Sayı 36|EYLÜL 2008    Anasayfa | Blog | Kurumsal | Forum | Gündem | Röportajlar | Dünya | İnsan |  Sağlık | Kültür Sanat | Çocuk | Eğitim | Çevre | Bilim

Share Facebook


Tamamen gönüllülük ilkesiyle yürütülen İndigo Dergisi’ne katkı sağlamak isterseniz reklamlarımıza tıklayabilirsiniz.

Okuyucularımıza teşekkür ederiz.

 

DUYURU!

Gazeteciliğe

hevesli misiniz?

İndigo Dergisi, muhabir ve editörler aramaktadır. Detaylı Bilgi

 

ANNOUNCEMENT!

International Edition of Indigo Magazine is looking for columnists and editors.

click for more information

 

Indigo Community

Facebook'ta faaliyet gosteren uluslararası bir indigo network grubudur.

Katılmak icin tıklayın

 

İndigo Dergisi’ni

Açılış sayfanız yapın

 

 


 

 

Sonbahar

Yazar: Yasin Sarı


Zamanla Dans

Yazar: Fehmi Özçelik


Ahh Sevgili Aşkın Çok Güzel

Yazar: Hale Karaarslan

 

 

 

 

 

Yazar: Merve Şen  [Ocak 2008]

Sylvia Plath

Yaşam rüzgarının önüme savurduğu şair

Yaşam rüzgarının önüme savurduğu şair, Sylvia Plath... Bazen öyle insanlar tanırsınız ki, alıp verdiğiniz her bir nefes anlam kazanır. İşte Sylvia da o insanlardan benim için. 

Plath'ın hayatına bir göz atalım. Alman bir babayla, Amerikalı bir annenin,1932 yılında dünyaya gelen kızlarıydı Sylvia. Disiplinli ve çalışkandı, en önemlisi de doğuştan yetenekli. Öyle ki, ilk şiirini 8 yaşında yazdı: 

Yumuyorum gözlerimi, yıkılıp ölüyor dünya,

Yeniden doğuyor açınca gözlerimi,

Kafamın içinde yarattım seni galiba.

Öğrencilik yıllarında, katılıp da kazanmadığı şiir yarışması yok denecek kadar azdı. Kendisini, her anlamda başarılı hissetmek istiyordu. Zamanının ünlü ve başarılı yazarlarıyla tanıştı. Onlarla bir arada bulunuyor olması, onlarla yarışması gerektiği anlamına geliyordu onun için. Herkesten iyi olmalıydı. Zamanla bu hırsının rahatsız edici boyutlara ulaşacağından habersizdi pek tabi...

Sylvia Plath gizdökümcü türün en önemli temsilcisidir. Birçoklarına göre Türkiye'de itiraf edebiyatı yok. İtiraf edebiyatı, kişinin kendisiyle ilgili bir durumu/olayı yazıya dökmesidir ya da travma yaratan bir olayın, yazıda yeniden sahnelenmesidir.  

Küçük yaşta babasını kaybeden Sylvia için annesinin yeri apayrıydı. Kısa ömrü içinde, annesine yazdığı üç yüze yakın mektup bunun en belirgin örneği değil miydi zaten? Babasıyla aralarındaki uzaklığı, ona duyduğu öfkeyi, babasının ölümü ardından yazdığı şiirlerinde de görebiliyoruz: 

Baba, baba, seni piç,

Artık seninle işim tamamen bitti. 

Kimilerine göre, babasının erken ölüp, onu yalnız bıraktığını düşünen Sylvia, ona olan sitemini dile getirir bu dizeleriyle. Cambridge Üniversitesi'ne girdikten sonra, orada genç İngiliz şair Ted Hughes ile tanıştı. Kısa süre sonra evlendiler. Her ikisi de şair oldukları için, birbirlerinin şiirlerini eleştiriyorlar, yazımsal kaynaklarını paylaşıyorlardı. Ted, Sylvia için çok önemliydi. Onu, hayatında eksik olan erkek figürü yerine koymuştu. Ted'in beğenisi, tercihleri, Sylvia için çok önemliydi... Annesine yazdığı bir mektupta, ''Dünya üzerindeki, dengim olabilecek tek adam.'' diye bahsediyordu Ted'den. Evliliğinden iki çocuğu oldu. Çocukları olduktan sonra Sylvia, şair kimliğinin ötesinde bir ev kadınlığı misyonu üstlendi ve bu zamanla onu rahatsız etmeye başladı...

