|
Haber:
Asu Sanem Kaya
Çevre
Haberleri, İstanbul -
Aralık 2007
Küresel Isınmaya Dur Diyebilirsiniz!
İklim dostu bir yaşam
sürdürerek küresel ısınmayı yavaşlatmak için bireysel olarak yapabileceğiniz
birçok şey var. Şimdi her birimizin üzerine düşen sorumluluğu alma zamanı;
vakit daha da geç olmadan… Bu bir çağrı; her birinize. Gündelik yaşamınızda
yapabileceğiniz değişikliklerle, o kadar çok şeyi değiştirebilirsiniz ki…
Dürüst olma zamanı şimdi.
Çünkü ilk başta kendinize dürüst olmadığınızda, bu sefer ki yaratımınızın
sonuçları, çok daha farklı olacak. Hani bir söz vardır: “Bana dokunmayan
yılan bin yaşasın!” Bu söz üzerine düşündüğünüzde, hemen nasıl da etiketi
yapıştırıveriyor zihniniz değil mi? Ama işin aslı gerçekten “göründüğü gibi
değil” dostlar. Yaklaşık 20 yıldır küresel ısınmaya dikkat çekmeye çalışıyor
bilim insanları, çevreciler. 20 kocaman yıl… Bazılarınızın hayatı bu kadar!
20 yıldır, bangır bangır bir gerçek haber verildi hepimize. Biz ne yaptık?
Kulaklarımızı tıkadık, duymazlıktan geldik! Nasılsa daha çok zamanımız var-dı-?!
Şimdi saat işliyor, tik takları pek bir güçlü, zorluyor kulaklarımıza
tıkadığımız pamukçuklarımızı. Havalar bir garip çünkü yaz
mevsiminde
kavruluyoruz, sonra bir anda donuveriyoruz. Kışlarsa pek daha bir mizah
yüklü. Karşımıza ne çıkacak bu kış, bilemiyoruz! Evlerimizde sular ne zaman
kesilecek korkusuyla, damacanalar, bidonlar dolduruyoruz. Su sıkıntısı baş
gösterdiğinde, haber bültenlerimiz, nihayet birkaç bağıran, hesap soran
insan bulmanın keyfiyle(!) yayınlar yapıyor. ((!) açıklamasıdır: Büyük
merakımdır; reyting almak uğruna ya da ağlayan, bağıran, içler acısı durumda
olan, kızgın insanların daha çok haber değeri olduğunu düşünmekten ötürü mü
bu tip haberler artık arada bir –sular kesildiğinde örneğin- yer alıyor
medyamızda? )
Sonuç
olarak, yılan artık dokunulmazlığımızı kaldırdı
galiba! Çıngırağı ses veriyor daha bir, boynunu uzatmış bir de; saldırabilir
sanki her an… Tutuşuyoruz yavaş yavaş; bize değiyor ucu bir şeylerin çünkü.
Sorumsuzluğumuz, bizim olanlara saygısızlığımız, var’lığın değerini
bilmeyişimizden; cahilliğimizden, artık “Ne yapmalıyız?” sorularını sormaya
başladık nihayet. Cennet arayışındayızdır çoğu kez. Oysa, cennetlerin
alasının kalbinde yaşamaktayız yaşamlarımızı binlerce yıldır; farkında
değiliz. Hep sahip olduğumuz –sandığımız- şey daha az bir değerlidir ya,
hani sahip olduğumuzun –sandığımızın- kaybetmeden değerini bilemeyiz ya… Hep
aynı sonuçsuz denklemle şekillendiriyoruz binlerce yıldır yaşamlarımızı.
Dünya gezegeni malımız değil. Bu kadar sömürülmeye rağmen, hala koynunda yer
açıyor biz insanoğluna! Bazılarının cepleri dolsun, yaşadığını sandığı
dünyada, birkaç fazlaca zevkli (kendince) nefes daha alsın diye neden
gezegeninizi; parçası olduğunuzu harcıyorsunuz?! Neden sahip çıkmanız
gerekene, dünyaya, kendinize sahip çıkmıyorsunuz? “Ben ne yapabilirim ki?”lere
mi sığınıyorsun ey
dost?
Kalk, silkin, uyan; hatırla! Kim olduğunu, neden burada olduğunu, neden
yaşadığını, neden burada, bu zamanda yaşadığını hatırla! Uyan, uyan artık,
nolur uyan! Ben, öylece, basit –dediğin- bir insanoğlu olarak tüm dünyayı
değiştirebilirim, tüm evreni, evrenleri… Değiştiriyorum, değiştireceğim…
Sorumluluğumu sonuna kadar aldım çünkü. Çünkü bu gezegen benim. Çünkü buraya
aşığım ben; her bir yaratılmış, yaradandan olan mucizeye olduğu gibi.
Yaptıklarımın farkındayım ve şimdi ben seveceğim sonuna kadar Dünya’yı.
