|
Yazar:
Meltem Bingöl
Emanetin
Artık resimlerini
kaldırıyorum her yerden. Başucumda var bir tane. Bir tane de duvarımda
asılı ışıl ışıl.. Tek tek kaldırıyorum yerlerinden. Onlara baktıkça, sen
varsın zannediyorum. Oysa hiç olmamışsın ki.
Her türkü çaldığında seni
arıyor gözlerim. Ne çok severdin ne çok dalıp giderdin öyle. Bir efkarlı
sevdaydı seninki. Bir gün biteceğini bile bile. Bir gün birinin onun için
yaptığın her şeyi yıkacağını bile bile; Yandın bu sevdanın ateşiyle. Uyku
girmedi gözlerine. Sevdan uyutmadı seni. Hani derler ya; hayali olanlar
uyuyamaz diye.
Senin sevdan bir kişilik
değildi. Kaç insan için uykusuz kaldın? Aç kaldın. Kalbin o kadar genişti.
Herkes için kurdun hayallerini… Gözlerin her şeyi görecek kadar keskindi.
Şimdi, geçmişten geleceğe
yazdığın mektuplarını yırtmalı mıyım? Unutmalı mıyım, bir harp yeri gibi
kanlı elleri? Kuvai Milliye mavisi gözlerin çakılı dururken yüreğimde…
Göğsümde asılı emanetini atmalı mıyım? Bitmeli mi yoksa yaşanmalı mı bu
sevda? Bir ışık yak bana. Gözlerin gibi şimşek mavisi olsun.
Hani
bir iğde ağacın vardı ya… Hani bir köpeğin vardı adı Fox. Hani bir bayrağın
vardı uçsuz bucaksız… Hani bir çobanla bir türkü söylemiştin bahar vakti.
Hani bir gece evinden kaçıp köylülerle konuşmuştun. Hani güreş tuttuğun bir
çiftçi vardı ya. Hani bir zamanlar sen “vardın”. Şimdi resimlerdesin
sadece.
Bir yasak sevda şimdi
bizimki… Kavuşamaz görünen… Yanlış yerlerde arıyorum galiba seni… Oysa
bilirim ki hangi toprağı kazsak bu memlekette, sen fışkırırsın göğe doğru…
ve ne yana dönsek yüzümüzü, gözlerini buluruz, özgürlük mavisi. Bugün, çok
karanlık yüreğim. Fena dağıldım Mustafa Kemal’im. Sevdan uyutmuyor beni.
Uğruna ölenler vardı bir zamanlar… Ve bir zamanlar ellerinde akrep sokmaya
hazır… Biz bulutlar kadar mavi, biz bulutlar kadar özgür, biz bulutlar
kadar beyaz olmayalım diye bizi vuranlar vardı, kaçmaya her an hazır,
sinsiydiler… Ve arsızdılar vururken bir neferi. Ağızlarında bir ton
açgözlülükle ve gözlerinde hiç yüreksiz… Karanlığın kılıcını kuşandılar.
Bir
zamanlar bir sofra kurulurdu, memleketin bir başından bir başına uzanan. Bir
zamanlar senin sevdanın ateşiyle pişerdi evde aşlar. Bir zamanlar şiirler
vardı sana yazılan. Okundukça özlenirdin, bir zamanlar bir türkü çaldığında
açılırdı tüm radyolar…
Bir zamanlar, karanlığın
kılıcını kırmış bir ülke vardı.
Şimdi, unutalım mı
beraber yenen yemekleri? Hep bir ağızdan söylenen türküleri. Unutalım mı
sevdana sevdalı gözlerini? Mustafa Kemal’im! Karanlıkta, kelepçeli ellerim.
İşkence görenler vardı sabah aydınlığında. İsmini söyleyerek ölenler…
Mahkemeler yanlış yerde kuruldu. Ve kimsesiz değildi asılanlar. Memleket,
harp yeri gibi acımasızdı bir zaman. Ve daha da sinsiydi şimdi düşman. Biz,
gözlerin kadar mavi, biz, gözlerin kadar deli, biz, gözlerin kadar memleket
olmayalım diye… Ellerindeki akrebi yüreklere koydular.
Bir zamanlar, karanlığın
kılıcını kırmış bir ülke!
Şimdi, karanlığın
kılıcını kuşanana verilmiş emanetin var.
Bugün ağlıyor yüreğim.
Mustafa Kemal’im!
.jpg)
YAZAR
HAKKINDA BİLGİ
Meltem Bingöl
1977, Almanya doğumlu. Yazı yazmaya, hikaye yazarak başladı.
Uzun yıllardır Spritüel bilgilerle ve bir yıldır şifacılıkla
ilgileniyor. Ankara'da yasıyor.
|