Sayı 37|EKİM 2008         Reklam | Anasayfa | Blog | Kurumsal | Gündem | Röportajlar | Dünya | İnsan |  Sağlık | Kültür Sanat | Çocuk | Eğitim | Çevre | Bilim

Share Facebook


Tamamen gönüllülük ilkesiyle yürütülen İndigo Dergisi’ne katkı sağlamak isterseniz reklamlarımıza tıklayabilirsiniz.

Okuyucularımıza teşekkür ederiz.

 

DUYURU!

Gazeteciliğe

hevesli misiniz?

İndigo Dergisi, muhabir ve editörler aramaktadır. Detaylı Bilgi

 

ANNOUNCEMENT!

International Edition of Indigo Magazine is looking for columnists and editors.

click for more information

 

Indigo Community

Facebook'ta faaliyet gosteren uluslararası bir indigo network grubudur.

Katılmak icin tıklayın

 

İndigo Dergisi’ni

Açılış sayfanız yapın

 

 


 

 

Sonbahar

Yazar: Yasin Sarı


Zamanla Dans

Yazar: Fehmi Özçelik


Ahh Sevgili Aşkın Çok Güzel

Yazar: Hale Karaarslan

 

 

 

 

 

Haber: Mehmet Karaarslan

Priştine, Kosova - 19 Şubat 2008 TSİ 06:00

Bağımsız Kosova

17 Şubat’ta bağımsızlığını ilan eden Kosova; ABD, İngiltere ve Türkiye’nin yanı sıra, bazı Avrupa Birliği ülkeleri tarafından da resmen tanındı. Karara sert tepki gösteren Sırbistan ise, Kosova’yı tanıyan ülkelerdeki büyükelçilerini geri çağırdı.

Bağımsızlığa giden yolda büyük acılar çeken, büyük kayıplar veren Kosovalı Arnavutlar haklı bir sevinç içinde ilk günü kutlamayla geçirdi. Uluslararası toplumdan tanınma bekliyorlar. Bağımsızlık surecinde onlara en açık desteği veren ABD ve en yakın müttefikleri Arnavutluk dâhil diğer dost ülkeler şimdilik tebrikle yetiniyorlar. Bağımsız Kosova’yı ilk tanıyan ülke, ABD’nin egemenliğini sürdürdüğü Afganistan oldu. Başta Sırbistan ve Rusya olmak üzere az sayıda da olsa Kosova’nın bu adımını yasadışı ilan eden ülkeler de var. Zira tek taraflı bağımsızlık ilanı, Birleşmiş Milletlerin, ulusların toprak bütünlüğünü koruma ilkesiyle çeliştiği için Kosova’nın durumu uluslararası hukuk nezdinde zorlu görünüyor.

 Kosova’nın bağımsızlığını ilan etmesiyle birlikte bazı ülkeler, bu ülkeyi tanıyacağını açıklarken; bazıları karara sert tepki gösterdi. Kimi ülkeler ise Kosova ile ilgili karar vermek için süre istedi. Bağımsızlık kararına karşı çıkan Sırbistan, Kosova’yı tanıyan ülkelerdeki büyükelçilerine ülkeye “geri dön” talimatı verdi.

BM Güvenlik Konseyi, Kosova meclisinin bağımsızlığını ilan etmesinin ardından Sırbistan’ın isteğiyle düzenlediği 2. acil toplantısında da yine uzlaşmaya varamadı. Konsey, ne bir ortak açıklama ne de bir karar tasarısı kabul edebildi.

 Boris Tadiç:
Kosova’yı asla tanımayacağız

Toplantıda 2 kez söz alan Sırbistan Devlet Başkanı Boris Tadiç, Konsey üyelerine seslenerek “Eğer bu gayrimeşru harekete bugün göz yumarsanız yarın sizin ülkenizde aynı tür bağımsızlık ilanları olmayacağına kim garanti verebilir?” dedi. Tadiç, Kosova’nın bağımsızlığını hiçbir zaman tanımayacaklarını vurgulayarak, bu hareketin çağdaş uluslararası sistemin ilkelerini tamamıyla ihlal ettiği görüşünü savundu. Tadiç, Kosova’nın bağımsızlığını kabul eden ülkelerin Sırbistan’a dost eli uzatmadıklarını belirterek, Avrupa’nın demokratik bir ülkesi olarak meşru haklarını barışçıl bir biçimde sonuna dek savunacaklarını bildirdi. Tadiç, eski Yugoslavya’da 1990’larda yaşananlardan dolayı kendisinin özür dilediğini, bugün Sırbistan’da çok başka bir yönetimin bulunduğunu, ancak Sırplar’dan kimsenin özür dilemediğini kaydetti.

