|
Çocuk
Terbiyesi
Çocuklarınıza fiziksel şiddet uygulamadan, iletişimle disipline
sokabilirsiniz.
Saygı kelimesini
hayata geçirmenin vakti!
Yaklaşık 5 senedir Amerika’da
yaşıyorum ve bana Amerika’daki yaşamla ilgili gelen sorulara karşı
ilk verdiğim cevap hep şudur; Türkiye’de sevgi Amerika’da ise saygı
her şeyin temeli. Biz toplum olarak sevgiyi ve içtenliği hep ön
planda tutuyoruz ama saygıyı unuttuğumuz için sevgi bazen anlamını
yitiriyor. Saygı göstermeden saygı beklenilen bir toplum
yaratıyoruz. Sevgi kelimesinin arkasına saklanarak kıskançlıklar,
sınırlamalar, korumak, kollamak ve öğretmek adına şiddet
uygulanıyor. Elbette ki Amerika’da sevgi dolu insanlar ve Türkiye’de
de saygılı insanlar var ama genel açıdan birçok konu ele alındığında
toplumumuzda en büyük eksikliğin saygı olduğu göz ardı edinilmez bir
durum.
Saygı göstermeyi öğrendiğimiz
takdirde şiddet kelimesini hayatımızdan yok edebiliriz. Bazı
örnekleri ele alalım; trafikte saygılı olursak kazalar ve stres
azalır, komşularımıza saygı gösterirsek dedikodular ve kırgınlıklar
azalır, aile fertlerine saygı gösterirsek şiddet azalır ve huzurlu
bir yaşama adım atabiliriz. En önemlisi ise çocuklara da birer birey
olarak bakıp saygı gösterirsek onları eğitmemiz için şiddetin
gerekli olmadığını anlayabiliriz.
Kaba kuvvet ile nereye
kadar?
Son zamanlarda medyaya yansıyan
çocuklara uygulanan şiddet, kaba kuvvet ve dayak hepimizi üzdü. Ama
bu görüntüler sadece çocuk bakım evlerinde ya da kimsesizler
yurdunda olmuyor. Ne yazık ki hala çocuklarını döverek terbiye etmek
isteyen aileler var. İster evirip çevirip dövmek olsun, ister küçük
bir şamar ya da popoya vurulan bir şaplak; çocuklarımızın
psikolojisi ve karakterleri bu gibi davranışlardan sonra büyük
değişimler geçiriyor.
Sıfırdan Üçe (Zero to Three) adlı
çocuk gelişimi grubu bu konu üzerinde yaptığı araştırmalarda % 61
oranında yetişkinin çocuklara ceza olarak vurmanın normal olduğuna
inandığını gösterdi. Ve çocuklarına vuran ebeveynlerin yüzdesinin
ise bundan daha yüksek olduğuna inanıyorlar.
Eğitim aile içinde başlıyor.
Çocuklarınıza vurmayı aklınızdan geçirdiğiniz anlarda biraz düşünün.
Haberlerde duyduğunuz ve çevrenizde gördüğünüz şiddetin sorumlusu
olmak
nasıl
bir duygu? Kaba kuvvet ile öğrettiğiniz tek şey, kaba kuvveti
öğretmektir.
Mark Brandenburg (MA, CPCC),
erkekleri daha iyi birer koca ve baba olabilmeleri için eğitiyor.
Kendisi “ Duygusal Yönden Maharetli Babanın 25 Sırrı” adlı kitabın
yazarı. Etkili bir baba olmak üzerine daha fazla bilgi edinmek
istiyorsanız sitesindeki ücretsiz haftalık haberlerine üye
olabilirsiniz. “Babalar, Çocuklarınızı Onarmayın” (Dads, Don’t Fix
Your Kids)
http://www.markbrandenburg.com.
Düşünmeniz için 5 gerekçe!
Mark
Brandenburg’un terbiye adına dayağa karşı
görüşleri:
1)
Çocuklarınızın gerçekten sizden korkmasını mı istiyorsunuz?
Çocuklar genelde korktukları
zaman her kurala uymaya hazırdır. Gerçekten istediğiniz bu mudur?
Siz çevresinde olmadığınız zaman ne olacak? Peki onlar 1.80 boyunda
ve 90 kilo olduklarında? Etkili ebeveynliğin temellerinde sevgi ve
saygı vardır, korku değil!
2)
Çocuklarınıza vurmanız, onlara sizin kişisel kontrolünüzün
olmadığını gösteriyor.
Şaplak atmaların çoğu ebeveynin
kızgın olduğu zamanlarda gerçekleşiyor. Çocuğunuza verdiğiniz mesaj,
“Annem ile babam kızgın olduklarında bana vururlar.” Ve bu çocuk
kızdığı zaman kardeşine vurduğunda, siz ona kendini kontrol etmesi
gerektiğini söylemiyor musunuz? Bu tabloda bir sorun var.
Çocuklarınıza en iyi öğrettikleriniz kendi davranışlarınızdır.
