Sayı 37|EKİM 2008         Reklam | Anasayfa | Blog | Kurumsal | Gündem | Röportajlar | Dünya | İnsan |  Sağlık | Kültür Sanat | Çocuk | Eğitim | Çevre | Bilim

Share Facebook


Tamamen gönüllülük ilkesiyle yürütülen İndigo Dergisi’ne katkı sağlamak isterseniz reklamlarımıza tıklayabilirsiniz.

Okuyucularımıza teşekkür ederiz.

 

DUYURU!

Gazeteciliğe

hevesli misiniz?

İndigo Dergisi, muhabir ve editörler aramaktadır. Detaylı Bilgi

 

ANNOUNCEMENT!

International Edition of Indigo Magazine is looking for columnists and editors.

click for more information

 

Indigo Community

Facebook'ta faaliyet gosteren uluslararası bir indigo network grubudur.

Katılmak icin tıklayın

 

İndigo Dergisi’ni

Açılış sayfanız yapın

 

 


 

 

Sonbahar

Yazar: Yasin Sarı


Zamanla Dans

Yazar: Fehmi Özçelik


Ahh Sevgili Aşkın Çok Güzel

Yazar: Hale Karaarslan

 

 

 

 

 

Yazar: Rüya Yüksel – Temmuz 2008

Gelecekten Geliyorum 

Gelecekten geliyorum, olacak olandan olana, olandan olmuşa... 

Bu gün yaşadıklarım benim bir zamanlar zihnimden geçirdiğim ve yüreğimden istediğim her şeyin sonucu ise ben dün diye zannettiğim bir süreçte bu günümü yaratma potansiyeline sahibim demektir.  Bu gün isteklerim ve arzularımla da yarınlarımı oluşturmaktayım.  

Algılarım bu gün zamanı geçmiş ve gelecek diye hissetmekte ve bu bağlamda ikisini birbirinden bağımsız değerlendirmekte ve ikilik yaratmakta. Oysaki evrendeki zamansızlık kavramı ile hissetmeye başladığımızda her şey şimdide vuku bulmakta. Yani geçmiş ve gelecek birbiriyle birleşmekte, bir olmakta. O halde ben,  gelecekte olacakları bilme potansiyeline de sahibim demektir.  Şimdi ve buradaki istek ve arzularım benim özgür irademle seçtiklerim yani ihtiyaçlarım. Evrende ihtiyaçlar karşılanır yasasına göre de aslında ben ne istersem her şey gerçekleşmekte. 

Ne yaşıyorsam, ne hissediyorsam hepsi benim talebim. Ben olanlar karşısında kendimin nerede olduğuma baktığımda gördüğüm şey kendimim. Kendimleyim, kendi sorumluluklarımlayım, ne görmek istiyorsam onu görüyorum, ne duymak istiyorsam onu işitiyorum.  Yani evrende herkesle ve her şeyle iş birliği içindeyim aslında ve farkettiğim şu ana kadar bunun hiç farkında olmayışım. Farkındalıksızlık içindeki süreçte her şey içgüdüsel olmakta ve bana hep dışarıda bir şeylerin olduğu sanısını zannettirmekteydi bu güne kadar.  Öyle ya dışarıda olan her şey benden bağımsızdır, olan olayların sorumlusu ben olamam, başıma gelenleri benim istemem söz konusu bile değildir. Birilerini bulurdum hep suçlayacak.  Bulamazsam da kader der geçerdim.  Evet birileri de kaderimi yazmış olmalı benden habersiz!  O zaman olan’a direniş o kadar doğaldır ki! Olanla kendi uyumumu sağlamaya çalışır dururdum, olmadı direnirdim, dahası kendime zarar verirdim, öfke ve kızgınlıklarımla...  Bu bakış açısıyla benim, olan karşısında hiç bir sorumluluğum olamazdı. Bu durum kendi içinde yargıyı da getirmişti hayatıma. Sorumluluk almamak, birilerini suçlamak, yargılamak.  Olan’a karşılık kendini savunmak, kendimi korumak, olan’ı kontrol etmek arzusu işte hep bunlarla meşguldü hep zihnim.   

