Sayı 37|EKİM 2008         Reklam | Anasayfa | Blog | Kurumsal | Gündem | Röportajlar | Dünya | İnsan |  Sağlık | Kültür Sanat | Çocuk | Eğitim | Çevre | Bilim

Share Facebook


Tamamen gönüllülük ilkesiyle yürütülen İndigo Dergisi’ne katkı sağlamak isterseniz reklamlarımıza tıklayabilirsiniz.

Okuyucularımıza teşekkür ederiz.

 

DUYURU!

Gazeteciliğe

hevesli misiniz?

İndigo Dergisi, muhabir ve editörler aramaktadır. Detaylı Bilgi

 

ANNOUNCEMENT!

International Edition of Indigo Magazine is looking for columnists and editors.

click for more information

 

Indigo Community

Facebook'ta faaliyet gosteren uluslararası bir indigo network grubudur.

Katılmak icin tıklayın

 

İndigo Dergisi’ni

Açılış sayfanız yapın

 

 


 

 

Sonbahar

Yazar: Yasin Sarı


Zamanla Dans

Yazar: Fehmi Özçelik


Ahh Sevgili Aşkın Çok Güzel

Yazar: Hale Karaarslan

 

 

 

 

 

Yazar: Rüya Yüksel

Elveda Özdeşlik, Hoş Geldin Özgürlük!

Nihayet gözyaşları dinmişti. Çok sevdiği eşini, hayat arkadaşını, sevgilisini, neredeyse her şeyini kaybettiğinden bu yana günler, aylar geçmişti ancak içindeki hüzün ağlamakla son bulacak gibi de değildi. Büyük bir boşluk vardı ve bu kocaman bir çukur her geçen gün giderek büyüyordu ve artık sanki onu da içine alıverecek gibiydi.  

Korkar olmuştu yalnızlıktan, yalnız kalmaktan. Hiç bilmediği bir şeydi yalnızlık. Kendi kendisine hiç yetmiyordu şimdilerde. Hayattayken eşi onu hiç yalnız bırakmamıştı. Neredeyse birlikte paylaşmadıkları hiç bir anları ve hiçbir şeyleri yok gibiydi. Başlangıçta her şey sevdalarıyla başlamıştı ama ilerleyen yıllarda aralarındaki ilişki bağımlılığa dönüşmüştü. Artık birbirleriyle sadece eş ilişkisinde değildiler. Onlar için birliktelik es, arkadaş, ebeveyn, çocuk özetle tüm kimliklerinde birliktelik anlamına geliyordu. Sapkın bir ilişki denemezdi ama yaşamlarının tüm alanlarını birbirleriyle doldurmuşlardı.  Kendileri için yarattıkları en küçük bir boşlukları bile yoktu... 

Ani ölümün getirdiği şok diyordu doktorlar içinde bulunduğu duruma, kendisine göre yok olma, hiçlik hali. Beklenmeyen olaylara karşı zihnin direnişi ve kabullenişi her zaman zordur. Zihin sürekli yaşanmak isteneni tekrar tekrar hafızada yaşatır ancak gerçek hayatta bu mümkün olmayınca içsel isyan çok daha şiddetlidir. Çünkü kişi kendinden bağımsız bir hayat sürmeyi unuttuğu için ne yapacağını bilemez bir hale gelir.  Hele hele yaşamımızı biriyle özdeşleştirdiysek bu durum içinden çıkılmaz bir hal alır. Peki, nedir özdeşlik? 

Özdeşlik öze eş koşmak anlamına gelir. Yani içimizdeki özü yadsımak ve onu dışımızda herhangi bir şeyle aynı değerde görmek ya da özümüzün varlığını ve gücümüzün içsel dünyamızda farkında olmamak... Peki, bu nasıl olur? Bunu farkında olmadan yaparız. Hayatı paylaşmak adına hayatımızdaki biriyle kendimizi özdeşleştiririz. Kendimizi onunla değerli hissederiz. Onunla var oluruz. Kendi duygu ve düşüncelerimizin bireysel anlamda pek önemi yoktur. Birlikte hareket eder, tüm yaşamı birlikte geçiririz. Eğer birliktelikte sevgi varsa bunun neresi kötü diye soranlarınızı duyar gibiyim.  Kötü diye bir şey yok tabi ki burada önemli olan yaşamımızı bir birey olarak kendi başımıza, kendi sorumluluklarımızı alarak yaşamayı öğrenebilmemiz önemli. Aksi halde kayıp yaşadığımızda yaşam da anlamını yitirir. Çünkü tüm anlam özdeşleştirdiğimiz varlığa yüklenmiştir. 

