|
DIŞ HABERLER - CALIFORNIA, ABD Editör: Neslihan Ayakta

|
Çocuklarımızdan Beklentilerimiz
Onları Zorluyor
|
Neslihan Ayakta, Dış
Haberler Editörü
eçtiğimiz 20
sene içerisinde çocukluk kavramında ve eğitimde büyük değişikler
yaşandı. Her geçen gün çocukluk daha çok kayboluyor ve herkesin
beklentileri daha da büyüyor.
Çocuklarımız doğuyor ve onları
meşgul edecek, düşünce tarzlarını geliştirecek oyuncaklara
boğuyoruz. Onlar oynarken eskisi gibi hayal güçlerini kullanarak
ellerindeki tahta sopalarıyla vakit geçirmiyorlar artık. Bunun
yerine bir yetişkinin yaşadığı, günlük yaptığı aklınıza gelebilecek
her şey oyuncağa dönüştürülmüş durumda.
Sonra anaokulu eğitimi başlıyor
ve ardından ilkokul. Henüz ilkokul sıralarında okumayı yazmayı yeni
öğrenmiş çocuklarımızı bu sefer de Anadolu Liselerine hazırlamaya
başlıyoruz. Sadece okul yetmiyormuş gibi minicik çocuklar hafta
sonları dershanelere gidiyorlar, üstüne o da yetmezmiş gibi evlere
öğretmen geliyor. Ortaokul ve lise yıllarında sıkı bir planla
üniversiteye hazırlık başlıyor.
Bir yandan çocukluğunun tadına
varamamışlık ve gençliğe adım, diğer bir yandan da okul
koşturmacası. Lise çağındaki ve hatta üniversiteye başlamış
çocuklarımız kafalarında birçok bilgi taşıyorlar fakat yetişkinlik
yaşına gelmelerine rağmen hepsi hayata yönelik şaşkın bakışlar
içerisinde kayboluyor ve bin bir çeşit bunalımlar yaşıyorlar.
Beni Kategorize Etme!
Son zamanlarda ise terimler
arasında o kadar çok kaybolduk ki çocuklarımıza çocuk olma fırsatını
hiç tanımamaya başladık. Çocuklarımızı doğru şekilde eğitmek uğruna
kitaplar okuyor ve onları kategorilere ayırıyoruz. Onları dinleyip
izleyerek tanımak ve özgürlüklerini vermek yerine olmaları
gerektiğini düşündüğümüz kalıplara sokmaya çalışıyor ve onları
zorluyoruz.
Dona
Reynolds ve 6 yaşındaki torunu Zoe Willow
Dona Reynolds, Yeni Dünyanın
Çocukları adlı online dergide kıdemli editör ve makale yazarıdır.
Son zamanlarda çocuklarına ve torunlarına vakit ayırmayı ve onlara
hayatlarında bir rehber olarak yardımcı olmayı seçiyor. Ona ulaşmak
isteyenlerin
onesong@crankymonsters.com adresini kullanabileceğini söyleyen
Dona ile tecrübelerine dayanarak bir söyleşi yaptım.
Kendisi en son birçok dergide
yayınlandığı yazısında Amerikan Toplumunda bulunan etiket ve
sınıflandırmadan bahsediyor. Hippi kuşağı, Yuppi kuşağı ve şimdi de
İndigo kuşağı diyerek karşılaştırdığı ve üzerinde düşünmemizi öneren
yazısında farklılıkları ve benzerlikleri göz önüne seriyor.
İnsanların birbirini tanımlayabilmek için ve hatta tartışma yaratmak
için adeta etiketlemeye ihtiyacı var diyen Dona, profesyonel alanda
çocuk gelişimi ilgili insanların bu gibi terimleri vurgulamasına
üzülüyor.
Neslihan: Sizce bu terimler, insanlara günlük yaşamda
yardımcı oluyor mu, yoksa bunlar Yeni Çağ Çocukları’nın spritüel
yönlerini göz ardı edici bir rol mü sağlıyorlar?
Dona: Etiketler çocuklara hiçbir şekilde yardım
sağlamıyor. Aslına bakarsanız çocuklarımızı kategorilere
ayırmamalıyız çünkü bu genellikle bir çocuğun diğerinden daha iyi
olduğunu göstermek gibi olur. Bu terim sadece yeni dönemin modası.
Bu terimlerin ve etiketlerin ortaya çıkışı da yetişkinlerin
çocuklarını daha iyi anlaması üzerine ve yahut Amerikan
Kültürü’ndeki klasik para kazanma amacıyla ortaya atılmıştır.
Toplum, önüne gelen her şeye ve herkese bir etiket buluyor, bu
yetişkin ya da çocuk fark etmiyor.
Neslihan: Sizin de dört tane torununuz olduğunu
söylemiştiniz, siz kendi çocuklarınız ve torunlarınız arasında özel
yetenekler ve belirli farklar görüyor musunuz?
