|
Haber: Mehmet Karaarslan
Priştine, Kosova - 19 Şubat 2008 TSİ 06:00
Bağımsız Kosova
17 Şubat’ta bağımsızlığını
ilan eden Kosova; ABD, İngiltere ve Türkiye’nin yanı sıra, bazı Avrupa
Birliği ülkeleri tarafından da resmen tanındı. Karara sert tepki gösteren
Sırbistan ise, Kosova’yı tanıyan ülkelerdeki büyükelçilerini geri çağırdı.
Bağımsızlığa giden yolda
büyük acılar çeken, büyük kayıplar veren Kosovalı Arnavutlar haklı bir
sevinç içinde ilk günü kutlamayla geçirdi. Uluslararası toplumdan tanınma
bekliyorlar. Bağımsızlık surecinde onlara en açık desteği veren ABD ve en
yakın müttefikleri Arnavutluk dâhil diğer dost ülkeler şimdilik tebrikle
yetiniyorlar. Bağımsız Kosova’yı ilk tanıyan ülke, ABD’nin egemenliğini
sürdürdüğü Afganistan oldu. Başta Sırbistan ve Rusya olmak üzere az sayıda
da olsa Kosova’nın bu adımını yasadışı ilan eden ülkeler de var. Zira tek
taraflı bağımsızlık ilanı, Birleşmiş Milletlerin, ulusların toprak
bütünlüğünü koruma ilkesiyle çeliştiği için Kosova’nın durumu uluslararası
hukuk nezdinde zorlu görünüyor.
.jpg)
Kosova’nın bağımsızlığını ilan etmesiyle
birlikte bazı ülkeler, bu ülkeyi tanıyacağını açıklarken; bazıları karara
sert tepki gösterdi. Kimi ülkeler ise Kosova ile ilgili karar vermek için
süre istedi. Bağımsızlık kararına karşı çıkan Sırbistan, Kosova’yı tanıyan
ülkelerdeki büyükelçilerine ülkeye “geri dön” talimatı verdi.
BM Güvenlik Konseyi,
Kosova meclisinin bağımsızlığını ilan etmesinin ardından Sırbistan’ın
isteğiyle düzenlediği 2. acil toplantısında da yine uzlaşmaya varamadı.
Konsey, ne bir ortak açıklama ne de bir karar tasarısı kabul edebildi.
Boris Tadiç:
Kosova’yı asla tanımayacağız
Toplantıda 2 kez söz alan
Sırbistan Devlet Başkanı Boris Tadiç, Konsey üyelerine seslenerek “Eğer bu
gayrimeşru harekete bugün göz yumarsanız yarın sizin ülkenizde aynı tür
bağımsızlık ilanları olmayacağına kim garanti verebilir?” dedi. Tadiç,
Kosova’nın bağımsızlığını hiçbir zaman tanımayacaklarını vurgulayarak, bu
hareketin çağdaş uluslararası sistemin ilkelerini tamamıyla ihlal ettiği
görüşünü savundu. Tadiç, Kosova’nın bağımsızlığını kabul eden ülkelerin
Sırbistan’a dost eli uzatmadıklarını belirterek, Avrupa’nın demokratik bir
ülkesi olarak meşru haklarını barışçıl bir biçimde sonuna dek
savunacaklarını bildirdi. Tadiç, eski Yugoslavya’da 1990’larda yaşananlardan
dolayı kendisinin özür dilediğini, bugün Sırbistan’da çok başka bir
yönetimin bulunduğunu, ancak Sırplar’dan kimsenin özür dilemediğini
kaydetti.
Ki-Mun her iki tarafa da hoşgörü çağrısı yaptı
Birleşmiş Milletler Genel
Sekreteri Ban Ki-Mun ise BM’nin 1244 sayılı kararının Kosova’da yasal temel
oluşturmayı sürdüreceğini belirterek, tarafları şiddetten uzak durmaya
çağırdı. Ban, “Bağımsızlık ilanının yasal olup olmadığıyla ilgili ise yorum
yapamam” dedi. Kosova’da yaşayan nüfusun güvenliğini sağlamaya
çalışacaklarını belirten Ban, BM Kosova Misyonu’nun (UNMIK) ülkede görev
yapmayı sürdüreceğini söyledi. ABD’nin BM Daimi Temsilcisi Büyükelçi Zalmay
Halilzad ise, üye ülkelerin yapması gerekenin Sırbistan ile Kosova arasında
normal ilişkilerin oluşmasının sağlanması olduğunu vurguladı.