Bu durum farklı şeylere olan bağımlılıklarımızda da kendini gösterir. Örneğin, keyif almak adına ya da stresten uzaklaşmak adına sigara veya alkol bağımlılığında da durum farklı değildir. Eğer kişi özgür iradesiyle herhangi bir konuda karar vermekte zorlanıyorsa özellikle bağımlılık oluşturduğu durumlarda, bunun anlamı kendi gücünü dışarıda başka bir şeye yüklemiş demektir.  Yani gücünü kullanamıyor demektir. İlk bakışta bu durum anlaşılmaz gibi görünse de zamanla kişinin bilinçaltında mutlaka yaptığı eylemle ilgili ilk niyetinin altında ikincil bir kazancı vardır ki aslında o niyeti kişiyi bağımlı kılmakta ve özünden uzaklaştırmaktadır.  

“Her koyun kendi bacağından asılır ” özdeyişinde de aynı şey ifade edilmektedir. Evet her birimiz birer bireyiz ve kendimizi her şekilde ifade etmek ihtiyacındayız. Kendi dünyamızda gerçekleştiremediğimiz her şeyin bir anlamı olmakla beraber birde karşılığı vardır. Yaşanan tüm sorunlar bizim içsel dengelerimizin olmadığının bir aynasıdır.  

Özdeşliğin ardında çoğu zaman korkular, güçsüzlükler, özgüven ve özsaygı eksikliği, sorumluluklarda kaçma gibi olumsuz değerler vardır. Yaşamımızda başımıza gelen olumsuz diye nitelendirdiğimiz olaylar, ki bana göre her biri bize farkedersek bakış açımızı değiştirmemizi sağlayan, kendimizi geliştirmemiz için fırsatlardır, dolayısıyla da anlamlıdır.   

Yaşamımızı eş, aile, iş, sosyal alanlar, kişisel hobiler gibi alanlara böldüğümüzde ve her bir alanda da kendimizi kendi gerçeğimizle ifade edebildiğimizde ve kendimize hizmet ettiğimiz düşüncesiyle yaşadığımızda kendimiz için ayırdığımız sonsuz zamanlarımız olur. Zaman içinde bunlardan birini kaybetsek bile diğerleriyle onun yokluğunu dengeler yine yaşamımızı uyum içinde devam ettirebiliriz. 

Yeter ki ne yaşadığımızın farkında olalım. An’da olanı görelim, işitelim, dokunalım, hissedelim...  O zaman sonsuzluğun içinde evrenin kendisi oluruz.


YAZAR HAKKINDA BİLGİ

Rüya Yüksel 1957 doğumlu. İstanbul'da yaşıyor.  Mesleği İngilizce öğretmenliği, ancak, 29 yıldır özel sektörde çalışıyor. NLP İleri Derece Uygulayıcısı ve Yaşam Koçu olmakla birlikte “Kendini Tanıma Çalışmaları” düzenliyor. Detaylı Bilgi


Daha hızlı internet ve sayfaların en iyi görüntüsü için alttaki kutuya tıklayarak Firefox’u yüklemenizi tavsiye ederiz.

 


Gönüllülük ilkesiyle yürütülen İndigo Dergisi’ne katkı sağlamak isterseniz reklamlarımıza tıklayabilirsiniz.

 

YAZILAR

Tanrının Zerrecikleri


Manyetik Kent Manisa


Mars’a Yaklaşan Meteor


1 YTL Ver 1 Film Çekeyim


Kuantum Sıçraması


“Şekilsel” Türbanın Yozlaşması


Client ile Yüzde Yüz Müşteri Memnuniyeti


Türk Dil Yurdu Projesi


Fransa’nın Kuzey Şehri "Lille"


İndigo Nörolojisi


Okul Öncesi Eğitim Kurumlarında Ahlâk


Futbolcu Robotların Büyük Gösterisi


Açmazlarda Özgür Seçimler 


Sylvia Plath


İndigoların Gizli Dünyası


Zamanı Böldük ‘Yeni Yıl’ dedik


Savaş


Bir Kente Ait Olmak-2


Nasıl Görmek İstiyorsanız O Şekilde Bırakınız


Bu Gerçek Sevgi Mi?


En Son Ne Zaman Doğdun?


Sevgiliye Mektuplar


Düşlerimdeki Yaşam - 6


Bir Gül’ün Yaprakları


Pasur!


Korku Tüneli


Acı Kahve, Kar ve Tarçın


Arka Sokaklar


Rhiannon


Bizim Kavgamız


Okyanus


Bahane


denemelerneyseo


Diğer Sen

f


Anasayfa   Blog    Kurumsal   Reklam   Arşiv   Arama   İstatistikler   Forum   Bağlantılar   Röportajlar

Gündem      Dünya   İnsan   Sağlık   Kültür Sanat   Çocuk   Eğitim   Çevre   Bilim   Astroloji   Duyurular    İndigo

 

2005-2008 © İndigo Dergisi

İndigo Dergisi, FSEK ve TCK uyarınca koruma altındadır.

Yazar adı ve yazı linkini kaynak göstermek suretiyle alıntı yapabilirsiniz.

Dergimiz en iyi 1280x800 pikselde görüntülenir.

İçerik Politikası | Kurumsal | Reklam

Son Güncelleme:  7 Ekim 2008 TSİ 19:20