Sayı 36|EYLÜL 2008    Anasayfa | Blog | Kurumsal | Forum | Gündem | Röportajlar | Dünya | İnsan |  Sağlık | Kültür Sanat | Çocuk | Eğitim | Çevre | Bilim

Share Facebook


Tamamen gönüllülük ilkesiyle yürütülen İndigo Dergisi’ne katkı sağlamak isterseniz reklamlarımıza tıklayabilirsiniz.

Okuyucularımıza teşekkür ederiz.

 

DUYURU!

Gazeteciliğe

hevesli misiniz?

İndigo Dergisi, muhabir ve editörler aramaktadır. Detaylı Bilgi

 

ANNOUNCEMENT!

International Edition of Indigo Magazine is looking for columnists and editors.

click for more information

 

Indigo Community

Facebook'ta faaliyet gosteren uluslararası bir indigo network grubudur.

Katılmak icin tıklayın

 

İndigo Dergisi’ni

Açılış sayfanız yapın

 

 


 

 

Sonbahar

Yazar: Yasin Sarı


Zamanla Dans

Yazar: Fehmi Özçelik


Ahh Sevgili Aşkın Çok Güzel

Yazar: Hale Karaarslan

 

 

 

 

 

Haber: Mehmet Karaarslan

Gençler Gelecekten Korkuyor Mu?

Gençlerin gündemlerinde ne var? Bugünü nasıl görüyorlar, nasıl bir yarın hayal ediyorlar? Bu soruların cevaplarını öğrenebilmek için Trendgroup tarafından gençlere yönelik bir araştırma yapılmış.

Reklam sektörü adına beş yıldan beri araştırmalar yapan Trendgroup, birkaç ay önce son trendleri öğrenmek amacıyla geniş kapsamlı bir araştırma yaptı. Ankara'dan Diyarbakır'a, İstanbul'dan Gaziantep'e kadar 12 büyük kentte yaşayan, 12-25 yaş grubundan 600 gence yöneltilen geniş kapsamlı anketin bulguları "Biraz Bugün Çok Yarın" (2005) adlı kitapta derlenmiş. Araştırma, anketin yanısıra 60 gencin bugün ve yarını nasıl gördüklerini, kendilerini nasıl tanımladıklarını anlattıkları kolajlara da yer veriyor.

İlk aşama olan ankette, gençlere endişeleri, umutları, olgunlaşma süreçleri, kariyer planlamaları, yaşadıkları ortam, okulları, arkadaş ilişkileri, karşı cinsle ilişkileri, nasıl eğlendikleri, internet kullanımları, TV seyretme alışkanlıkları, hangi kitapları okudukları, sevdikleri eşyalar, sevdikleri sanatçılar ve daha birçok soru yer almış. Bununla yetinilmemiş 30 ev ziyareti yapılarak gençler yaşadıkları ortamda gözlenmiş. Sonra kolaj çalışması yapılmış. İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa ve Samsun'dan seçilen gençler, onlarca dergi arasından ruh hallerini yansıtan fotoğrafları kesip kartonlara yapıştırmışlar; ortaya naif, ama düşündürücü çalışmalar çıkmış.

 

 

“Bugünü nasıl görüyorsunuz, nasıl bir yarın hayal ediyorsunuz?”

İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa ve Samsun'dan seçilmiş 60 genç bu soruya yapacakları kolajlarla yanıt verecek. Bunun için envai çeşit dergiyi karıştırıyor, kendilerini ve dünyalarını en iyi tarif edecek fotoğrafları kesip kartona yapıştırıyorlar. Süre kısıtlaması yok. Onlardan istenen tek şey içlerinden geçeni ortaya dökmeleri. Bu yaratıcı çalışmayı talep eden şirket olan Trendgroup'un sahibi Nurhan Keeler, zaman zaman her fotoğrafın anlamını soruyor. Gençler anlatıyor, o not alıyor. Her gence saatler ayrılıyor, böylece birkaç aylık bir çalışma sonucunda ilginç 60 kolaj ortaya çıkıyor.