Çay getirecek, baş ağrılarını geçirecek ve ne dersen yapacak,

Bir el var, evlenir misin, garantisi var... 

Çocukları doğduktan sonra Sylvia'nın aldatıldığını öğrenmesi, onun için büyük bir yıkım oldu. Dikkat çekecek kadar güzel olmadığını bilen ve bunu bir komplekse dönüştüren Sylvia için, eşi Ted artık bir düşmandı. Şiirlerinde, içinde kocasının da bulunduğu evini, canlı canlı gömüldüğü bir mezara benzetiyordu.

Sylvia, eşini affettikçe yeni bir aldatılma sorunuyla karşı karşıya geldi. Aldatılmak, erkekler tarafından yalnız kalmaya mecbur edilmek Sylvia'nın kaderiydi adeta... Önce ilk erkeği(babası) bırakıp gitmişti onu, şimdiyse yeryüzünde dengi olabilecek tek erkek... Zamanla erkeklere karşı, kendisinin de hakim olamayacağı bir nefret oluştu içinde. Yazdığı bir şiirinde, Hristiyan inancında insanların günahlarına kendisini kurban etmiş İsa'ya dahi öfkesini belirtebilecek kadar... 

Hayatı boyunca manik-depresif bozuklukla uğraştı ve yaşadıkları tarafından altından kalkılamaz bir bunalıma itildi... Ted ile evlerini ayırdılar. Sylvia çocuklarıyla birlikte kaldığı evinde huzur arayışındaydı. 

Hayatı boyunca tam üç kez intihar girişiminde bulunan Sylvia, ilk iki intiharında kurtarıldı. Ancak 11 Şubat 1963'te, son intihar girişiminde amacına ulaştı. İki çocuğu yataklarında uyurken, yanlarına kahvaltılık birer bardak süt ve bisküvi bıraktı. Ardından kapılarını kapatıp mutfağa geçti. Mutfakta fırını açıp kafasını içeri sokan Sylvia, bu şekilde intihar etti. Bir anne olarak, ardındaki çocuklarına hazırlayıp bıraktığı kahvaltının dışında, tüyler ürpertici bir detay daha mevcuttur. Çocuklarının mutfaktan dışarı çıkacak gazdan etkilenmelerini istememiş, kapılarını bantlarla kapayarak, içeri hava girişini engellemişti... 

Kendini şöyle özetler Sylvia Plath: ''Mutlu olamam, yalnızca memnun olabilirim.'' Hayatında her on yılda bir intihar girişiminde bulunan Sylvia'nın sözlerine kulak verelim: 

İşte yine yaptım

Her on yılda bir

Böyle bir tane beceririm

 

Burnu, göz bebekleri, 32 dişi yerli yerinde mi?

Acı nefesi

Ertesi gün yok olacak.

 

Yakında, çok yakında

Vahim bir öldür gücü

Evimde, etimde olacak

 

Ve ben işte gülümseyen bir kadın.

Daha sadece otuzunda.

Ve kedi gibi dokuz canlıyım.

 

Bu üçüncü sefer.

Ne lüzumsuzluk

On yılda bir imha.

 

Ölmek

Bir sanattır, herşey gibi.

Özellikle iyi yaparım.

 

Bir ölürüm ki, cehennemden gelir gibi olurum.

Bir ölürüm ki, adeta hakikaten olurum.

Sanki gider gibi bir davete.

 

Bunu yapmak çok kolay bir hücrede

Ölmek ve kımıldamamak

Ölüyü oynadığım tiyatroda sıranın gelmesi gibi... 

***

Birçok şiirinde ölmek istemediğini açıkça ifade eden Plath, ölerek unutulmayı değil, ölümüyle hatırlanmayı istemiş; intihar ederek, ölümü kendi tercihi olarak göstermiştir hayatında... 