Kosova’nın
acı dolu geçmişi
Yıllardır bağımsızlık bekleyen Kosova, 14’ncü yüzyılda Sırp
İmparatorluğu’nun merkeziydi. Barış içinde geçen 500 yıllık Osmanlı
İmparatorluğu döneminin ardından yeniden Sırp hâkimiyetine girdi. 1990’lı
yılların sonunda Sırp güçlerinin katliamlarıyla kan gölüne dönen Kosova,
NATO operasyonu sonrasında 9 yıldır Birleşmiş Billetler gözetimindeydi. İşte
Kosova’nın hep mücadeleyle geçen hareketli tarihi...
Balkanların tam göbeğinde
yer alan Kosova, 14’üncü yüzyıla kadar Sırp İmparatorluğu’nun merkezi oldu.
Slavlarla Arnavutların birlikte yaşadığı bu bölge, 1389’da Sırpların büyük
bir yenilgiye uğradığı Kosova Savaşı’nın ardından Osmanlı hâkimiyetine
girdi.

Sırplar bu yenilgiyi hiç
unutmadı, savaşın kaybedildiği tarih Sırp milliyetçiliğinin milatlarından
biri oldu. Osmanlı yönetiminde Arnavutların çoğunluğa sahip olduğu Kosova,
I. Dünya Savaşı’ndan hemen önce 1913’te yeniden Sırpların kontrolüne geçti,
ardından Yugoslavya’nın bir parçası oldu.
1974’e gelindiğinde
Kosovalı Arnavutlara özerklik tanındı ama dönemin Yugoslavya lideri Slobodan
Miloşeviç 15 yıl sonra, hem de Osmanlı yenilgisinin 600’ncü yıldönümünde
Kosova’nın özerkliğini geri aldı. Miloşeviç’in hamlesi Kosova’yı savaşa
götüren sürecin de başlangıcı oldu.
1991’te
ilan ettikleri tek taraflı bağımsızlık yankı bulmayınca Arnavut liderler
önce pasif direniş başlattı, ardından da Kosova Kurtuluş Ordusu Sırp
hedeflerine yönelik saldırılar düzenledi. Saldırıları, büyük ve şiddetli bir
Sırp askeri harekatı takip etti.
1992-1995 yıllarındaki
Bosna savaşıyla kan gölüne dönen Balkanlar, yaklaşık 3 yıllık bir
aradan sonra yeni katliamlara tanıklık etti.
Sırpların saldırılarında
yaklaşık 10 bin Kosovalı Arnavut hayatını kaybetti. Arnavut nüfusun yarısı,
yaklaşık 800 bin kişi, Arnavutluk, Makedonya ve Karadağ’a sığındı. Bir
bölümüyse çatışmalar sona erene dek Türkiye’deki kamplarda kaldı.
Soykırıma
göz yumuldu
Bosna’daki katliamlara seyirci
kalan uluslararası toplum, bu kez Kosova’da etnik temizliğe doğru giden
gelişmelere göz yumdu.
Yapılan görüşmelerde
Miloşeviç’in geri adım atmamasının ardından Mart 1999’da NATO uçakları Sırp
hedeflerini vurmaya başladı. 1999 yazında Kosova’dan çekilen Sırp güçlerinin
yerini 100 bin NATO askeri aldı. Kosova, artık Birleşmiş Milletler
kontrolündeydi.
Savaş sona ermişti ancak
idari anlamda belirsizlik yıllarca sürdü. 2001’de düzenlenen seçimlerin
ardından oluşan parlamento, 2002’de “Balkanların Gandi’si” olarak bilinen
“İbrahim Rugova’yı” başkan olarak seçti. Ancak, hala yönetim Birleşmiş
Milletler’de, egemenlik haklarıysa Belgrad’daydı. Bu dönemde Sırbistan’da
çalkantılı bir süreçten geçiyordu, 2001’de Uluslararası Savaş Suçları
Mahkemesi’ne teslim edilen Miloşeviç, 2006’da yargı süreci tamamlanmadan
öldü.
Yeni sırp yönetimi,
2004’te Kosova’ya geniş özerklik tanınmasını önerdi ve bu pozisyonunu
uluslararası toplumun arabuluculuğunda, Kosova’nın nihai statüsünün
belirlenmesi için 2005’te başlatılan görüşmelerde de korudu. Ancak yıllarca
bağımsızlık peşinde koşan Kosovalı Arnavutlar özerkliği yeterli görmedi.
Ocak 2006’da kansere yenik düşen İbrahim Rugova ise, ömrünün büyük bölümünü
adadığı mücadelesinin bağımsızlık ilanıyla sonuçlandığına tanık olamadı.
