|
Haber:
Asu Sanem Kaya
An'da Öz'e Dair
Sohbetler:
Şiva
Şiva, kendi deyimiyle hareketin, akışın,
hayatın olduğu yerlere inen bir gezgin… Yaşamı deneyimlerken paylaşmak için
dönüş bileti almadan, tüm tarihiyle beraber İstanbul’a gelmiş
Sohbet ederken sözcüklerle anlatılamayan
birçok şey paylaştık hep beraber o akşam. Yüksek enerjili ve sıcacık bir
sohbetti. Yolu buraya düşmüş; deneyimlerini paylaşmak isteyen, dingin ve
hala meraklı bir gezgin o. ‘Siz kendi
medyumunuzsunuz. Siz kendi şifacınızsınız. Siz kendi tepkinizin tohumunu
taşıyorsunuz.’ diyen Şiva’yla yapılan bir akşam üstü sohbetidir
paylaşacaklarım; sevgiyle, seçene rehber olması dileğiyle…
Soru: Yolculuğunuz nasıl başladı?
Cevap: Çok uzun zamandır yolculuk
ediyorum. Yuva ve aile kavramımsa daha yeni oluşuyor. Bu zamanlarda
yaşananlara herkes gibi ben de çok şaşırdım.(Şiva dünya için özel zamanlar
olarak nitelendirilen zamanımızdan bahsediyor.)
Küçük bir çocukken farklı
farkındalıklarım ve duyarlılıklarım vardı. Her şeyden önce aşırı
meraklıydım. Hayvanlarla konuşur, çiçeklerin, ağaçların seslerini duyardım.
Söylediğim gibi biraz farklı ve özgür bir çocukluk yaşadım. Gerçi bu
özgürlük tüm çocukların kalbinde vardır. Uykuya ve yiyeceğe çok az ihtiyaç
duyardım. Ailede en küçük çocuk olduğum için de bir çok alanda olgunluğa en
son ben erdim. Toplumla aramda da çok mesafe vardı o zamanlar.
Soru:
Nasıl bir mesafeydi bu?
Cevap: Farklı deneyimlerim oldu. Bu
deneyimlerin farklılığı ve çeşitliliği belki.
Soru: Bu deneyimlerinizden örnek verebilir
misiniz?
Cevap: Farkına vardığım bir şey örneğin;
dünyada olabildiğince çok yürümem gerektiğiydi. Vücudumun hareket etmesi
gerekiyordu. Bu ‘yürüyüş’ bedenimi bir araç olarak kullanmak için yararlı
olan bir deneyim oldu benim için. Bu (mediatif) yürüyüş deneyiminden sonra
da fiziksel olarak belli bir zamanda ve mekanda bulunduğumdaysa, diğer
insanlardan farklı şeyler hissetmeye ve bunun sonucunda da yeniden
hatırlamaya başladım. (Remember’ı kullanıyor burada Şiva. Remember özel bir
yeni çağ terimi. Bildiğimiz ama unuttuğumuz bilgiyi, gerçek kimliğimizi
yeniden hatırlamak olarak çevirilir.) Bu yeniden hatırlama sırasında da
zamanın dışına taşan tecrübeler yaşadım. Mesela; bu gece burada bir çember
oluşturduk ve oturuyoruz. Paylaşıyoruz. Bu aslında çoktan olmuş olan ve
gelecek dediğimizde de olacak olan bir durum. Zeka, bilinç kendini sürekli
ve yeniden tezahür ettirir.
Uzay gemileriyle beraber uzay varlıkları
gördüm. Aslında ben kendim de bir uzay gemisiyim ve buradaki herkes de öyle.
Belki de insanların duymak istedikleri de budur. Beden bir uzay gemisi ve
bunu kullanmayı öğrenirsek zamanda ve boyutlar arası seyahati
gerçekleştirebiliriz. Ben sevgi, aşk, cinsellik ve meditasyonla
ilgileniyorum. Tüm bunları da çoğu insanın deneyimlediğinin ötesinde
yaşıyorum. Paylaşmak için buradayım ve şu anda da paylaşıyoruz.
Soru: Bedenin bir nevi uzay gemisi olduğunu
söylediniz. Merkaba’dan bahsediyorsunuz sanırım.(Merkaba: Yeni çağ
terminolojisinde, bedenin etrafındaki enerji alanı. Merkabamızı aktif hale
getirebilirsek boyutlar arası ve zaman ötesi yolculuk yapabileceğimiz
söylenir.)
Cevap:
Mercedes’i ya da Porshe’u düşünün. Her ülkeye, kültüre ve zamana göre
çeşitli modelleri olan araçlar bunlar. Aynı bunlar gibi merkaba da bir
araçtır. Mesela ben Plesides’denim. Plesides’in titreşimi yunusların,
neşenin, duyarlılığın titreşimine benzer. Rengi mavidir; an’da olmanın,
güzelliğin, derinliğin rengidir mavi. Küçüklüğümden beri yaptığım her şeyde
güzelliğe odaklandım ben.
