Sayı 36|EYLÜL 2008    Anasayfa | Blog | Kurumsal | Forum | Gündem | Röportajlar | Dünya | İnsan |  Sağlık | Kültür Sanat | Çocuk | Eğitim | Çevre | Bilim

 

Tamamen gönüllülük ilkesiyle yürütülen İndigo Dergisi’ne katkı sağlamak isterseniz reklamlarımıza tıklayabilirsiniz.

Okuyucularımıza teşekkür ederiz.

 

DUYURU!

Gazeteciliğe

hevesli misiniz?İndigo Dergisi, muhabir ve editörler aramaktadır. Detaylı Bilgi

 

ANNOUNCEMENT!

International Edition of Indigo Magazine is looking for columnists and editors.

click for more information

 

Indigo Community

Facebook'ta faaliyet gosteren uluslararası bir indigo network grubudur.

Katılmak icin tıklayın

 

İndigo Dergisi’ni

Açılış sayfanız yapın

 

 


 

 

Sonbahar

Yazar: Yasin Sarı


Zamanla Dans

Yazar: Fehmi Özçelik


Ahh Sevgili Aşkın Çok Güzel

Yazar: Hale Karaarslan

 

 

 

 

 

Yazar: Rüya Yüksel  

Dil İllüzyonları 

İnsanlarla iletişim halindeyiz. Düşüncelerimizi, anılarımızı, hayallerimizi konuşarak dilimizi kullanarak ifade ediyoruz. Bunu yaparken kullandığımız sözcüklerin ne kadar farkındayız?  İfadelerimizde hangi zaman dilimlerini kullanıyoruz?

Peki, kullandığımız sözcüklerle an’da kalıp kalmadığımızı anlamamız mümkün mü? 

Evet! Kullandığımız sözcükler bizim ne zaman zihinde ne zaman an’da olduğumuzu belirler. Örneğin geçmiş ile ilgili bir anımızı ifade ederken geçmiş zaman içeren bir fiil kullanırız. Geçmiş artık bitmiştir ve bizim zihnimizdedir. Yaşamımızda yapmak istediğimiz ve başaramadığımız deneyimlerimiz vardır. Onları ifade ederken de  “keşke” sözcüğünü kullanarak yine geçmişi bu güne taşımaya çalışırız. Yine zihindeyiz demektir. 

Kendimize yakıştırdığımız bazı sıfatlarımız vardır. Bu sıfatları ifade ederken de kabul bildiriminde bulunuruz. “ örneğin ben ne akılsızım veya ben çirkinim ” ifadelerinde kendimize yakıştırdığımız sıfatı kabullenmiş oluruz ve sanki bu sıfatın geçmiş ile bir bağlantısını zihnimizde kurarız.  

Bazense konularımız geleceğe yöneliktir. O zamanda şimdiki an’ımızı geleceğe projekte etmiş oluruz.  Arzularımızı ifade ederken gelecek zaman kipini kullanırız. Yani yapmak istediğimiz eylemlerimizi gelecekte bilinmeyen bir zamana erteleriz. Yine zihindeyizdir.  

Oysaki şimdi’de an’da olan olmaktadır. Tüm endişe, korku, kaygı duyguları geçmişten geleceğe yapılan projeksiyonların içindedir. Geçmişteki bir anının belleğe kaydolmasıyla olay zihnimizde genellenir ve hep tekrar edeceği düşüncesiyle kontrol amaçlı geleceğe aktarılır. Tüm bunlar zihinde gerçekleşir. Oysa anda çözüm vardır, eylem vardır, sonuç vardır. Zihin ise sorun yaratır. Zihindeki sorun dil illüzyonlarıyla anlam kazanır. Kullandığımız sözcüklere yüklediğimiz anlamlar zihnimizde karşılığını bulur ve bizi şimdi ve burada olmaktan, an’ı yaşamaktan alı koyar.  

Kullandığımız sözcükler bizim kendimizi ve yaşantımızı nasıl sınırladığımızı da yansıtır.

Dil düşüncelerimizin algı süzgecimizden geçtikten sonra bellek kayıtlarımıza göre çıkardığımız sonuçlardır. Eğer bir konuda kendi yeteneğimize güven duygusu geliştirememişsek, o konuyla ilgili bir deneyimde de kendimizi sınırlayıcı ifadeler kullanarak eylemden kaçınırız.  Ya da ilişkilerimizde kendimizi sevmiyor ve beğenmiyorsak, karşı cinsle olan ilişkimizde önce kendimizi sözcüklerimizle sınırlarız daha sonrada eylemlerimize yansıtır, istemediğimiz deneyimleri kendimizi yaşamaya mahkûm ederiz.  

