Sayı 36|EYLÜL 2008    Anasayfa | Blog | Kurumsal | Forum | Gündem | Röportajlar | Dünya | İnsan |  Sağlık | Kültür Sanat | Çocuk | Eğitim | Çevre | Bilim

Share Facebook


Tamamen gönüllülük ilkesiyle yürütülen İndigo Dergisi’ne katkı sağlamak isterseniz reklamlarımıza tıklayabilirsiniz.

Okuyucularımıza teşekkür ederiz.

 

DUYURU!

Gazeteciliğe

hevesli misiniz?

İndigo Dergisi, muhabir ve editörler aramaktadır. Detaylı Bilgi

 

ANNOUNCEMENT!

International Edition of Indigo Magazine is looking for columnists and editors.

click for more information

 

Indigo Community

Facebook'ta faaliyet gosteren uluslararası bir indigo network grubudur.

Katılmak icin tıklayın

 

İndigo Dergisi’ni

Açılış sayfanız yapın

 

 


 

 

Sonbahar

Yazar: Yasin Sarı


Zamanla Dans

Yazar: Fehmi Özçelik


Ahh Sevgili Aşkın Çok Güzel

Yazar: Hale Karaarslan

 

 

 

 

 

Yazar: Rüya Yüksel

Her Özgürlüğün İçinde Bir Tutsaklık Vardır

Yazımın başlığı 9 yaşındaki Ege Topçu adlı bir küçük kardeşimizin çizdiği karikatürden alıntıdır. Küçük kardeşimin sözleri ile aşağıdaki yazıyı hazırladım sizlerle paylaşmak üzere. Çizdiği resim de yazının sonunda...

Geçtiğimiz günlerde 50. yaş günümü kutladım büyük bir coşkuyla... Yarım asır. Dile kolay.  Çocukluğumu anımsadım, elli yaşına gelmiş insanları düşünürdüm... Çocukken onlar çok büyük, yaşlı gelirdi gözüme. Yıllar ilerleyipte o yaşlara gelince ruhun genç kaldığını ama  aslında bedenin yaşlandığını farkettim. Çocukluğumdaki 50 yaş kavramı değişmişti. Ben kendimi genç hissetmekteydim. Sadece gençmi ?.. Çok sular geçmişti köprünün altından yaşlılarımızın deyimiyle...  Şimdi bakıyorumda kimi köprülerin altındaki sular çekilmiş, kimilerinin içinde sadece minik göletler var ama bazıları varki her zamankinden daha coşkulu, bereketli, tutarlı, dingin...İşte ben en sonuncu köprünün suları gibi hissediyorum kendimi. Geçirdiğim her yıl beni büyüttü, geliştirdi, değiştirdi. 

Değişen her şey yaşamıma özgürlüğü getirdi. Tarifi kolay anlamı derin.. Meğer hayat nasılda başkaymış özgür olunca.. Özgürlük kelimesini anımsamak bile omuzlarımdaki yılların yükünü kanatlandırmaya yetiyor. Ama ne gariptirki bazen o yüklerin tekrar gelip oturduğunu farkediyorum. Yeniden birşeyleri hatırlamam, farketmem gerekiyorki tekrar kanatlansınlar. Bu böyle devam edip gidiyor işte. Ama her seferinde özgürlüğüm güçleniyor ve içimi her seferinde tarifi mümkün olmayan bir güzel duygu sarıveriyor.

Kimi zaman kendimi ifade edebilmenin özgürlüğü , kimi zaman hayır diyebilmenin özgürlüğü, kimi zaman sevmenin ve sevdiğini her şeye rağmen  ifade edebilmenin özgürlüğü, kimi zaman bağımsız olmanın özgürlüğü  , kimi zamanda  var olmanın özgürlüğü yaşamımı zenginleştiriyor. 

Bazen de düşüncelerimin kalıpları, şablonları  arasında tutsaklığımı farkediyorum. Onlarki  inançlarıma dayanan, değerlerimi ifade eden , sevgide tutsak, öğrenilmiş acizliklerin pençesinde , yaşam deneyimlerinin genellemeleri ile donanmış sınırlarımı çiziyor. Bu sınırlarla belirlenmiş düşünce duvarları hayal dünyamı kendime tutsak ediyor ve beni sınırlı ve sürekli tekrarlanan yaşamlara mahkum ediyor. Sadece beni mi?