Dona: Geçtiğimiz birkaç aydan beri çocukları İndigo ya
da Kristal olarak ayırt etmekten vazgeçip onlara başlı başına
bireyler olarak bakmaya başladım. Kendi çocuklarımda ve torunlarımda
farklı yetenekler görüyorum. Olgun olsun, yetişkin olsun, 20’li
yaşlardaki çocuğum olsun ya da torunlarım olsun, çevremde birçok
farklı yaşta insan var ve her birinin de kendine ait farklı
seviyelerde özellikleri ve yetenekleri var. Torunlarımda biraz daha
fazla yetenek gözlemliyorum ama her çocuk tek, özel ve farklı.
Bizim yetişkinler olarak aklımızdan çıkarmamamız gereken şey,
çocukları gruplaştırmadan birey olarak gözlemlemek.
Neslihan:
Çocuklara yaklaşıp “Sen bir İndigosun” diyen
insanları uyarmalı mıyız yoksa bizde onlara mı katılmalıyız?
Çocuklarımızı bu terimlerle etiketlemek onları sizce bir isim
altında birleştiriyor mu yoksa toplumdan izole mi ediyor?
Dona:
Çocukları etiketlemekten vazgeçin! Onları İndigo ya
da Kristal gibi gruplar altına yerleştirdiğiniz zaman onların belki
de olabileceklerinden daha fazla bir şeyler olmaları için baskı
altına koyuyorsunuz. Sadece çocuk olmalarına izin verin. Onları
dinleyin. Ne olmaları gerekiyorsa bırakın o olsunlar. Ne öğrenmek
istiyorlarsa bırakın onları öğrensinler, onları sizin
istediklerinizi öğrenmedikleri için zorlayarak bunaltmayın.
Yeteneklerini, kabiliyetlerini keşfedin ve ne öğrenmek istiyorlarsa
bunu öğretmek için çaba gösterin. Onları bıktırmayın!
Kimyasal Maddelere Dikkat!
Neslihan: Sizce İndigo olarak tanımlanan çocuklar sadece
ADHD hastalığı taşıyan çocuklar mı yoksa İndigo yeni nesil mi?
Dona:
ADHD üzerinde uzman değilim fakat benim de bu konu
hakkında görüşlerim var. Bence çocuklarımız evrim sürecinde. Benim
düşüncem şu ki çocuklarımızdan çok fazla şeyler beklemeye başladık,
onların üzerine çok fazla baskı uyguluyor ve görev yüklüyoruz; belki
de bu baskıdan dolayı ADHD ortaya çıkıyor. Ayrıca çocuklarımız bizim
dikkatimizi çekmeye ve bize bir şeyler iletmeye çalışıyorlar.
Onların üzerine bu kadar yüklenmeyi bırakın. Bırakın çocukluklarını
yaşasınlar, zaten çok çabuk büyüyüp birer yetişkin olacaklar.
Sadece “İndigo” çocuklar ADHD ile
karşılaşmıyor. Bence bütün çocuklar dünyamızdaki bu kadar kaosun
içinde hayatta kalabilmek için birçok farklı şekilde meydan
okuyorlar. Göz önünde bulundurulması gereken önemli unsurlardan bir
tanesi de yedikleri, içtikleri, soludukları, kullandıkları her şeyin
içindeki kimyasal maddelerin oranıdır. Yetişkinlerin bu konu
üzerinde kendilerini geliştirmeleri ve kimyasal maddelerden mümkün
olduğunca uzak durmaları gerekir.

Eğitim ve Disiplin
Neslihan:
Yeni nesil için özel bir eğitim ihtiyacına
inanıyor musunuz?
Dona:
Bütün çocuklar için özel eğitime inanıyorum.
Görevimiz çocukların neleri ve nasıl öğrenmeleri gerektiğine
yardımcı olmaktır, yetişkinlerin öğretmek istediklerini zorla
öğretmeye çalışmaları yanlış bir öğretim şeklidir. Her çocuk
farklıdır, her birinin farklı öğrenme yöntemleri ve ilgi alanları
vardır. Bizim yaptığımız ise onları bir kutuya koymak ve “hoşlansan
da hoşlanmasan da öğrenmen gereken şey budur ve öğreneceksin”
demektir. Yetişkinlerin hiçbiri bu tarz bir davranışın kendilerine
yapılmasını istemez fakat çocuklardan bunu yapmalarını bekleriz. Ben
kendi çocuklarımı evde verilen öğrenim toplumda sır olarak
saklanılan bir dönemde “home-school” ile yetiştirdim. Her biri kendi
yeteneklerini geliştirdiler ve özgürce çocukluklarını yaşadılar.