Taraflarla yaptığı temasların ardından Birleşmiş Milletler’in Kosova özel
temsilcisi Martti Ahtisari, Nisan 2006’da Kosova’ya uluslararası denetim
altında bağımsızlık öngören planını açıkladı.
Rusya ve Sırbistan’ın
plana muhalefetinin ardından, Sırplarla Kosovalı Arnavutlar arasında uzlaşma
için yıl sonuna kadar süren yeni bir müzakere süreci başlatıldı.
.jpg)
Son fırsat olarak
gösterilen müzakereler 2007 Aralık’ında uzlaşma olmadan sona erdi.
Ve, yaşadıkları ekonomik sıkıntıları siyasi belirsizlikten
kaynaklandığına inanan Kosovalı Arnavutlar, daha fazla beklemeyerek
bağımsızlık adımı atmaya karar verdi.
Kosova, geçen kasım
ayındaki seçimi kazanarak başbakanlık koltuğuna oturan Kurtuluş Ordusu’nun
eski komutanı Haşim Taçi ve başkan seçilen Fatmir Seydiu liderliğinde
bağımsızlığını ilan etti.
Kosova’nın
Türk Nüfusu
Yugoslav topraklarında
Türk varlığı; Avar, Peçenek, Oğuz ve Kuman kavimlerinin göçleriyle 5.
yüzyıla kadar uzanır. Sistematik yerleşim ise 14. yüzyılda Osmanlı
fetihleriyle başlar. 1389’da Osmanlı Devleti, Sırpları mağlup ederek
Kosova’yı ele geçirdi. Osmanlı geleneğine göre buraya hemen Türkler
yerleştirildi. 1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı sonrasında bölgedeki Osmanlı
hakimiyeti zayıfladı. Türkler gittikçe azınlık durumuna düştüler. 1913’te
Kosova, Sırbistan topraklarına katıldı. O tarihten bu
yana ve
halen Kosova hukuken Sırbistan-Karadağ’ın bir parçasıdır.
Bölgede Osmanlı mirasının
halen canlı olmasına rağmen Türk nüfusu beklenilenden daha azdır: 15 ila 20
bin kişi. Ancak Kosova’da bireylerin milli kimlik beyanları sayımların
yapıldığı dönemlere ve bu dönemlerdeki siyasi koşullara bağlıdır.
1948 genel sayımı ile
1953 genel sayımı karşılaştırıldığında Kosovalı Türk nüfusunun ilkinde
sadece 1300 kişi olarak kaydedildiği, ikincisinde ise bu rakamın birdenbire
35.000’ e fırladığı görülür. Soğuk Savaşın başlangıcı olan 1948 tarihinde,
Kosovalı Türkler, Yugoslav komünist yönetimi tarafından “şüpheli”
sayılıyordu. Bu yüzden Türkler kendilerini Arnavut olarak kaydettirdi.
1953’te ise Yugoslavya-Türkiye ilişkileri yumuşarken bu sefer
Yugoslavya-Arnavutluk ilişkileri gerginleşmişti. Bu sefer Arnavutlar şüpheli
idi. Türkler, Türkiye’ye göç etmelerine izin verilmesi için kendilerini Türk
olarak kaydettirdiler. 1991’de Türkler, Arnavutların asimilasyon
teşebbüsleri ile karşı karşıyaydı. Sayım sırasında 12 Türk sayım görevlisi
Arnavut baskısına dayanamayarak istifa etti. Bu sayım, Türk nüfusunu 12.000
olarak belirledi. 2000 yılında Türkler, AGİT’in düzenlediği genel sayımı
boykot etti. Bunun sebebi, Türklerin, anadillerinin Kosova’nın resmi
dillerinden biri olarak tanınması yönündeki talepleriydi. Bu ayrıcalık, 19 74
Yugoslav Anayasası tarafından verilmiş, 1989’da Miloseviç tarafından
kaldırılmıştı. Sonuç olarak AGİT istatistikleri Türk nüfusunu tahmini 15 ila
20 bin arasında göstermiştir.
Her ne kadar kesin bir
rakam verilemese de birçok kaynak Kosovalı Türklerin nüfusunu 50 ila 80 bin
arasında tahmin etmektedir. Her şıkta Kosovalı Türk nüfusu, resmi sayımlarda
gösterilenden daha çoktur. Kosova’da Türk azınlık Prizren, Sancak, Mamuşa,
Gilan, Priştine, Mitroviça ve Dohırçan’da yaşamaktadır.
1389 ile 1913 tarihleri
arasında Türkler, hakim milletin mensupları olarak, Kosova’da barış içinde
yaşadılar. 1913 sonrası ise önce Sırpların daha sonra Arnavutların
asimilasyon baskılarına maruz kaldılar.
