|
Haber:
Mehmet Karaarslan
Gençler
Gelecekten Korkuyor Mu?
“Gençlerin
gündemlerinde ne var? Bugünü nasıl görüyorlar, nasıl bir yarın hayal
ediyorlar?”
Bu soruların cevaplarını öğrenebilmek için Trendgroup tarafından
gençlere yönelik bir araştırma yapılmış.
Reklam sektörü adına beş yıldan
beri araştırmalar yapan Trendgroup, birkaç ay önce son trendleri
öğrenmek amacıyla geniş kapsamlı bir araştırma yaptı. Ankara'dan
Diyarbakır'a, İstanbul'dan Gaziantep'e kadar 12 büyük kentte
yaşayan, 12-25 yaş grubundan 600 gence yöneltilen geniş kapsamlı
anketin bulguları "Biraz Bugün Çok Yarın" (2005) adlı kitapta
derlenmiş. Araştırma, anketin yanısıra 60 gencin bugün ve yarını
nasıl gördüklerini, kendilerini nasıl tanımladıklarını anlattıkları
kolajlara da yer veriyor.
İlk aşama olan ankette, gençlere
endişeleri, umutları, olgunlaşma süreçleri, kariyer planlamaları,
yaşadıkları ortam, okulları, arkadaş ilişkileri, karşı cinsle
ilişkileri, nasıl eğlendikleri, internet kullanımları, TV seyretme
alışkanlıkları, hangi kitapları okudukları, sevdikleri eşyalar,
sevdikleri sanatçılar ve daha birçok soru yer almış. Bununla
yetinilmemiş 30 ev ziyareti yapılarak gençler yaşadıkları ortamda
gözlenmiş. Sonra kolaj çalışması yapılmış. İstanbul, Ankara, İzmir,
Bursa ve Samsun'dan seçilen gençler, onlarca dergi arasından ruh
hallerini yansıtan fotoğrafları kesip kartonlara yapıştırmışlar;
ortaya naif, ama düşündürücü çalışmalar çıkmış.
“Bugünü nasıl
görüyorsunuz, nasıl bir yarın hayal ediyorsunuz?”
İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa ve
Samsun'dan seçilmiş 60 genç bu soruya yapacakları kolajlarla yanıt
verecek. Bunun için envai çeşit dergiyi karıştırıyor, kendilerini ve
dünyalarını en iyi tarif edecek fotoğrafları kesip kartona
yapıştırıyorlar. Süre kısıtlaması yok. Onlardan istenen tek şey
içlerinden geçeni ortaya dökmeleri. Bu yaratıcı çalışmayı talep eden
şirket olan Trendgroup'un sahibi Nurhan Keeler, zaman zaman her
fotoğrafın anlamını soruyor. Gençler anlatıyor, o not alıyor. Her
gence saatler ayrılıyor, böylece birkaç aylık bir çalışma sonucunda
ilginç 60 kolaj ortaya çıkıyor.
Özgürlük
= Nil Karaibrahimgil
Gençler wireless (kablosuz) olmak
istiyorlar. Bir yere bağımlı olmamak, aileden kopmak, çocukluktan
kopmak en büyük arzuları. Bu yüzden de kolajlarda hep kelebek motifi
kullanılmış. Özgürlük figürü ise Nil Karaibrahimgil... Martı,
kelebek, doğa fotoğrafları da özgürlüğü çağrıştırıyor. Bir gencin
uçan martı görselinin altındaki "30 yaşından sonra. Ondan sonra
parti başlıyor," cümlesi düşündürücü. İçki görselleri eğlence
isteğinin bir yansıması. Bugünlerinde içki onlara arkadaşlık
ortamlarında eşlik ediyor. Hemen her kolajda bira, şarap ve rakıya
rastlıyoruz. Sofistike içkiler ise kariyer sahibi olmanın
göstergesi. Gençler bar kuşu olmayı, bir bardan diğerine uçmayı
seviyorlar. İstanbul görselleri neredeyse her kolaja damgasını
vuruyor. Keeler'e göre, bu kent çok renkli geliyor gençlere.
