Sayı 36|EYLÜL 2008    Anasayfa | Blog | Kurumsal | Forum | Gündem | Röportajlar | Dünya | İnsan |  Sağlık | Kültür Sanat | Çocuk | Eğitim | Çevre | Bilim

Share Facebook


Tamamen gönüllülük ilkesiyle yürütülen İndigo Dergisi’ne katkı sağlamak isterseniz reklamlarımıza tıklayabilirsiniz.

Okuyucularımıza teşekkür ederiz.

 

DUYURU!

Gazeteciliğe

hevesli misiniz?

İndigo Dergisi, muhabir ve editörler aramaktadır. Detaylı Bilgi

 

ANNOUNCEMENT!

International Edition of Indigo Magazine is looking for columnists and editors.

click for more information

 

Indigo Community

Facebook'ta faaliyet gosteren uluslararası bir indigo network grubudur.

Katılmak icin tıklayın

 

İndigo Dergisi’ni

Açılış sayfanız yapın

 

 


 

 

Sonbahar

Yazar: Yasin Sarı


Zamanla Dans

Yazar: Fehmi Özçelik


Ahh Sevgili Aşkın Çok Güzel

Yazar: Hale Karaarslan

 

 

 

 

 

DIŞ HABERLER - CALIFORNIA, ABD                                            Editör: Neslihan Ayakta

 

Çocuklarımızdan Beklentilerimiz

Onları Zorluyor

 

Neslihan Ayakta, Dış Haberler Editörü

eçtiğimiz 20 sene içerisinde çocukluk kavramında ve eğitimde büyük değişikler yaşandı. Her geçen gün çocukluk daha çok kayboluyor ve herkesin beklentileri daha da büyüyor.

Çocuklarımız doğuyor ve onları meşgul edecek, düşünce tarzlarını geliştirecek oyuncaklara boğuyoruz. Onlar oynarken eskisi gibi hayal güçlerini kullanarak ellerindeki tahta sopalarıyla vakit geçirmiyorlar artık. Bunun yerine bir yetişkinin yaşadığı, günlük yaptığı aklınıza gelebilecek her şey oyuncağa dönüştürülmüş durumda.

Sonra anaokulu eğitimi başlıyor ve ardından ilkokul. Henüz ilkokul sıralarında okumayı yazmayı yeni öğrenmiş çocuklarımızı bu sefer de Anadolu Liselerine hazırlamaya başlıyoruz. Sadece okul yetmiyormuş gibi minicik çocuklar hafta sonları dershanelere gidiyorlar, üstüne o da yetmezmiş gibi evlere öğretmen geliyor. Ortaokul ve lise yıllarında sıkı bir planla üniversiteye hazırlık başlıyor.

Bir yandan çocukluğunun tadına varamamışlık ve gençliğe adım, diğer bir yandan da okul koşturmacası. Lise çağındaki ve hatta üniversiteye başlamış çocuklarımız kafalarında birçok bilgi taşıyorlar fakat yetişkinlik yaşına gelmelerine rağmen hepsi hayata yönelik şaşkın bakışlar içerisinde kayboluyor ve bin bir çeşit bunalımlar yaşıyorlar.

 

Beni Kategorize Etme!

Son zamanlarda ise terimler arasında o kadar çok kaybolduk ki çocuklarımıza çocuk olma fırsatını hiç tanımamaya başladık. Çocuklarımızı doğru şekilde eğitmek uğruna kitaplar okuyor ve onları kategorilere ayırıyoruz. Onları dinleyip izleyerek tanımak ve özgürlüklerini vermek yerine olmaları gerektiğini düşündüğümüz kalıplara sokmaya çalışıyor ve onları zorluyoruz.

 

Dona Reynolds ve 6 yaşındaki torunu Zoe Willow

Dona Reynolds, Yeni Dünyanın Çocukları adlı online dergide kıdemli editör ve makale yazarıdır. Son zamanlarda çocuklarına ve torunlarına vakit ayırmayı ve onlara hayatlarında bir rehber olarak yardımcı olmayı seçiyor. Ona ulaşmak isteyenlerin onesong@crankymonsters.com adresini kullanabileceğini söyleyen Dona ile tecrübelerine dayanarak bir söyleşi yaptım. 