"Benim için şimdi sonsuzdur, sonsuz da sürekli olarak değişir, akar, erir. Yaşam bu andır. Geçip gittiğinde ölüdür artık. Ama her yeni anla birlikte yeniden başlayamazsınız, ölü olana göre yargılamak zorundasınız. Bataklık kumu gibi tıpkı... Daha başından umutsuz. Bir öykü, bir resim heyecanı biraz yenileyebilir ama yeterince değil. Şimdinin dışında hiçbir şey gerçek değildir, daha şimdiden yüzyılların ağırlığının beni boğduğunu duyumsuyorum. Bir zamanlar yüz yıl önce bir kız yaşamıştı, şimdi benim yaşadığım gibi. Sonra öldü... Ben şimdiyim, göçüp gideceğimi de biliyorum ama doruktaki o an, o parıltı... Gelip geçiyor sürekli bir bataklık kumu, ama ben ÖLMEK İSTEMİYORUM." Plath, Temmuz 1950, Massachussets, ABD 

Yaşam rüzgârının önüme savurduğu şair, Sylvia Plath... Kadınlığımla gurur duymamı sağlayan en önemli karakter. Yazdığı her şiirinin içine bir tutam gizem, bir tutam estetik bırakabilmiş, tüyler ürpertici dizelerin sahibi...

Geçmişteki varlığın için, yaşamışlığın için sonsuz teşekkürler... 


NOT1: Şair Nilgün Marmara'nın ölümü, Sylvia PLath'la ilişkilendirilir. Nilgün Marmara, ''Sylvia Plath'ın Şairliğinin İntiharı Bağlamında Analizi'' isimli bir tez hazırlamış, Sylvia Plath'ın yaşam öyküsünden oldukça etkilenmiş ve otuz yaşındayken intihar etmiştir.

NOT2: Ryan Adams'ın ''Sylvia Plath'' isimli şarkısı dinlemeye değer.


Video: Sylvia Plath, "The Tormented Poetess"

 


YAZAR HAKKINDA BİLGİ

Merve Şen, 1988 İstanbul doğumlu. İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi, İngilizce İktisat Bölümü birinci sınıf öğrencisi. İki yıldır kendi web blogunda yazıları yayınlanıyor. Yazmayı seviyor.

Detaylı Bilgi


 


 


 

YAZILAR

Tanrının Zerrecikleri


Manyetik Kent Manisa


Mars’a Yaklaşan Meteor


1 YTL Ver 1 Film Çekeyim


Kuantum Sıçraması


“Şekilsel” Türbanın Yozlaşması


Client ile Yüzde Yüz Müşteri Memnuniyeti


Türk Dil Yurdu Projesi


Fransa’nın Kuzey Şehri "Lille"


İndigo Nörolojisi


Okul Öncesi Eğitim Kurumlarında Ahlâk


Futbolcu Robotların Büyük Gösterisi


Açmazlarda Özgür Seçimler 


Sylvia Plath


İndigoların Gizli Dünyası


Zamanı Böldük ‘Yeni Yıl’ dedik


Savaş


Bir Kente Ait Olmak-2


Nasıl Görmek İstiyorsanız O Şekilde Bırakınız


Bu Gerçek Sevgi Mi?


En Son Ne Zaman Doğdun?


Sevgiliye Mektuplar


Düşlerimdeki Yaşam - 6


Bir Gül’ün Yaprakları


Pasur!


Korku Tüneli


Acı Kahve, Kar ve Tarçın


Arka Sokaklar


Rhiannon


Bizim Kavgamız


Okyanus


Bahane


denemelerneyseo


Diğer Sen

f


Anasayfa   Blog    Kurumsal   Reklam   Arşiv   Arama   İstatistikler   Forum   Bağlantılar   Röportajlar

Gündem      Dünya   İnsan   Sağlık   Kültür Sanat   Çocuk   Eğitim   Çevre   Bilim   Astroloji   Duyurular    İndigo

 

2005-2008 © İndigo Dergisi

İndigo Dergisi, FSEK ve TCK uyarınca koruma altındadır.

Yazar adı ve yazı linkini kaynak göstermek suretiyle alıntı yapabilirsiniz.

Dergimiz en iyi 1280x800 pikselde görüntülenir.

İçerik Politikası | Kurumsal | Reklam

Son Güncelleme:  8 Eylül 2008 TSİ 01:00