|
Yazar: Asu Sanem
Kaya
Meleklerin Sözü Var *
“Dünya
üzemez beni
Ölüm korkutabilir mi
Sen olmadan bu kalp
hissedebilir mi
Güneş batmış bana ne
Ellerin yok kime ne
Yerine koyamadım
Razı olamadım
sensizliğe
Kalpler yanmış yağmur
ıslatmış
Tanrı korumuş ya
sevenleri
Son nefesimde elimi
sen tutacaksın
Son sözlerimi bir sen
duyacaksın
Meleklerin sözü var…”
İstanbul’da bir deli yağmur.
Karışmış, uyumuş, gezinip gelmiş, uyanmışım… Küçük bir kalbe evrenleri
sığdırarak uyurken kendi yağmurumun kokusuyla sarhoşken, uyandığımda tüm
sorularıma cevaplar teker taker geldiğinde, kocaman bir gülümsemeyle
kutsadım kendimi.
Kim
olduğunu hatırla
Sen Tanrı’nın güçlü,
sevgi dolu ve yaratıcı çocuğusun. Sen Sevilensin.
Yarattığımız oyunun,
yaşamlarımıza dair en karmaşık senaryolarında öyle bir an geliyor ki tamamen
yalnız, çaresiz, ne yapacağını bilmez bir halde yardım çığlıklarını
savuruyoruz evrenlere: Aşk…
En dualitik duygu; en
güçlü dualitik duygu. Bizi savurup atan, zorlayan, karıştıran, sarsan,
değiştiren, yetmedi mi dönüştüren kutsal yaratım aşk… Aşk en büyük
yanılsama, en büyük şifacı. Gelişimimiz için en değerli aracımız; bir
diğerimiz. Bir diğerimizle kurduğumuz her türlü ilişkiyse en zorlu ama en
özel rehber her birimize. Bu ilişki ister aile, ister arkadaşlık, ister
sevgililik düzeyinde olsun. Ne farkeder ki? Bir diğer senle karşılaşıp
kayıtlar aktive edildiğinde, aradaki senaryo da hayata geçirilmiş oluveriyor
bir anda. Aşkın en büyük şifacı olmasına gelince… İki özlem çarpışıyor, iki
özlem kucaklaşıyor, daha ne olsun?
Aşk’ı tanımlamaya
kalktığında, ne çok şeyle anlatılmaya çalışılacağını farkediyorsun. Derin
bir sessizlik geliyor ardından. Tanımladığına bakıyorsun, yetersiz
kelimeler, yetersiz duygularla olmuyor bu diyorsun.
Bildiğim, en azından
benim burada deneyimlediğim aşkın birdenbireliği. Bir’den Bir’e hemde, bir
an’da hemde. Birden gözden göze, gönülden gönüle akan… Gözlerine baktığımda,
gözlerime baktığında nasıl da yok olurdu herşey. Muazzam bir akış, muazzam
bir dans. Kelebeklerim var benim; sevgiyle, neşeyle büyüttüğüm her bir
dönemimde. Kelebeklerim karnımın tam üzerinde; yaratıcılığımla, kalbimin
arasında bir yerlerde doğarlar, dans ederler, ölürler, sonra tekrar yeniden,
hep
yeniden doğmak için. Kelebeklerimi uçurtan, raks ettiren aşk işte benim
için. Onlar dans ettikçe, her bir hücremi kutsayan, içimden fışkıran enerji
beni bana hatırlatan; aşk. Nefes almakta zorlanırken, deli bir neşeyle
nedensiz sürekli kahkahalar attıran, gözlerimin içini ışık ışık ışıldatan o.
Aşk’ı yaşamak,
deneyimlemek için; aşkı seçmek gerekiyor. Aşkla yaratıldık, aşkla yoğrulduk
biz. Aşkla büyüdük, aşkla şifalandık biz. Her zaman ve her yerde o.
