Yazar:
Prof.Dr. İbrahim Ortaş

Yeni
Öğretim Yılında Öğrencilerimize Sahip Çıkalım
Üniversitelerin artan
maddi ve manevi sorunları, artık istenilen düzeyde bilim yapma şansımızın
giderek azaldığını gösteriyor.
Üniversitelere olan talebin azalması
kontenjanlarının büyük oranda boş kalması düşündürücü bulunuyor. En
azından ben öyle görüyorum. Bununla beraber biz öğretim üyelerinin her
şeye rağmen üniversitelerimize ve öğrencilerimize sahip çıkabileceğimizi
ve yol alabileceğimizi de düşünüyorum. Öğrencilerimizi eleştirmek yerine
onları eleştirel ve yaratıcı düşünceye taşıyabiliriz.
İlk
defa üniversitede ders alacak öğrencinin kafasındaki üniversite imajı çok
önemli. İlk gün ve ilk ders akılda kalıcı olacaktır. Ve öğrenci hangi ruh
hali ile başlarsa öyle de okulunu bitirecektir. Onun için ilk gün
öğrencilere verilecek birkaç dakikalık mesaj, sembolik da olsa onları
isteklendiren bir konuşmanın yapılması anlamlı olacaktır. İlk gün
üniversite yöneticilerinin ve akademik organların temsilcilerinin
öğrencilere verecekleri mesajlar bu anlamda çok önemlidir. Genelde
gelişmiş üniversitelerde ilk gün; üniversitenin görüş, eleştiri ve
beklentilerini kamuoyu ile paylaştığı, onların da dikkatle izlediği gün
anlamına gelmektedir.
Öğrencilerimize
üniversitede verilen eğitim ile yetinmemelerini, kendi kendilerine
eğitmesi konusunda uyarmak yararlı olacaktır. Kendi kendilerine
güvenmeleri, hızla gelişen dünya koşullarına ayak uydurmak için bilim ve
teknolojiyi adım adım takip etmeleri, dil öğrenmeleri ve bilişim
teknolojisini kullanımı konusunda yönlendirici olabiliriz. Kitap okuma
sevgisinin ne olduğunu anlatabiliriz. Üretim ve paylaşımın değerinden söz
edebiliriz.
Bütün
arzuladığımız, kendi dinamikleriyle cıvıl cıvıl yeni öğrencilerin
öğreticiden çok öğrenici bir ortamda eğitim ve öğrenim görüyor
olmalarıdır. Bunun için ortamın çok zengin olması gerekir. Sinemalardan
söyleşilerden kütüphaneden öğrenci gösterilerine kadar bütün bu öğeler
üniversite ortamını zenginleştiricidir. Üniversitelik ortamı kişinin
kişiliğinin gelişmesinde çok büyük bir role sahiptir. Dinamikler, ancak
uygun ortamlarda öğrenciler kendilerini gerçekleştirdikleri zaman
oluşabiliyor. Bu ortamı yaratmak, yalnız yöneticilerin değil aynı zamanda
hepimizin de sorumluluğunda bulunuyor.
Öğretim
üyeleri olarak ilk derslerde öğrencilerimizle konuşmak; onları dinlemek,
görüşlerine saygı göstermek, karşı görüşlerimizi söylemek, onlarla eşit
saygınlıkta olduğumuzu hatırlatmak çok yerinde olacaktır. Öğrenci olarak
kendilerinden ne beklendiğini hatırlatabiliriz. Geleceğe dair
beklentilerinin ne olduğunu, bu beklentilerin gerçekleşme şansının ne
olduğunu sorabilir, yönlendirici deneyimlerimizi onlarla paylaşabiliriz.
Evet ve hayır kavramlarını önemini öğrenmelerini, kişilik sahibi
olmalarının yolarını sorgulatabiliriz. Öğrencileri düşündürmeye yöneltecek
sorular sorabiliriz. Öğrencilere geçen dönem neyi başardıklarını neyi
başaramadıklarını sorabiliriz. Başaramadıklarının nedenlerini ve sorunun
kaynağı olarak neyi gördüklerini tanımlamalarını sorabiliriz.
Bu
arada gençlerin öz güvenli olmaları için onlara nasıl yaklaştığımızı da,
kendi kendimizi de sorgulamamız gerekiyor. Şapkalarımızı çıkarıp
kalıplarımızdan kendimizi sıyırarak ulaşılabilir olduğumuzu
davranışlarımızla gösterebiliriz.
Bu ülke bu gençlerin ellerinde yarının
aydınlık geleceğini kuracaktır. Kendimize güvenelim, gençlerimize
güvenelim. Yeni öğretim yılında herkese hayırlı olsun, öğrencilerimize
sahip çıkmak, onların en iyi şekilde Eğitilmeleri için elimizde gelen
gayreti gösterelim.
Öğrencilere potansiyel suçlu değil,
geleceğin potansiyeli olarak yaklaşmamız gerekiyor. Biz öğrencilerimize ve
çalışanlarımıza saygı göstereceğiz, değer vereceğiz ki, toplum da onlara
saygı göstersin, değer versin. Kendi çocuk
larımıza
biz değer vermiyorsak, her halde başkalarının değer göstermesini
bekleyemeyiz.
Mustafa Kemal Atatürk'ün öğretmene,
gençliğe ve okuyana verdiği değeri, biz de öğrencilerimize gösterelim.
Yarınları kazanmak, öncelikle öğrencilerimizi kazanmaktan geçecektir.
Bu duygularla hepimizin
yeni eğitim-öğretim yılı kutlu olsun.