 Ki-Mun her iki tarafa da hoşgörü çağrısı yaptı

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki-Mun ise BM’nin 1244 sayılı kararının Kosova’da yasal temel oluşturmayı sürdüreceğini belirterek, tarafları şiddetten uzak durmaya çağırdı. Ban, “Bağımsızlık ilanının yasal olup olmadığıyla ilgili ise yorum yapamam” dedi. Kosova’da yaşayan nüfusun güvenliğini sağlamaya çalışacaklarını belirten Ban, BM Kosova Misyonu’nun (UNMIK) ülkede görev yapmayı sürdüreceğini söyledi. ABD’nin BM Daimi Temsilcisi Büyükelçi Zalmay Halilzad ise, üye ülkelerin yapması gerekenin Sırbistan ile Kosova arasında normal ilişkilerin oluşmasının sağlanması olduğunu vurguladı.

Kosova’nın acı dolu geçmişi

Yıllardır bağımsızlık bekleyen Kosova, 14’ncü yüzyılda Sırp İmparatorluğu’nun merkeziydi. Barış içinde geçen 500 yıllık Osmanlı İmparatorluğu döneminin ardından yeniden Sırp hâkimiyetine girdi. 1990’lı yılların sonunda Sırp güçlerinin katliamlarıyla kan gölüne dönen Kosova, NATO operasyonu sonrasında 9 yıldır Birleşmiş Billetler gözetimindeydi. İşte Kosova’nın hep mücadeleyle geçen hareketli tarihi... 

Balkanların tam göbeğinde yer alan Kosova, 14’üncü yüzyıla kadar Sırp İmparatorluğu’nun merkezi oldu. Slavlarla Arnavutların birlikte yaşadığı bu bölge, 1389’da Sırpların büyük bir yenilgiye uğradığı Kosova Savaşı’nın ardından Osmanlı hâkimiyetine girdi.

Sırplar bu yenilgiyi hiç unutmadı, savaşın kaybedildiği tarih Sırp milliyetçiliğinin milatlarından biri oldu. Osmanlı yönetiminde Arnavutların çoğunluğa sahip olduğu Kosova, I. Dünya Savaşı’ndan hemen önce 1913’te yeniden Sırpların kontrolüne geçti, ardından Yugoslavya’nın bir parçası oldu.

1974’e gelindiğinde Kosovalı Arnavutlara özerklik tanındı ama dönemin Yugoslavya lideri Slobodan Miloşeviç 15 yıl sonra, hem de Osmanlı yenilgisinin 600’ncü yıldönümünde Kosova’nın özerkliğini geri aldı. Miloşeviç’in hamlesi Kosova’yı savaşa götüren sürecin de başlangıcı oldu.

1991’te ilan ettikleri tek taraflı bağımsızlık yankı bulmayınca Arnavut liderler önce pasif direniş başlattı, ardından da Kosova Kurtuluş Ordusu Sırp hedeflerine yönelik saldırılar düzenledi. Saldırıları, büyük ve şiddetli bir Sırp askeri harekatı takip etti.

1992-1995 yıllarındaki Bosna savaşıyla kan gölüne dönen Balkanlar, yaklaşık 3 yıllık bir aradan sonra yeni katliamlara tanıklık etti.

Sırpların saldırılarında yaklaşık 10 bin Kosovalı Arnavut hayatını kaybetti. Arnavut nüfusun yarısı, yaklaşık 800 bin kişi, Arnavutluk, Makedonya ve Karadağ’a sığındı. Bir bölümüyse çatışmalar sona erene dek Türkiye’deki kamplarda kaldı.

Soykırıma göz yumuldu

Bosna’daki katliamlara seyirci kalan uluslararası toplum, bu kez Kosova’da etnik temizliğe doğru giden gelişmelere göz yumdu.

