|
Yazar:
Asu Sanem Kaya
9 Mayıs
2008 TSİ
06:00
Anneler ve Kızları
Haziran’da 32
yaşıma giriyorum… Yaş hiçbir zaman benim için pek bir şey ifade etmedi. Ama
bazı şeyleri kronolojik sırasıyla anlatmanın kolaylaştırıcı ve açıklayıcı
olması açısından arada bir yararlanırım kendisinden. Her neyse, esas
anlatacağım şey hayatım olmadığına göre (henüz
J) bu konuyu
şimdilik bağlayacağım yere bağlayıp kapatacağım. 32 yaşına göz kırpan,
koskocaman bir delikanlı sahibi olan bir kadın olarak hala her gece
penceremden dışarı bakıp göğümü, denizimi ve ağacımı selamladıktan sonra
karşı penceremdekilere “İyi geceler” dilerim; annemlere
J Aslında ne
kadar ilginç değil mi? Annemler aslında birden fazla kişiler. Annemler,
annem ve babam demek. Ama hiçbir zaman babamlar demedim
J Neden
acaba? Bu dünya üzerinde yaşayan kadınların %99’unun anneleriyle karmik
bağları ve dersleri olduğu içindir ya da yaklaşık 9 ay (yaşam için beklemeyi
hiç sevmedim) onda yaşama hazırlandığım içindir diyebilirim/diyebilirsiniz
belki basitçe…

Birkaç gün önce oğlum,
her heyecanlığında olduğu gibi kendini tutamayıp “anneler günü” için bana
hazırladığı süprizleri açıkladı. O sırada ben de anneme bu anneler gününde
ne yapacağımı düşünüp duruyordum. İletişimde, iletişirken bilinçli ya da
bilinçsiz kullandığımız önemli bir özellik vardır. Sabahları ofise
girdiğinizde karşılaştığınız arkadaşlarınıza gayet otomatik bir şekilde
“Günaydın” demeniz görünürde pek bir bir anlam ifade etmez, değil mi?
Otomatiktir çünkü genelde bu tip “Günaydın”lar ya da “Nasılsın?”lar.
Otomatik ve gayet basit olmalarına karşın iletişimde çok önemlidirler.
Kullanıldıklarında pek bir anlam ifade etmeyen bu kelimeleri hele bir
kullanmayın.
J Kurduğunuz tüm
bağlar bir anda kopabilir… İşte özel günler de bunun gibidir. Benim için her
bir gün özel, her bir gün yeni bir yaşam olduğundan normalde, anlamı yoktur
aslında. Ama işte zurnanın zırt dediği yerlerdir; bu genel olarak
isimlendirilmiş özel günler. Anneler günü, sevgililer günü, doğum günü,
evlilik yıldönümü vs vs… Hele bir hatırlamayın.
J
Annem…
Bağımsız, nasıl ve neden sevdiğimi bilmeden sevdiklerimden… Hayatımda olduğu
için, annem olduğu için onur duyduğum annem. Annem çok genç evlenmiş, çok
genç anne olmuş hayatını ailesine ve çocuklarına adamış bir eğitimci… Her
şeyiyle yanında olmak istediği için tek bir çocuk getirmiş dünyaya. Buna
rağmen yüzlerce çocuğu var annemin.
J
Yollarımız, hayata bakışımız genelde farklıdır annemle. Onun deyimiyle “On
erkeğe bedel bir kız çocuğu”ydum ben ve sanırım hala da öyleyim.
J Annem,
rağmelere rağmelerin en büyüğü; kendine rağmen seven, yanında olanlardan.
Küçük bir kalbe evrenleri sığdırmış pırıl pırıl bir kadın annem. Bütün küçük
kalplere hiç yaşlanmayacak yüzüyle, gülüşüyle, sevgisiyle attığı bir imzası
var annemin. Çok güçlü bir kadın aynı zamanda. Mesleğine âşık. Bırakmayı
denedi olmadı, emekli olmasına rağmen çalışıyor hala annem. Sabahtan akşama
kadar diğer çocuklarıyla olduktan sonra her akşam eve döndüğünde evinin
kadını olur yine annem. Aşk’a (oğlumun bendeki adıdır) okuldan döndükten
sonra iyi beslensin, bana da döndüğümde aç kalmayayım diye yemekler
hazırlar. Anne evim her daim mis gibidir, tertemiz. Güven demektir, huzur
demektir, yuva demektir anne evim benim için hala. Çocukken olduğu gibi her
düştüğümde kanayan yerlerimi saran, çiziklerimi öpüp koklayan ve bana her
defasında bıkmadan usanmadan sarılıp sarmalayan sevdiceklerimin yeridir anne
evim. Orası her yaramazlık yaptığımda sığınmak ya da yaşamıma her anlam
kattığımda kutlamak için olabileceğim tek yerdir; kalbimle.
Yaramaz,
meraklı bir ruhum ben, hep öyle oldum.
J Var oluş
skalasına her bir dikey çomak soktuğumda, dönüştürürken kendi kendimi,
bıraktığım açık kapım, limanım annem benim. Görünürde aynı dili
konuşmadığımız zamanlarda bile(aslında kendine) inancını gözlerinden,
kalbinden bana akıtabilen o. Seçtiğim için, beni seçtiği için onur duyduğum
O…
Annemle ilgili sayfalarca
yazabilirim. Ne var ki yetmez ki işte kelimeler; kifayetsizler… İyi ki
var’sın anne, iyi ki buradasın, iyi ki annemsin! Sen benim koruyucu
meleğimsin… Anneler günün kutlu olsun anneciğim; ellerinden, yanaklarından
öpüyorum…
Işıkla gelen melek…
Giydiği binlerce kıyafetin ağırlığıyla yorulmuş, yorulmuş ama bir kez bile
isyan etmemiş, ışığı daim olan, zamanla oynayan melek; seni tüm varlığımla,
saygıyla, sevgiyle, ışıkla selamlıyorum… Sen benim can’ımsın anniş ve bak
dışarıda harika bir gece var yine; sabahı belli ışık ışık…
YAZAR
HAKKINDA BİLGİ
Asu
Sanem Kaya
1976 doğumlu.
İstanbul’da yaşıyor. Çeşitli okullar ve merkezlerde, yoga
eğitmenliği yapıyor. EMF (Elektromanyetik Alan Dengeleme Tekniği)
Master in Practice ve Usui Reiki Master olarak çalışmalarını
sürdürüyor.
Oğlu, işi, kitapları ve müzik, en büyük neşe kaynağı.
Detaylı Bilgi
|