|
Rüya Yüksel
Dostluk üzerine
“İyi ki vardın sevgili
dostum! İyi ki vardın. Seni seviyorum” sözleriyle uğurladı onu
son yolculuğunda. Sessizce süzülüyordu yaşlar gözlerinden,
ve yanaklarındaki derin çizgilerde kayboluyordu.
Etrafındakilere belli
etmemeye çalışıyordu. Herkesin üzüntü ifadesi başkaydı tabi. Ama
o biliyordu ki, bu acı onun acısıydı ve etrafındakilerin bunu
anlamasını bekleyemezdi. Kim teselli edebilirdi ki yüreğindeki
acıyı, teselli etmeleri de gerekmiyordu. O bu acıyı da
yaşamalıydı, dostluğu yaşadığı gibi...
Kaybettiği 50 yıllık
dostuydu. İyi gün, kötü gün, bir ömürdü paylaşılanlar. Bir sürü
yaşanmışlık gizlenmişti gözyaşlarına... Mutluluklarını paylaştığı
anları anımsadı birden ve mutluluk gözyaşlarını... Yaşamda denge
vardı ve şimdi acının gözyaşlarıydı akanlar. Olsun bu da
yaşanmalıydı. Öyle kıymetliydi ki kaybettiği dostu, her şey
değerdi ona. Bu acı da ona aitti.. Yaşamalıydı..
Cenaze katılımcılarıyla yavaş
yavaş ilerlemekteydi. Onu görebileceği bir mesafeden izliyordu
ve onun da onu izlediğini biliyordu. Ölüm var mıydı? Nereye
gidiyordu sevgili dostu!.. Yaşarken de çok severdi seyahat
etmeyi, işte bu da bir başka seyahat değil miydi?..
Zihni onunla ilgili anılarla
dolup taşıyordu, hangisi önceydi, hangisi sonraydı. Ne çok
anısı vardı hatırlanacak ve ne çok an varmış yaşanmışlığın
ardında zihinde kalan. Sevinç duydu birden, ne mutluydu ki onca
anı ile onu hep içinde yaşatacaktı. Onun seyahate çıktığını
düşünecek ve onu beklemeyecekti. Öyleya bazen dostlar ayrılır
ve tekrar karşılaştıklarında bıraktıkları yerden yeniden devam
etmezler miydi... Bunu da öyle bir şey gibi düşündü ve belki artık
bu yaşamda değil ama bir başka yaşamda yeniden bıraktıkları
yerden başlayabilirlerdi.
Kimbilir? Onu nerede olsa
tanırdı !!!!
Ya onu hiç tanımasaydı, ya
hiç hayatında olmasaydı. İşte o an acının yerini büyük bir
hüsran ve kaybetmişlik duygusu sardı. Gerçekten kaybetmek buydu,
hiç tanımamak. Oysa ki onunla tam 50 yıl paylaşmıştı. Dolu
dolu bir hayatta her şeyiyle... İnsanın her ne yaşarsa yaşasın,
yaşadıklarını özgürce birisiyle paylaşabilmesi ne hafifletici
bir duyguydu, eleştirilmeyeceğini bilmek, her haliyle,
doğrusuyla yanlışıyla, iyisiyle
kötüsüyle, her haliyle kabul
görmek... Ve hep sevildiğini hissetmek! Sır kalmaz aranızda,
maskeler yoktur, duyguların en derinine inersiniz ve sizi
dinler, dinler... İşte böyle biriydi onun için...
Gecenin bir yarısı ihtiyacı
olduğunda, uykunun ortasında bile o sımsıcacık sesini duyardı...
Ne
kadındı ne erkek... Siz neyseniz o da o olurdu. Kocaman sevgi
dolu bir yüreği vardı, aklından evvel gelirdi duyguları ve
hissettikleri. Acıysa acıyı, sevinçse sevinci coşkuyla yaşardı
benliğinde ve yansıtırdı cömertçe...
Peki bunca paylaşılmışlığın,
yaşanmışlığın içinde ona sevgisini belli edebilmiş miydi?
Hepimiz yaşamın hızı ve karmaşasında, zihnimizdeki
önceliklerimiz, yaşamdaki önem verdiklerimiz derken zamana
sıkışmış anlarımızda sevgiye yer verebiliyor muyuz? Yoksa
her şeyi ertelediğimiz gibi birkaç sevgi sözcüğünü, bir sıcak
kucaklaşmayı, ten temasını, sesin büyüsünü unutuyor muyuz?
Hiç mi vaktimiz yok o değerli anlar için?
Düşündüğünde tüm bunları;
dostuyla her anı dolu dolu yaşadığını ve onun varlığını hep
hissettiğini ve ona da hissettirdiğini anımsadı. Bazen sevgi
sözcükleri aynı anda çıkardı dudaklarından... Dostluk; dost
kalabilmek ve dostluğu yaşatabilmek, yaşamdaki paha biçilmez en
önemli erdemlerden biriydi onlar için... Ve dostunu; “İyi ki
vardın sevgili dostum! İyi ki vardın. Seni seviyorum” sözleriyle uğurladı son
yolculuğunda...
Sevgiyle ve dostlarınızla
kalın.
YAZAR HAKKINDA BİLGİ
Rüya Yüksel
1957 doğumlu.
İstanbul'da yaşıyor. Mesleği İngilizce
öğretmenliği, ancak, 29 yıldır özel sektörde çalışıyor. NLP İleri Derece Uygulayıcısı
olmakla birlikte “Kendini Tanıma Çalışmaları” düzenliyor.
Detaylı Bilgi
|