Sayı 34|TEMMUZ 2008    Anasayfa | Blog | Kurumsal | Forum | Gündem | Röportajlar | Dünya | İnsan |  Sağlık | Kültür Sanat | Çocuk | Eğitim | Çevre | Bilim

 

Tamamen gönüllülük ilkesiyle yürütülen İndigo Dergisi’ne katkı sağlamak isterseniz reklamlarımıza tıklayabilirsiniz.

Okuyucularımıza teşekkür ederiz.

 

ANNOUNCEMENT!

International Edition of Indigo Magazine is looking for columnists and editors.

click for more information

 

Indigo Community

Facebook'ta faaliyet gosteren uluslararası bir indigo network grubudur.

Katılmak icin tıklayın

 

İndigo Dergisi’ni

Açılış sayfanız yapın

 

 


 

 

Yazar: Yasin Sarı

Bir Semazen

 

Yazar: Efe Elmas

Düşen Melek

 

Yazar: Fehmi Özçelik

Zıtlık

 

Yazar: Mehmet Yapıcı

Kayıp Rüyalar

 

 

 

 

 

Haber: Pınar Akpınar

Çevre Haberleri, İstanbul

Ve Ortadoğu’da Güneş Bir Kez Daha Battı... 

Dergimizin Ağustos sayısında çıkan “Akdeniz Ölüyor!” başlıklı yazımda; Lübnan’ın Ciya kentindeki enerji santralinin İsrail jetleri tarafından bombalanmasının ardından denize sızan 15,000 tondan fazla petrolün yol açtığı çevresel felaketten bahsetmiştim. Hiçbir meşru savunması olmayan bu çevre suçu, Dünya kamuoyunda yoğun tepki gördü ve aralarında Greenpeace, Lübnanlı Dalgıçlar Birliği, Uluslararası Denizcilik Organizasyonu, BM Çevre Programı(UNEP)’nın da bulunduğu birçok örgüt Lübnan’a yardım amaçlı gitti.

Bu örgütlerden Greenpeace; Lübnan ve İsrail’i kapsayan, “Savaşın Çevreye Etkileri” adlı geniş kapsamlı bir kampanya yürüttü. Bu korkunç savaş başladığından beri, derin üzüntü duyuyordum ve kendi adıma ‘acaba ne yapabilirim’ diye düşünüp duruyordum. Nihayet, Greenpeace’in bu kampanyasının İsrail ayağında gönüllü olarak görev aldım ve aktif olarak bir şeyler yapma şansım oldu. Kampanyanın amacı, savaşın çevresel etkilerini belgeleyip raporlamak, kamuoyunu savaşın çevresel zararları hakkında bilgilendirmek ve gündeme taşımaktı.  

Lübnan’da yürütülen çalışmalar genel olarak; sahili boydan boya kaplamış olan petrol sızıntısını haritalandırıp rapor hazırlamayı, karadaki etkileri (patlamış fabrikalar ve misket bombaları) tespit edip incelemeyi ve Akdeniz’e sızan petrolü temizleme çalışmalarına katılmayı içerdi. Deniz yüzeyinde yaklaşık 10 cm kalınlığı kaplamış olan petrol yanarak dibe çökmüştü ve aralarında nesli tükenmekte olan yeşil deniz kaplumbağasının da bulunduğu denizdeki hemen hemen bütün canların ölümüne sebep olmuştu. Yüzlerce gönüllünün de desteğiyle sahil olabildiğince temizlendi. Kampanya için Lübnan’a gitmiş olan, Greenpeace’in efsanevi gemisi Rainbow Warrior(Gökkuşağı Savaşçısı), daha sonra İsrail’in Haifa kentine geçti ve kampanyanın İsrail ayağı başlamış oldu. 

İsrail’de yapılan çalışmalar arasında; basını ve siyasileri Lübnan’ın içinde bulunduğu korkunç çevresel durum hakkında bilgilendirmek ve İsrail’de savaştan zarar görmüş olan bölgeleri gezerek, bu bölgeleri kayıt altına almak ve belgelemek vardı. Bunların arasında; savaş sırasındaki bombalamalar sonucu çıkan yangınlar sırasında yanan ormanlar da vardı. Bu ormanları gezerken yanmış ağaçları görmek korkunçtu. Tel Kadeş Milli Parkı’nı gezerken, bir çeşit kertenkeleyle karşılaştık. Ancak kertenkele, yanan ormanda muhtemelen günlerce yiyecek bir şey bulamadığı için çok zayıflamıştı.  

Gezdiğimiz yerlerden bir diğeri Hula Vadisi Doğal Koruma alanıydı. Bu vadi; bir zamanlar, Avrupa’dan Afrika’ya göçen göçmen kuşlar için dinlenme alanıymış. Bir çok kuş, nadir balık ve bitki türü, burada bulunan bataklık ve sularda yaşıyormuş. Ancak 1948 yılında İsrail’in kurulmasının ardından, o zamanki hükümet 6,000 hektardan geniş olan bu bölgeyi tarım alanına dönüştürmeye karar vermiş. O dönemde bir çok bilimadamı ve çevrecinin karşı girişimleri sonucunda, en azından 320 hektarlık alan kurtarılabilmiş ve 1964’de İsrail’in ilk resmi doğal koruma alanı olarak ilan edilmiş.  Son İsrail – Lübnan savaşına kadar 200’den fazla tür bu alanda yaşıyormuş. Ancak bombalamalar sonrasında, bir çok tür korkup kaçmış ve göç yönlerini değiştirmiş. Biz Hula Vadisi’ni gezerken maalesef tek bir kuş bile göremedik. Tek gördüğümüz bir kaç bufaloydu.  