 

Özgürlük = Nil Karaibrahimgil

Gençler wireless (kablosuz) olmak istiyorlar. Bir yere bağımlı olmamak, aileden kopmak, çocukluktan kopmak en büyük arzuları. Bu yüzden de kolajlarda hep kelebek motifi kullanılmış. Özgürlük figürü ise Nil Karaibrahimgil... Martı, kelebek, doğa fotoğrafları da özgürlüğü çağrıştırıyor. Bir gencin uçan martı görselinin altındaki "30 yaşından sonra. Ondan sonra parti başlıyor," cümlesi düşündürücü. İçki görselleri eğlence isteğinin bir yansıması. Bugünlerinde içki onlara arkadaşlık ortamlarında eşlik ediyor. Hemen her kolajda bira, şarap ve rakıya rastlıyoruz. Sofistike içkiler ise kariyer sahibi olmanın göstergesi. Gençler bar kuşu olmayı, bir bardan diğerine uçmayı seviyorlar. İstanbul görselleri neredeyse her kolaja damgasını vuruyor. Keeler'e göre, bu kent çok renkli geliyor gençlere.

"Çocukluk geride kaldı"

Kolajlarda çocukluğa özlem kendisini hissettiriyor. Bir genç çocukluğundaki bahçeli evlerini anımsatan bir fotoğrafı kesip yapıştırmış, diğeri ise bir gelincik tarlasını... "Bu fotoğraf bana annemin gelincik suyu yaptığı günleri hatırlatıyor," diye yazmış. Gülen bir kadın fotoğrafının altındaki şu soruya ne demeli? "Bugün gülüyorum, ama yarın bu kadar rahat gülebilecek miyim?" Kimi itiraflar gülümseten, kimisi acıtan türden. Orhan Baba'ya yakın bir genç "Batsın bu dünya," yazmış mesela. Çoğu kolajda "Kafam çok karışık," mesajını okuyoruz. Karamsar bulutların altındaki bir genç kız, "Yalnız kalacağımı düşünüyorum. Karmaşıklık çok fazla. İnsanlar kendilerini tanıyamıyorlar. Ben de öyle. Hayatım dümdüz bir çizgi üzerinde gitmiyor. İki gün çok umutluyken üçüncü gün bunalım olabiliyorum. Mutsuzken biriyle konuşmak isterim, ama yanlış anlaşılırım diye yapamam. Mektup yazarım kendime, onları biriktiririm," diyecek kadar yalnız.

"Erkekler evliliğe kızlardan daha meraklı"

"Aşk yokken hayat umrumda değil. Kendimi amaçsız hissediyorum. Romantizm istiyorum. Yorulduğum anlarda başımı omuzuna yaslayacağım biri olmalı," ya da "Aşk benim için dönüm noktası oldu. Sevdiğim kızla evlenmek istiyorum. Hangisini seçeceğimi bilemiyorum. Biri eski arkadaşım, ona güveniyorum diğerine yeni âşığım, kimi seçsem? Kız arkadaş olarak iyi, ama sevgili olarak nasıl olur?" İşte genç erkeklerden seçmeler. Genelde aşk, meşk erkeklerde daha çok çıkıyor. Erkeklerin kolajlarında çok fazla alyans ve gelinlik görselleri göze çarpıyor. Çünkü bir an önce evlenip kendi düzenlerini kurmak istiyorlar. Küçük yaştaki erkekler güzel kadın meraklısı. 23-25 yaş grubundakilerde ise 'evinin kadını' figürü öne çıkıyor.

"Dalgaları aşmak için mücadele etmeliyiz"

Kolajlarda bazı sembollerin fazla kullanıldığı göze çarpıyor. Mesela saat! Saati öne çıkartan bir genç kız, doktor olmak istediğini, ama bunu başarmak için çok çalışması gerektiğini yazmış: "Çalışıyorum, ama çok sıkılıyorum. Gezmek istiyorum, ama sabretmem lazım." Bazı kolajlarda ise saat arzulanan bir hayatın sembolü. Genç "İleride kariyer sahibi olunca 10 bin dolarlık saatim olacak," der gibi... Deniz, dalgalar ve yüzücü görselleri kullanım sıklığı açısından ikinci sırada. Ufuktaki zorluklar büyük dalgalara benzetilmiş. Sürekli mücadele edeceklerinin fazlasıyla farkındalar. Bir atletin fotoğrafının altına "Hep bir kovalamaca var, sürekli bir şeylerin peşinden koşuyoruz" diye yazmış 20'sindeki genç adam. 16 yaş üstü erkeklerin kolajlarında fazlasıyla ev ve oda görselleri var. Keeler, "Bu da gencin iç dünyasındaki yoğun değişimi, altüst oluşları yansıtıyor. Bu karmaşa içindeki genç mahrem bir alana ihtiyaç duyar. İyi bir yuvam olsun, eşimle iyi bir hayat yaşayayım, hayatımda teknoloji olsun istiyor," yorumunu yapıyor. Gençler dış dünyaya açıldıkça samimiyetsizlikle karşılaşıyor. İnsanlar bekledikleri gibi değil. Herhalde bu yüzden saflığın sembolü gülü bu kadar çok kullanmışlar.

