Sayı 34|TEMMUZ 2008    Anasayfa | Blog | Kurumsal | Forum | Gündem | Röportajlar | Dünya | İnsan |  Sağlık | Kültür Sanat | Çocuk | Eğitim | Çevre | Bilim

 

Tamamen gönüllülük ilkesiyle yürütülen İndigo Dergisi’ne katkı sağlamak isterseniz reklamlarımıza tıklayabilirsiniz.

Okuyucularımıza teşekkür ederiz.

 

ANNOUNCEMENT!

International Edition of Indigo Magazine is looking for columnists and editors.

click for more information

 

Indigo Community

Facebook'ta faaliyet gosteren uluslararası bir indigo network grubudur.

Katılmak icin tıklayın

 

İndigo Dergisi’ni

Açılış sayfanız yapın

 

 


 

 

Yazar: Yasin Sarı

Bir Semazen

 

Yazar: Efe Elmas

Düşen Melek

 

Yazar: Fehmi Özçelik

Zıtlık

 

Yazar: Mehmet Yapıcı

Kayıp Rüyalar

 

 

 

 

 

Yazar: Meliha Başal – Mayıs 2008

Kars Yolu

Uzun yollardayız, tıkışmış yaşamlarla bir taksinin bunaltıcı havasını soluyoruz. Kars’a giden yolda tek bir ağaç görmek mümkün değil. İç Anadolu’nun bozkırlarını anımsıyorum, bizim oraları, yollarında sadece toz dumanın uçuştuğu memleketimi, bazı alanlarında Tuz Gölü’nün tuzundan kavrulmuş yanık kamışları.     

Emel’le geceden anlaşıyoruz yarın Kar’a gideceğiz değil mi diye. Taksiye biniyoruz ve- uçsuz bucaksız tarlalar dedikleri şeyler bunlar olsa gerek- geçiyoruz hepsini sırayla. Kışın her taraf ufka kadar bembeyaz oluyor ilkbaharda ise kırmızı ve sarı çiçeklerle donanıyor tarlalar. Ne de seviyorum sarıyı, kendi kendime söz veriyorum sarı çiçekler üzerinde uzanacağım ve berrak gökyüzünü izlerken emel’le Hayriye de mangalda sucuk pişirecekler diye. Kokusu ta burnuma kadar geliyor içerisi mangal dumanı dolmuş olacak ki Emel ‘çok bunaldım pencere açılsın azcık havalanalım ya ‘diyor. Sonra tam Susuz ilçesi yol ayrımındaki nehri gösterip havalar biraz daha düzelince buraya gelelim Hayriye’nin ağacına dilek tutup bez bağlayalım diyor tatlı bir gülümsemeyle bense içimden evet ya Arpaçay Kars arasındaki 40 km deki tek ağaç bu, iyi de ben dilek tutup ağaca bağlama gibi bir şeye inanmam ki diyorum, oldu olacak birde kliplerdeki gibi sazı elimize alıp dibinde tıngırdatalım.  

Kars’a varıyoruz alışveriş edip Emel’in yan flüt kursuna yetişmeye çalışıyoruz. Hocası Azeri’ymiş, hocayı görmek istiyorum ama zaten geç kalmışız adam ‘Aaaa bak bunlar alışverişe gelip kursu ekmişler ’demesin diye ben müzik evinin karşısındaki boncukçuya yöneliyorum,  dün geceden uğraştığım kolyelere kopça yaptıracağım. İçeri giriyorum küçük bir dükkân her yerde kolyeler ve ashap boyamalar asılı. Seviyorum atmosferi. Genç bir arkadaş içtenlikle karşılıyor beni. Ben boncuklarımı çıkartıp bunları yaptıracaktım diyorum çocuk anlıyor bendeki mahareti siz isterseniz buraya derse gelin diyor ben az buçuk mütevazı bir tonda bilmem ki öle fazla yetenekli değilimdir ama severim boncuklara uğraşmayı diyorum. Çay içmemi istiyor,  kırmıyorum ve bu arada arkadaki ufak ahşap atölyesine de göz gezdiriyorum. Gördükçe yapılan çalışmaları içime şevk geliyor bir şeyler yapmak için. Eski uğraşlarıma dönmek, ilgili olduğum şeylerle yüzleşmek hoşuma gidiyor. Emel kurstan çıkıp geliyor bense o arada Mesut’a Rusça dilini daha kolay nasıl öğrenir taktikler veriyorum, kendim İngilizce öğretmeniyim ama Fransızca da öğrenmeye niyetliyim diyip gereksiz bir dipnot düşüyorum ve oradan Emel’le ayrılıyoruz.