Kendisi en son birçok dergide yayınlandığı yazısında Amerikan Toplumunda bulunan etiket ve sınıflandırmadan bahsediyor. Hippi kuşağı, Yuppi kuşağı ve şimdi de İndigo kuşağı diyerek karşılaştırdığı ve üzerinde düşünmemizi öneren yazısında farklılıkları ve benzerlikleri göz önüne seriyor. İnsanların birbirini tanımlayabilmek için ve hatta tartışma yaratmak için adeta etiketlemeye ihtiyacı var diyen Dona, profesyonel alanda çocuk gelişimi ilgili insanların bu gibi terimleri vurgulamasına üzülüyor.  

 

Neslihan: Sizce bu terimler, insanlara günlük yaşamda yardımcı oluyor mu, yoksa bunlar Yeni Çağ Çocukları’nın spritüel yönlerini göz ardı edici bir rol mü sağlıyorlar?  

Dona: Etiketler çocuklara hiçbir şekilde yardım sağlamıyor. Aslına bakarsanız çocuklarımızı kategorilere ayırmamalıyız çünkü bu genellikle bir çocuğun diğerinden daha iyi olduğunu göstermek gibi olur. Bu terim sadece yeni dönemin modası. Bu terimlerin ve etiketlerin ortaya çıkışı da yetişkinlerin çocuklarını daha iyi anlaması üzerine ve yahut Amerikan Kültürü’ndeki klasik para kazanma amacıyla ortaya atılmıştır. Toplum, önüne gelen her şeye ve herkese bir etiket buluyor, bu yetişkin ya da çocuk fark etmiyor.

Neslihan: Sizin de dört tane torununuz olduğunu söylemiştiniz, siz kendi çocuklarınız ve torunlarınız arasında özel yetenekler ve belirli farklar görüyor musunuz?

Dona: Geçtiğimiz birkaç aydan beri çocukları İndigo ya da Kristal olarak ayırt etmekten vazgeçip onlara başlı başına bireyler olarak bakmaya başladım. Kendi çocuklarımda ve torunlarımda farklı yetenekler görüyorum. Olgun olsun, yetişkin olsun, 20’li yaşlardaki çocuğum olsun ya da torunlarım olsun, çevremde birçok farklı yaşta insan var ve her birinin de kendine ait farklı seviyelerde özellikleri ve yetenekleri var. Torunlarımda biraz daha fazla yetenek gözlemliyorum ama her çocuk tek, özel ve farklı. Bizim yetişkinler olarak aklımızdan çıkarmamamız gereken şey, çocukları gruplaştırmadan birey olarak gözlemlemek.

Neslihan: Çocuklara yaklaşıp “Sen bir İndigosun” diyen insanları uyarmalı mıyız yoksa bizde onlara mı katılmalıyız? Çocuklarımızı bu terimlerle etiketlemek onları sizce bir isim altında birleştiriyor mu yoksa toplumdan izole mi ediyor?

Dona: Çocukları etiketlemekten vazgeçin! Onları İndigo ya da Kristal gibi gruplar altına yerleştirdiğiniz zaman onların belki de olabileceklerinden daha fazla bir şeyler olmaları için baskı altına koyuyorsunuz. Sadece çocuk olmalarına izin verin. Onları dinleyin. Ne olmaları gerekiyorsa bırakın o olsunlar. Ne öğrenmek istiyorlarsa bırakın onları öğrensinler, onları sizin istediklerinizi öğrenmedikleri için zorlayarak bunaltmayın. Yeteneklerini, kabiliyetlerini keşfedin ve ne öğrenmek istiyorlarsa bunu öğretmek için çaba gösterin. Onları bıktırmayın!

 

Kimyasal Maddelere Dikkat!

Neslihan: Sizce İndigo olarak tanımlanan çocuklar sadece ADHD hastalığı taşıyan çocuklar mı yoksa İndigo yeni nesil mi?

Dona: ADHD üzerinde uzman değilim fakat benim de bu konu hakkında görüşlerim var. Bence çocuklarımız evrim sürecinde. Benim düşüncem şu ki çocuklarımızdan çok fazla şeyler beklemeye başladık, onların üzerine çok fazla baskı uyguluyor ve görev yüklüyoruz; belki de bu baskıdan dolayı ADHD ortaya çıkıyor. Ayrıca çocuklarımız bizim dikkatimizi çekmeye ve bize bir şeyler iletmeye çalışıyorlar. Onların üzerine bu kadar yüklenmeyi bırakın. Bırakın çocukluklarını yaşasınlar, zaten çok çabuk büyüyüp birer yetişkin olacaklar.

