Sayı 36|EYLÜL 2008    Anasayfa | Blog | Kurumsal | Forum | Gündem | Röportajlar | Dünya | İnsan |  Sağlık | Kültür Sanat | Çocuk | Eğitim | Çevre | Bilim

 

Tamamen gönüllülük ilkesiyle yürütülen İndigo Dergisi’ne katkı sağlamak isterseniz reklamlarımıza tıklayabilirsiniz.

Okuyucularımıza teşekkür ederiz.

 

DUYURU!

Gazeteciliğe

hevesli misiniz?İndigo Dergisi, muhabir ve editörler aramaktadır. Detaylı Bilgi

 

ANNOUNCEMENT!

International Edition of Indigo Magazine is looking for columnists and editors.

click for more information

 

Indigo Community

Facebook'ta faaliyet gosteren uluslararası bir indigo network grubudur.

Katılmak icin tıklayın

 

İndigo Dergisi’ni

Açılış sayfanız yapın

 

 


 

 

Sonbahar

Yazar: Yasin Sarı


Zamanla Dans

Yazar: Fehmi Özçelik


Ahh Sevgili Aşkın Çok Güzel

Yazar: Hale Karaarslan

 

 

 

 

 

Rüya Yüksel

Kaosu yaşamak

Kaosun ortasında dimdik duran bir çiçek olabilmek ne güzel. 

Yağmurun sesi giderek şiddetleniyordu. Bazen yağmurun sesini bastırıyordu göğün  gürültüsü. Camdan dışarı baktığında şimşeğin gökyüzünde çizdiği çizgileri gördü. Su damlaları şiddetle dökülüyordu  etrafa, bazen öylesine şiddetleniyordu ki, bir şeylere kızmış ta öfkesini boşaltıyor gibiydi.  Gözü bahçedeki çimenlere ilişti, daha da mı yeşillenmişlerdi ne?..

Dışarıya çıkmak ve toprağın kokusunu içine çekmeyi istedi. Ama ıslanacaktı!, olsun ne çıkardı... Yağmuru teninde hissetme isteği giderek arttı ve kendini bahçede buldu. Etrafına bakındı her şey yıkanmış , arınmıştı sanki.. Ağaçlar yağmurun şiddeti ile dallarını eğerken yapraklar da damlalarla yıkanıyorlardı. Sanki doğada bir temizlik vardı, her şey daha parlak, daha aydınlıktı. Toprak suları derinlerine akıtırken bazı yerlerinde de suları biriktiriyordu. Suya doymuş gibiydi. Toprağın kokusunu damlaların vuruş ritimleriyle içine çekti. İleride çiçeklerin olduğu bahçeye yöneldi. Hemen hemen her cins çiçeğin olduğu bir tarlayı andırıyordu burası. Papatyalar, yaseminler, menekşeler, mini sümbül ağaçları, güller, mineler, laleler ve adını bilmediği daha bir sürü çiçek... Şiddetli yağmurun  onları nasıl etkilediğini izledi. Kimisinin dalları kırılmış, kimisinin çiçekleri dağılmıştı. Kimileri ise yağmurun tüm şiddetine rağmen dimdik ayaktaydı ve her gelen damlayla adeta dans eder gibiydi oradan oraya...

Bu görüntü ona kaos ortamını anımsattı ve yaşamlarımızı anımsadı. Yaşamın hızı son günlerde sanki daha çok hızlanmamış mıydı, tıpkı yağmurun şiddeti gibi. Artık hiçbir şeye yetişemez olmadık mı? Eskiden bir güne neler sığardı neler. Ama şimdilerde öyle mi? Gençlik yıllarını anımsadı. Hafta sonu bitmek bilmezdi ve içine ne çok şey sığardı, boş zaman kavramları vardı o zamanlarda, şimdilerde unuttuğu. Sanki her şey aynıymış gibi yaşanırken zamanı farklı algılar olmuştuk. Tıpkı su damlaları gibi akıyordu avuçlarımızdan tutmak ne mümkün. 

Oysaki zihinlerimizde her şey olduğu gibi aynıydı ve biz hala aynı süreçler içinde aynı şeyleri yapmayı hayal edip duruyorduk ama yolunda  gitmeyen bir şeyler vardı. Bir şeyleri yetiştiremez olmuştuk. Zamanın akışında ruhlarımız geri kalıyordu hep ve biz aynı arzu ve istekle erteliyorduk yapamadıklarımızı. Algılarımız zamanın karşısında geriliyor ve zayıflıyordu. Anlayamaz olmuştuk hayatı zorunluluklar içinde ve sanki zaman daha da mı sıkışıyordu anlara ne!....... STRESS giderek artmaya başlamamıştı biriken öfkelerle tıpkı toprak gibi içimize sığdıramaz olmuştuk birşeyleri.   Aslında olan sırf hızlanan zamanın üzerimizdeki etkisinden başka bir şey değildi biz  farketsekte farketmesekte.  Evet gerçek şuki biz zamana artık ayak uyduramaz olmuştuk ve dahası sıkışan zamanlarda birbirlerimizide hiç anlayamaz, olayları  hiç algılayamaz olmuştuk . Yaptığımız sadece bir şeylere yetişmek yada bir şeyleri yetiştirmek, beceremiyince de nafile öfkelenmek.  Ara sıra araştırmacılardan zamanı 24 saatlik süresini 16  saat algılıyoruz diye bilgiler geliyor, inanması güç belki ama  doğru galiba. Aksi halde bir cevabı olmalı bir şeylere yetişememizin.