"Gözümü kariyer ve para bürüdü"

Gençlerin en büyük arzusu kariyer yapmak! Şu itirafa kulak verin: "Gözümü kariyer ve para bürüdü, balık lezzetlidir, para da bir o kadar lezzetli." Bu endişeler beyinlerini kemiriyor. Kariyere farklı yaklaşan bir genç kız, "Herkes otobüsle gidiyorsa sen otostop yap," diye önermiş. Genç kızlara göre mücadele etmeli ve farklı bir şeyler yapmalı. Bazısı ayna karşısında giyinip kuşanıp geleceğin provasını yapıyor. Şık kadın olmak arzusu güzel manken görselleriyle dışa vurulmuş. Erkeklerde ise patron olmak, en son model araba sahibi olmak öne çıkan istekler. Onların gözü plazalarda. Kaliteli şaraplar, şık restoranlar onlar için iyi bir hayatın temsilcileri. "Olacaksan en iyisi olacaksın," diyenler arasında gerekirse yasal olmayan yollara başvurabileceklerini söyleyenler az değil. Tek doğru yol, zenginliğe götüren yol.

"Gelecek iyisiyle kötüsüyle senin elinde"

Umut ile umutsuzluk arasında dolanıp duruyor gençler. Kafalarında 'İnisiyatif sahibi olacağım, çok şey yapacağım, patron olacağım,' hayali var. Öyle olmasa hiç zenginliğin, statünün sembolü olan lüks ev, lüks otomobil, şık kıyafet fotoğraflarını kesip yapıştırırlar mıydı? Bir kolajdaki henüz yakılmamış kibrit dikkat çekici. Kendisini enerjik hisseden genç, her şeyin elinde olduğunu düşünüyor olmalı. Daha gerçekçi olanı "Gelecek iyisiyle kötüsüyle, siyahıyla beyazıyla senin elinde. İki yol var: Çok okursun, donanımlı olursun ve farklı şeyler yaparsın." Nike'ın kızını örnek alan genç kızın sloganı ise şu: "Elinden gelenin en iyisini yap!"

"Tele dizilmiş şu kuşlardan farkım ne?"

Donanımlı olanlar bile gelecekten korkuyor. Bir genç kendisini tele dizilmiş kuşlardan biri gibi hissediyor. "Herkes birbirinin aynı. Dolasıyla onca kuşun arasından sıyrılmak nasıl olacak? Koridora çıkıyoruz, hepimiz aynı gibi gözüküyoruz. Dolayısıyla adam beni niye alsın? Ben bir dil biliyorsam, yanımdaki iki dil biliyor. Ben bir ülke gördüysem, yanımdaki altı ülke görmüş olabilir," diye yazmış.

Gençler dergi okumayı seviyor, farklılık arıyorlar

Gençlerin gözünde Türkçe sözlü rock müzikte Mor ve Ötesi ile Şebnem Ferah yükselişte. Teoman ise düşüşte. Mor ve Ötesi son albümü ve pantolon ceket takımıyla beğeni kazanmış. Verdikleri demeçler nedeniyle gençlerin gözünde 'düzgün, aklı başında'lar. En çok dinlenen rap'çi ise Ceza. Kim samimiyse o revaçta. Artık 'hırçın' bulunan Cem Yılmaz düşüşe geçmiş. Gençler arasında farklılık kabul görüyor. Özellikle Okan Bayülgen aykırı tavırlarıyla beğeni topluyor ve taklit ediliyor. Gençler, zeki ve içinde espri buldukları şeyleri ve kişileri seviyorlar. Mesela Gülse Birsel. Mizah dergisi Penguen için "Koca bir hayatı iki kareye esprili bir biçimde sığdıracak kadar zekiler," yorumu yapılmış. Daha çok kızlar okuyor. Elif Şafak, Nazım Hikmet, Michel Foucault ön planda. Erkekler ise araştırma kitaplarına meraklı. İki cins de dergici. Penguen, Kemik, Lemanyak, Leman, Gırgır'ı zeki buluyorlar. Metin Üstündağ'ın Pazar Sevişgenleri'ni karşı cinsle ilişkileri anlattığı için ilginç buluyorlar.