Sırpların Slavlaştırma politikası
Bağımsızlığını 1878
Berlin Antlaşması ile elde eden Sırbistan, yeni topraklarını slavlaştırmaya
başladı. Bu topraklara 1913’ten sonra Kosova da katıldı. Slavlaştırma demek,
kendisini “Osmanlı”, “Türk” ya da “Müslüman” olarak tanımlayan herkesi her
türlü yola başvurarak çekilen imparatorluk sınırları içine zorla göç
ettirmekti. Balkan Savaşları sırasında ve sonrasında, imparatorluk
başkentine kitlesel göçler yaşandı. İstanbul uzun süre gelen muhacirleri
nereye yerleştireceğini bilemedi. Bu savaşlardan önce Balkanlarda 2 milyon
315 bin Türk yaşamaktaydı. 1913 itibariyle sadece 1 milyon 682 bin kişi
İstanbul’a sığınmıştı. Geriye kalan 633.000 kişiye ne olduğunu ise -Leon
Troçki dışında- kimse sormadı. İstatistikler bilgi vermese de Kosova’nın en
çok acı çekmiş bölgelerden biri olduğuna şüphe yoktur.
1930’larda Türklerin
sahip olduğu topraklara millileştirme amacıyla el konuldu. Türkiye
Cumhuriyetinin kurulduğu 1923 ile 1939 tarihleri arasında 120.000 Türk,
Yugoslavya’dan yeni Türk Devletine göç etti.
Kosovalı Türklerin,
İkinci Dünya Savaşı sırasında Tito’nun direniş gruplarında Nazilere karşı
savaştığı bilinmektedir. 1945’ten sonra Türklerin komünist Yugoslavya
Federasyonunu terk etmelerine izin verilmedi. Sebep, bu göçlerin Batı
tarafından komünizmden kaçış olarak yorumlanmasını engellemekti.
1956-1960
arası Türkler, silahları toplama kampanyası adı altında ağır baskılara maruz
kaldılar. Sonuçta 1945-1968 arası 175.000 kişi Türkiye’ye göç etti.
1968-1991 arası Türkler, Arnavutların asimilasyon baskılarına maruz
kaldılar. Bilhassa 1974’te Kosova’ya özerk statü verilmesi ile Kosovalı
Müslüman Arnavutlar, bölgedeki diğer tüm Müslüman etnileri (Türkler,
Müslüman Çingeneler, Pomaklar ve Boşnaklar) asimile etme çabasına girdiler.
Örneğin Türkleri, Sırp okullarını boykot etmeye zorladılar. Bu boykota
uymayan Türklere, “Miloş” ismi takılıyordu. Hatta bazı Türkler fiziki
şiddete maruz kaldı. Türklerin Arnavut baskısından Miloseviç’in Kosova’nın
özerk statüsünü kaldırması ile kurtulmaları ironiktir.
Türkler ile Sırpların
husumetinin geçmişi 14. yüzyıla dek uzanır. Bu tarihi husumet ile Türklerin
Kosovalı Arnavutlarla olan din müşterekliği, Türkleri, 1990’larda NATO’nun
ateşli destekçileri yapmıştır. Türkiye, krizden kaçanları kabul etmiş,
20.000’in üzerinde mülteciyi barındırmıştır. Savaştan sonra bu mülteciler
evlerine dönmüştür.
.jpg)
Yugoslavya’dan bağımsızlığını ilan eden
altıncı
devlet
1999'daki NATO operasyonu
ile Sırbistan'ın yönetiminden fiilen kopan Kosova, bağımsızlık ilanının
ardından, Slovenya, Hırvatistan, Makedonya, Bosna ve Karadağ ile birlikte
eski Yugoslavya topraklarından doğan 6. devlet oldu.
Dört aylık bir geçiş dönemiyle, AB'nin görevlendirdiği polis, yargı ve sivil
yönetim misyonu, 1999'dan bu yana Kosova'da bulunan BM yönetiminden görevi
devralıyor.
.jpg)
YAZAR
HAKKINDA BİLGİ
Mehmet Karaarslan, 1983 Marmaris doğumlu. İstanbul
Bilgi Üniversitesi, Televizyon Gazeteciliği; Habercilik ve
Programcılık bölümü mezunu. Texas A&M University’de İletişim
üzerine öğrenimine devam ediyor. Kurucusu olduğu İndigo
Dergisi'nin yayıncılığını ve genel yayın yönetmenliğini
yapıyor. Dünyanın olumlu yönde değişimi için, dördüncü
kuvvet olarak nitelendirilen medyayı araç olarak kullanıyor.
Sosyal sorumluluk odaklı çalışıyor.
Detaylı Bilgi
|