|
Yazar: Rüya Yüksel
Dil İllüzyonları
İnsanlarla iletişim
halindeyiz. Düşüncelerimizi, anılarımızı, hayallerimizi konuşarak dilimizi
kullanarak ifade ediyoruz. Bunu yaparken kullandığımız sözcüklerin ne kadar
farkındayız? İfadelerimizde hangi zaman dilimlerini kullanıyoruz?
Peki,
kullandığımız sözcüklerle an’da kalıp kalmadığımızı anlamamız mümkün mü?
.jpg)
Evet! Kullandığımız
sözcükler bizim ne zaman zihinde ne zaman an’da olduğumuzu belirler. Örneğin
geçmiş ile ilgili bir anımızı ifade ederken geçmiş zaman içeren bir fiil
kullanırız. Geçmiş artık bitmiştir ve bizim zihnimizdedir. Yaşamımızda
yapmak istediğimiz ve başaramadığımız deneyimlerimiz vardır. Onları ifade
ederken de “keşke” sözcüğünü kullanarak yine geçmişi bu güne taşımaya
çalışırız. Yine zihindeyiz demektir.
Kendimize
yakıştırdığımız bazı sıfatlarımız vardır. Bu sıfatları ifade ederken de
kabul bildiriminde bulunuruz. “ örneğin ben ne akılsızım veya ben çirkinim ”
ifadelerinde kendimize yakıştırdığımız sıfatı kabullenmiş oluruz ve sanki bu
sıfatın geçmiş ile bir bağlantısını zihnimizde kurarız.
Bazense konularımız
geleceğe yöneliktir. O zamanda şimdiki an’ımızı geleceğe projekte etmiş
oluruz. Arzularımızı ifade ederken gelecek zaman kipini kullanırız. Yani
yapmak istediğimiz eylemlerimizi gelecekte bilinmeyen bir zamana erteleriz.
Yine zihindeyizdir.
Oysaki şimdi’de an’da
olan olmaktadır. Tüm endişe, korku, kaygı duyguları geçmişten geleceğe
yapılan projeksiyonların içindedir. Geçmişteki bir anının belleğe
kaydolmasıyla olay zihnimizde genellenir ve hep tekrar edeceği düşüncesiyle
kontrol amaçlı geleceğe aktarılır. Tüm bunlar zihinde gerçekleşir. Oysa anda
çözüm vardır, eylem vardır, sonuç vardır. Zihin ise sorun yaratır. Zihindeki
sorun dil illüzyonlarıyla anlam kazanır. Kullandığımız sözcüklere
yüklediğimiz anlamlar zihnimizde karşılığını bulur ve bizi şimdi ve burada
olmaktan, an’ı yaşamaktan alı koyar.
Kullandığımız
sözcükler bizim kendimizi ve yaşantımızı nasıl sınırladığımızı da yansıtır.
Dil düşüncelerimizin algı
süzgecimizden geçtikten sonra bellek kayıtlarımıza göre çıkardığımız
sonuçlardır. Eğer bir konuda kendi yeteneğimize güven duygusu
geliştirememişsek, o konuyla ilgili bir deneyimde de kendimizi sınırlayıcı
ifadeler kullanarak eylemden kaçınırız. Ya da ilişkilerimizde kendimizi
sevmiyor ve beğenmiyorsak, karşı cinsle olan ilişkimizde önce kendimizi
sözcüklerimizle sınırlarız daha sonrada eylemlerimize yansıtır,
istemediğimiz deneyimleri kendimizi yaşamaya mahkûm ederiz.
Eğer
dil illüzyonlarının farkında değilsek ve zihinde kalıyorsak kendimizi ve
yaşamımızı nasıl sınırladığımızı da farketmemiş oluruz. Zihinde kaldığımızda
da çözümü karşımızdakileri suçlamakta buluruz. Geçmiş ve gelecekte gider
geliriz. Sorun zihnimizde giderek büyür. Çünkü gerçek çözüm biz eyleme
geçersek olur, biz kendi sorumluluğumuzu aldığımızda gelir. Zihinde
kaldığımız müddetçe zihnimizde oluşturduğumuz ve dilimizle ifade
ettiklerimizi yaşarız. Kısaca ne ifade edersek o oluruz.
Sözcüklerimizin takipçisi
olursak yaşantımızı nasıl sınırladığımızı, kendimizi nasıl sabote
ettiğimizi, bireysel sorumluluklarımızdan nasıl kaçtığımızı ve kendi
gerçeğimizi nasıl da kendimizin yarattığı gerçeğini görürüz.
Kullandığımız
dil bizim değer ve inançlarımızın dışa vurumudur. Yani aslında içinde
bulunduğumuz gerçeğimizdir. Eğer gerçeğimiz bizi mutlu etmiyorsa ve bunun
neden kaynaklandığını bilmek istiyorsak yapmamız gereken şey kullandığımız
sözcükleri izlemektir. Bu sayede bizi sınırlayan inançlarımıza ulaşırız.
Öyleyse hepinizi
kullandığınız dil için avcılığa davet ediyorum. Ne kadar çok farkederseniz o
kadar çok özgürleşirsiniz.
YAZAR HAKKINDA BİLGİ
Rüya Yüksel
1957 doğumlu.
İstanbul'da yaşıyor. Mesleği İngilizce
öğretmenliği, ancak, 29 yıldır özel sektörde çalışıyor. NLP İleri Derece Uygulayıcısı
ve Yaşam Koçu
olmakla birlikte “Kendini Tanıma Çalışmaları” düzenliyor.
Detaylı Bilgi
|