Sadece “İndigo” çocuklar ADHD ile karşılaşmıyor. Bence bütün çocuklar dünyamızdaki bu kadar kaosun içinde hayatta kalabilmek için birçok farklı şekilde meydan okuyorlar. Göz önünde bulundurulması gereken önemli unsurlardan bir tanesi de yedikleri, içtikleri, soludukları, kullandıkları her şeyin içindeki kimyasal maddelerin oranıdır. Yetişkinlerin bu konu üzerinde kendilerini geliştirmeleri ve kimyasal maddelerden mümkün olduğunca uzak durmaları gerekir.

 

Eğitim ve Disiplin

Neslihan: Yeni nesil için özel bir eğitim ihtiyacına inanıyor musunuz?

Dona: Bütün çocuklar için özel eğitime inanıyorum. Görevimiz çocukların neleri ve nasıl öğrenmeleri gerektiğine yardımcı olmaktır, yetişkinlerin öğretmek istediklerini zorla öğretmeye çalışmaları yanlış bir öğretim şeklidir. Her çocuk farklıdır, her birinin farklı öğrenme yöntemleri ve ilgi alanları vardır. Bizim yaptığımız ise onları bir kutuya koymak ve “hoşlansan da hoşlanmasan da öğrenmen gereken şey budur ve öğreneceksin” demektir. Yetişkinlerin hiçbiri bu tarz bir davranışın kendilerine yapılmasını istemez fakat çocuklardan bunu yapmalarını bekleriz. Ben kendi çocuklarımı evde verilen öğrenim toplumda sır olarak saklanılan bir dönemde “home-school” ile yetiştirdim. Her biri kendi yeteneklerini geliştirdiler ve özgürce çocukluklarını yaşadılar. 

Bu sene 6 yasındaki torunum Zoe devlet okulunda birince sınıfa başladı ve hafta sonuna gelene dek ağlayacak kadar zorlanıyor. Her zaman yorgun ve fazla işlenmiş görüyorum onu. Öğle yemeği zamanında o kadar yorgun oluyor ki yemeğini bitirmeden zaman uçup gitmiş oluyor. Okuldan çıktıktan sonra torunum benim yanıma geliyor ve gördüğüm şey şu ki küçücük bir çocuğu herkes kendi istediği şekilde davranması ve yaşaması için baskı altında tutarak yoruyor. Benim yanıma gelince okul çantasını yere fırlatıp kucağımda yorgunluktan uzanıp kalıyor. 6 yaşındaki bir çocuktan yetişkinler gibi davranmasını bekliyoruz ve bu onlara çok fazla geliyor. 

Neslihan: Kendi torunlarınızı nasıl disipline edip eğitimlerini nasıl sağlıyorsunuz? 

Dona: Torunlarımın disipline edilmesi gerektiğini düşünmüyorum çünkü onlarla her zaman açık bir şekilde iletişimimiz var. Onlar konuşunca ben dinliyorum ve bir şeyleri yapmaları gerektiğinde ben farklı yöntemleri önerilerle ve sonuçlarıyla onlara anlatıyorum. Mesela ebeveynleri onları almaya geldikleri zaman “çabuk, çabuk” diye söylendiklerinde ve onları dinlemediklerinde ne olabileceğini anlatıyorum. Onlara aileleri gelmeden önce hazır olurlarsa bağırılmak ve cezalandırılmak yerine hazır olmanın avantajını anlatıyorum ve bu açıklama sonucunda onlar mantıklı seçimi yapıyorlar. 

Torunlarımı onlara örnekler vererek ve oyun oynayarak eğitiyorum. Bilgisayar oyunlarını onlarla birlikte oynuyorum. Bazen kelime oyunları, bazen matematiksel oyunlar oynuyoruz ve bundan çok zevk alıyorlar. Hangi çocuğun hangi oyuna daha çok ilgi gösterdiğini izliyor ve onlara bu şekilde yaklaşıyorum.

 

Amerikan Toplumundaki Farklılıklar ve Uyanış 

Neslihan: Dünyanın her yerinde birçok insanın yeni nesil farklılığının uyanışında olduğunu biliyoruz. Fakat gerçek hayatta, günlük yaşamınızda, süpermarkette ya da çocuk parkında ebeveynlerin çocukları 20 sene öncesinden farklı bir şekilde davrandığını görüyor musunuz? Sizce Amerikan Toplumu içinde ebeveynlerin çocukların her alanda farklılıklarını göz önünde bulundurduklarını düşünüyor musunuz? 

