|
Yazar:
Asu Sanem Kaya
12
Mayıs
2008 TSİ
20:00
Greenpeace
Gemisi Arctic Sunrise Akdeniz’de
“Hep
birlikte Akdeniz’i Koruyoruz”

Greenpeace gemilerinden
Arctic Sunrise Mayıs ayı boyunca sürecek olan Akdeniz turuna başladı.
Geminin ay sonuna doğru da Türkiye’ye gelmesi bekleniyor. Akdeniz’deki kaçak
avlanma ve kirlilik üzerine bilimsel çalışmalar yapan gemi, aynı zamanda
bölgenin küresel önemine dikkat çekecek.
Arctic
Sunrise neden geliyor?
Akdeniz hepimize ait
küresel bir hazinedir. Zengin sualtı bitki örtüsü ve kayalık resifler kıyı
bölgesini hâkimiyetine almışken, denizaltı dağları (seamounts) ve soğuk su
kaynakları ve deniz yataklarını kaplar.
Akdeniz,
barındırdığı 10,000’e yakın türe rağmen dünya okyanuslarının yüzde 1’inden
azını temsil eder. Üstelik bu tür sayısı dünya denizlerinin eko
çeşitliliğinin yüzde 9’una yakındır. Ancak aşırı ve yıkıcı avlanma ve hala
kullanılmakta olan yasadışı akıntı ağları, kirlilik, önlenmesi giderek
zorlaşan kıyısal yapılaşma bu hazineyi içten içe tüketiyor.
Greenpeace “Denizler
Kampanyası” ile son üç yıldır, bu tehditlerle mücadele etmeyi sürdürüyor.
Arctic Sunrise, Akdeniz’i baştan başa dolaşarak tahrip edici faaliyetlere
karşı çalışmalar yürütecek ve bölgede korunması gereken alanları
belgeleyerek çözümler için çağrıda bulunacak.
Bu yolculuk, uluslararası
sular ve kıyı bölgelerinde deniz rezervleri oluşturulması için yapılan
çağrının bir parçası olarak planlandı. Deniz Rezervleri (denizlerdeki ulusal
parklar) hiç bir yıkıcı faaliyetin gerçekleştirilmediği ve deniz hayatı için
bir sığınak sağlayan bölgelerdir.
Geminin mesajı ise
oldukça açık: “Eğer yarın da balık istiyorsak, deniz rezervlerine bugün
ihtiyacımız var”
Akdeniz’in
karşı karşıya olduğu tehlikeler neler?
Çökmenin eşiğindeki mavi
yüzgeçli orkinos
Görkemli mavi yüzgeçli
orkinos, Akdeniz’in en önemli sembollerinden biri. Bu inanılmaz balık,
Porsche marka bir arabadan daha çabuk hızlanabiliyor ve saatte yaklaşık 70
kilometre hızla yüzebiliyor. Mavi yüzgeçli orkinos, besin zincirinin en
üstünde yer alan avcılardan biri. Yani narin ekosistemin olmazsa
olmazlarından.

Ancak ne yazık ki mavi
yüzgeçli orkinoslar büyük bir tehlike altında ve gerçekten de artık
orkinoslar için zaman tükeniyor. 1999 yılında mavi yüzgeçli orkinos
stoklarının yüzde 80 oranında gerilediğini belirlendi ve durum giderek
kötüleşiyor. Durdurulamayan aşırı avlanma ve korsan avcılık bu önemli türü
çöküşün eşiğine getiriyor.