"Çocukluk geride kaldı"
Kolajlarda çocukluğa özlem
kendisini hissettiriyor. Bir genç çocukluğundaki bahçeli evlerini
anımsatan bir fotoğrafı kesip yapıştırmış, diğeri ise bir gelincik
tarlasını... "Bu fotoğraf bana annemin gelincik suyu yaptığı günleri
hatırlatıyor," diye yazmış. Gülen bir kadın fotoğrafının altındaki
şu soruya ne demeli? "Bugün gülüyorum, ama yarın bu kadar rahat
gülebilecek miyim?" Kimi itiraflar gülümseten, kimisi acıtan türden.
Orhan Baba'ya yakın bir genç "Batsın bu dünya," yazmış mesela. Çoğu
kolajda "Kafam çok karışık," mesajını okuyoruz. Karamsar bulutların
altındaki bir genç kız, "Yalnız kalacağımı düşünüyorum. Karmaşıklık
çok fazla. İnsanlar kendilerini tanıyamıyorlar. Ben de öyle. Hayatım
dümdüz bir çizgi üzerinde gitmiyor. İki gün çok umutluyken üçüncü
gün bunalım olabiliyorum. Mutsuzken biriyle konuşmak isterim, ama
yanlış anlaşılırım diye yapamam. Mektup yazarım kendime, onları
biriktiririm," diyecek kadar yalnız.
"Erkekler
evliliğe kızlardan daha meraklı"
"Aşk yokken hayat umrumda değil.
Kendimi amaçsız hissediyorum. Romantizm istiyorum. Yorulduğum
anlarda başımı omuzuna yaslayacağım biri olmalı," ya da "Aşk benim
için dönüm noktası oldu. Sevdiğim kızla evlenmek istiyorum.
Hangisini seçeceğimi bilemiyorum. Biri eski arkadaşım, ona
güveniyorum diğerine yeni âşığım, kimi seçsem? Kız arkadaş olarak
iyi, ama sevgili olarak nasıl olur?" İşte genç erkeklerden seçmeler.
Genelde aşk, meşk erkeklerde daha çok çıkıyor. Erkeklerin
kolajlarında çok fazla alyans ve gelinlik görselleri göze çarpıyor.
Çünkü bir an önce evlenip kendi düzenlerini kurmak istiyorlar. Küçük
yaştaki erkekler güzel kadın meraklısı. 23-25 yaş grubundakilerde
ise 'evinin kadını' figürü öne çıkıyor.
"Dalgaları aşmak için mücadele etmeliyiz"
Kolajlarda bazı sembollerin fazla
kullanıldığı göze çarpıyor. Mesela saat! Saati öne çıkartan bir genç
kız, doktor olmak istediğini, ama bunu başarmak için çok çalışması
gerektiğini yazmış: "Çalışıyorum, ama çok sıkılıyorum. Gezmek
istiyorum, ama sabretmem lazım." Bazı kolajlarda ise saat arzulanan
bir hayatın sembolü. Genç "İleride kariyer sahibi olunca 10 bin
dolarlık saatim olacak," der gibi... Deniz, dalgalar ve yüzücü
görselleri kullanım sıklığı açısından ikinci sırada. Ufuktaki
zorluklar büyük dalgalara benzetilmiş. Sürekli mücadele
edeceklerinin fazlasıyla farkındalar. Bir atletin fotoğrafının
altına "Hep bir kovalamaca var, sürekli bir şeylerin peşinden
koşuyoruz" diye yazmış 20'sindeki genç adam. 16 yaş üstü erkeklerin
kolajlarında fazlasıyla ev ve oda görselleri var. Keeler, "Bu da
gencin iç dünyasındaki yoğun değişimi, altüst oluşları yansıtıyor.