Yapılan görüşmelerde Miloşeviç’in geri adım atmamasının ardından Mart 1999’da NATO uçakları Sırp hedeflerini vurmaya başladı. 1999 yazında Kosova’dan çekilen Sırp güçlerinin yerini 100 bin NATO askeri aldı. Kosova, artık Birleşmiş Milletler kontrolündeydi.

Savaş sona ermişti ancak idari anlamda belirsizlik yıllarca sürdü. 2001’de düzenlenen seçimlerin ardından oluşan parlamento, 2002’de “Balkanların Gandi’si” olarak bilinen “İbrahim Rugova’yı” başkan olarak seçti. Ancak, hala yönetim Birleşmiş Milletler’de, egemenlik haklarıysa Belgrad’daydı. Bu dönemde Sırbistan’da çalkantılı bir süreçten geçiyordu, 2001’de Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi’ne teslim edilen Miloşeviç, 2006’da yargı süreci tamamlanmadan öldü.

 

Yeni sırp yönetimi, 2004’te Kosova’ya geniş özerklik tanınmasını önerdi ve bu pozisyonunu uluslararası toplumun arabuluculuğunda, Kosova’nın nihai statüsünün belirlenmesi için 2005’te başlatılan görüşmelerde de korudu. Ancak yıllarca bağımsızlık peşinde koşan Kosovalı Arnavutlar özerkliği yeterli görmedi. Ocak 2006’da kansere yenik düşen İbrahim Rugova ise, ömrünün büyük bölümünü adadığı mücadelesinin bağımsızlık ilanıyla sonuçlandığına tanık olamadı. Taraflarla yaptığı temasların ardından Birleşmiş Milletler’in Kosova özel temsilcisi Martti Ahtisari, Nisan 2006’da Kosova’ya uluslararası denetim altında bağımsızlık öngören planını açıkladı.

Rusya ve Sırbistan’ın plana muhalefetinin ardından, Sırplarla Kosovalı Arnavutlar arasında uzlaşma için yıl sonuna kadar süren yeni bir müzakere süreci başlatıldı.

Son fırsat olarak gösterilen müzakereler 2007 Aralık’ında uzlaşma olmadan sona erdi. Ve, yaşadıkları ekonomik sıkıntıları siyasi belirsizlikten kaynaklandığına inanan Kosovalı Arnavutlar, daha fazla beklemeyerek bağımsızlık adımı atmaya karar verdi.

Kosova, geçen kasım ayındaki seçimi kazanarak başbakanlık koltuğuna oturan Kurtuluş Ordusu’nun eski komutanı Haşim Taçi ve başkan seçilen Fatmir Seydiu liderliğinde bağımsızlığını ilan etti.

Kosova’nın Türk Nüfusu

Yugoslav topraklarında Türk varlığı; Avar, Peçenek, Oğuz ve Kuman kavimlerinin göçleriyle 5. yüzyıla kadar uzanır. Sistematik yerleşim ise 14. yüzyılda Osmanlı fetihleriyle başlar. 1389’da Osmanlı Devleti, Sırpları mağlup ederek Kosova’yı ele geçirdi. Osmanlı geleneğine göre buraya hemen Türkler yerleştirildi. 1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı sonrasında bölgedeki Osmanlı hakimiyeti zayıfladı. Türkler gittikçe azınlık durumuna düştüler. 1913’te Kosova, Sırbistan topraklarına katıldı. O tarihten bu  yana ve halen Kosova hukuken Sırbistan-Karadağ’ın bir parçasıdır.

Bölgede Osmanlı mirasının halen canlı olmasına rağmen Türk nüfusu beklenilenden daha azdır: 15 ila 20 bin kişi. Ancak Kosova’da bireylerin milli kimlik beyanları sayımların yapıldığı dönemlere ve bu dönemlerdeki siyasi koşullara bağlıdır.