Savaştan zarar görmüş bölgeleri gezerken en önemli duraklarımızdan biri de Kiryat Shmone’ydi. Kiryat Shmone, İsrail’de bombalamalar sırasında en çok zarar görmüş şehirdi. Savaş sırasında İsrail’in kuzey bölgesinde yaşayan halktan güneyde ailesi veya gidecek yeri olanlar bölgeyi terketmiş, ancak gidecek yeri olmayan veya inatla evlerini terk etmek istemeyen insanlar bölgede kalmışlar. Buna rağmen 100’den fazla kişi hayatını kaybetmiş. Yine de Lübnan’da ölen 1000’den fazla kişiyle karşılaştırıldığında bu rakam çok az kalıyor. Bölgeyi terk etmeyen ailelerden biriyle yaptığımız görüşmede ilginç bilgiler edindik. Ailenin hanımı bizi binanın altındaki sığınağa götürdü. Gerçek bir sığınağa inmek tüylerimi diken diken etti. Sığınak, yaklaşık 10 m²lik bir odaydı. Bayandan, savaş sırasında, günde ortalama 5-6 defa bu sığınağa inmek zorunda kaldıklarını öğrendik.

Sığınakta tuvalet veya havalandırma yoktu. O günlerde hava sıcaklığının 30-35 ˚C olduğunu düşünecek olursak, bu pek de iç açıcı sayılmaz. Geceleri, binada yaşayan 2-3 ailenin kadınları ve çocukları sığınağa inip, burada uyuyorlarmış. Erkekler ise, sığınakta yer kalmadığı için evlerde ölümle yüzyüze uyumak zorunda kalıyorlarmış. Sığınaktaki ranzalardan birinin üstündeki yemek tencereleri ve erzak dikkatimi çekti. Buradan ayrılırken,  ailenin küçük çocuklarının gözlerindeki savaşa aşikar, bir o kadar da çaresiz bakışlar yüreğime kazındı. Savaşın o soğuk ve taraf tanımaz ürpertisi bir kez daha iliklerime işledi. Hava karardı ve Orta Doğu’da güneş bir kez daha batarken ben içimde umut kırıntıları, gözlerimi kapattım ve barışı çağırdım; din, ırk, cinsiyet ayrımı olmayan yeni bir dünyaya! 


Hula Vadisi’yle ilgili bilgi için: Parks.org


YAZAR HAKKINDA BİLGİ

Pınar Akpınar, 1981 Ordu doğumlu. Yeditepe Üniversitesi Radyo Radyo, Televizyon ve Sinema Bölümü mezunu. 1 Senedir Greenpeace'te gönüllü olarak çalışıyor. Yoga, meditasyon, yeni çağ akımları ve çevreyle ilgili her konuyla ilgileniyor. Detaylı Bilgi


HABERLER

 

 

Marmara’nın Altı Çatırdıyor!


Olasılıklar Fiziği Kuantum


Zaman Omurgası


Şiddeti Önce Çocuklar Sonra Gençler Önleyecek


Denizler Sizi Çağırıyor!


Küresel Isınma Alaska'nın Göllerini Kurutuyor


Ve Ortadoğu’da Güneş Bir Kez Daha Battı...


Okullarda Satranç Dersi


Füzyon Deneyi Başarıldı


Manyetik Alanın Sağlığa Etkileri


Dünya'nın Salınımları, Yokoluşu Tetikliyor


Kanseri Yok Eden Virüs


Her Derde Deva İsveç İksiri


Rembrandt Desen Sergisi Pera Müzesi'nde


An'da Öz'e Dair Sohbetler: Şiva


Astroloji: Hazırlık


Nezle ve Grip İçin Doğal Reçete: Yoga

 

KÖŞE YAZARLARI

Özgür Teker

Bekliyorum Gelmiyorsun  


Uzay Gökerman

Anlayış


Mahmut Şaylıkay

Küreselleşme ve Yeni Dünya Düzeni


Melda Güngül

Tarihi Yeniden Yazma Dairesi


Uzay Gökerman

Kabul Edilebir “Risk”


Funda Umut Pakkal

Olanıksızlıklar Alanında Uzmanlaşmak


S.Kuzey Yıldız

Nemos Kek Renginde Acı Bir Deneyim


Fırat Erdoğan

Renklerin Gölgesinde 


Rüya Yüksel

Sınırlar, İçinde Sonsuz Özgürlüğü Barındırır


Didem Çivici

İlişkideki Ben


Özge Esirgen

Biraz daha Doğu(m)


Can Duman

Sonbahar Melankolisi, Öz Derdinle Düçar mısın?  


Didem Çivici

Sonbahar


Burçin İvren 

Holistik Evren Tasarımı


Burçin İvren 

Konuşurcasına


Burçin İvren 

Sosyal Zeka Mı, Ya Da Bir Oyun Mu?

f


Anasayfa   Blog    Kurumsal   Reklam   Arşiv   Arama   İstatistikler   Forum   Bağlantılar   Röportajlar

Gündem      Dünya   İnsan   Sağlık   Kültür Sanat   Çocuk   Eğitim   Çevre   Bilim   Astroloji   Duyurular    İndigo

 

2005-2008 © İndigo Dergisi

İndigo Dergisi, FSEK ve TCK uyarınca koruma altındadır.

Yazar adı ve yazı linkini kaynak göstermek suretiyle alıntı yapabilirsiniz.

Dergimiz en iyi 1280x800 pikselde görüntülenir.

İçerik Politikası | Kurumsal | Reklam

Son Güncelleme:  4 Temmuz 2008 TSİ 08:30