok haber değeri olduğunu düşünmekten ötürü mü bu tip haberler artık arada bir –sular kesildiğinde örneğin- yer alıyor medyamızda? )

Sonuç olarak, yılan artık dokunulmazlığımızı kaldırdı galiba! Çıngırağı ses veriyor daha bir, boynunu uzatmış bir de; saldırabilir sanki her an… Tutuşuyoruz yavaş yavaş; bize değiyor ucu bir şeylerin çünkü. Sorumsuzluğumuz, bizim olanlara saygısızlığımız, var’lığın değerini bilmeyişimizden; cahilliğimizden, artık “Ne yapmalıyız?” sorularını sormaya başladık nihayet. Cennet arayışındayızdır çoğu kez. Oysa, cennetlerin alasının kalbinde yaşamaktayız yaşamlarımızı binlerce yıldır; farkında değiliz. Hep sahip olduğumuz –sandığımız- şey daha az bir değerlidir ya, hani sahip olduğumuzun –sandığımızın- kaybetmeden değerini bilemeyiz ya… Hep aynı sonuçsuz denklemle şekillendiriyoruz binlerce yıldır yaşamlarımızı. Dünya gezegeni malımız değil. Bu kadar sömürülmeye rağmen, hala koynunda yer açıyor biz insanoğluna! Bazılarının cepleri dolsun, yaşadığını sandığı dünyada, birkaç fazlaca zevkli (kendince) nefes daha alsın diye neden gezegeninizi; parçası olduğunuzu harcıyorsunuz?! Neden sahip çıkmanız gerekene, dünyaya, kendinize sahip çıkmıyorsunuz? “Ben ne yapabilirim ki?”lere mi sığınıyorsun ey dost? Kalk, silkin, uyan; hatırla! Kim olduğunu, neden burada olduğunu, neden yaşadığını, neden burada, bu zamanda yaşadığını hatırla! Uyan, uyan artık, nolur uyan! Ben, öylece, basit –dediğin- bir insanoğlu olarak tüm dünyayı değiştirebilirim, tüm evreni, evrenleri… Değiştiriyorum, değiştireceğim… Sorumluluğumu sonuna kadar aldım çünkü. Çünkü bu gezegen benim. Çünkü buraya aşığım ben; her bir yaratılmış, yaradandan olan mucizeye olduğu gibi. Yaptıklarımın farkındayım ve şimdi ben seveceğim sonuna kadar Dünya’yı. Şimdi ben saracağım tüm varlığımla Dünya’mı. Şimdi sıra bende; sende! Zaman yok artık, hayaller kurma. “İste verilecektir!”. Düşün, kelamına akıt ve adım at; yarat sevgili. O kadar kolay ki; o kadar… Sadece iste, sevginle, kalbinle iste…

Aşığım her bir zerresine Dünya’nın. Her bir damla su, her bir yaprak, esen rüzgar, ışıl ışıl göğüm ve Dünya’nın koynunda her gece uykuya yatan, her gün uykularından uyanan her bir insanoğluna; aşığım. İşte sadece bu yüzden, yaradılana, varlığa aşkımdan; bu Dünya benimdir, ben’dendir. Yaraları sarılacak, bu sefer de o sevilecek bizler tarafından ve nefes alacak daha bir aşkla; yeni şafaklara… Varlığım, varlığınla bir’leşir; yaratım anlam bulur.

 

Küresel ısınmaya 'Dur!' demek için kısa kısa ipuçları

Kıssadan hisse olsun dileğiyle, secim her zaman bizimdir hatırlatmasıyla…

Sera etkisi atmosferde sıcaklığın birikmesidir. Sera etkisi olmadan gezegenimiz üzerinde yaşam olamazdı. Isının bir kısmı sera gazlarıyla tutulmasaydı gezegenimizin yüzeyi 33 derece daha soğuk olacaktı. Sorun, biz insanların atmosfere giderek daha fazla sera gazı salması. Bu da hassas doğal dengeyi ciddi bir biçimde tehdit ediyor. Peki, bu gazlar nereden geliyor?

Petrol, kömür ve tüm fosil yakıtlar suçludur. Fosil yakıtların en temizi olarak görülen doğalgazın sadece ısı ve elektrik üretimi için kullanılması tavsiye olunmaktadır.

Yağmur Ormanları’nın yok edilmesi toplam CO2 salınımın 5’te 1’inden sorumludur.

Buzdolaplarında, klimalarda ve bazı kimyasal işlemlerde kullanılan endüstriyel gazlar da, atmosferi önemli ölçüde kirletir.

Bu gezegende yaşayan herkesin yıllık CO2 salınımını, 1.3 tonun altına düşürmesi gerekiyor.

Arazi araçları, jipler ya da limuzin, 3000 km’den az bir mesafede 1.3 ton CO2 salınımı yapar. Normal bir aracın aynı salınımı yapması içinse 18.000 km’nin üzerinde yol yapması gerekir.

2500 km uzaklıkta bir tatile uçakla gidiş geliş, yolcu başına 1.3 sera gazı üretimine yol açar.