Bu karmaşa içindeki genç mahrem bir alana ihtiyaç duyar. İyi bir
yuvam olsun, eşimle iyi bir hayat yaşayayım, hayatımda teknoloji
olsun istiyor," yorumunu yapıyor. Gençler dış dünyaya açıldıkça
samimiyetsizlikle karşılaşıyor. İnsanlar bekledikleri gibi değil.
Herhalde bu yüzden saflığın sembolü gülü bu kadar çok kullanmışlar.
"Gözümü
kariyer ve para bürüdü"
Gençlerin en büyük arzusu kariyer
yapmak! Şu itirafa kulak verin: "Gözümü kariyer ve para bürüdü,
balık lezzetlidir, para da bir o kadar lezzetli." Bu endişeler
beyinlerini kemiriyor. Kariyere farklı yaklaşan bir genç kız,
"Herkes otobüsle gidiyorsa sen otostop yap," diye önermiş. Genç
kızlara göre mücadele etmeli ve farklı bir şeyler yapmalı. Bazısı
ayna karşısında giyinip kuşanıp geleceğin provasını yapıyor. Şık
kadın olmak arzusu güzel manken görselleriyle dışa vurulmuş.
Erkeklerde ise patron olmak, en son model araba sahibi olmak öne
çıkan istekler. Onların gözü plazalarda. Kaliteli şaraplar, şık
restoranlar onlar için iyi bir hayatın temsilcileri. "Olacaksan en
iyisi olacaksın," diyenler arasında gerekirse yasal olmayan yollara
başvurabileceklerini söyleyenler az değil. Tek doğru yol, zenginliğe
götüren yol.
"Gelecek iyisiyle kötüsüyle senin elinde"
Umut ile umutsuzluk arasında
dolanıp duruyor gençler. Kafalarında 'İnisiyatif sahibi olacağım,
çok şey yapacağım, patron olacağım,' hayali var. Öyle olmasa hiç
zenginliğin, statünün sembolü olan lüks ev, lüks otomobil, şık
kıyafet fotoğraflarını kesip yapıştırırlar mıydı? Bir kolajdaki
henüz yakılmamış kibrit dikkat çekici. Kendisini enerjik hisseden
genç, her şeyin elinde olduğunu düşünüyor olmalı. Daha gerçekçi
olanı "Gelecek iyisiyle kötüsüyle, siyahıyla beyazıyla senin elinde.
İki yol var: Çok okursun, donanımlı olursun ve farklı şeyler
yaparsın." Nike'ın kızını örnek alan genç kızın sloganı ise şu:
"Elinden gelenin en iyisini yap!"
"Tele
dizilmiş şu kuşlardan farkım ne?"
Donanımlı olanlar bile gelecekten
korkuyor. Bir genç kendisini tele dizilmiş kuşlardan biri gibi
hissediyor. "Herkes birbirinin aynı. Dolasıyla onca kuşun arasından
sıyrılmak nasıl olacak? Koridora çıkıyoruz, hepimiz aynı gibi
gözüküyoruz. Dolayısıyla adam beni niye alsın? Ben bir dil
biliyorsam, yanımdaki iki dil biliyor. Ben bir ülke gördüysem,
yanımdaki altı ülke görmüş olabilir," diye yazmış.
