Sayı 36|EYLÜL 2008    Anasayfa | Blog | Kurumsal | Forum | Gündem | Röportajlar | Dünya | İnsan |  Sağlık | Kültür Sanat | Çocuk | Eğitim | Çevre | Bilim

Share Facebook


Tamamen gönüllülük ilkesiyle yürütülen İndigo Dergisi’ne katkı sağlamak isterseniz reklamlarımıza tıklayabilirsiniz.

Okuyucularımıza teşekkür ederiz.

 

DUYURU!

Gazeteciliğe

hevesli misiniz?

İndigo Dergisi, muhabir ve editörler aramaktadır. Detaylı Bilgi

 

ANNOUNCEMENT!

International Edition of Indigo Magazine is looking for columnists and editors.

click for more information

 

Indigo Community

Facebook'ta faaliyet gosteren uluslararası bir indigo network grubudur.

Katılmak icin tıklayın

 

İndigo Dergisi’ni

Açılış sayfanız yapın

 

 


 

 

Sonbahar

Yazar: Yasin Sarı


Zamanla Dans

Yazar: Fehmi Özçelik


Ahh Sevgili Aşkın Çok Güzel

Yazar: Hale Karaarslan

 

 

 

 

 

Yazar: Meltem Bingöl

Emanetin

Artık resimlerini kaldırıyorum her yerden.  Başucumda var bir tane. Bir tane de duvarımda asılı ışıl ışıl.. Tek tek kaldırıyorum yerlerinden. Onlara baktıkça, sen varsın zannediyorum. Oysa hiç olmamışsın ki.

Her türkü çaldığında seni arıyor gözlerim. Ne çok severdin ne çok dalıp giderdin öyle. Bir efkarlı sevdaydı seninki. Bir gün biteceğini bile bile.  Bir gün birinin onun için yaptığın her şeyi yıkacağını bile bile; Yandın bu sevdanın ateşiyle. Uyku girmedi gözlerine. Sevdan uyutmadı seni. Hani derler ya; hayali olanlar uyuyamaz diye.

Senin sevdan bir kişilik değildi. Kaç insan için uykusuz kaldın? Aç kaldın. Kalbin o kadar genişti. Herkes için kurdun hayallerini… Gözlerin her şeyi görecek kadar keskindi.

Şimdi, geçmişten geleceğe yazdığın mektuplarını yırtmalı mıyım? Unutmalı mıyım, bir harp yeri gibi kanlı elleri? Kuvai Milliye mavisi gözlerin çakılı dururken yüreğimde… Göğsümde asılı emanetini atmalı mıyım? Bitmeli mi yoksa yaşanmalı mı bu sevda? Bir ışık yak bana. Gözlerin gibi şimşek mavisi olsun.

Hani bir iğde ağacın vardı ya… Hani bir köpeğin vardı adı Fox. Hani bir bayrağın vardı uçsuz bucaksız… Hani bir çobanla bir türkü söylemiştin bahar vakti. Hani bir gece evinden kaçıp köylülerle konuşmuştun. Hani güreş tuttuğun bir çiftçi vardı ya. Hani bir zamanlar sen “vardın”.  Şimdi resimlerdesin sadece.

Bir yasak sevda şimdi bizimki… Kavuşamaz görünen… Yanlış yerlerde arıyorum galiba seni… Oysa bilirim ki hangi toprağı kazsak bu memlekette, sen fışkırırsın göğe doğru… ve ne yana dönsek yüzümüzü, gözlerini buluruz, özgürlük mavisi. Bugün, çok karanlık yüreğim. Fena dağıldım Mustafa Kemal’im. Sevdan uyutmuyor beni. Uğruna ölenler vardı bir zamanlar… Ve bir zamanlar ellerinde akrep sokmaya hazır… Biz bulutlar kadar mavi, biz bulutlar kadar özgür,  biz bulutlar kadar beyaz olmayalım diye bizi vuranlar vardı, kaçmaya her an hazır, sinsiydiler… Ve arsızdılar vururken bir neferi. Ağızlarında bir ton açgözlülükle ve gözlerinde hiç yüreksiz… Karanlığın kılıcını kuşandılar.  