Akdeniz’deki mavi
yüzgeçli orkinos avcılığı tamamen kontrolden çıkmış durumda. Orkinos
popülasyonunun kendini toparlayabilmesi için avcılığın tamamen durdurulması
gerekiyor. Balıkçılığın yeniden sürdürülebilir hale gelmesi için hala bir
şans varsa o da vakit kaybetmeden yumurtlama alanlarının koruma altına
alındığı deniz rezerv alanları oluşturmak ve doğru bir yönetim mekanizması
kurmak.
Akıntı
ağları - “Ölüm Duvarları”
Ölüm duvarları olarak
bilinen akıntı ağları stokları giderek azalan kılıçbalıklarını yakalamak
için kullanılan yöntemlerden. Ancak bu ağlar bir çok balina, yunus ve
kaplumbağanın da ölümünden sorumlu.
Akıntı ağları yıllardır
Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği, Uluslararası Atlantik Orkinoslarını
Koruma Komisyonu (ICCAT) ve Akdeniz Balıkçılık Komisyonu (GFCM) tarafından
yasaklanmış bir yöntem. Bir diğer deyişle, çoğu kullanım yasadışı
gerçekleştiriliyor.
Akıntı ağlarının
kullanılmaması için harcanan milyonlarca euroya rağmen, Akdeniz’de hala
oldukça yaygın biçimde kullanılıyorlar. Binlerce kilometrelik bu ağlar
sularda kaybolarak deniz hayatını ayırım yapmaksızın yok ediyor. Greenpeace
2006 yılında bir çok İtalyan filosuyla karşı karşıya gelerek bu ağlara el
koydu. Bazı gemiler ekipman değişikliği için €28,000’ya yakın harcamalar
yaptı.
Kıyısal yapılaşma
Denizçayırı yataklarına
Akdeniz’deki sığ sularda oldukça sık rastlanır. Bu yataklar oldukça önemli
gelişim bölgeleridir. Küçük deniz canlıları ve bitkileri için özel bir
habitat yaratırlar. Ancak oteller, evler, marinalar ve limanlar nedeniyle
oluşan kıyısal yapılaşma deniz çayırlarına oldukça zarar veriyor. Çayırların
yokoluşu, önemli habitatların ve biyoçeşitliliğin yitirilmesine sebep
oluyor.

2005 ve 2006 yılları
arasında Greenpeace İspanya 1.5 milyon yerleşim yeri ve 293 golf sahasının
İspanya kıyı şeridinin 8000 kilometresi boyunca inşa edildiğini belgeledi.
Varolanın üzerine 116 liman daha ve kentsel gelişimin neden olduğu bozulmaya
yol açan 102 proje açığa çıkarıldı. Kıyı şeridinde yapılan kentsel gelişim
projelerinin plansız ve dikkatsiz doğası ciddi erozyon ve kirliliğe sebep
oluyor.
Kirlilik
Her yıl tonlarca toksik
atık doğrudan Akdeniz’e dökülüyor. Gemi taşımacılığı, kentsel ve tarımsal
kirlilik ve turizm bu krizi giderek büyütüyor.
Kirliliğe maruz kalan
bölgelerdeki çökeltilerde civa, kadmiyum, çinko ve kurşun bulunuyor. Bu
maddeler bölgede binlerce kilometre yol katedebilir, insan yaşamı ve deniz
biyoçeşitliliği için geri döndürülemez risklere yol açabilir.
Dünya’daki ticari
gemilerinin yaklaşık olarak üçte biri her yıl Akdeniz’den geçiyor. Kimi
zaman 370 milyon ton petrol yılda bir kez bu kalabalık denizden geçiyor. Bir
yılda Akdeniz’de yaklaşık 10 petrol kazası yaşanıyor.
“Akdeniz’i Koruyoruz”
turu bu tehlikelere ve diğerlerine karşı duracak. Greenpeace dünya
denizlerinin yüzde 40’ında deniz rezervleri ağı oluşturulması için çağrıda
bulunuyor ve uluslararası suları koruyacak geniş deniz rezervleri ve kıyısal
bölgeleri koruyacak daha küçük ölçekli rezervler, balıkçılık alanlarının
iyileşmesine olanak verebiliceğine dikkat çekiyor. Akdeniz’de oluşturulacak
deniz rezervleri ağının, insanoğlunun yarattığı yıkıcı etkileri tersine
çevirerek bu yıkımı durdurabileceğini de ekliyor.
Arctic
Sunrise hakkında bilgi
Greenpeace
MV Arctic Sunrise gemisini almadan önce gemi ayı balığı avlamakta
kullanılıyordu. Greenpeace daha önce de bu gemi Antartika'daki penguenlerin
yaşam alanına küçük çapta bir havaalanı yapmayı amaçlayan Fransız hükümeti
için ekipman taşırken de bu gemiyle karşı karşıya gelmişti.
Buna rağmen Greenpeace
1995'te gemiyi Arctic Sunrise Ventures Ltd adlı bir şirket aracılığı ile
satın aldı çünkü geminin Norveçli sahipleri gemiyi asla Greenpeace'e satmaya
yanaşmazlardı.
Tekne kısmı omurgayla
çevrelenmediği için gemi buzullar tarafından parçalanmak yerine onların
üzerine çıkarak yol almaktadır. 1996 yılının sonunda Greenpeace Arctic
Sunrise'ı Antartika'nın buzul koşullarına hazır duruma getirdi.
Arctic Sunrise
Greenpeace'teki görevine Brent Spar kampanyası sırasında petrol tesislerinin
denize bırakılmasını önleyerek başladı.
Ayrıca 1997'de
Antartika'daki James Ross Adasının etrafını dolaşarak, adayı kıtaya bağlayan
200m lik ince buz tabakası çökmeden önce imkansız olan bir yolculuğu
gerçekleştirdi. Bu Arctic Sunrise'ın belgelenmesine yardım ettiği bir çok
iklim değişikliği belirtilerinden sadece biriydi.
Arctic Sunrise, BP'nin bu
hassas bölgeye petrol dökülmesine ve uzun vadede küresel ısınmaya neden
olacak olan Northstar adlı yeni deniz dibinden petrol çıkarma projesine
karşı çıkmak için tekrar Kuzey Kutbu'na geri döndü.
Güney Pasifik Okyanusunda
Japonların sözde bilimsel balina avcılığı programı girişimlerini engelledi
ve korsan olarak Patagonya Toothfish balığını avlayan gemileri en büyük
korsan balıkçılık limanı olan Mauritius'a kadar takip etti.
2000'de nükleer
silahlanma yarışının yeniden başlamasına neden olabilecek ABD'nin "Yıldız
Savaşları" füze savunma sistemi denemelerini doğrudan füzelerin alanına
manevra yapmasına rağmen engelleyemedi.
Neyseki Arctic Sunrise
kurtularak Arjantin'e devam etti ve 1998 Latin Amerika Toksik Turu'nu
gerçekleştirdi.