Şimdi ben saracağım tüm varlığımla Dünya’mı. Şimdi sıra bende; sende! Zaman
yok artık, hayaller kurma. “İste verilecektir!”. Düşün, kelamına akıt ve
adım at; yarat sevgili. O kadar kolay ki; o kadar… Sadece iste, sevginle,
kalbinle iste…
Aşığım her bir zerresine
Dünya’nın. Her bir damla su, her bir yaprak, esen rüzgar, ışıl ışıl göğüm ve
Dünya’nın koynunda her gece uykuya yatan, her gün uykularından uyanan her
bir insanoğluna; aşığım. İşte sadece bu yüzden, yaradılana, varlığa
aşkımdan; bu Dünya benimdir, ben’dendir. Yaraları sarılacak, bu sefer de o
sevilecek bizler tarafından ve nefes alacak daha bir aşkla; yeni şafaklara…
Varlığım, varlığınla bir’leşir; yaratım anlam bulur.
Küresel
ısınmaya
'Dur!'
demek için kısa kısa ipuçları
Kıssadan hisse olsun dileğiyle, secim her zaman bizimdir hatırlatmasıyla…
Sera etkisi atmosferde
sıcaklığın birikmesidir. Sera etkisi olmadan gezegenimiz üzerinde yaşam
olamazdı. Isının bir kısmı sera gazlarıyla tutulmasaydı gezegenimizin yüzeyi
33 derece daha soğuk olacaktı. Sorun, biz insanların atmosfere giderek daha
fazla sera gazı salması. Bu da hassas doğal dengeyi ciddi bir biçimde tehdit
ediyor. Peki, bu gazlar nereden geliyor?
•
Petrol, kömür ve tüm fosil yakıtlar suçludur. Fosil yakıtların en temizi
olarak görülen doğalgazın sadece ısı ve elektrik üretimi için kullanılması
tavsiye olunmaktadır.
•
Yağmur Ormanları’nın yok edilmesi toplam CO2 salınımın 5’te 1’inden
sorumludur.
•
Buzdolaplarında, klimalarda ve bazı kimyasal işlemlerde kullanılan
endüstriyel gazlar da, atmosferi önemli ölçüde kirletir.
Bu gezegende yaşayan herkesin yıllık CO2 salınımını, 1.3 tonun altına
düşürmesi gerekiyor.
•
Arazi araçları, jipler ya da limuzin, 3000 km’den az bir mesafede 1.3 ton
CO2 salınımı yapar. Normal bir aracın aynı salınımı yapması içinse 18.000
km’nin üzerinde yol yapması gerekir.
•
2500 km uzaklıkta bir tatile uçakla gidiş geliş, yolcu başına 1.3 sera gazı
üretimine yol açar.
Neler
yapabiliriz?
•
Daha çok bilgilenin. Karamsar olmak yerine, harekete geçin!
•
Değişime kendinizden başlayın. Kendi evinizi ve alışkanlıklarınızı gözden
geçirin.
•
Başkalarını da aynı şekilde davranmaya ikna edin.
•
Protesto edin. Dünyaya sahip çıktığınızı, bunun için çalışan sivil toplum
kuruluşlarıyla beraber hareket ederek gösterin.
•
”Enerji verimli” ürünleri tercih edin.
•
Çalışmadığınızda bilgisayarınızı uyku durumuna geçirin ya da kapatın.
•
Enerji tasarruflu ampuller kullanın.
•
Uzaktan kumandayla değil, düğmeden kapatın.
•
Şarj ve transformatörleri fişte bırakmayın.
•
Yemek pişirirken uyanık olun, enerjinin farkında olun. Düdüklü tencere
kullanın, fırını önceden ısıtmayın.
•
Çok fazla enerji tüketen gereçlerden kurtulun.(Eski buzdolapları çok
verimsiz çalışır vs)
•
Buzdolabınızı soğuk bir yere yerleştirin. Düzenli olarak buzlarını çözün
•
Elektrikli ocakta su ısıtmayın.
•
Güneş enerjisi kullanın.
•
Çamaşır makinenizi daha verimli kullanın. Çamaşırlarınızı asarak kurutun.
•
Pilli aletler kullanmayın.
•
Evinizi gerekli olandan daha fazla ısıtmayın.
•
Pencere yalıtımına önem verin.
•
Binanızda yalıtıma önem verin, ısıtma sisteminizi gözden geçirin.
•
Toplu taşıma kullanın.
•
Gerekmedikçe uçakla seyahati tercih etmeyin.
•
Arabanızı küçültün.
•
Uzun ömürlü ürünler satın alın.
•
Daha az et tüketin.
•
Organik gıdaları tercih edin.
•
Yerel ürünleri tercih edin ve
•
Yerel güzellikleri keşfedin…
Kaynak: Bu kısa kısa belirtilen notlar, Greenpeace İklimi Kurtarma
Kılavuzu’ndan alınmıştır. Ayrıntılı bilgi için:
www.greenpeace.org.tr
YAZAR
HAKKINDA BİLGİ
Asu
Sanem Kaya
1976 doğumlu.
İstanbul’da yaşıyor. Çeşitli okullar ve merkezlerde, yoga
eğitmenliği yapıyor. EMF (Elektromanyetik Alan Dengeleme Tekniği)
Master in Practice ve Usui Reiki Master olarak çalışmalarını
sürdürüyor.
Oğlu, işi, kitapları ve müzik, en büyük neşe kaynağı.
Detaylı Bilgi
|