Yaşamı paylaştığımız her şeyle ve herkesle öylesine sıkı bir ilişki içerisindeyiz ki. Yaşamı paylaşırken bu kalıplarımızı çevremizdekilere yansıtıyoruz. Özgürleşmek adına bazen tuusaklığı kabulleniyoruz bazen de tutsak ediyoruz etrafımızdakileri.. Ancak yaşama tanık olabildiğimizde bununda farkına varabiliyoruz.

Peki tek başına özgürlük ne ifade ediyor ? İşte tutsaklık bu soru ile başladı içimde. Ben tek başıma özgür olmuşum ne fayda.. Sen, o, diğerleri özgür değilseniz , içimdeki coşkunun ne anlamı varki ? Biz olabilmenin yolu hepimizin özgürlüğünden geçiyor. Birimizin özgürlüğü diğerimizin tutsaklığına neden olabiliyorsa o özgürlüğün ne anlamı var.. Çünkü hepimiz biriz ve aslında hepimiz birbirimizin içinde birbirimize  hizmet etmekteyiz. Bu duruma tanık olunca  ve özgürlük ancak dengeler içinde , bire , bütüne hizmet edince özgürlük oluyor. Her özgürlüğün içinde tutsaklık, her tutsaklığın içinde de özgürlük vardır.  Tutsaklık özgürlüğe giden yoldur aslında.


YAZAR HAKKINDA BİLGİ

Rüya Yüksel 1957 doğumlu. İstanbul'da yaşıyor.  Mesleği İngilizce öğretmenliği, ancak, 29 yıldır özel sektörde çalışıyor. NLP İleri Derece Uygulayıcısı olmakla birlikte “Kendini Tanıma Çalışmaları” düzenliyor.

Detaylı Bilgi


HABERLER

 

 

Sadece Duyarlı Olmak Yetmiyor!


Niye Kadının İnsan Hakları?


Küreselleşme ve Krizler


Hayallerdeki İnsan Hakları


Üniversite: Girmek Mi, Çıkmak Mı Daha Zor?


Açlık Çoğunluktadır


Caz'a Bakış


Japon Kültürü ve Café Bunka


Şifa Niyetine: Edirne Sultan II. Bayezid Külliyesi Darüşşifası 


İçimizdeki Çocuğu Öldürmeyelim!


Müzik ve Teknoloji: Galatasaray ITM


Obezite ve Sağlıklı Beslenme


Sanatın İyileştirme Gücü


Kozmik Bilinç: TEZAHÜR


Nedir Şu Ezoterizm?


Yaşanılası Aşklar (Astroloji)


Birbirimize Kendimizi, Kendimize Birbirimizi Vermek

 

KÖŞE YAZARLARI

Can Duman

Merhaba Hayat


Didem Çivici

Var Olmaya Hazır Mısın?


Çiğdem Aksoy

Kediler Krallara Bakabilir


Funda Umut Pakkal

Birey Olmak Çok Zor Zanaat!


Rüya Yüksel

Her Özgürlüğün İçinde Bir Tutsaklık Vardır


Mahmut Şaylıkay

Kars Kadın Eğitim Vakfı Neden Olmasın?


Burçin İvren

Yaşantımdaki Küçük Bir Tezahür Öyküsü


Burçin İvren

Bir Hikaye

f


Anasayfa   Blog    Kurumsal   Reklam   Arşiv   Arama   İstatistikler   Forum   Bağlantılar   Röportajlar

Gündem      Dünya   İnsan   Sağlık   Kültür Sanat   Çocuk   Eğitim   Çevre   Bilim   Astroloji   Duyurular    İndigo

 

2005-2008 © İndigo Dergisi

İndigo Dergisi, FSEK ve TCK uyarınca koruma altındadır.

Yazar adı ve yazı linkini kaynak göstermek suretiyle alıntı yapabilirsiniz.

Dergimiz en iyi 1280x800 pikselde görüntülenir.

İçerik Politikası | Kurumsal | Reklam

Son Güncelleme:  8 Eylül 2008 TSİ 01:00