|
Yazar:
Rüya Yüksel
– Temmuz 2008
Gelecekten Geliyorum
Gelecekten geliyorum, olacak olandan olana, olandan olmuşa...
Bu gün yaşadıklarım benim
bir zamanlar zihnimden geçirdiğim ve yüreğimden istediğim her şeyin sonucu
ise ben dün diye zannettiğim bir süreçte bu günümü yaratma potansiyeline
sahibim demektir. Bu gün isteklerim ve arzularımla da yarınlarımı
oluşturmaktayım.
Algılarım bu gün zamanı
geçmiş ve gelecek diye hissetmekte ve bu bağlamda ikisini birbirinden
bağımsız değerlendirmekte ve ikilik yaratmakta. Oysaki evrendeki zamansızlık
kavramı ile hissetmeye başladığımızda her şey şimdide vuku bulmakta. Yani
geçmiş ve gelecek birbiriyle birleşmekte, bir olmakta. O halde ben,
gelecekte olacakları bilme potansiyeline de sahibim demektir. Şimdi ve
buradaki istek ve arzularım benim özgür irademle
seçtiklerim yani ihtiyaçlarım. Evrende ihtiyaçlar karşılanır yasasına göre
de aslında ben ne istersem her şey gerçekleşmekte.
Ne yaşıyorsam, ne
hissediyorsam hepsi benim talebim. Ben olanlar karşısında kendimin nerede
olduğuma baktığımda gördüğüm şey kendimim. Kendimleyim, kendi
sorumluluklarımlayım, ne görmek istiyorsam onu görüyorum, ne duymak
istiyorsam onu işitiyorum. Yani evrende herkesle ve her şeyle iş birliği
içindeyim aslında ve farkettiğim şu ana kadar bunun hiç farkında olmayışım.
Farkındalıksızlık içindeki süreçte her şey içgüdüsel olmakta ve bana hep
dışarıda bir şeylerin olduğu sanısını zannettirmekteydi bu güne kadar. Öyle
ya dışarıda olan her şey benden bağımsızdır, olan olayların sorumlusu ben
olamam, başıma gelenleri benim istemem söz konusu bile değildir. Birilerini
bulurdum hep suçlayacak. Bulamazsam da kader der geçerdim. Evet birileri
de kaderimi yazmış olmalı benden habersiz! O zaman olan’a direniş o kadar
doğaldır ki! Olanla kendi uyumumu sağlamaya çalışır dururdum, olmadı
direnirdim, dahası kendime zarar verirdim, öfke ve kızgınlıklarımla... Bu
bakış açısıyla benim, olan karşısında hiç bir sorumluluğum olamazdı. Bu
durum kendi içinde yargıyı da getirmişti hayatıma. Sorumluluk almamak,
birilerini suçlamak, yargılamak. Olan’a karşılık kendini savunmak, kendimi
korumak, olan’ı kontrol etmek arzusu işte hep bunlarla meşguldü hep zihnim.

Kendimi iş birliğinden
uzak ve diğerlerinden ayrı görmek; sevilmek, var olmak, kendimi ifade etmek
ihtiyaçlarını doğurmuştu ister istemez. İç dünyamla tanışmadan onun
ihtiyaçlarının farkında olmadığım dönemlerde yaşadıklarım ve olan karşısında
kendimi kötü hissettiğim zamanlarımda ise hep bu durumu düzeltmek, sevilmek,
var olabilmek adına sürekli bir çaba içine girmiş olduğumu da farkettim.
İçimde bir yerlerde
incinmişliklerimin aslında benimle ilgili olduğu gerçeği yatıyordu ama bunu
sorgulamadığım için hoşuma gitmeyen deneyimler yaşadığımda ya da istediğim
dünyamı oluşturamadığımda bunun sonucu olarak kendimi sevilmeye layık
bulmadığım gerçeği ile karşı karşıya kalıyordum.

O halde ben ne berbat bir
insandım ki insanlar beni sevmiyor sanıları içerisinde kaybolduğumu
farkettim. Çabalarım aslında bu sanı ile sevilmek talebimin bana neler
yaptırdığı idi. Beni kendim olmaktan çok uzaklaştırmıştı.
Şimdiyse artık
sorumluluklarımla, yarattıklarımla başbaşayım. İç dünyam olan’ın içinde
nerede olduğunu, neyi deneyimlemek istediğini biliyor. Her şeyi oluşturan
benim, kaynak benim. Ben gelecekten geliyorum herkes gibi ve biliyorum ki
gidilecek bir yer yok. Her şey şimdi ve burada…
YAZAR HAKKINDA BİLGİ
Rüya Yüksel
1957 doğumlu.
İstanbul'da yaşıyor. Mesleği İngilizce
öğretmenliği, ancak, 29 yıldır özel sektörde çalışıyor. NLP İleri Derece Uygulayıcısı
ve Yaşam Koçu
olmakla birlikte “Kendini Tanıma Çalışmaları” düzenliyor.
Detaylı Bilgi
|