Farkındalığımızı aşka yönlendirmek; aşka izin vermek, aşkı seçmek sadece,
aşkla yaşamak için gerekli olan. En derin korkularınla, kendine dair
gizlediğin en derin duygularınla yeniden kucaklaşmak için aşk. Ve sen cesur
olduğunda havalara uçurmak için giren hayatına.
Aşk olmasını
dilediklerin, aşk bu dediklerinle gerçek aşk deneyimine hazırlanıyorsun bir
zaman. Biliyorsun ki o; gerçek olan oluveriyor çünkü bir anda. Bu aşk
demiyorsun bile. Yaşıyosun, çoşuyorsun, yitiyorsun, bulunuyorsun,
ağlıyorsun, gülüyorsun, özlüyorsun… Oluveriyor işte.
Bir
gece vakti rüyalarından uyanıyor, yanında rüyalara yatmış olana bakıyor,
öyle dolup taşıyorsun ki. Gördüğünün her bir ayrıntısında şefkatle eriyor
tüm kabukların, kalıpların bir bir. Her dokuduğunda bir diğer sen’e, o
akışa, o var oluşa, dayanamayıp ağlıyorsun sular seller gibi; ağladığını
bile farketmeden. Rüyalara beraber dalarken sadece “Ah şükürler olsun!”
diyebiliyorsun. O hep bildik sevginin kucağında uyuyor, uyanıyorsun;
hatırlıyorsun.
Deli oluyorsun, yapmam
dediklerini yapıyorsun, kabullenmeyi, saygı göstermeyi öğreniyorsun. Ben
buyum dediğin herşeyden sıyrılıyorsun bir bir. Tüm o benim dediklerinden
sıyrılırken, iniyorsun çıkıyorsun, şaşırıyorsun. Uçlarda geziyor,
yükseliyor, alçalıyor ve sonrasında tekrar huzurla, huzura yatıyorsun.
Araya dersler,
kalıplar, döngüler, seçimler giriyor sonra bir zaman. Veda vakti geldiğinde,
büyümesi; büyümen için yelkenler açılıyor o anda, bilinmeze. Alınan
alındıktan, paylaşılan paylaşıldıktan, herkes yoluna girdikten sonra, yeni
sen’lere doğru bir yolculuğa daha başlıyorsun. Hep o canını yaktığını
sandıklarını serbest bırakırken bir başka sen’le daha tanışmaya
hazırlandığın; acılara, üzüntülere, özlemlere, ayrılıklara gebeliğinin
dönemlerini yaşıyorsun. Hep sende olan aşkı, bir zaman sonra bir
başka
sen’e doğurmak için hazırlanıyorsun. Sancılarla kıvranırken bile biliyorsun;
kollarına doğacak olan aşktır, mutluluktur, neşedir, Yaradan’dır. Deli bir
bilme hali bu.
Keşif yolculuğu aşk.
Kendini, kendinin bir diğer parçasını bir bir, bıkmadan usanmadan bulmaya
yönelik arayış yolculuğu. Bilinmeze gebe; aşka gebe bir İstanbul akşamı…
Dışarıda fırtınadan önceki sessizlik. Gökyüzüm benim, denizlerim önümde
uzanmış sereserpe. Balkonumun o hiç kapatamadığım kapısı yine ve halen açık.
“Olan ben’dendir, o yüzden hayırlıdır” deyişim, kendime daha bir
sarılışımla; seçimlerimizin her birimize verilen en mucizevi hediye olduğunu
hatırlayarak seçiyor ve seçime saygı duyuyorum. Yine ve yeniden…
E meleklerin sözü var…
Namaste.
* Şarkı Sözleri:
Yalın, Meleklerin Sözü Var
YAZAR
HAKKINDA BİLGİ
Asu
Sanem Kaya
1976 doğumlu.
İstanbul’da yaşıyor. Çeşitli okullar ve merkezlerde, yoga
eğitmenliği yapıyor. EMF (Elektromanyetik Alan Dengeleme Tekniği)
Master in Practice ve Usui Reiki Master olarak çalışmalarını
sürdürüyor.
Oğlu, işi, kitapları ve müzik, en büyük neşe kaynağı.
Detaylı Bilgi
|