Sayı 37|EKİM 2008         Reklam | Anasayfa | Blog | Kurumsal | Gündem | Röportajlar | Dünya | İnsan |  Sağlık | Kültür Sanat | Çocuk | Eğitim | Çevre | Bilim

Share Facebook


Tamamen gönüllülük ilkesiyle yürütülen İndigo Dergisi’ne katkı sağlamak isterseniz reklamlarımıza tıklayabilirsiniz.

Okuyucularımıza teşekkür ederiz.

 

DUYURU!

Gazeteciliğe

hevesli misiniz?

İndigo Dergisi, muhabir ve editörler aramaktadır. Detaylı Bilgi

 

ANNOUNCEMENT!

International Edition of Indigo Magazine is looking for columnists and editors.

click for more information

 

Indigo Community

Facebook'ta faaliyet gosteren uluslararası bir indigo network grubudur.

Katılmak icin tıklayın

 

İndigo Dergisi’ni

Açılış sayfanız yapın

 

 


 

 

Sonbahar

Yazar: Yasin Sarı


Zamanla Dans

Yazar: Fehmi Özçelik


Ahh Sevgili Aşkın Çok Güzel

Yazar: Hale Karaarslan

 

 

 

 

 

Yazar: Mehmet Karaarslan

Köşe Yazısı, İstanbul

Cumhurbaşkanlığı ve Türkiye'nin Temsili

Türkiye Cumhuriyeti'nin 11'inci Cumhurbaşkanlığı için adaylık başvuruları 25 Nisan saat 24:00'te sona eriyor. Bu tarihe kadar iktidarın bir aday çıkarması bekleniyor. Aday belirlendikten sonra 20 gün içinde seçimler yapılacak.

Özellikle son haftalarda Türkiye'nin bir numaralı gündemi haline gelen Cumhurbaşkanlığı seçiminde son saatlere girdik. AKP'nin çıkaracağı aday hala belirsizliğini korurken, bütün kamuoyu derin bir sessizliğe girdi.

Ankara'daki tarihi 14 Nisan Mitingiyle alevlenen Cumhurbaşkanlığı Seçimi tartışmaları, ciddi demokrasi sorgulamaları yapmamıza sebep oluyor. Türkiye Cumhuriyeti'nin 11'inci Cumhurbaşkanı kim olursa olsun, Türkiye'nin temsiliyle ilgili ciddi sorgulamalar yapılması gerekiyor.

Aday kim olmalı - kim olmamalı? Laiklik tehlikede mi - yoksa kuruntudan mı ibaret? Miting kaç kişiydi? Cumhurbaşkanı eşinin başı açık mı olmalı gibi haftalardır ülkenin gündemini yeterince işgal eden tartışmalara girmeyeceğim.

Anayasamızın 102'inci maddesinde Cumhurbaşkanı'nın Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tamsayısının üçte iki çoğunluğu ile seçileceği açıkça belirtilmiş. Anayasaya göre İktidar'ın istediği adayı göstermesi ve meclis tarafından yeterli oy çoğunluğu ile oylanması durumunda Cumhurbaşkanı'nın meşru olmasından daha doğal bir şey olamaz.

Peki gerçekten meşru mu?

Bu soruyu cevaplayabilmek için sürecin başka bir yönüne değinmek istiyorum. Sizi temsil eden milletvekillerini tanıyor musunuz? Kim olduklarını, isimlerini, sizi temsil etmek için neler yaptıklarını biliyor musunuz? İstanbul'u temsil eden yaklaşık 80 milletvekili var. Hangisinin adını hatırlıyorsunuz? Milletvekilinizi, sizi temsil eden insanı kim seçiyor? Dolaylı olarak siz seçiyor olabilirsiniz. Ama pek te dolaylı değil(!)

Türkiye demokratik bir ülke. Ama hiçbir ülke tam demokratik değil. Siyaset Bilimi'nde tam demokrasiye örnek bir ülke gösterilemez. Yalnızca Antik Yunan'daki "agora" denilen meclisler gösterilir. Küçük yerleşim biriminde bütün insanların toplanıp söz ve seçim hakkını kullandıkları alanlardır. Kayıtlı 38 milyon seçmeni başkente toplamak veya her istediğini gerçekleştirmek mümkün olamayacağına göre, bu noktada, seçmenleri temsil eden milletvekilleri devreye giriyor. "Milletin Vekilleri"... Bizi temsil edenler...

Ne kadar temsil ediliyoruz?

Genel Seçimlerde partiye ve liderine oy veriliyor. Partinin Merkez Karar Yürütme Kurulu, milletvekili listesini belirliyor. Doğal olarak kendi kadrosunu oluşturuyor. Bağımsızlar dışında kimse vekilini bizzat seçmiş olamıyor. Bu durumda vatandaşın temsil hakkında ciddi bir sorun var. Aslında her Cumhurbaşkanlığı seçiminde küçük çapta kriz yaşanmasının sebebi de budur. Bu durumda, Cumhurbaşkanı'nı sizi temsil eden vekiller seçmiyor.