Eğer dil illüzyonlarının farkında değilsek ve zihinde kalıyorsak kendimizi ve yaşamımızı nasıl sınırladığımızı da farketmemiş oluruz. Zihinde kaldığımızda da çözümü karşımızdakileri suçlamakta buluruz. Geçmiş ve gelecekte gider geliriz. Sorun zihnimizde giderek büyür.  Çünkü gerçek çözüm biz eyleme geçersek olur, biz kendi sorumluluğumuzu aldığımızda gelir. Zihinde kaldığımız müddetçe zihnimizde oluşturduğumuz ve dilimizle ifade ettiklerimizi yaşarız. Kısaca ne ifade edersek o oluruz. 

Sözcüklerimizin takipçisi olursak yaşantımızı nasıl sınırladığımızı, kendimizi nasıl sabote ettiğimizi, bireysel sorumluluklarımızdan nasıl kaçtığımızı ve kendi gerçeğimizi nasıl da kendimizin yarattığı gerçeğini görürüz.  

Kullandığımız dil bizim değer ve inançlarımızın dışa vurumudur. Yani aslında içinde bulunduğumuz gerçeğimizdir. Eğer gerçeğimiz bizi mutlu etmiyorsa ve bunun neden kaynaklandığını bilmek istiyorsak yapmamız gereken şey kullandığımız sözcükleri izlemektir. Bu sayede bizi sınırlayan inançlarımıza ulaşırız.  

Öyleyse hepinizi kullandığınız dil için avcılığa davet ediyorum. Ne kadar çok farkederseniz o kadar çok özgürleşirsiniz.


YAZAR HAKKINDA BİLGİ

Rüya Yüksel 1957 doğumlu. İstanbul'da yaşıyor.  Mesleği İngilizce öğretmenliği, ancak, 29 yıldır özel sektörde çalışıyor. NLP İleri Derece Uygulayıcısı ve Yaşam Koçu olmakla birlikte “Kendini Tanıma Çalışmaları” düzenliyor.

Detaylı Bilgi


 

HABERLER

Nükleer Yasa Kabul Edildi


İstanbul Üçüncü Köprüyü Kaldırmaz!


Yüzyılın Müzik Kralı: Elvis Presley


Güney Amerika’daki Gizli Şehir


Küresel Isınmaya Dur Diyebilirsiniz!


Bir Cevabım Var


Kornea Nakli ve Göz Sağlığı


Tanrı’nın Nefesi "Ozon"


İndigo Çocuklar:

Ateş Altındaki Konu!


Oyun Çocuklar için Niçin Önemlidir?


Akran Arabuluculuk


Aşkın ve İhanetin Kimyası


"Tanrı Okulları Kuralım"


Işıktan Hızlı Eylemsiz Özgürlükler


Aşk Çocuğu


Birbirimizi Bağlayan Ağlar

ve Facebook


Engelli Vatandaşlar Evde Çalışabilecek


Bir Yoksulluk, Bir Varsıllık, Bir Ölüm


Dil İllüzyonları


Meşru Müdafaada Etik İkilemler


Olasılıkların Olasılığı

 

denemeler

neyseo

 

KÖŞE YAZARLARI

Meliha Başal

Teneke Tıngırtısı


Tuğba Yaman

Tık Tık! Kim O? Mutluluk 


Uzay Gökerman

Yanlış Yalnızlık Çağında


Didem Çivici

Ya Mevla’m!


Buse Doğan

Dali, Deli, Dahi


Merve Şen

Zaman Zaman


Türker Ercan

Su Perisi


Nilgün Doğan

Düşlerimdeki Yaşam-5


Volkan Burnaz

Bir Gün


Didem Çivici

Melek Yolu


Didem Çivici

Noel: Işığa Özlem

f


Anasayfa   Blog    Kurumsal   Reklam   Arşiv   Arama   İstatistikler   Forum   Bağlantılar   Röportajlar

Gündem      Dünya   İnsan   Sağlık   Kültür Sanat   Çocuk   Eğitim   Çevre   Bilim   Astroloji   Duyurular    İndigo

 

2005-2008 © İndigo Dergisi

İndigo Dergisi, FSEK ve TCK uyarınca koruma altındadır.

Yazar adı ve yazı linkini kaynak göstermek suretiyle alıntı yapabilirsiniz.

Dergimiz en iyi 1280x800 pikselde görüntülenir.

İçerik Politikası | Kurumsal | Reklam

Son Güncelleme:  2 Eylül 2008 TSİ 00:00