Bir zamanlar bir sofra kurulurdu, memleketin bir başından bir başına uzanan. Bir zamanlar senin sevdanın ateşiyle pişerdi evde aşlar.  Bir zamanlar şiirler vardı sana yazılan. Okundukça özlenirdin,  bir zamanlar bir türkü çaldığında açılırdı tüm radyolar…

Bir zamanlar, karanlığın kılıcını kırmış bir ülke vardı.

Şimdi, unutalım mı beraber yenen yemekleri?  Hep bir ağızdan söylenen türküleri. Unutalım mı sevdana sevdalı gözlerini? Mustafa Kemal’im! Karanlıkta, kelepçeli ellerim. İşkence görenler vardı sabah aydınlığında. İsmini söyleyerek ölenler…  Mahkemeler yanlış yerde kuruldu. Ve kimsesiz değildi asılanlar. Memleket, harp yeri gibi acımasızdı bir zaman. Ve daha da sinsiydi şimdi düşman. Biz, gözlerin kadar mavi, biz, gözlerin kadar deli, biz, gözlerin kadar memleket olmayalım diye… Ellerindeki akrebi yüreklere koydular.

Bir zamanlar, karanlığın kılıcını kırmış bir ülke!

Şimdi, karanlığın kılıcını kuşanana verilmiş emanetin var.

Bugün ağlıyor yüreğim.

Mustafa Kemal’im!


YAZAR HAKKINDA BİLGİ

Meltem Bingöl 1977, Almanya doğumlu. Yazı yazmaya, hikaye yazarak başladı. Uzun yıllardır Spritüel bilgilerle ve bir yıldır şifacılıkla ilgileniyor. Ankara'da yasıyor.


HABERLER

 

 

Çıkarlarını Düşünmeyenler Unutulacaktır!


Aydının Duruş Yeri Sorunu


İslam'ın Devlet Talebi Var Mıdır?


“Sosyal Kare” Basamaklarıyla Tam Demokrasi’ye Yönelmek


Belçika’da Kurulamayan Hükümete Sivil Tepki


Gerçek Vatan Sevgisi Aslında Hangisi?


Stonehenge’in Sırrı


Dünya Dışı Varlıklarla İletişim Kurmayı Öğrenme


Çocuklarla İlişkilerimizde Teşvik


Grip Aşısının Tam Zamanı


Vücudunuzun Suya İhtiyacı Var


Stres, Beyin ve Tedavi Yöntemleri


Hastalıkların Ruhsal Sebepleri


Kendine Zarar Verme Davranışı 


Çocukerkil Ailenin Reisi Olmak


Kozmik Bilim Açışından Oruç

 

denemeler

neyseo

 

KÖŞE YAZARLARI

Adnan Çelik

Aldatmak Aldanmaktır


Levent Altaş

Arı vız vız vız... 


Volkan Burnaz

Hoşçakal


Buse Doğan

Öz’ün Ruhla Dansı 


Hale Karaarslan

Kara Delikler ve Sevgi


Didem Çivici

Sonbahar’ı Karşılarken


Burçin İvren

Karanlık Sokaklarımdan


Can Duman 

Elbette Varlığım Elimde Yokken Yokluğum Kadar Varlık’ım… 


Didem Çivici

Rüzgâra Dokunmak... 


Didem Çivici

Kuyu


Rüya Yüksel

Olan Olmakta Dostum, Sen Telaş Etme!


Zuhal Keresteci

Bir Mendil Hediye Et Bu Bayram 


Eray Çetinkaya

Sönmüş Izgarada Laf Çevirmek


Tuğçe Karaarslan

Huzura Çıkan Yolum

f


Anasayfa   Blog    Kurumsal   Reklam   Arşiv   Arama   İstatistikler   Forum   Bağlantılar   Röportajlar

Gündem      Dünya   İnsan   Sağlık   Kültür Sanat   Çocuk   Eğitim   Çevre   Bilim   Astroloji   Duyurular    İndigo

 

2005-2008 © İndigo Dergisi

İndigo Dergisi, FSEK ve TCK uyarınca koruma altındadır.

Yazar adı ve yazı linkini kaynak göstermek suretiyle alıntı yapabilirsiniz.

Dergimiz en iyi 1280x800 pikselde görüntülenir.

İçerik Politikası | Kurumsal | Reklam

Son Güncelleme:  8 Eylül 2008 TSİ 01:00