Ait olunan frekansın özellikleri
çeşitlidir. Her frekansın özellikleri vardır. Herkes de frekansına ait
olduğu bu araçla seyahat eder.
Şuanda hayatımın dönüm noktasındayım.
İstanbul tam bir kesişme noktası ve o yüzden de buradayım.
Soru: İstanbul’un bir kesişme noktası ve
merkez olması konusunu biraz açar mısınız?
Cevap: Herkesin yolu bir şekilde buradan
geçiyor. İstanbul, kültürü ve özellikle tarihi, barındırdığı ve depoladığı
bilgi yönünden çok özel. Gezegenin tarihi kayıtlarının tutulduğu yer burası
bana göre.
Soru: Cevaplarınızda ‘inmek’ten, ‘inmiş
olmaktan’ bahsediyorsunuz. Neden ‘inmek’?
Cevap:
Uzaydan Türkiye’ye bakarsanız bir ayağa benzediğini görürsünüz. Ben haritaya
bakınca bunu görüyorum. Doğru zamanda, doğru yerde olarak burada yuvayı
bulmak ve bu boyutta aşkı, sevgiyi deneyimlemek için inmeyi ‘varmak’ olarak
kullanıyorum. Çoğumuz doğal hayatın, doğallığın çok uzağında yaşıyoruz.
Günlük yaşantılarımızda kaybolmuşuz. Doğru nefes almıyoruz bile. Nefes çok
önemli. Bütün çalışmalarımın odağı nefestir; nefesin bedene girişi, bedenden
çıkışı. Nefesine tanık olduğun zaman, nefesini gözlemlediğin zaman
farkındalık başlıyor. Nerede ‘hayır’ dediğini, nerede kendini tıkadığını
anlarsın bu gözlemle. Ne zamanki bunu yapar ve nefesin bedende engelsiz
akışını sağlarsın, işte o zaman nefes, Yaratan’ın yarattığı şekliyle akmaya
başlar.
Soru: Tam şu anda neyi deneyimliyorsunuz
peki?
Cevap: Oturmayı deneyimliyorum tabiî ki…
Bunun dışında neler hissediyorum dersen, sesim düşünceleri iletmek için bir
kanal olarak kullanılıyor. Bu günlük gerçekliğin çok dışında olan bir şey.
Bazıları buna kanallık bazıları da medyumluk diyorlar. Aslında günlük
gerçekliğin dışında olan da onun bir parçası tabi ama bu başka bir konu.
Küçüklüğümden bahsettik. Bu o zamanlardan beri var olan bir şey ve ben bunu
çok normal olarak görüyordum. Herkesin yaptığı bir şey zannediyordum. Sonra
öyle olmadığını öğrendim. Aslında bu sadece sesime, bu aktivite de
kullanılması için izin vermek o kadar.
Soru:
Dünya’yı nasıl görüyorsunuz şu anda? Bir yanda sevgiyi yaşamaya çalışanlar
diğer yanda da savaşı, nefreti deneyimleyenler…
Cevap: Kutuplaşma. Kutuplaşma var.
Bilincin kutuplaşması var. Şu anda cennet de cehennem de her yerde.
İstediğimiz her an güzellik de sevgi de paylaşılabilir. O burada. Bu cennet
işte. Kişinin sadece durması ve dinlemesi gerek. Tek yapılması gereken bu.
Soru: Size gelen insanlarla ne gibi
çalışmalar yapıyorsunuz peki?
Cevap: Paylaşıyorum. Neyi diye
soracaksın. Sadece paylaşıyorum. ‘Neyi’ yok. Farklı teknikler kullanabilirim
istersem. Her bir teknik de bir paylaşımdır. Aşık olan, seven, kendi kalbine
inen bir insan olarak paylaşmak sadece benim yaptığım.
Soru: Osho’nun size verdiği ‘Charaka Devi’
isminin manası nedir?
Cevap: Osho dosttur. Sevgi ve aşk
üstadıdır. Charaka Devi; kutsal gezgin anlamına gelir. Evet, gezginim ben.
Hareket halinde olan yerlere iniyorum; İstanbul gibi. Burası da varılacak
bir noktaydı paylaşmak için. Yuvam, son zamanlara kadar Hindistan’dı. Orada
da Sadu’lar(Gezgin) vardır. Doğal ve gerçek hayatla, güzelliklerle
bağlantıda olanlar, bu hareketin(akışın) içinde olurlar. İşte İstanbul’da bu
yüzden varılacak bir noktaydı benim için ve buraya geldim. Çok ilginçtir;
ben ilk defa biletimi, gidiş-dönüş olarak almadım. Tek bilet aldım buraya
gelirken. Bana ve tarihime ait her şeyi yanıma alarak geldim buraya. Çok
eskiden tanıştığım dostum Ekin’le karşılaştık burada yine ve şimdi de
yuvamız burası.