3)
Çocuklarınızın içinde dargınlık ve kızgınlık doğmasına neden oluyor
olabilirsiniz.
Kendilerine vurulan çocuklar
genel olarak yanlış davranışlarını düzeltmeyi öğrenmezler. Odasına
gidip oturan çocuk dayak yedikten sonra “Evet, yaptığım şeyin ne
kadar yanlış olduğunu şaplağı yedikten sonra öğrendim, bundan sonra
daha iyi biri olacağım” diye düşünmez. Anne ve babalarının ne kadar
kızgın olduğunu düşünürler ve onlara karşı büyük bir dargınlık
yaşarlar.
4)
Çocuklara vurmanız, onlara kaba kuvvet ile her şeyin
düzeltilebileceğini gösterir.
Sadece çocuklar hata yapmazlar.
Biz de hergün hata yaparız, öyle değil mi? Biraz hayal gücümüzü
kullanalım ve gözlerimizin önüne bizden dört kat büyüklükte birinin
popomuza bir tane şaplağı indirdiğini düşünelim. Bundan ne
öğrenebiliriz? Adaletsiz bir davranış olduğunu düşünmez miyiz?
Çocuklarınızın da aynı şekilde hissettiklerine emin olabilirsiniz.
5)
Dayak uzun süreli etki sağlamıyor.
Ailelere neden çocuklarına
vurdukları sorulduğu zaman verdikleri cevaplar arasında “Onlara bir
ders öğretmek” ve “Böylelikle bir daha aynı hareketi yapmayacaklar”
oluyor. Fiziksel kaba kuvvet görmüş çocuklar yaptıklarıyla birlikte
saklanmaya başlarlar ve yakalanmamaya çalışarak yaptıklarına devam
ederler. Eğer çocuklarınıza sıklıkla vuruyorsanız, bu zaten yöntemin
işe yaramadığını göstermez mi?
Çocuk Psikolojisi ve Terbiye
Yöntemleri
Birkaç kere şaplak yemiş
çocuklar genel olarak hayatları boyunca psikolojik bozukluk
yaşamazlar. Fakat bu şaplaklar çocuklarınızı disipline sokmak için
gerekli değildir. Kendinizi kontrol etmeyi ve yaratıcılığı
öğrenmelisiniz.
Çocuklarına vurmayan aileler,
çocuklarını disipline etmek için şu gibi yöntemler kullanıyorlar:
Mola vermek (bir köşeye çocuğu oturtarak onu 5-10 dakikalığına
oyundan mahrum etmek, konuşmasını ve özür dilemesini sağlamak),
farklı açılardan onlarla konuşmayı denemek. Çocuklarını kucaklarına
alarak sakinleşmelerini sağlamak ya da çocukları yanlış yaptıkları
şeyin olduğu yerde bir süreliğine bırakmak ve böylece daha sonra
pişman olunacak bir şeyi yapmamak...
Bu metotlar her zaman mükemmel
değiller, fakat aile içi esaslarının oluşumunda yardımcı oluyorlar. Bu
esaslardan en önemlisi doğru bir davranış öğretmeye çalışırken
şiddetin kullanılmamasıdır.
Şiddetle
dolu bir dünyada yaşıyoruz, hiç olmazsa çocuklarımıza şiddetin
olmadığı bir yer sağlayamaz mıyız?
"Baban gelince ona hesap verirsin!"
Neslihan: Sizce çocukların
disiplini için anne ve babanın rolleri nelerdir? Bildiğiniz gibi
genel olarak baba rolü daha bir katı şekilde öne sürülür ve “Baban
gelince ona hesap verirsin” gibi tehditler yaygın bir şekilde
kullanılır. Sizce baba disiplin veren ve anne de sıcakkanlı kişi
rolünü üstlenmeye devam etmeli mi?
Mark:
Anne ve baba disiplini eşit bir şekilde üstlenmeliler. Disiplinin ne
anlama geldiğini ilk olarak öğrenmemiz gerekir. Latinceden gelen bu
kelimenin asıl anlamı öğretmek veya saygı gösterilen lider olarak
bilinir. Babalar asla çocuklardan korkulan kişi pozisyonunda
olmamalıdır. Bu olaylar çocukların babaları ile aralarındaki
yakınlığı yok eder. Disiplinin anlamı, anne ve babanın çocuklarına
pozitif yönde değer ve saygı eşliğinde öğretmenlik yapmasıdır. Aynı
zamanda da aile içindeki rolleri göz önünde bulundurarak onlara
sizin hala kararları verdiğinizi belirtmektir.
Neslihan:
Kaç tane çocuğunuz var? Sizce çocukları disipline sokmanın en
verimli yolu nedir? Cezalandırmaya inanıyor musunuz yoksa sadece
daha iyi bir iletişim becerisi mi gerekli?
