|
Yazar: Mehmet Karaarslan
Köşe Yazısı, İstanbul
Cumhurbaşkanlığı ve
Türkiye'nin Temsili
Türkiye
Cumhuriyeti'nin 11'inci Cumhurbaşkanlığı için adaylık
başvuruları 25 Nisan saat 24:00'te sona eriyor. Bu tarihe kadar
iktidarın bir aday çıkarması bekleniyor. Aday belirlendikten
sonra 20 gün içinde seçimler yapılacak.
Özellikle son haftalarda Türkiye'nin bir numaralı gündemi haline
gelen Cumhurbaşkanlığı seçiminde son saatlere girdik. AKP'nin
çıkaracağı aday hala belirsizliğini korurken, bütün kamuoyu
derin bir sessizliğe girdi.
Ankara'daki tarihi 14 Nisan Mitingiyle alevlenen
Cumhurbaşkanlığı Seçimi tartışmaları, ciddi demokrasi
sorgulamaları yapmamıza sebep oluyor. Türkiye Cumhuriyeti'nin
11'inci Cumhurbaşkanı kim olursa olsun, Türkiye'nin temsiliyle
ilgili ciddi sorgulamalar yapılması gerekiyor.
Aday
kim olmalı - kim olmamalı? Laiklik tehlikede mi - yoksa kuruntudan
mı ibaret? Miting kaç kişiydi? Cumhurbaşkanı eşinin başı açık mı
olmalı gibi haftalardır ülkenin gündemini yeterince işgal eden
tartışmalara girmeyeceğim.
Anayasamızın 102'inci maddesinde Cumhurbaşkanı'nın Türkiye Büyük
Millet Meclisi üye tamsayısının üçte iki çoğunluğu ile
seçileceği açıkça belirtilmiş. Anayasaya göre İktidar'ın
istediği adayı göstermesi ve meclis tarafından yeterli oy
çoğunluğu ile oylanması durumunda Cumhurbaşkanı'nın meşru
olmasından daha doğal bir şey olamaz.
Peki gerçekten meşru mu?
Bu
soruyu cevaplayabilmek için sürecin başka bir yönüne değinmek
istiyorum. Sizi temsil eden milletvekillerini tanıyor musunuz?
Kim olduklarını, isimlerini, sizi temsil etmek için neler
yaptıklarını biliyor musunuz? İstanbul'u temsil eden yaklaşık 80
milletvekili var. Hangisinin adını hatırlıyorsunuz?
Milletvekilinizi, sizi temsil eden insanı kim seçiyor? Dolaylı
olarak siz seçiyor olabilirsiniz. Ama pek te dolaylı değil(!)
Türkiye demokratik bir ülke.
Ama hiçbir ülke tam demokratik değil. Siyaset Bilimi'nde tam
demokrasiye örnek bir ülke gösterilemez. Yalnızca Antik
Yunan'daki "agora" denilen meclisler gösterilir. Küçük yerleşim
biriminde bütün insanların toplanıp söz ve seçim hakkını
kullandıkları alanlardır. Kayıtlı 38 milyon seçmeni başkente
toplamak veya her istediğini
gerçekleştirmek mümkün
olamayacağına göre, bu noktada, seçmenleri temsil eden
milletvekilleri devreye
giriyor. "Milletin Vekilleri"... Bizi temsil edenler...
Ne
kadar temsil ediliyoruz?
Genel
Seçimlerde partiye ve liderine oy veriliyor. Partinin Merkez Karar
Yürütme Kurulu, milletvekili listesini belirliyor. Doğal olarak
kendi kadrosunu oluşturuyor. Bağımsızlar dışında kimse vekilini
bizzat seçmiş olamıyor. Bu durumda vatandaşın temsil hakkında ciddi
bir sorun var. Aslında her Cumhurbaşkanlığı seçiminde
küçük çapta kriz yaşanmasının sebebi de budur. Bu durumda, Cumhurbaşkanı'nı sizi
temsil eden vekiller seçmiyor.
Bu hikaye böyle devam eder... Üstelik %10 seçim barajı da varsa,
barajın altında kalan hiçbir parti TBMM'de yer alamaz. Oyların
% 34'ünü alan ve iktidar olan parti, oyların % 19'unu alan
ana-muhalefet partisi, %5'in üstünde oylara sahip ama meclise
giremeyen 5 tane parti. İşte 3 Kasım 2002 seçimlerinin genel
tablosu. "Yüzde 5" deyip geçmeyin; %5'in üstünde ama
%10'un altında olan 5 partinin aldığı toplam oy sayısı 11 milyon
500 bin kişi. Şu anda iktidarda olan partinin aldığı oy sayısı
kaç biliyor musunuz?
10
milyon 800 bin kişi.
İronik değil mi? Türkiye'de bir iktidar yüzdesi kadar seçmen
TBMM'de temsil edilemiyor. Ülkede bir temsil sorunu olduğu açık.
Her genel seçimden önce, seçildikleri takdirde temsil sorununa
çözüm olacak reformlar yapılacağı taahhütleri verilir. Ama
seçildikten ve hatta iktidar olduktan sonra verilen sözler
unutulur, milletvekilleri koltuklarından kalkmak istemezler.
Kişisel çözüm önerilerim:
1- Cumhurbaşkanlığı gibi son derece önemli ve saygın bir makam
halk oyuyla seçilmeli. Türkiye'nin Başkomutanı'nın kim olacağını
Türk Halkı karar vermeli. Bu şekilde temsil krizinin önüne
geçilebilir.
2- Yüzde 10 seçim barajı % 5'e indirilmeli. Böylece % 5'in
altında kalan partiler TBMM'de temsil edilebilir.
3- Milletvekillerini de halk seçmeli. Gerçekten halkı temsil
eden vekiller olmalı. Böylece temsil sorunun önüne tam anlamıyla
geçilebilir.
4- Genel seçimler 4 yılda bir yapılmalıdır.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası
(Bkz. Madde 102)
YAZAR
HAKKINDA BİLGİ
Mehmet Karaarslan, 1983 Marmaris doğumlu. İstanbul
Bilgi Üniversitesi, Televizyon Gazeteciliği; Habercilik ve
Programcılık bölümü mezunu. Texas A&M University’de İletişim
üzerine öğrenimine devam ediyor. Kurucusu olduğu İndigo
Dergisi'nin yayıncılığını ve genel yayın yönetmenliğini
yapıyor. Dünyanın olumlu yönde değişimi için, dördüncü
kuvvet olarak nitelendirilen medyayı araç olarak kullanıyor.
Sosyal sorumluluk odaklı çalışıyor.
Detaylı Bilgi
|