Soru: Kaynağı, gerçeği nasıl deneyimler
Şiva?
Cevap: Geçmişte Osho’nun okulunun bir
parçasıydım. O gizemin, sevginin üstadıdır. Bana söylediği bir şey vardır:
İnancın en büyük engel olduğunu söyler. İnanca saplanmadan, Kaynak’ı olduğu
gibi deneyimlemek gerekir. İnanç hiçbir zaman gerçeğin kendisi değildir.
Gerçekliğin deneyiminde ayrılık yoktur. Mükemmel bir bütünlük vardır. Farklı
zihinler, inanışlar olabilir. Gerçek olan tek şeyse; sevgidir. Bir insan
sevgi olarak yaşamıyor, sevgiyle titreşmiyorsa gerçeğin içinde değildir.
Gerçeği, sevgiyi deneyimliyorsan, bunu senin dışındakiler de anlar,
hissederler.
Soru:
İnsanlar sizin deyiminizle, sizinle ‘paylaşmaya’ geldiklerinde neler
deneyimliyorlar?
Cevap: Bu paylaşım her birey için farklı
oluyor. Herkesin kendi engelleri, bağımlılıklarını taşıyor. Benimle
karşılaştıkları anda da bu engeller ve bağımlılıklarla karşılaşıyorlar. Bu
karşı karşıya kalma durumunda ise almayı kabul etmek önemli. Taşıdığın engel
ve bağımlılıkları, kendi kalbin ve anlayışınla kabul etmelisin. Bu engeller
bir sürü şekilde olabilir: Fiziksel, duygusal, zihinsel, ruhsal… Tüm
bunları kalbinle kabul edip onlarla kucaklaştığında şifa başlar. Tekrar
etmek istiyorum ki ben şifacı değilim Herkesin yaşadığı kendi deneyimidir;
iyi, kötü yoktur. Kişinin şifalanması da kendiliğinden olur.
Saatlerce konuşabilirdik orada. Şiva gibi
deneyimlerini, hayata bakışlarını aslında yolculuklarını açıklık ve
sadelikle ve de aslında sevgiyle, sadece paylaşmak için anlatan insanlarla
sohbet etmek; başka bir var oluştan hayata bakmak benim için çok özel.
Sohbeti Şiva’nın yapacağı meditasyon nedeniyle sonlandırdık. Akşam,
meditasyonla ve katılımcılarla yapılan sohbetle devam etti. Farkındalığını
güzelliklere, sevgiye odaklamış gezgine; Şiva’ya, bu özel İstanbul akşamı
için bir kez daha teşekkür ediyor ve herkesin içindeki cenneti; yuvayı artık
sadece neşeyle deneyimlemesi umuduyla; namaste diyorum.
|
ŞİVA
KİMDİR?
Amerikalı
Musevi bir ailede doğan Şiva (Charaka Deva: Osho’nun kendisine verdiği
bu ismin anlamı, ‘kutsal gezgin’dir) sanat ve mimarlık okudu ve çok genç
yaşta dünyanın her tarafında kutsal mekanları gezerek şaman gelenekleri
ve yerel halklarıyla kaynaştı. Osho ile 20 yıldır beraber olan Şiva,
Osho’nun Mistizim Okulunun mistik-medyum şifacılarından biridir.
Yılların birikimini, tecrübesini, kanallık ve şifa seanslarını dünyanın
birçok ülkesinde sunduğu Mistik şifa çemberinde, bireysel veya grup
çalışmalarıyla paylaşmıştır. İnsanlara gönül gözüyle, gerçek özlerini
hatırlatan bu kutsal gezgin, evrenin sevgi sesini paylaşarak yardımcı
olmaktadır. Yakın zamanda Tibet Halkının en meşhur kahini olup sadece en
üst düzey Buda rahiplerine izin verilen, halka yılda bir gün kapısı
açılan meşhur Nechung’u ziyaret ederek O’nunla görüşmüştür. |
Bilgi için:
http://www.dassana.org
YAZAR
HAKKINDA BİLGİ
Asu
Sanem Kaya
1976 doğumlu.
İstanbul’da yaşıyor. Çeşitli okullar ve merkezlerde, yoga
eğitmenliği yapıyor. EMF (Elektromanyetik Alan Dengeleme Tekniği)
Master in Practice ve Usui Reiki Master olarak çalışmalarını
sürdürüyor.
Oğlu, işi, kitapları ve müzik, en büyük neşe kaynağı.
Detaylı Bilgi
|