Kendimi iş birliğinden uzak ve diğerlerinden ayrı görmek; sevilmek, var olmak, kendimi ifade etmek ihtiyaçlarını doğurmuştu ister istemez. İç dünyamla tanışmadan onun ihtiyaçlarının farkında olmadığım dönemlerde yaşadıklarım ve olan karşısında kendimi kötü hissettiğim zamanlarımda ise hep bu durumu düzeltmek, sevilmek, var olabilmek adına sürekli bir çaba içine girmiş olduğumu da farkettim.  

İçimde bir yerlerde incinmişliklerimin aslında benimle ilgili olduğu gerçeği yatıyordu ama bunu sorgulamadığım için hoşuma gitmeyen deneyimler yaşadığımda ya da istediğim dünyamı oluşturamadığımda bunun sonucu olarak kendimi sevilmeye layık bulmadığım gerçeği ile karşı karşıya kalıyordum. 

O halde ben ne berbat bir insandım ki insanlar beni sevmiyor sanıları içerisinde kaybolduğumu farkettim. Çabalarım aslında bu sanı ile sevilmek talebimin bana neler yaptırdığı idi. Beni kendim olmaktan çok uzaklaştırmıştı.  

Şimdiyse artık sorumluluklarımla, yarattıklarımla başbaşayım. İç dünyam olan’ın içinde nerede olduğunu, neyi deneyimlemek istediğini biliyor. Her şeyi oluşturan benim, kaynak benim. Ben gelecekten geliyorum herkes gibi ve biliyorum ki gidilecek bir yer yok. Her şey şimdi ve burada…


YAZAR HAKKINDA BİLGİ

Rüya Yüksel 1957 doğumlu. İstanbul'da yaşıyor.  Mesleği İngilizce öğretmenliği, ancak, 29 yıldır özel sektörde çalışıyor. NLP İleri Derece Uygulayıcısı ve Yaşam Koçu olmakla birlikte “Kendini Tanıma Çalışmaları” düzenliyor. Detaylı Bilgi


 

2008 © indigodergisi.com


Daha hızlı internet ve sayfaların en iyi görüntüsü için alttaki kutuya tıklayarak Firefox’u yüklemenizi tavsiye ederiz.

 


Gönüllülük ilkesiyle yürütülen İndigo Dergisi’ne katkı sağlamak isterseniz reklamlarımıza tıklayabilirsiniz.

 

YAZILAR

Tanrının Zerrecikleri


Manyetik Kent Manisa


Mars’a Yaklaşan Meteor


1 YTL Ver 1 Film Çekeyim


Kuantum Sıçraması


“Şekilsel” Türbanın Yozlaşması


Client ile Yüzde Yüz Müşteri Memnuniyeti


Türk Dil Yurdu Projesi


Fransa’nın Kuzey Şehri "Lille"


İndigo Nörolojisi


Okul Öncesi Eğitim Kurumlarında Ahlâk


Futbolcu Robotların Büyük Gösterisi


Açmazlarda Özgür Seçimler 


Sylvia Plath


İndigoların Gizli Dünyası


Zamanı Böldük ‘Yeni Yıl’ dedik


Savaş


Bir Kente Ait Olmak-2


Nasıl Görmek İstiyorsanız O Şekilde Bırakınız


Bu Gerçek Sevgi Mi?


En Son Ne Zaman Doğdun?


Sevgiliye Mektuplar


Düşlerimdeki Yaşam - 6


Bir Gül’ün Yaprakları


Pasur!


Korku Tüneli


Acı Kahve, Kar ve Tarçın


Arka Sokaklar


Rhiannon


Bizim Kavgamız


Okyanus


Bahane


denemelerneyseo


Diğer Sen

f


Anasayfa   Blog    Kurumsal   Reklam   Arşiv   Arama   İstatistikler   Forum   Bağlantılar   Röportajlar

Gündem      Dünya   İnsan   Sağlık   Kültür Sanat   Çocuk   Eğitim   Çevre   Bilim   Astroloji   Duyurular    İndigo

 

2005-2008 © İndigo Dergisi

İndigo Dergisi, FSEK ve TCK uyarınca koruma altındadır.

Yazar adı ve yazı linkini kaynak göstermek suretiyle alıntı yapabilirsiniz.

Dergimiz en iyi 1280x800 pikselde görüntülenir.

İçerik Politikası | Kurumsal | Reklam

Son Güncelleme:  1 Ekim 2008 TSİ 19:19