Beraberce bir kadın derneğinin işlettiği lokantaya giriyoruz ev yemekleri yapıyorlar orada içeri girer girmez ashaplar, oymadan sandalye, masa ve kocaman aynalar ilgimi çekiyor. Evet, burası diyorum,  yuvarlak ahşap bir masanın iki yanında oturup eski Rus Medeniyeti’nden kalmış evleri izliyoruz. Kendimi siyah beyaz bir resimden bir kesit gibi görüyorum. Mutluyum azıcık da hüzünlü. Ev arkadaşımı, hayatımı paylaştığım Emel’i çok sevdiğimi hissediyorum, onunla konuşmayı gülmeyi ağlamayı becerebildiğim için hem kendimle hem de onunla gurur duyuyorum. Yaşamın insanları bu kadar laçka hale getirdiği, samimiyetin sadece adının anıldığı, yapmacık dostlukların ve yapay güzelliklerin sergilendiği bir evrende Emel’i Yeşim’i, ‘gız anam diyen Eda’yı ve en önemlisi kendimi keşfettiğim için garip bir sevinç duyuyorum. Kocaman camdan çiseleyen yağmuru seyrediyorum. Beraber aynı tabaktan yemek yemenin zevkine varıyoruz, o tabaktaki etli biber dolmasını yiyor bense salatalıkları ve sigara böreğini, o etlere biç göz atıyor ben tabaktaki maydanozları seçiyorum. Aynı dünyada bize sunulmuş değerler gibi kendi istediklerimiziz seçiyoruz. Yani tek tabaktan yiyebilmeyi becerebilen bizler aynı dünyanın farklı zevklerinin tadına bakıp birbirimizi zenginleştiriyoruz.

Karsa yeniden dönme vakti geliyor bu sefer taksinin ön koltuğunda Emel ve ben üst üste Arpaçay’a geliyoruz. Bunun rahatsız eden tarafı yok, bu durum daha da samimileştirdiği için seviniyorum. Dostluk bazen yarım saatlik yolda arkadaşınla her yerin uyuşarak, ağrıyarak ama hiç sorun etmeden minik sohbetler yaparak evine gidebilmek belki de…

 

2008 © indigodergisi.com


Daha hızlı internet ve sayfaların en iyi görüntüsü için alttaki kutuya tıklayarak Firefox’u yüklemenizi tavsiye ederiz.

 


Gönüllülük ilkesiyle yürütülen İndigo Dergisi’ne katkı sağlamak isterseniz reklamlarımıza tıklayabilirsiniz.

 

YAZILAR

Tanrının Zerrecikleri


Manyetik Kent Manisa


Mars’a Yaklaşan Meteor


1 YTL Ver 1 Film Çekeyim


Kuantum Sıçraması


“Şekilsel” Türbanın Yozlaşması


Client ile Yüzde Yüz Müşteri Memnuniyeti


Türk Dil Yurdu Projesi


Fransa’nın Kuzey Şehri "Lille"


İndigo Nörolojisi


Okul Öncesi Eğitim Kurumlarında Ahlâk


Futbolcu Robotların Büyük Gösterisi


Açmazlarda Özgür Seçimler 


Sylvia Plath


İndigoların Gizli Dünyası


Zamanı Böldük ‘Yeni Yıl’ dedik


Savaş


Bir Kente Ait Olmak-2


Nasıl Görmek İstiyorsanız O Şekilde Bırakınız


Bu Gerçek Sevgi Mi?


En Son Ne Zaman Doğdun?


Sevgiliye Mektuplar


Düşlerimdeki Yaşam - 6


Bir Gül’ün Yaprakları


Pasur!


Korku Tüneli


Acı Kahve, Kar ve Tarçın


Arka Sokaklar


Rhiannon


Bizim Kavgamız


Okyanus


Bahane


denemelerneyseo


Diğer Sen

f


Anasayfa   Blog    Kurumsal   Reklam   Arşiv   Arama   İstatistikler   Forum   Bağlantılar   Röportajlar

Gündem      Dünya   İnsan   Sağlık   Kültür Sanat   Çocuk   Eğitim   Çevre   Bilim   Astroloji   Duyurular    İndigo

 

2005-2008 © İndigo Dergisi

İndigo Dergisi, FSEK ve TCK uyarınca koruma altındadır.

Yazar adı ve yazı linkini kaynak göstermek suretiyle alıntı yapabilirsiniz.

Dergimiz en iyi 1280x800 pikselde görüntülenir.

İçerik Politikası | Kurumsal | Reklam

Son Güncelleme:  4 Temmuz 2008 TSİ 08:30