 

Neler yapabiliriz?

Daha çok bilgilenin. Karamsar olmak yerine, harekete geçin!

Değişime kendinizden başlayın. Kendi evinizi ve alışkanlıklarınızı gözden geçirin.

Başkalarını da aynı şekilde davranmaya ikna edin.

Protesto edin. Dünyaya sahip çıktığınızı, bunun için çalışan sivil toplum kuruluşlarıyla beraber hareket ederek gösterin.

”Enerji verimli” ürünleri tercih edin.

Çalışmadığınızda bilgisayarınızı uyku durumuna geçirin ya da kapatın.

Enerji tasarruflu ampuller kullanın.

Uzaktan kumandayla değil, düğmeden kapatın.

Şarj ve transformatörleri fişte bırakmayın.

Yemek pişirirken uyanık olun, enerjinin farkında olun. Düdüklü tencere kullanın, fırını önceden ısıtmayın.

Çok fazla enerji tüketen gereçlerden kurtulun.(Eski buzdolapları çok verimsiz çalışır vs)

Buzdolabınızı soğuk bir yere yerleştirin. Düzenli olarak buzlarını çözün

Elektrikli ocakta su ısıtmayın.

Güneş enerjisi kullanın.

Çamaşır makinenizi daha verimli kullanın. Çamaşırlarınızı asarak kurutun.

Pilli aletler kullanmayın.

Evinizi gerekli olandan daha fazla ısıtmayın.

Pencere yalıtımına önem verin.

Binanızda yalıtıma önem verin, ısıtma sisteminizi gözden geçirin.

Toplu taşıma kullanın.

Gerekmedikçe uçakla seyahati tercih etmeyin.

Arabanızı küçültün.

Uzun ömürlü ürünler satın alın.

Daha az et tüketin.

Organik gıdaları tercih edin.

Yerel ürünleri tercih edin ve

Yerel güzellikleri keşfedin… 


Kaynak: Bu kısa kısa belirtilen notlar, Greenpeace İklimi Kurtarma Kılavuzu’ndan alınmıştır. Ayrıntılı bilgi için: www.greenpeace.org.tr


YAZAR HAKKINDA BİLGİ

Asu Sanem Kaya 1976 doğumlu. İstanbul’da yaşıyor. Çeşitli okullar ve merkezlerde, yoga eğitmenliği yapıyor. EMF (Elektromanyetik Alan Dengeleme Tekniği) Master in Practice ve Usui Reiki Master olarak çalışmalarını sürdürüyor. Oğlu, işi, kitapları ve müzik, en büyük neşe kaynağı. Detaylı Bilgi


 

HABERLER

Nükleer Yasa Kabul Edildi


İstanbul Üçüncü Köprüyü Kaldırmaz!


Yüzyılın Müzik Kralı: Elvis Presley


Güney Amerika’daki Gizli Şehir


Küresel Isınmaya Dur Diyebilirsiniz!


Bir Cevabım Var


Kornea Nakli ve Göz Sağlığı


Tanrı’nın Nefesi "Ozon"


İndigo Çocuklar:

Ateş Altındaki Konu!


Oyun Çocuklar için Niçin Önemlidir?


Akran Arabuluculuk


Aşkın ve İhanetin Kimyası


"Tanrı Okulları Kuralım"


Işıktan Hızlı Eylemsiz Özgürlükler


Aşk Çocuğu


Birbirimizi Bağlayan Ağlar

ve Facebook


Engelli Vatandaşlar Evde Çalışabilecek


Bir Yoksulluk, Bir Varsıllık, Bir Ölüm


Dil İllüzyonları


Meşru Müdafaada Etik İkilemler


Olasılıkların Olasılığı

 

denemeler

neyseo

 

KÖŞE YAZARLARI

Meliha Başal

Teneke Tıngırtısı


Tuğba Yaman

Tık Tık! Kim O? Mutluluk 


Uzay Gökerman

Yanlış Yalnızlık Çağında


Didem Çivici

Ya Mevla’m!


Buse Doğan

Dali, Deli, Dahi


Merve Şen

Zaman Zaman


Türker Ercan

Su Perisi


Nilgün Doğan

Düşlerimdeki Yaşam-5


Volkan Burnaz

Bir Gün


Didem Çivici

Melek Yolu


Didem Çivici

Noel: Işığa Özlem

f


Anasayfa   Blog    Kurumsal   Reklam   Arşiv   Arama   İstatistikler   Forum   Bağlantılar   Röportajlar

Gündem      Dünya   İnsan   Sağlık   Kültür Sanat   Çocuk   Eğitim   Çevre   Bilim   Astroloji   Duyurular    İndigo

 

2005-2008 © İndigo Dergisi

İndigo Dergisi, FSEK ve TCK uyarınca koruma altındadır.

Yazar adı ve yazı linkini kaynak göstermek suretiyle alıntı yapabilirsiniz.

Dergimiz en iyi 1280x800 pikselde görüntülenir.

İçerik Politikası | Kurumsal | Reklam

Son Güncelleme:  8 Eylül 2008 TSİ 01:00