Aslında yaşam biçimlerimizin  ne kadar değiştiğinin , teknolojinin  yaşamımızda ne kadar çok yer aldığının farkındayız ve bu değişimin hızı tıpkı yağmur gibi  giderek  hızlanmaya devam etmekte.  Kimi zihinler bu değişimi alıp içlerine sindirirlerken kimileri henüz uyum sağlayamamış durumda ve direnişteler. Direnç göstermek ve değişimin farkında olamamak bizleri yıpratmakta, algılarımızı zayıflatmakta ve en kötüsü yaşamla uyum içinde akmamızı engellemekte.  Tıpkı dalları kırılan, yaprakları dağılan çiçekler gibi bizi yaşamdan uzaklaştırmakta ve mutsuzluğumuzu artırmakta.

Ya o dimdik ayakta duran ve damlalarla dans edenler; işte onlar stress ortamında yaşamla uyum içinde , değişimin farkında, kendi potansiyellerinin farkında kendilerini akışa bırakmış, olanın farkında olarak yaşama teslim olmuş olan kişilerdir. Gerçek mutluluk kaos ortamında dimdik ayakta durabilmek, içsel dengeleri koruyarak mutlu olabilmektir.

Evet sevgili dostlar, yaşam hızını artırmaya devam ediyor, bizlere düşen yaşama karşı bizi olumsuz koşullar içine sokan davranış ve düşünce kalıplarımızın farkında olmak ve değişime karşı direnmek yerine esneyerek uyum içine girmektir. Dünyada bir şeyler değişiyorsa bizimde değişmemiz gerekir. Bir şeyleri bırakabimek, bir şeylerden vazgeçmek , belki biraz sadeleşmek gerek.

Yaşamlarınıza bir bakın ve  neyi seçeceğinize siz karar verin! Bu yaşam sizin...

HABERLER

 

 

Sinop'ta Nükleer Santral?


Nükleer Enerji Kazaları


Çocukları Vurmayın!


Şiddet


Duygusal Vampirler Geliyor...


Kitap Okumak Onların da Hakkı


Kardeşini Seç


Ritalin Dosyası


Çocuklarınızın Geleceği Sizin Elinizde


Zamane İstanbul'u


Muson Mevsiminde Uttaranchal


Afrika'nın Altın Sesi: Salif Keita


Müzik Haberleri


Masajla, Rahatsızlıklara Son


Güneş Tutulması, Dünyadaki İndigolar, Küresel Barış ve Türkiye


İstanbul Tiyatro Festivali Başlıyor


Mayıs Nane'leri (astroloji)


Renkler

 

 

KÖŞE YAZARLARI

Burcu Özgeçen

Sevgi, Uyanış, Varlık


Günyüz Keskin

İntar


Funda Umut Pakkal

Gençler Nereye Koşuyor?


Uzay Gökerman

Ruh Üzerine


Haluk Tunç İlker

DeğiŞİM Şimdi.


Rüya Yüksel

Kaosu yaşamak


Didem Çivici

Yaşam Nefesi


Günyüz Keskin

Ertelenmiş Vakitler


Mahmut Şaylıkay

Güneşe Yolculuk


Uzay Gökerman

Belki üstümüzden bir Ay geçer...


Mukaddes Öztürk Odacı

Ruh Eşime

 

 

 

f


Anasayfa   Blog    Kurumsal   Reklam   Arşiv   Arama   İstatistikler   Forum   Bağlantılar   Röportajlar

Gündem      Dünya   İnsan   Sağlık   Kültür Sanat   Çocuk   Eğitim   Çevre   Bilim   Astroloji   Duyurular    İndigo

 

2005-2008 © İndigo Dergisi

İndigo Dergisi, FSEK ve TCK uyarınca koruma altındadır.

Yazar adı ve yazı linkini kaynak göstermek suretiyle alıntı yapabilirsiniz.

Dergimiz en iyi 1280x800 pikselde görüntülenir.

İçerik Politikası | Kurumsal | Reklam

Son Güncelleme:  2 Eylül 2008 TSİ 00:00