|
Yazar: Özge Gündem
Türkiye'de
Opera Kültürü
Türkiye’de opera binası sayısı neredeyse yok
denilecek kadar az. İstanbul, Ankara, İzmir, Antalya ve Mersin gibi büyük
şehirlerin dışında opera kültürüyle tanışmamış çok sayıda insan var. Sanat
alanında bugün var olan düşüncenin değişimi için kamu alanı, özel sektör,
yerel yönetimler, Kültür Bakanlığı ve operacıların zihnindeki önyargıyı yok
etmeli ve onları bilinçlendirmeliyiz.
İstatiksel
araştırmalara göre yurt dışında gösteri sanatları seyirci oranı o şehrin
nüfusunun %38’i iken, bu sayı Türkiye’de % 5 civarında. Ülkemizde
konservatuvarların güzel sanatlar bölümlerinde eğitim alan birçok öğrenci ve
bunun yanı sıra yurt dışındaki kültürel faaliyetleri aratmayacak bir
potansiyele sahip olan birçok sanatçı var.
Bizim ülkemizde yapılan etkinlikler belli
başlı bölgelerden uzağa gidemediği için Marmara Bölgesi, Ege Bölgesi ve
Akdeniz Bölgesi haricinde nüfusumuzun % 70’i opera ve diğer sahne
sanatlarıyla tanışma fırsatını bulamamaktadır. Dolayısıyla Türkiye’de opera
geride değil, seyirci operanın gerisindedir.
Çünkü büyük şehirlerde son derece donanımlı sahnelerde (özellikle İstanbul
Atatürk Kültür Merkezi) dünyaca ünlü oyunlar sergileniyor.
Seyirci ise geride; ya büyük şehirde
yaşamıyor ya da operaya gitme ihtiyacı hissetmiyor, opera hakkında bilgisi
yok. Opera bu yüzden sinema kadar cazip değil, çünkü toplum bu sanatı
tanımıyor. Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuarı’nda operacılarla
yapılan görüşmeler sonucunda onların da Türkiye’nin tüm illerine ulaşmak ve
o illerde gösteri yapmak istediklerini görüyoruz.
Fakat Türkiye’deki tüm illere bir opera
binası inşa etmek güç, özellikle bunların çok yüksek maliyetli yapılar
olduğu göz önünde bulundurulursa... Kültür Bakanlığı bu konuda yeni
yatırımlar yapmayı da düşünmüyor. Çünkü en son 1992 yılında Antalya Kültür
Merkezi’nin temelleri atılmış ve yapı 1996
yılında
tamamlanmış. Ülkemizde tam 15 seneden bu yana herhangi bir opera sahnesi
inşa edilmemiş. Bu duruma çözüm olarak; daha düşük maliyetli mimari bir
program çıkartabilirsek birçok ilde yeni yapılar inşa edebiliriz.
Metre kare düştükçe birim maliyeti de
düşeceği için daha küçük binalarla daha düşük maliyetli binalar yapılabilir.
Kamuoyunda opera binası olarak tanımlanan gösterişli dev sahneleri olan bir
yapı yerine, cep tiyatrosunda olduğu gibi daha küçük bir sahne alanı ve daha
küçük yan elemanları olan yapılar programlanabilir. Sanatçılar ve seyirciler
biraz fedakarlıkta bulunup o ihtişamlı büyük salonların lüks ve konforundan
vazgeçerlerse Türkiye’deki milyonlarca kişiyi opera sanatıyla tanıştırıp
ülkemizi sosyal ve kültürel açıdan daha donanımlı bir hale getirebiliriz.
Öncelikli hedefimiz; mimari programa göre opera sahnesi boyutlarını
olabilecek en fonksiyonel ve minimum boyutlara dönüştürmektir. Sahnenin,
sahne arkası boyutlarının ve salonun (bugüne kadar standart sayılan)
ölçülerinden sıyrılması, oyuncu kadrosunun, koronun ve orkestra üyelerinin
sayılarının en aza indirgenmesi ve bununla bağlantılı olarak dekorun,
sanatçı hazırlık odalarının, kulislerin, soyunma ve hazırlık odalarının da
küçültülmesiyle birlikte daha düşük bütçeli birçok opera binası inşa
edilebilir.
Bu
binaların boyutları bulunacakları şehirlerdeki nüfus sayısıyla doğru
orantılı olarak tasarlanmalıdır. Örneğin Konya’da nüfus 2 milyonu aşarken,
Tunceli’de yaklaşık 100.000’dir. Dolayısıyla Tunceli gibi az nüfuslu bir
şehirde olabilecek en küçük sahne kurulur ve sadece bu sahne üzerinde temsil
edilebilecek oyunlar sergilenir. Farklı şehirler için farklı boyutlarda
(standart ölçülerin altında olmakla beraber) opera binası prototipleri,
doğru yatırımcılara ulaşılarak gerekli finansman sağlanırsa, tasarlanıp
uygulanabilir. Sonuç olarak Kültür Bakanlığı ve sanatçılar bu yaklaşıma
destek olursa bu problem kolaylıkla çözülecektir ve kısa zamanda Türkiye
Cumhuriyeti’nin hem ekonomisine hem de kültürel altyapısına fayda
sağlayacaktır.
YAZAR
HAKKINDA BİLGİ
Özge Gündem,
1981 İstanbul doğumlu. Küçük yaşta bale, heykel, müzik ve
resim gibi birçok sanat dalıyla tanıştı, ve kendini müzikle
ifade edebildiğini keşfetti. İstanbul Devlet Senfoni
Orkestrası Çok Sesli Çocuk Korosu, TRT Gençlik Korosu'nda
yer aldı. Akademi İstanbul’da 4 sene şan eğitimi aldı.
Beykent Üniversitesi Mimarlık Fakültesi'nden mezun oldu.
Müzikten kopmadan dansa devam etti. Şu anda Beykent
Üniversitesi'nde Yüksek Mimarlık eğitimi alıyor.
Detaylı Bilgi
|