Dona: Amerika’da gördüğüm yorgun ve bitkin yeni nesil yetişkinler, çok çalışıp az para kazanan ve sürekli sıkıntı içerisinde olan ebeveynler ve bunun kahrını çeken çocuklar. Sanıyorum bazı ebeveynler çocuklarını İndigo ya da Kristal olarak nitelendiriyor. Amerikan Toplumu şimdiye kadar nesil farklılıklarına gösterdikleri ilgiden farklı bir ilgi göstermiyor. Ben toplumda özel bir ilgi ve değişim görmüyorum. Her yeni nesil bir öncekinden daha gelişmiş ve bizim onları yetiştirmek üzerine değişimler için istekli olmamız gerekiyor. 20 sene önceki çocuk yetiştirme yöntemleri elbette ki değişti. Nerede yasadığımızın önemi yok her geçen gün insanlık daha çok bilinç kazanıyor. Aileler ve öğretmenler çocukları dinlemeli ve bize söylemeye çalıştıklarını dikkate almalılar. Bizimde çocuklarımızla birlikte büyümemiz, yenilikleri öğrenmemiz ve sevgiyi her şeyden önde tutmamız gerekiyor.


YAZAR HAKKINDA BİLGİ

Neslihan Ayakta 1982, İstanbul doğumlu. 2001 yılından beri Amerika'da yaşamına devam ediyor. 2004 yılında Gazetecilik ve Fotoğrafçılık bölümünden mezun oldu ve şu anda California'da fotoğrafçılık üzerine  ögrenimine devam ediyor. nayakta@yahoo.com


 Okul Öncesi Dönemin Önemi (0-6 Yaş)

 Kalpleri Yuvalarından Sökülen Küçük Çocuklar, Kalplerinin Büyük Tamircilerini Bekliyor

 Baharları Sevmek, Ama Hasta Olmadan

 Otistik Çocuklar İçin Bir Yaşam Köyü

 Sessizliğim Bomboş

 Anne Olmayı Öğreniyorum

 Şimdi Okullu Olduk

 Yeni Çocukların Bilimi

 Dünyada Yeni Neslin Çocukları Bilinci Genişliyor

 Okuma Yazma Sistemi Değişti

HABERLER

 

 

Ne Yapmalı?

Eşcinsellik Dosyası

Anjelika Akbar İle Bir Söyleşi

Müzik Terapi ve Türk Müziğiyle Tedavi

Gen Haritası Tamamlandı

Dubai'nin Kuleleri

Çocuklarımızdan beklentilerimiz onları zorluyor

Yeni Çocukların Bilimi: İkinci Bölüm

Kristallerle Gelen Şifa

Kuşbakışı: Ruh ve Cinsellik

Yoga Sınıfı'nda Bu Ay

Alternatif Eğitim Sempozyumu

Editörün Seçtikleri

Aralık ayı Astroloji Yorumları

Babam ve Oğlum: Ağlatan Film

Dönüşümün 7 Simyası

Aşka Göçebedir Sonbahar!

 

KÖŞE YAZARLARI

Uzay Gökerman

Beklenti Fenomeni


Rüya Yüksel

Hayat Eğlenceli Bir Oyundur Aslında


Meltem Bingöl

Aşk Ölmez Biz Ölürüz


Haluk Tunç İlker

Kabul


Funda Umut Pakkal

Gün boyunca kaç gölgeniz var?


Gürhan Faik Yeğit

Hedeflerimize Ulaşmamız için İşleyen Çabasız Güç


Doruk Oğuz

Farkındalık Notları


Tuğba Kavas

Yargısız İnfaz


Deniz Onur 

O Bir Şey İçmez


Meriç Tuncer

Bizi Fütüristler Mi Kurtaracak? 


Burak Kaan Kızılkan   

Sağırlar, Kaçanlar ve Gerçek Rehber

Google
 
Web indigodergisi.com

f


Anasayfa   Blog    Kurumsal   Reklam   Arşiv   Arama   İstatistikler   Forum   Bağlantılar   Röportajlar

Gündem      Dünya   İnsan   Sağlık   Kültür Sanat   Çocuk   Eğitim   Çevre   Bilim   Astroloji   Duyurular    İndigo

 

2005-2008 © İndigo Dergisi

İndigo Dergisi, FSEK ve TCK uyarınca koruma altındadır.

Yazar adı ve yazı linkini kaynak göstermek suretiyle alıntı yapabilirsiniz.

Dergimiz en iyi 1280x800 pikselde görüntülenir.

İçerik Politikası | Kurumsal | Reklam

Son Güncelleme:  8 Eylül 2008 TSİ 01:00