1948 genel sayımı ile 1953 genel sayımı karşılaştırıldığında Kosovalı Türk nüfusunun ilkinde sadece 1300 kişi olarak kaydedildiği, ikincisinde ise bu rakamın birdenbire 35.000’ e fırladığı görülür. Soğuk Savaşın başlangıcı olan 1948 tarihinde, Kosovalı Türkler, Yugoslav komünist yönetimi tarafından “şüpheli” sayılıyordu. Bu yüzden Türkler kendilerini Arnavut olarak kaydettirdi. 1953’te ise Yugoslavya-Türkiye ilişkileri yumuşarken bu sefer Yugoslavya-Arnavutluk ilişkileri gerginleşmişti. Bu sefer Arnavutlar şüpheli idi. Türkler, Türkiye’ye göç etmelerine izin verilmesi için kendilerini Türk olarak kaydettirdiler. 1991’de Türkler, Arnavutların asimilasyon teşebbüsleri ile karşı karşıyaydı. Sayım sırasında 12 Türk sayım görevlisi Arnavut baskısına dayanamayarak istifa etti. Bu sayım, Türk nüfusunu 12.000 olarak belirledi. 2000 yılında Türkler, AGİT’in düzenlediği genel sayımı boykot etti. Bunun sebebi, Türklerin, anadillerinin Kosova’nın resmi dillerinden biri olarak tanınması yönündeki talepleriydi. Bu ayrıcalık, 1974 Yugoslav Anayasası tarafından verilmiş, 1989’da Miloseviç tarafından kaldırılmıştı. Sonuç olarak AGİT istatistikleri Türk nüfusunu tahmini 15 ila 20 bin arasında göstermiştir.

Her ne kadar kesin bir rakam verilemese de birçok kaynak Kosovalı Türklerin nüfusunu 50 ila 80 bin arasında tahmin etmektedir. Her şıkta Kosovalı Türk nüfusu, resmi sayımlarda gösterilenden daha çoktur. Kosova’da Türk azınlık Prizren, Sancak, Mamuşa, Gilan, Priştine, Mitroviça ve Dohırçan’da yaşamaktadır.

1389 ile 1913 tarihleri arasında Türkler, hakim milletin mensupları olarak, Kosova’da barış içinde yaşadılar. 1913 sonrası ise önce Sırpların daha sonra Arnavutların asimilasyon baskılarına maruz kaldılar.

Sırpların Slavlaştırma politikası

Bağımsızlığını 1878 Berlin Antlaşması ile elde eden Sırbistan, yeni topraklarını slavlaştırmaya başladı. Bu topraklara 1913’ten sonra Kosova da katıldı. Slavlaştırma demek, kendisini “Osmanlı”, “Türk” ya da “Müslüman” olarak tanımlayan herkesi her türlü yola başvurarak çekilen imparatorluk sınırları içine zorla göç ettirmekti. Balkan Savaşları sırasında ve sonrasında, imparatorluk başkentine kitlesel göçler yaşandı. İstanbul uzun süre gelen muhacirleri nereye yerleştireceğini bilemedi. Bu savaşlardan önce Balkanlarda 2 milyon 315 bin Türk yaşamaktaydı. 1913 itibariyle sadece 1 milyon 682 bin kişi İstanbul’a sığınmıştı. Geriye kalan 633.000 kişiye ne olduğunu ise -Leon Troçki dışında- kimse sormadı. İstatistikler bilgi vermese de Kosova’nın en çok acı çekmiş bölgelerden biri olduğuna şüphe yoktur.

1930’larda Türklerin sahip olduğu topraklara millileştirme amacıyla el konuldu. Türkiye Cumhuriyetinin kurulduğu 1923 ile 1939 tarihleri arasında 120.000 Türk, Yugoslavya’dan yeni Türk Devletine göç etti.

Kosovalı Türklerin, İkinci Dünya Savaşı sırasında Tito’nun direniş gruplarında Nazilere karşı savaştığı bilinmektedir. 1945’ten sonra Türklerin komünist Yugoslavya Federasyonunu terk etmelerine izin verilmedi. Sebep, bu göçlerin Batı tarafından komünizmden kaçış olarak yorumlanmasını engellemekti.

1956-1960 arası Türkler, silahları toplama kampanyası adı altında ağır baskılara maruz kaldılar. Sonuçta 1945-1968 arası 175.000 kişi Türkiye’ye göç etti. 1968-1991 arası Türkler, Arnavutların asimilasyon baskılarına maruz kaldılar. Bilhassa 1974’te Kosova’ya özerk statü verilmesi ile Kosovalı Müslüman Arnavutlar, bölgedeki diğer tüm Müslüman etnileri (Türkler, Müslüman Çingeneler, Pomaklar ve Boşnaklar) asimile etme çabasına girdiler. Örneğin Türkleri, Sırp okullarını boykot etmeye zorladılar. Bu boykota uymayan Türklere, “Miloş” ismi takılıyordu. Hatta bazı Türkler fiziki şiddete maruz kaldı. Türklerin Arnavut baskısından Miloseviç’in Kosova’nın özerk statüsünü kaldırması ile kurtulmaları ironiktir.

