|
Yazar:
Nilgün Doğan
- Mayıs 2008
Düşlerimdeki
Yaşam - 10
Sevgili dostlar, sizler için
pek çok yeni konumuz var ki bunlar üzerinde mutlaka uzun uzun düşünmeli ve
hayatınıza adapte etmelisiniz, yani yapmanız gereken üzerinde düşünmek,
almanız gerekeni almak, özümsemek ve uygulamak.
Sizler
artık yeni dünyanın içinde yaşamaktasınız ve bu dünya sizi şaşırtmakta,
yormakta ve hızına yetişmekte güçlük çekmektesiniz. Çünkü hala eski dünyaya
göre düşünmekte, irdelemekte, analiz etmekte, yorumlamakta ve vakit
kaybetmektesiniz. Yapmanız gerekenin sadece yaşamak ve bir sonraki adıma
geçerken bir önceki yaşadığınızı hazmetmek olduğunu söylemiştik. Bunu
yapabilmeniz için de zaman kaybetmemelisiniz, analiz ve yorumlarla ve
başkalarının deneyimleri ile. Anlamanız gereken sadece ve sadece kendiniz
olmalı. Bırakın, başkaları kendilerini anlasın, onları anlamaya çalışmakla
vakit kaybetmeyin. Ama hayattan ve çevrenizden kopup inzivaya çekilmenizden
de bahsetmiyoruz. Hayatı yaşarken tam da içinde dolu dolu yaşarken hem de...
ve herkesle dolu dolu paylaşırken hayatı... deneyimlemeniz gereken sadece
kendinizsiniz ve kendi duygu – düşünceleriniz... başkalarının
duygu-düşünce ve tepkileri ile vakit kaybetmeyin. Birlikte yaşayın birlikte
paylaşın ama sadece kendi duygu-düşünce-deneyimlerinize odaklanın. Herkes
sadece kendi içine odaklansa zaten dünya da olması gereken huzura kavuşur.

Sevgili dostlar, bunlar
sizi şaşırtmasın ama şimdi paylaşacaklarımız sizler için çok basit ve
önemsemediğiniz kavramlar, biliyoruz... ama birşeyi daha biliyoruz ki bu
önemsemediğiniz ve uygulamadığınız kavramlar aslında hayatın özü ve
yaşamın püf noktaları... hep sevmekten bahsediyoruz, saygıdan ve
paylaşmaktan bahsediyoruz ve sizler bunu deniyorsunuz ama başlangıç noktanız
yanlış... dışardan başlıyorsunuz.. dışardan çevrenizden başlayarak gene
kendinizi unutuyorsunuz.. oysa yapmanız gerekenin kendinizden başlamanız...
önce kendinizi her halinizle, tüm kusurlarınızla sevmek ve kabul etmek
olduğunu biliyorsunuz ancak uygulamıyorsunuz..
Lütfen
artık kendinizi sevin ve sarın.. önce kendinizle paylaşın... sevginizle
coşun, huzurunuzla derinleşin ve mutluluğunuzla paylaşın...
kendi içinizi doldurmadan kimseye birşey veremezsiniz ve çevrenize yararlı
olamazsınız... lütfen kendi içinizdeki sizi keşfedin ve sevin onu,
kutsayın ve paylaşın korkusuzca... savunmasızca.. göreceksiniz ki kendi
içinizdeki gerçek siz sevginiz ile güçlenecek ve savunma kalelerinize gerek
kalmayacak çünkü çevrenize yansıtacağınız içinizden taşan gerçek sevgi
olacak, olması gerektiğini düşündüğünüz ama gerçek olmayan sevginiz değil...
yüreğinizin derinlerinden gelen; hiçbir koşula, şarta, güvensizliğe gerek
duymayan gerçek sevginiz olacak... gerçek sevginiz her koşulda hoşgörür
ve güvenir ve yanılmaz... gerçek sevginizin içinde denge vardır ve bu denge
doğal, olması gereken haldir, siz ayırt etmezsiniz dozunu, o zaten bilir
ölçüsünü... gerçek sevgide kalmalı gerçek sevginizle yansımalısınız
çevrenize, bunu yapabilmek için de önce kendinizi tüm kusurlarınız ile, tüm
defolarınız ile kabul etmeli ve sevmeli, sarmalısınız...
Gerçek
olmayan hemen kaybolur gider hiç iz bırakmaz ve savunmasızdır. Oysa gerçek
olan coşkuludur ve ölümsüzdür. Tüm duygu ve düşüncelerinizde gerçek
olmalısınız. Üzüntünüz de mutluğunuz da gerçek olmalı, tevazunuz da...
üzünütünüzü, mutluluğunuzu saklamanız değildir tevazuu... paylaşmak ama
paylaşırken de dengede kalabilmektir tevazuu...
hep diyoruz ya hoşgörülü,
alçakgönüllü olun ve başkalarını onurlandırmayı da ihmal etmeyin diye...
bunu başarabilmek için önce kendi içinizde kendinize hoşgörülü
olmalısınız ve alçakgönüllülükle dengede kalarak paylaşmalısınız ve
başkalarını takdir etmeyi unutmamalı, kendinizi takdir etmeyi de ihmal
etmemelisiniz.
http://nilambara.blogspot.com/ |