Bu sene 6 yasındaki torunum Zoe
devlet okulunda birince sınıfa başladı ve hafta sonuna gelene dek
ağlayacak kadar zorlanıyor. Her zaman yorgun ve fazla işlenmiş
görüyorum onu. Öğle yemeği zamanında o kadar yorgun oluyor ki
yemeğini bitirmeden zaman uçup gitmiş oluyor. Okuldan çıktıktan
sonra torunum benim yanıma geliyor ve gördüğüm şey şu ki küçücük bir
çocuğu herkes kendi istediği şekilde davranması ve yaşaması için
baskı altında tutarak yoruyor. Benim yanıma gelince okul çantasını
yere fırlatıp kucağımda yorgunluktan uzanıp kalıyor. 6 yaşındaki bir
çocuktan yetişkinler gibi davranmasını bekliyoruz ve bu onlara çok
fazla geliyor.
Neslihan:
Kendi torunlarınızı nasıl disipline edip
eğitimlerini nasıl sağlıyorsunuz?
Dona:
Torunlarımın disipline edilmesi gerektiğini
düşünmüyorum çünkü onlarla her zaman açık bir şekilde iletişimimiz
var. Onlar konuşunca ben dinliyorum ve bir şeyleri yapmaları
gerektiğinde ben farklı yöntemleri önerilerle ve sonuçlarıyla onlara
anlatıyorum. Mesela ebeveynleri onları almaya geldikleri zaman
“çabuk, çabuk” diye söylendiklerinde ve onları dinlemediklerinde ne
olabileceğini anlatıyorum. Onlara aileleri gelmeden önce hazır
olurlarsa bağırılmak ve cezalandırılmak yerine hazır olmanın
avantajını anlatıyorum ve bu açıklama sonucunda onlar mantıklı
seçimi yapıyorlar.
Torunlarımı onlara örnekler
vererek ve oyun oynayarak eğitiyorum. Bilgisayar oyunlarını onlarla
birlikte oynuyorum. Bazen kelime oyunları, bazen matematiksel
oyunlar oynuyoruz ve bundan çok zevk alıyorlar. Hangi çocuğun hangi
oyuna daha çok ilgi gösterdiğini izliyor ve onlara bu şekilde
yaklaşıyorum.
Amerikan Toplumundaki
Farklılıklar ve Uyanış
Neslihan: Dünyanın her yerinde birçok insanın yeni nesil
farklılığının uyanışında olduğunu biliyoruz. Fakat gerçek hayatta,
günlük yaşamınızda, süpermarkette ya da çocuk parkında ebeveynlerin
çocukları 20 sene öncesinden farklı bir şekilde davrandığını görüyor
musunuz? Sizce Amerikan Toplumu içinde ebeveynlerin çocukların her
alanda farklılıklarını göz önünde bulundurduklarını düşünüyor
musunuz?
Dona:
Amerika’da gördüğüm yorgun ve bitkin yeni nesil
yetişkinler, çok çalışıp az para kazanan ve sürekli sıkıntı
içerisinde olan ebeveynler ve bunun kahrını çeken çocuklar.
Sanıyorum bazı ebeveynler çocuklarını İndigo ya da Kristal olarak
nitelendiriyor. Amerikan Toplumu şimdiye kadar nesil farklılıklarına
gösterdikleri ilgiden farklı bir ilgi göstermiyor. Ben toplumda özel
bir ilgi ve değişim görmüyorum. Her yeni nesil bir öncekinden daha
gelişmiş ve bizim onları yetiştirmek üzerine değişimler için istekli
olmamız gerekiyor. 20 sene önceki çocuk yetiştirme yöntemleri
elbette ki değişti. Nerede yasadığımızın önemi yok her geçen gün
insanlık daha çok bilinç kazanıyor. Aileler ve öğretmenler çocukları
dinlemeli ve bize söylemeye çalıştıklarını dikkate almalılar.
Bizimde çocuklarımızla birlikte büyümemiz, yenilikleri öğrenmemiz ve
sevgiyi her şeyden önde tutmamız gerekiyor.
YAZAR HAKKINDA BİLGİ
Neslihan Ayakta 1982, İstanbul doğumlu. 2001 yılından beri
Amerika'da yaşamına devam ediyor. 2004 yılında Gazetecilik ve
Fotoğrafçılık bölümünden mezun oldu ve şu anda California'da
fotoğrafçılık üzerine ögrenimine devam ediyor.
nayakta@yahoo.com

Okul
Öncesi Dönemin Önemi (0-6 Yaş)
Kalpleri
Yuvalarından Sökülen Küçük Çocuklar, Kalplerinin Büyük Tamircilerini
Bekliyor
Baharları
Sevmek, Ama Hasta Olmadan
Otistik
Çocuklar İçin Bir Yaşam Köyü
Sessizliğim
Bomboş
Anne
Olmayı Öğreniyorum
Şimdi
Okullu Olduk
Yeni
Çocukların Bilimi
Dünyada
Yeni Neslin Çocukları Bilinci Genişliyor
Okuma
Yazma Sistemi Değişti |