Gençler dergi okumayı seviyor, farklılık arıyorlar
Gençlerin
gözünde Türkçe sözlü rock müzikte Mor ve Ötesi ile Şebnem Ferah
yükselişte. Teoman ise düşüşte. Mor ve Ötesi son albümü ve pantolon
ceket takımıyla beğeni kazanmış. Verdikleri demeçler nedeniyle
gençlerin gözünde 'düzgün, aklı başında'lar. En çok dinlenen rap'çi
ise Ceza. Kim samimiyse o revaçta. Artık 'hırçın' bulunan Cem Yılmaz
düşüşe geçmiş. Gençler arasında farklılık kabul görüyor. Özellikle
Okan Bayülgen aykırı tavırlarıyla beğeni topluyor ve taklit
ediliyor. Gençler, zeki ve içinde espri buldukları şeyleri ve
kişileri seviyorlar. Mesela Gülse Birsel. Mizah dergisi Penguen için
"Koca bir hayatı iki kareye esprili bir biçimde sığdıracak kadar
zekiler," yorumu yapılmış. Daha çok kızlar okuyor. Elif Şafak, Nazım
Hikmet, Michel Foucault ön planda. Erkekler ise araştırma
kitaplarına meraklı. İki cins de dergici. Penguen, Kemik, Lemanyak,
Leman, Gırgır'ı zeki buluyorlar. Metin Üstündağ'ın Pazar
Sevişgenleri'ni karşı cinsle ilişkileri anlattığı için ilginç
buluyorlar.
Beş tip genç
Nurhan Keeler, araştırmasına katılan 600 genci gruplandırdığında
ortaya beş tip genç çıkmış:
Falsız kalma'cılar % 18:
İstanbul, Ankara ve İzmir dışındaki kentlerin dışındaki gençler.
Bunların yüzde 75'ini genç kızlar oluşturuyor. Parayı en çok giyime
harcıyorlar, en sevdikleri eşyaları cep telefonu. Aile değerlerine
bağlılar, ama hayatla da ilgili kaygıları var. Fala aşırı
meraklılar.
Kronik depresifler % 15:
En
memnuniyetsiz grup, çünkü umut edebilecekleri, onlara kapıyı
aralayabilecek donanımları yok. Çoğunluğu 18 yaş üstü erkekler.
Sigaraya en çok para harcayan bu grup. Televizyon bağımlısılar. Pop
müzik ve arabesk dinliyorlar. Müslüm Gürses ve Ahmet Kaya'ya
hayranlar.
Tırtıllar %17:
Onlar
için en önemli şey, özgürlükleri. 18 yaş üstündeler, gazete
okuyorlar. Entelektüeller. Wireless (kablosuz) olmak istiyorlar.
Cinsellikten, felsefeden konuşuyorlar, politikayla ilgililer.
Ekonomik durumları iyi, dolasıyla kitap alabiliyor ve
gezebiliyorlar. Mor ve Ötesi, Civan Hoca, Manga'yı dinliyorlar.
Bardak tabii dolu'cular % 32:
Bunlar pembe gözlüklüler. Üst sosyo ekonomik sınıfa dahiller. İyi
okullarda okuyorlar. Eğitim sistemi, aileleri, arkadaşları ve
yaşadıkları hayattan memnunlar. Çünkü önlerine dolu bardak konulmuş.
Böyle iyi'ciler % 18:
Kırsal
kesimdeki gençler. Sosyal kesimlerini ve sosyal rollerini
sorgulamadıkları için onlar 'böyle iyici'ler'. Hallerinden şikâyet
etmiyorlar. Olanla yetiniyorlar. Ya anneyi ya da babayı model
alıyorlar. Hande Yener'i de seviyorlar Yıldız Tilbe'yi de...
Kaynak: Radikal
YAZAR HAKKINDA BİLGİ
Mehmet
Karaarslan,
1983 Marmaris doğumlu. İstanbul Bilgi Üniversitesi TV
Gazetecilik bölümü mezunu. İstanbul'da yaşıyor.
İndigo Dergisi'nin
kurucusu ve yayın yönetmeni. 2003 yılından
beri aktif olarak İndigo fenomeniyle ilgileniyor. Dünyanın
olumlu yönde değişimi için, dördüncü kuvvet olarak
nitelendirilen medyayı araç olarak kullanıyor. Sosyal
sorumluluk odaklı çalışıyor. Detaylı
Bilgi
|