|
Yazar:
Rüya Yüksel
Her Özgürlüğün İçinde Bir Tutsaklık Vardır
Yazımın
başlığı 9 yaşındaki Ege Topçu adlı bir küçük kardeşimizin
çizdiği karikatürden alıntıdır. Küçük kardeşimin sözleri ile
aşağıdaki yazıyı hazırladım sizlerle paylaşmak üzere. Çizdiği
resim de yazının sonunda...
Geçtiğimiz
günlerde 50. yaş günümü kutladım büyük bir coşkuyla... Yarım
asır. Dile kolay. Çocukluğumu anımsadım, elli yaşına gelmiş
insanları düşünürdüm... Çocukken onlar çok büyük, yaşlı gelirdi
gözüme. Yıllar ilerleyipte o yaşlara gelince ruhun genç
kaldığını ama aslında bedenin yaşlandığını farkettim.
Çocukluğumdaki 50 yaş kavramı değişmişti. Ben kendimi genç
hissetmekteydim. Sadece gençmi ?.. Çok sular geçmişti köprünün
altından yaşlılarımızın deyimiyle... Şimdi bakıyorumda kimi
köprülerin altındaki sular çekilmiş, kimilerinin içinde sadece
minik göletler var ama bazıları varki her zamankinden daha
coşkulu, bereketli, tutarlı, dingin...İşte ben en sonuncu
köprünün suları gibi hissediyorum kendimi. Geçirdiğim her yıl
beni büyüttü, geliştirdi, değiştirdi.
Değişen
her şey yaşamıma özgürlüğü getirdi. Tarifi kolay anlamı derin..
Meğer hayat nasılda başkaymış özgür olunca.. Özgürlük kelimesini
anımsamak bile omuzlarımdaki yılların yükünü kanatlandırmaya
yetiyor. Ama ne gariptirki bazen o yüklerin tekrar gelip
oturduğunu farkediyorum. Yeniden birşeyleri hatırlamam,
farketmem gerekiyorki tekrar kanatlansınlar. Bu böyle devam edip
gidiyor işte. Ama her seferinde özgürlüğüm güçleniyor ve içimi
her seferinde tarifi mümkün olmayan bir güzel duygu sarıveriyor.
Kimi zaman
kendimi ifade edebilmenin özgürlüğü , kimi zaman hayır
diyebilmenin özgürlüğü, kimi zaman sevmenin ve sevdiğini her
şeye rağmen ifade edebilmenin özgürlüğü, kimi zaman bağımsız
olmanın özgürlüğü , kimi zamanda var olmanın özgürlüğü
yaşamımı zenginleştiriyor.
Bazen de
düşüncelerimin kalıpları, şablonları arasında tutsaklığımı
farkediyorum. Onlarki inançlarıma dayanan, değerlerimi ifade
eden , sevgide tutsak, öğrenilmiş acizliklerin pençesinde ,
yaşam deneyimlerinin genellemeleri ile donanmış sınırlarımı
çiziyor. Bu sınırlarla belirlenmiş düşünce duvarları hayal
dünyamı kendime tutsak ediyor ve beni sınırlı ve sürekli
tekrarlanan yaşamlara mahkum ediyor. Sadece beni mi?
Yaşamı
paylaştığımız her şeyle ve herkesle öylesine sıkı bir ilişki
içerisindeyiz ki. Yaşamı paylaşırken bu kalıplarımızı
çevremizdekilere yansıtıyoruz. Özgürleşmek adına bazen
tuusaklığı kabulleniyoruz bazen de tutsak ediyoruz
etrafımızdakileri.. Ancak yaşama tanık olabildiğimizde bununda
farkına varabiliyoruz.
Peki tek
başına özgürlük ne ifade ediyor ? İşte tutsaklık bu soru ile
başladı içimde. Ben tek başıma özgür olmuşum ne fayda.. Sen, o,
diğerleri özgür değilseniz , içimdeki coşkunun ne anlamı varki ?
Biz olabilmenin yolu hepimizin özgürlüğünden geçiyor. Birimizin
özgürlüğü diğerimizin tutsaklığına neden olabiliyorsa o
özgürlüğün ne anlamı var.. Çünkü hepimiz biriz ve aslında
hepimiz birbirimizin içinde birbirimize hizmet etmekteyiz. Bu
duruma tanık olunca ve özgürlük ancak dengeler içinde , bire ,
bütüne hizmet edince özgürlük oluyor. Her özgürlüğün içinde
tutsaklık, her tutsaklığın içinde de özgürlük vardır. Tutsaklık
özgürlüğe giden yoldur aslında.
YAZAR HAKKINDA BİLGİ
Rüya Yüksel
1957 doğumlu.
İstanbul'da yaşıyor. Mesleği İngilizce
öğretmenliği, ancak, 29 yıldır özel sektörde çalışıyor. NLP İleri Derece Uygulayıcısı
olmakla birlikte “Kendini Tanıma Çalışmaları” düzenliyor.
Detaylı Bilgi
|