|
Meltem Bingöl
Kuşlar
Kapıda, gitmeni bekliyorum.
Vedalaşalım seninle. Artık yolarımız ayrılmalı Oysa ne çok
sevdim seni... Gözlerimdeki yaşı,
yüreğimdeki acıyı susturamıyorum. Neler yaşadık seninle... Unutamıyorum.. Hatırlıyor
musun? Sabaha karşı bir gürültüyle uyanmıştık. Hava kapalı,
doğa kışa hazırlanıyor. Sese doğru kaldırmıştım
kafamı pencereden. Kuşlar göç ediyordu o sabah. Ne çoktular
değil mi? Ne kadar neşeli...
Demiştimya sana; keşke
terketmeseler bize de sevinç verse böyle diye. Biz seninle iki
ayrı trendeydik aslında o sabah. Birbirimize ellerimizle
tutunuyorduk. İlahi bağ tam aramızdan geçiyordu. Camdan
sarkmışız yarı belimize kadar. Birbirimizin gözlerine
bakıyorduk. Ve bu iki ayrı trenin yollarının ayrılacağı o son
anı bekliyorduk.
Ne çok sevdim seni sevgili
kendim. Artık gitmeni bekliyorum. Hatırlıyor musun? Kütük gibi
sarhoş olmuştum o gece? Seni de yanı alıp gece geç
vakit sokaklarda yürümüştüm. Yıldızlar.... Onlar nasıl da
yağmıştı üstümüze sırlarıyla... O sırları hücrelerimle emmiştim. Sen demiştin ya bana kafan
hep yukarda biraz da bastığın yere bak!! Şimdi bastığım yere
bakıyorum artık..Artık, yıldızları içimde arıyorum. Canım kendim, canyoldaşım,
sırdaşım benim... Özlemek istemem seni. Unutulmuş zamanlara
atmak istemem beni.
Zaman tünelinde gözyaşım
kalsın istemiyorum. Bu tavşan tünelinin en dibini aramadan önce, herşeyi yapmış olmalıyız seninle. Kaybedilecek herşeyi
kaybetmiş , ağlanacak ne varsa kan akıncaya kadar gözlerimizden
ağlamış ve yaş gelinceye kadar gözlerimizden gülmüş olmalıyız... Bırakamıyorum ellerini..
Çünkü hala terketmeler acı veriyor bana. Hala sensiz ne
yapacağımı bilemiyorum.

Hatırlıyor musun okuduğumuz
kitapları? Sen fısıldardın kulağıma şu sayfayı tekrar oku diye.
Okur, okur anlamaz sana kızardım. Sabahları sorduğum soruya
cevap bulmuş olarak uyandığımda nasıl da heyecanlanırdım.
.Herşeyin O olduğuna hem inanır hem bir işaret beklerdim.
“Aşmayı” hem ister hem
korkardım. Şimdi... o korkular dar geliyor bana. Sığamıyorum
senin içine. Yollar uzuyor sanki yanındayken. Zamanın zamansızlığına benim
yolculuğum. Aşkın en aşksızını arıyorum. Sevgili kendim, egom ,
bilincim , esas yaratanım benim.
Sonsuz olan benim. Sonsuz
olan beni, sonlu yapıp yine sonsuza kadar sonsuz olmak içindi
seninle yolculuğum. Gözlerime çektiğin perdeleri
sevdim hem de çok... Karanlıklar acının yanında ışık olmuştu
bana. Ama şimdi...
Kapıda durmuş gitmeni
bekliyorum. Dışarda koca bir güneş... Kapıyı yüzüme kapatmanı
bekliyorum. Kapat ki; basıp gideyim. Güneşin davetine hayır
demeyeyim. Sevgili kendim. Biliyorum... Tıpkı o göç eden kuşlar
gibi sevinçli türküler söyleyebildiğimde terkederken, tıpkı o kuşlar gibi hiç
vazgeçmeden, tıpkı o kuşlar gibi arkama bakmadan uçabildiğimde,
tıpkı o kuşlar gibi hiç birşey bilmiyormuşcasına. Ama bilgeliğin en büyüğünü
anlatabildiğimde, tıpkı o göç eden kuşlar gibi bunun benim için
olduğunu
bilebildiğimde,
tıpkı kuşlar gibi ne olursa olsun her sabah sevinçle
şakıyabildiğimde, tıpkı o göç eden kuşlar gibi, bu terkedişin ve
terkedilişin yuvaya yolculuk olduğunu bilebildiğimde...
Terk edeceksin beni... Ben de
sonunda geldiğim yere, yuvama gidebileceğim. Çünkü benim de
yolculuğum, bu “göç”üm yuvaya varmak için... Doğduğum yere
dönmek için. Şimdi kapat kapıyı artık. Bu iki ayrı trenin
yollarının ayrılacağı o son an, bu andır. Koca güneşin davetine
hayır diyemediğim an, bu andır. Kapat kapıyı artık yüzüme...
Kapat ki; basıp gideyim...
YAZAR
HAKKINDA BİLGİ
Meltem Bingöl
1977, Almanya doğumlu. Yazı yazmaya, hikaye yazarak başladı.
Uzun yıllardır Spritüel bilgilerle ve bir yıldır şifacılıkla
ilgileniyor. Ankara'da yaşıyor.
Detaylı Bilgi
|