Bu hikaye böyle devam eder... Üstelik %10 seçim barajı da varsa, barajın altında kalan hiçbir parti TBMM'de yer alamaz. Oyların % 34'ünü alan ve iktidar olan parti, oyların % 19'unu alan ana-muhalefet partisi, %5'in üstünde oylara sahip ama meclise giremeyen 5 tane parti. İşte 3 Kasım 2002 seçimlerinin genel tablosu. "Yüzde 5" deyip geçmeyin; %5'in üstünde ama %10'un altında olan 5 partinin aldığı toplam oy sayısı 11 milyon 500 bin kişi. Şu anda iktidarda olan partinin aldığı oy sayısı kaç biliyor musunuz? 10 milyon 800 bin kişi.

İronik değil mi? Türkiye'de bir iktidar yüzdesi kadar seçmen TBMM'de temsil edilemiyor. Ülkede bir temsil sorunu olduğu açık.

Her genel seçimden önce, seçildikleri takdirde temsil sorununa çözüm olacak reformlar yapılacağı taahhütleri verilir. Ama seçildikten ve hatta iktidar olduktan sonra verilen sözler unutulur, milletvekilleri koltuklarından kalkmak istemezler.

Kişisel çözüm önerilerim:

1- Cumhurbaşkanlığı gibi son derece önemli ve saygın bir makam halk oyuyla seçilmeli. Türkiye'nin Başkomutanı'nın kim olacağını Türk Halkı karar vermeli. Bu şekilde temsil krizinin önüne geçilebilir.

2- Yüzde 10 seçim barajı % 5'e indirilmeli. Böylece % 5'in altında kalan partiler TBMM'de temsil edilebilir.

3- Milletvekillerini de halk seçmeli. Gerçekten halkı temsil eden vekiller olmalı. Böylece temsil sorunun önüne tam anlamıyla geçilebilir.

4- Genel seçimler 4 yılda bir yapılmalıdır.


Türkiye Cumhuriyeti Anayasası (Bkz. Madde 102)


YAZAR HAKKINDA BİLGİ

Mehmet Karaarslan, 1983 Marmaris doğumlu. İstanbul Bilgi Üniversitesi, Televizyon Gazeteciliği; Habercilik ve Programcılık bölümü mezunu. Texas A&M University’de İletişim üzerine öğrenimine devam ediyor. Kurucusu olduğu İndigo Dergisi'nin yayıncılığını ve genel yayın yönetmenliğini yapıyor. Dünyanın olumlu yönde değişimi için, dördüncü kuvvet olarak nitelendirilen medyayı araç olarak kullanıyor. Sosyal sorumluluk odaklı çalışıyor. Detaylı Bilgi


HABERLER

 

 

Manyetik Takla Olası Mı ?


Cumhuriyet, Başkanını Seçiyor


Düşmeyen Gündem Küresel


Isınma

Genetiğimizle mi Oynanıyor?


İnsanı Değiştirecek Genetik Keşif


Süt Gerçekten Besleyici mi?


Sen Bir Meleksin


Tarlabaşı'nda Yaşamak


"7 Ağaç" Anlamlı Hediye


Cinsellik ve Toplumsal Ahlâk


26. Uluslararası İstanbul Film Festivali


Dolmabahçe'nin Fotoğrafları


Hayal Gücünüzün Sınırlarını Zorlayın


Hallac-ı Mansûr'u Anlamak


Neva Makamında Bir Nuck Muay


İndigo Anna

 

denemeler

neyseo

 

KÖŞE YAZARLARI

Arbil Çelen

Deliceleri Kesmeli Mi?


Burcu Özgeçen

Yaratıcı Gücümüzü Kabul Etmek


Volkan Burnaz

Bir Aşkı Kovalamak Gibisi


Burçin İvren

Okuyanlarıma Sesleniş


Beyaz Özbalçık

Pozitivizmin Kadın Üzerindeki Etkileri


Didem Çivici

Savrul Gitsin


Burcu Akar

Düşünce Yansıması Hayatlar


İdil Soyseçkin

Bir Yazı


Burcu Özgeçen

Her ‘An’ Sonsuz Seçimler Barındırır


Funda Umut Pakkal

Esas Kurtuluş(?)


Didem Çivici

Mavi


Burcu Özgeçen

Varlığımın Şimdiki Zaman Hali

f


Anasayfa   Blog    Kurumsal   Reklam   Arşiv   Arama   İstatistikler   Forum   Bağlantılar   Röportajlar

Gündem      Dünya   İnsan   Sağlık   Kültür Sanat   Çocuk   Eğitim   Çevre   Bilim   Astroloji   Duyurular    İndigo

 

2005-2008 © İndigo Dergisi

İndigo Dergisi, FSEK ve TCK uyarınca koruma altındadır.

Yazar adı ve yazı linkini kaynak göstermek suretiyle alıntı yapabilirsiniz.

Dergimiz en iyi 1280x800 pikselde görüntülenir.

İçerik Politikası | Kurumsal | Reklam

Son Güncelleme:  7 Ekim 2008 TSİ 09:00