Geminin özellikleri
Bağlı olduğu Liman:
Amsterdam, Hollanda
Önceki adı: Polarbjorn
Satın alınış tarihi: 1995
Ranza Sayısı: 28
Şişirilebilen Botlar: 2 Ribs ve 2 Şişme bot
Helikopter inebilir mi: Evet
Gemi Tipi: Motorlu deniz taşıtı
Çağrı İşareti: PCTK
Yapımı: 1975'te AS Vaagen Verft
Tonajı: 949 ton
Uzunluğu O.A.: 49.62 m
Genişliği: 11.50 m
Maksimum derinlik: 5.30m
Maksimum hız: 13 deniz mili.
Ana motor: MAK 9M452AK 2495 İHP 1619 Kw
Yardımcı motorlar: 2 x Deutz BF6M716 208hp (175 kva)
Baş ve Kıç İticileri: 400 hp (herbiri)
Arctic
Sunrise'ın kaptanı Arne Sorensen’den:
"Aralık 1999'da Güney
Pasifik Okyanusu yolculuğu sırasındaydı. Güçlü bir çarpışma sesi duyup gemi
şiddetle sallandığında Antartika yakınlarındaki sularda Japonlar'ın yasadışı
balina avcılığını barışçıl yollarla protesto ediyorduk. Çarkçıbaşı David de
Jong köprüye koşarak bağırdı 'Bu buzul çarpması sesine benzemiyor!'
Haklıydı, ne buz
tabakasıydı, ne de buz dağıydı. Bize vuran Arctic Sunrise'ın 10 katı
büyüklüğündeki Nisshin Maru Japon balina avcılığı gemisiydi.
İki tarafın da
mürettebatının yaşamlarının tehlikeye atıldığı olayda neyse ki kimse yara
almadı.”
Kaynak:
Greenpeace Arşivi
Banu Dökmecibaşı,
Greenpeace Denizler Kampanyası Sorumlusu
Daha fazla bilgi
için
Greenpeace Türkiye web sitesine bir göz atabilirsiniz.
2008 ©
indigodergisi.com
YAZAR
HAKKINDA BİLGİ
Asu
Sanem Kaya
1976 doğumlu.
İstanbul’da yaşıyor. Çeşitli okullar ve merkezlerde, yoga
eğitmenliği yapıyor. EMF (Elektromanyetik Alan Dengeleme Tekniği)
Master in Practice ve Usui Reiki Master olarak çalışmalarını
sürdürüyor.
Oğlu, işi, kitapları ve müzik, en büyük neşe kaynağı.
Detaylı Bilgi
|