Mark:
7 ve 9 yaşlarında iki çocuğum var. Çocukları en iyi disipline
etmenin yolu onlara sevgi ve sıcaklık göstermekten gelir. Çocukların
en iyi davranışları sergiledikleri aile düzeni, ebeveynle yakınlığın
olduğu ve bazı kuralların belirlenmiş olduğu ortamlardır.
Cezalandırmak işe yarayan bir taktik değildir. Kısa süreli sonuçlar
verebilir fakat uzun süreli ele alınıldığı zaman yarardan çok zararı
vardır. Cezalandırmak çocukların ailelerine karsı asi ve isyankâr
olmalarını sağlarlar. Yararlı bir iletişim yöntemiyle çocuklarınızı
cezalara başvurmadan terbiye edebilirsiniz.
Neslihan:
Aile içi şiddet hakkında neler düşünüyorsunuz, sadece çocuğa karşı
yapılan değil ama ebeveynlerin arasında olanlara da bakış açınız
nedir? Sizce çocuklar bu gibi şiddet gösterilerine maruz
kaldıklarında kendilerine yapılmış kadar etkileniyorlar mı?
Mark:
Ailede şiddetin yer alması ailedeki her birey için olumsuzluk
yaratır. Şiddeti ilk olarak öğrendiğimiz yer ailedir ve şiddet
yayılımının ana kaynağı da burasıdır. Kimin şiddet gördüğü önemli
değil, aile içinde olan her şey her bireyi etkiler. Eğer çok
sıklıkla yaşanıyorsa alışkanlıktan dolayı normal bir davranışmış
gibi görünen şiddet, sağlıksız bir ortam yaratır. Beni en çok
şaşırtan olay şu ki, biz çocuklara vurmayın diye sürekli söylerken
onlara vurabiliyoruz. Onlara bu şekilde öğretilen şey, zoraki
olurluluktur ve ben çocuklarımın bunu öğrenmesini istemiyorum.
Aile içinde
huzur yoksa boşanmak en iyi çözüm müdür?
Mark:
Eğer aile içinde belli bir nokta geçilmişse ve özellikle şiddet
varsa boşanma en iyi çözümdür denilebilir. Fakat benim inancıma göre
eğer aile fertleri dinlemeye ve öğrenmeye gönüllülerse evlilikler
sonlanmak zorunda değildir. Genellikle insanlar kendilerini iyi
evlilik için eğitmek ve paylarına düşenleri öğrenmek yerine
evliliklerinin parçalanmasına izin verirler. Herkes evliliklerini
iyi bir şekilde sürdürebilir,
tek öğrenmeleri gereken şey kendi üzerlerine düşen
sorumlulukları üstlenmektir. Üzerinde durulması gereken en önemli
şey şudur, kendi sorunlarımıza yönelmeyi, onları üstlenmeyi,
başkalarını ve özellikle de eşlerimizi kendi sorunlarımız ve
sorumluluklarımız için suçlamamayı öğrenmeliyiz.
Neslihan:
Ebeveynlere bir cümleyle söyleyebileceğiniz bir nasihat var mı?
Mark:
Çocuklarınız size verilen en büyük
armağandır, onları sevin, onlara sınırları öğretin ve onlardan
öğrenin.

Bazı İstatistikler
1)UNICEF
verilerine göre; dünyada her yıl yaklaşık 1 milyon 800 bin çocuk
seks endüstrisine dahil ediliyor, 5 milyon 700 bin çocuk köle olarak
satılıyor, 1 milyon 200 bin çocuk da çeşitli nedenlerle kaçırılıyor.
UNICEF'in raporundaki diğer çarpıcı rakamlarsa, gelişmekte olan
ülkelerde 143 milyon çocuğun anne ya da babasız büyümesi, dünya
çapında on milyonlarca çocuğun yaşamlarını sokakta sürdürmesi ve bir
milyondan fazla çocuğun gözetim merkezlerinde tutulması. Raporda,
tüm çocukların doğum sonrası kayıt altına alınması ve genç kızların
erken yaşta evlendirilmelerini önleyecek yeni yasalar çıkartılması
isteniyor.
2) Türkiye İnsan Hakları
İhlalleri 2004 Raporu'na göre: Türkiye'de yıl içinde şiddet yüzünden
42 çocuk öldü, 52 çocuk yaralandı. 107 çocuğa ise taciz ve tecavüz
edildi.
3) Dicle Üniversitesi’nde yapılan
bir araştırmaya göre, Diyarbakır’daki cezaevlerinde bulunan 14-18
yaş arası 45 çocuğun yüzde 78’i madde bağımlısı. Çocukları suça iten
etkenlerin başında aile içi ilişkiler geliyor.
YAZAR HAKKINDA BİLGİ
Neslihan Ayakta 1982, İstanbul doğumlu. 2001 yılından beri
Amerika'da yaşamına devam ediyor. 2004 yılında Gazetecilik ve
Fotoğrafçılık bölümünden mezun oldu ve şu anda California'da
fotoğrafçılık üzerine ögrenimine devam ediyor.
nayakta@yahoo.com
|