Türkler ile Sırpların husumetinin geçmişi 14. yüzyıla dek uzanır. Bu tarihi husumet ile Türklerin Kosovalı Arnavutlarla olan din müşterekliği, Türkleri, 1990’larda NATO’nun ateşli destekçileri yapmıştır. Türkiye, krizden kaçanları kabul etmiş, 20.000’in üzerinde mülteciyi barındırmıştır. Savaştan sonra bu mülteciler evlerine dönmüştür.

Yugoslavya’dan bağımsızlığını ilan eden altıncı devlet

1999'daki NATO operasyonu ile Sırbistan'ın yönetiminden fiilen kopan Kosova, bağımsızlık ilanının ardından, Slovenya, Hırvatistan, Makedonya, Bosna ve Karadağ ile birlikte eski Yugoslavya topraklarından doğan 6. devlet oldu. Dört aylık bir geçiş dönemiyle, AB'nin görevlendirdiği polis, yargı ve sivil yönetim misyonu, 1999'dan bu yana Kosova'da bulunan BM yönetiminden görevi devralıyor.


YAZAR HAKKINDA BİLGİ

Mehmet Karaarslan, 1983 Marmaris doğumlu. İstanbul Bilgi Üniversitesi, Televizyon Gazeteciliği; Habercilik ve Programcılık bölümü mezunu. Texas A&M University’de İletişim üzerine öğrenimine devam ediyor. Kurucusu olduğu İndigo Dergisi'nin yayıncılığını ve genel yayın yönetmenliğini yapıyor. Dünyanın olumlu yönde değişimi için, dördüncü kuvvet olarak nitelendirilen medyayı araç olarak kullanıyor. Sosyal sorumluluk odaklı çalışıyor. Detaylı Bilgi


Daha hızlı internet ve sayfaların en iyi görüntüsü için alttaki kutuya tıklayarak Firefox’u yüklemenizi tavsiye ederiz.

 


Gönüllülük ilkesiyle yürütülen İndigo Dergisi’ne katkı sağlamak isterseniz reklamlarımıza tıklayabilirsiniz.

 

YAZILAR

Tanrının Zerrecikleri


Manyetik Kent Manisa


Mars’a Yaklaşan Meteor


1 YTL Ver 1 Film Çekeyim


Kuantum Sıçraması


“Şekilsel” Türbanın Yozlaşması


Client ile Yüzde Yüz Müşteri Memnuniyeti


Türk Dil Yurdu Projesi


Fransa’nın Kuzey Şehri "Lille"


İndigo Nörolojisi


Okul Öncesi Eğitim Kurumlarında Ahlâk


Futbolcu Robotların Büyük Gösterisi


Açmazlarda Özgür Seçimler 


Sylvia Plath


İndigoların Gizli Dünyası


Zamanı Böldük ‘Yeni Yıl’ dedik


Savaş


Bir Kente Ait Olmak-2


Nasıl Görmek İstiyorsanız O Şekilde Bırakınız


Bu Gerçek Sevgi Mi?


En Son Ne Zaman Doğdun?


Sevgiliye Mektuplar


Düşlerimdeki Yaşam - 6


Bir Gül’ün Yaprakları


Pasur!


Korku Tüneli


Acı Kahve, Kar ve Tarçın


Arka Sokaklar


Rhiannon


Bizim Kavgamız


Okyanus


Bahane


denemelerneyseo


Diğer Sen

f


Anasayfa   Blog    Kurumsal   Reklam   Arşiv   Arama   İstatistikler   Forum   Bağlantılar   Röportajlar

Gündem      Dünya   İnsan   Sağlık   Kültür Sanat   Çocuk   Eğitim   Çevre   Bilim   Astroloji   Duyurular    İndigo

 

2005-2008 © İndigo Dergisi

İndigo Dergisi, FSEK ve TCK uyarınca koruma altındadır.

Yazar adı ve yazı linkini kaynak göstermek suretiyle alıntı yapabilirsiniz.

Dergimiz en iyi 1280x800 pikselde görüntülenir.

İçerik Politikası | Kurumsal | Reklam

Son Güncelleme:  6 Ekim 2008 TSİ 07:25