|
Rüya Yüksel
Kendi korku ve
endişeleri içinde kaybolmuş anne ve babalar, çocuklarınız neredeler?
Sorun nerede?
Yine
okul idaresinden telefon gelmişti. Artık gelen telefonların sayısını
hatırlamıyordu. Her seferinde bir şikayet, uyarı ile eve dönüyordu.
Oğlunun yaşı küçükken yaşananları bertaraf etmek daha mı kolaydı ne?
Sanki her şey giderek daha da mı zorlaşıyordu? Yine aynı lafları
dinlemek istemiyordu, bildiği her türlü yolu denemişti ama anlaşılan
o ki değişen bir şey yoktu.
Okuldan
içeri omuzları düşmüş bir vaziyette girdi. Okul müdürünün odasının
kapısını çalarken gücünü toplamaya çalıştı. İçeri girdiğinde müdür
ayağa kalkmış onu karşılıyordu.
— Hoş
geldiniz. Kusura bakmayın sizi rahasız etmek zorunda kaldım.
—
Rica ederim, siz kusura bakmayın, yine ne
oldu..?
—
Oğlunuz, bu kez diğerlerinden biraz daha
farklı...
—
Sorun nedir müdür bey ?
—
Üzerinde minik bir çakı bulduk, size ait olduğunu söyledi, işte
burada.
—
Evet, benim anahtarlığım. Aldığını farketmedim.
—
Etrafına zarar verebilir diye sizi uyaralım istedik.
—
Teşekkür ederim, kendisiyle konuşurum.
Eve geldiğinde ne yapacağını bilemiyordu. Önce konuyu eşiyle
konuşmaya karar verdi. Aldıkları kararı birlikte uygulamalıydılar.
Aksi halde, oğulları yeni bir sorun ile karşılarına gelebilirdi.
Eşine
konuyu açtığında yüreğinde büyük bir korku ve endişe duyduğunu
hissetti. Konuştukça endişeleri daha da büyüyordu. Ya birisine zarar
verseydi? Kendi korkularına eşininkiler de katılınca
çaresizliklerini farkettiler. Çocuklarının çakıya niye ihtiyacı
vardı ki, ya da onunla ne yapacaktı? Düşüncelerin içinde
kaybolduklarını farkettiler. Çözüm bulacaklarmış gibi gözükmüyordu.
Sonunda okuldaki rehber öğretmene danışmaya karar vererek oğullarına
hiçbir şey belli etmeden o geceyi geçirdiler.
Ertesi
sabah birlikte okula gittiler ve rehber öğretmene durumu aktardılar.
Rehber öğretmen konuyu biliyordu. Oğulları ile görüşmüştü.
Öğretmenin izlenimleri çok başkaydı. Oğullarının çok saf bir kişilik
özelliği olduğunu ve tehlike içinde olmak ya da korku duygularını
tanımadığını, dolayısıyla onun için bu çakıyı üzerinde taşımanın hiç
bir sakınca yaratmayacağı düşüncesinde olduğunu farkettiğini
söyledi. Çocuğun çakıyı taşıma nedeni çevresine zarar vermek
değildi. Bu durumun anlaşılabilmesi için de çocuğa kendini ifade
etme özgürlüğünün verilmesi gerektiğini ve çocuklarını ürkütmeden
bunu öğrenmeleri gerekmekteydi. Durum böyle olunca onlara,
ebeveynleri olarak kendi korku ve endişelerini çocuklarına
aktarmamaları önerisinde bulundu. Çünkü aksi halde çocuklarına
bilmediği bir duygunun sorumluluğunu yüklemiş olacaklardı. Onların
yaşam çizgilerini etkileyeceklerdi. Belki de hiç olmayacak bir olaya
neden olabileceklerdi. Çocuklarının hayatı algılayışı onlarınki ile
aynı seviyede değildi. Kötülük tohumu henüz onların zihinlerinde
oluşmadığı için bunun oluşturulmamasına da özen gösterilmesi
gerekiyordu.
Çocuklar anlaşılma ihtiyacında oldukları için kendilerine saygı
duyulmasını istemektedirler. Bu nedenle rehber öğretmen onlara,
çocuklarıyla bu konuyu tıpkı bir yetişkinle konuşur gibi
paylaşmalarını ve konunun önemini herhangi bir duygu yüklemeden
aktarmalarıydı.
Okuldan
ayrılırlarken sorunun sorun olmaktan çıktığının farkına vardılar.
Asıl çözülmesi gereken sorun zihinlerindeki korku ve
endişelerdeydi...
YAZAR HAKKINDA BİLGİ
Rüya Yüksel
1957 doğumlu.
İstanbul'da yaşıyor. Mesleği İngilizce
öğretmenliği, ancak, 29 yıldır özel sektörde çalışıyor. NLP İleri Derece Uygulayıcısı
olmakla birlikte “Kendini Tanıma Çalışmaları” düzenliyor.
Detaylı bilgi için tıklayın
|