Beş tip genç

Nurhan Keeler, araştırmasına katılan 600 genci gruplandırdığında ortaya beş tip genç çıkmış:

Falsız kalma'cılar % 18: İstanbul, Ankara ve İzmir dışındaki kentlerin dışındaki gençler. Bunların yüzde 75'ini genç kızlar oluşturuyor. Parayı en çok giyime harcıyorlar, en sevdikleri eşyaları cep telefonu. Aile değerlerine bağlılar, ama hayatla da ilgili kaygıları var. Fala aşırı meraklılar.

Kronik depresifler % 15: En memnuniyetsiz grup, çünkü umut edebilecekleri, onlara kapıyı aralayabilecek donanımları yok. Çoğunluğu 18 yaş üstü erkekler. Sigaraya en çok para harcayan bu grup. Televizyon bağımlısılar. Pop müzik ve arabesk dinliyorlar. Müslüm Gürses ve Ahmet Kaya'ya hayranlar.

Tırtıllar %17: Onlar için en önemli şey, özgürlükleri. 18 yaş üstündeler, gazete okuyorlar. Entelektüeller. Wireless (kablosuz) olmak istiyorlar. Cinsellikten, felsefeden konuşuyorlar, politikayla ilgililer. Ekonomik durumları iyi, dolasıyla kitap alabiliyor ve gezebiliyorlar. Mor ve Ötesi, Civan Hoca, Manga'yı dinliyorlar.

Bardak tabii dolu'cular % 32: Bunlar pembe gözlüklüler. Üst sosyo ekonomik sınıfa dahiller. İyi okullarda okuyorlar. Eğitim sistemi, aileleri, arkadaşları ve yaşadıkları hayattan memnunlar. Çünkü önlerine dolu bardak konulmuş.

Böyle iyi'ciler % 18: Kırsal kesimdeki gençler. Sosyal kesimlerini ve sosyal rollerini sorgulamadıkları için onlar 'böyle iyici'ler'. Hallerinden şikâyet etmiyorlar. Olanla yetiniyorlar. Ya anneyi ya da babayı model alıyorlar. Hande Yener'i de seviyorlar Yıldız Tilbe'yi de... 


Kaynak: Radikal

 


YAZAR HAKKINDA BİLGİ

Mehmet Karaarslan, 1983 Marmaris doğumlu. İstanbul Bilgi Üniversitesi TV Gazetecilik bölümü mezunu. İstanbul'da yaşıyor. İndigo Dergisi'nin kurucusu ve yayın yönetmeni. 2003 yılından beri aktif olarak İndigo fenomeniyle ilgileniyor. Dünyanın olumlu yönde değişimi için, dördüncü kuvvet olarak nitelendirilen medyayı araç olarak kullanıyor. Sosyal sorumluluk odaklı çalışıyor. Detaylı Bilgi


HABERLER

 

 

Sivil Toplum Bilinci


Aile Hekimliği 10 İlde daha Hayata Geçiyor


AIDS Üzerine Strecker Muhtırası


Avrupa Birliği Sürecinde Türkiye: Ekonomi


BİRGİ Korunması Gereken Bir Kültürel Miras


Yaratıcılık Çocuklukta Öğrenilen Bir Alışkanlık


Türkiye'nin Belgesel Kanalı İZ TV


Diş Rahatsızlıkları Böbrek ve Kalp Yetmezliğine Sebep Olabiliyor


Gençler Gelecekten Korkuyor Mu?


İşte Karşınızda Windows Vista


2005’in İlginç Buluşları

 

KÖŞE YAZARLARI

Doruk Oğuz

İnternet ve Bilincin Dönüşümü 


Deniz Onur

Dikkat Canavar Var!


Funda Umut Pakkal

Değerleri Kaybetmek, Kaybedildiğini Görmek


Rüya Yüksel

An Ve Zaman


Meltem Bingöl

Sonsuzluğa Açılan Kapı


Beyaz Özbalçık

Aşkla Niyaz Ederim


Tuğba Kavas

Sevgi 

f


Anasayfa   Blog    Kurumsal   Reklam   Arşiv   Arama   İstatistikler   Forum   Bağlantılar   Röportajlar

Gündem      Dünya   İnsan   Sağlık   Kültür Sanat   Çocuk   Eğitim   Çevre   Bilim   Astroloji   Duyurular    İndigo

 

2005-2008 © İndigo Dergisi

İndigo Dergisi, FSEK ve TCK uyarınca koruma altındadır.

Yazar adı ve yazı linkini kaynak göstermek suretiyle alıntı yapabilirsiniz.

Dergimiz en iyi 1280x800 pikselde görüntülenir.

İçerik Politikası | Kurumsal | Reklam

Son Güncelleme:  8 Eylül 2008 TSİ 01:00